Arya Dinleyen Padişah

Rivayet olunur ki, Abdulhamid Han arya dinlemeyi çok severmiş. Gizliden bazen Avrupa'ya arya dinlemeye gidermiş. Ne var bunda değil mi? Simdi de bir komutanımız, Hava Kuvvetleri Komutanı golf oyanadığı için gündemde. Emrine bağlı birliklerin tümünde golf sahaları varmış. Cok severmiş komutan golf oynamasını. Arya dinleyen bir Abdulhamit Han ve golf oynayan bir hava kuvvetleri komutanı. Acaba aralarında nasıl bir fark var?

 

Gecen gün Ahmet Taşgetiren  Hakkari'de yeni kurulan bir universite rektör adayı için Cumhurbaskani Gül'e bir iki isim fısıldamakta idi yazısının sonunda. Eskiden bunu Hürriyet yazarı Oktay Ekşi  yapardı Ahmet Sezer icin . Şimdi o ise sevgili Taşgetiren ağabeyimiz el attı. Acaba aralarında nasıl bir fark var?

 

Nobel ödülü kazanan bir yazar ile kazanmayan arasinda ne fark vardır? Neden ihtiyar değirmenci Allah'a inanır düşunmeden diyen bir şair ile o ihtiyar değirmenci arasında nasil bir fark vardır acaba?  Kabe'de Kur'an okuyan Ebu Bekir'i gizlice dinleyen Mekkeli müşrikler ile Avrupaya gizlice arya dinlemeye giden bir hakan arasinda ne fark vardır acaba?

 

Kanaatimce bir hakanın arya dinlemesi ile bir komutanın golf oynaması arasında bir fark yoktur. Bir fark yoktur Nobel ödüllü bir yazar ile Nobel ödülsüz arasında. Hakkel yakın anlamında farkı farkedebilmek için nasıl bir entellektüel olduklarına bakmak lazım. Hem iki tür entellektüel vardır. Birisi yukarıdan aşağıya doğru gelir. Böyleleri nurun ala nurdur ve bu zamanda az bulunur. Onlar taa yüce dağların başında, engin kayalıkların arasından çıkan suyun menbaında bulunmuşlar, o sudan kana kana içmişlerdir. Sonra yolları aşağılara düşmüştür, Vadilerde, kırlarda, ovalarda dolaşmışlardır. Ne zaman aşağılardaki, menbaını o dağ başındaki kaynaktan alan bir dereden, bir ırmaktan veya bir pınardan su içse, o dağın başında içtiği menbaın tadını bulamaz. Der ki, buna başka maddeler karışmış, o dağın başındaki içtiğim suyun tadı yok der. Böyleleri aşağılarda dolaştıkça, o yukaridaki tadi hakkel yakin bildiği için divane olmaz. Başka maddeler karışmış der. Böyle entellektüellerin imanı aşağılarda dolaştıkça daha da inkişaf eder, nurun ala nur olur. Boyleleri Mühendis olmuş, çoban olmuş, işci olmuş, aşcı olmuş farketmez. Hakan olmuş, komutan olmuş, arya dinlemiş, golf oynamış, Nobel almış ya da almamış farketmez. Aşağılarda dolaşarak kainat kitabini okur. Şeytanın maskarası olmaz. Olsa da, şeytanın maskarası olduğunu bilir, ve geri çekilir, tövbe eder. Böyleleri hak aşıgıdır abi. Az bulunur bu zamanda.

 

Bir de asağılarda dolaşan entellektueller vardır. Böyleleri
bu zamanda çok bulunur. Hiç bir zaman o dağ başindaki suyun kaynağinda bulunmamışlardır. Duymuşlardır ama o tadı tadmamışlardır. Ne zaman aşağılardaki bir dereden su içseler nahoş olurlar. O duydukları tad için aynel yakın bir burhan, delil ararlar bulamazlar.
Boyle entellektüeller ordinarus profesor de olsalar, Nobel de alsalar, arya da dinleseler, golf te oynasalar avane avane asağılarda dolaşırlar. Şeytanın maskarası olurlar. Böyleleri bu zamanda bol bulunur.

 

Sami dedi ki neden bazı entellektueller o dağ başındaki menbaın kaynağında bulunmuşlar, o kaynaktan doya doya su içmişlerdir de bazı entellektüelleri duymuşlardır ama hiç o dağ başında bulunup o menbadan doya doya su içmemişlerdir.

 

Sukut edildi. Samiye cevap verilmedi.

 



 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum