Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

100 YIL ÖNCE KURULAN DERİN PLAN?

28.10.2011 12:08
Bugün yaşanılanlar aslında 100 yıl önce planlanmış büyük oyunun, büyük planın bir parçası. Bugün dünya politikasında önde gözükmese de perde arkasında hep o devlet var..!

İngiltere Türkiye'nin Kürt sorununu en yakından takip eden devlet. Ancak bu ilgileri sadece Türkiye ile sınırlı değil.

Kuzey Irak, Suriye ve İran'daki Kürtler de İngilizlerin ilgi odakları arasında. Bu büyük meraklarından, İngiltere'nin Kürtlerin yaşadığı 4 ülkeye, daha doğrusu tüm Ortadoğu'ya bütüncül yaklaştıkları anlaşılıyor.

Dünya kamuoyu, 19 Ekim'de Çukurca'da 24 erin şehit edildiği saldırıları ve sonrasındaki askeri operasyonları İngiliz haber ajansı REUTERS'in kuşatması altında öğrendi.

REUTERS İNGİLİZ POLİTİKALARININ TAKİPÇİSİ Mİ?

Şüphesiz REUTERS sadece haber vermedi ve PKK saldırılarının "İran ve Suriye kışkırtmasıyla" gerçekleştiriliyor olabileceğini kaydetti.

Suriye'de yaklaşık 1 senedir devam eden kanlı olaylar ve BATI'nın hala Suriye'ye müdahale etmediği düşünüldüğünde, REUTERS'in, uluslararası İngiliz politikalarının takipçisi olduğu değerlendirilebilir.

Yine yaygın bir kanaat de başta İngilizler BATI'nın, Suriye'yi etkisi altına alan Arap Baharı'ndan bir Kürt Baharı çıkarmaya çalıştıkları.

TARİH NE DİYOR?

İngilizlerin bölge Kürtlerine derin ilgisinin ve bu bölgedeki dominant etkisinin anlaşılabilmesi için biraz gerilere, İngilizlerin marifetiyle Musul'un Türkiye'den koparılma, Irak ve Suriye'nin İngilizler tarafından devlet haline getirilmeleri sürecine bakılması gerekiyor.

100 YILDIZ BU BÖLGEDELER

İngilizlerin en büyük parçası Türkiye toprakları içerisindeki Kürtlerin yaşadığı bölgeye ilgisi, yaklaşık 140 yıllık bir tarihi geçmişe sahip ve yaklaşık 100 yıldır bu bölgenin neredeyse tek egemenidir.

İşgal ettiği ve sömürge haline getirdiği hiçbir ülkeden çıkmayan ve İngiliz hegemonyasını sürdürmeyi başaran İngilizler, bu siyasetlerinin neticesi olarak Güneş Batmayan İmparatorluklarını kurdular.

İKİSİNİN DE GÖZÜ MUSUL'DAYDI

20. yy'a gelirken dünyanın en güçlü iki devleti İngiltere ve Almanya dünyanın her tarafında amansız bir petrol kaynaklarını elde etme mücadelesi veriyorlardı. Her iki devlet de Osmanlı topraklarındaki Musul'u istiyordu.

MUSUL'U BÖYLE KORUMUŞTU

Abdülhamit II.'nin saltanatı da (1876-1908) işte tam bu petrol mücadelesinin verildiği dönemdir. Tahta çıktığı günden itibaren İngiliz ve Almanların petrol imtiyaz talepleri ile karşılaşan ve 14 yıl oyalayan Sultan, 1890'da Musul'u Melalik-i Şahane (Padişah'ın şahsi malı) ilan eder.

Bu karar neticesinde iki devlet de 1908'de İttihatçıların Hamit Han'ı tahtan indirmesine kadar Musul'daki hedeflerinden uzaklaştırılırlar.

SINIRLARIMIZ İNGİLİZLER TARAFINDAN ÇİZİLDİ

I. Dünya Savaşı'nda İngiltere rakibi Almanya'yı yere serip petrol mücadelesinde tek başına kalınca Osmanlı toprağı Ortadoğu'da tek söz sahibi ve Mimar'ı oldu. Ortadoğu'daki devletler ve sınırları -Türkiye ve İran dahil- İngiliz Başbakanları ve askerleri tarafından çizildi.

Savaşın bir diğer sonucu da Almanya'nın yerini Fransa almasıydı. Bu arada Rusya Bolşevik isyanıyla sonuçlanacak iç karışıklıklarla meşgul ve ABD henüz dünya siyaset sahnesinde yerini almamıştı.

Yaklaşık 400 yıl Osmanlı toprağı olan Arap yarımadasında, I. Dünya Savaşı sonucunda, İngilizler, ilk başta 4 devlet ve 1 özerk bölge meydana getirdiler.
Bunlar Irak, Suriye, Ürdün, Lübnan ve Filistin İngiliz Bölgesidir. İngilizler bundan önce de Arap yarımadasını Suudi Şeyh Abdülaziz ve Mekke Şerifi Hüseyin arasında ikiye bölmüşlerdi.

ORTADOĞU'YU İNGİLTERE DİZAYN ETTİ

Kısacası I. Dünya savaşı ve sonrası İngiltere, tüm Ortadoğu'nun haritasını çizip bölgeyi dizayn etti. Bu nedenle İngiltere bu bölgede geçmişten günümüze hep söz sahibi olan bir devlet konumunda oldu.

İngilizlerin Irak ve Suriye toprakları için planı "Büyük Suriye Krallığı" adı altında tek devlet kurmak ve tüm yeraltı yerüstü kaynaklarını İngiliz kontrolüne almaktı ama, İngiliz-Alman rekabetinde eşsiz desteği Fransızlara Suriye'de söz sahibi olma hakkı tanıdı.

İngiliz subay Mark Sykes ile Fransız subay François Georges Picot arasında 1916'da Kahire'de imzalanan bu antlaşma ile Osmanlı toprakları Britanya ve Fransa arasında paylaşıldı.

KAYMAK BÖLGE İNGİLLERDE KALDI

Antlaşmaya göre, Fransızlara Suriye ve Lübnan verilirken, İngilizler; Irak, Ürdün, Filistin İngiliz Bölgesini aldılar ve Fransızları, Musul dahil olmak üzere Kuzey Irak'ın tamamı, Mısır'da Nil nehrinin suladığı bölge, bugün İsrail'in bulunduğu yer ve Fırat - Dicle arasındaki bölgenin tamamından uzak tuttular. İngiltere böylece İran'dan Basra Körfezine kadar olan bölgeyi ele geçirmiş oldu.

Savaş sonrası dünyadaki hakimiyeti pekişen İngiltere, Milletler Cemiyeti'nde tek söz sahibi devlet olarak, yeni kurulan Ortadoğu devletlerinin diğer ülkeler tarafından tanınmasını sağlayacaktı.

İSRAİL'İ İNGİLİZLER FİLİZLENDİRDİ

Nisan 1916 Sykes -Picot anlaşması ile İngilizlere himayesine geçen Filistin İngiliz Bölgesi de, İngilizlerin müthiş çabaları neticesinde 32 sene sonra İsrail Devleti olarak uluslararası arenadaki yerini aldı. İlginçtir, İsrail'i tanıyan ilk Müslüman ülke de Türkiye olacaktı.

MUSUL'U İŞGAL ETMEK İSTEDİLER

Bu arada hatırlatılması gereken bir gelişmede, İngilizlerin Musul'u işgal etmek üzere Aralık 1915'te 45.000 kişilik bir orduyla saldırmalarıdır ki, tarihe Kut-ül Ammare savaşı ismiyle geçen bu savaşta Ali İhsan Paşa komutasındaki ordular İngilizleri yenip, ordunun tamamını esir almışlardı.

Sykes Picot antlaşması da, Kut-ül Ammare savaşından sadece 15 gün sonra imzalandı.

1914'te savaşa girmemize rağmen, İngilizler Anadolu topraklarını işgal etmek için 1918'i beklemiş önce Arap yarımadası ve Musul'a yoğunlaşmışlardır.

I. Dünya Savaşı'nın sonunda Musul'a bir an önce sahip olmayan İngiltere, hiç vakit kaybetmeden 30 Ekim 1918'de Mondros ateşkes Antlaşmasını imzalatarak, birkaç ay içerisinde Osmanlı askerini Musul'dan çıkardı.

İngiltere'nin önündeki tek engel, Osmanlı askeri Mondros ile çıkarılmış olmasına rağmen, Musul'un hala Osmanlı sınırlarında yer alıyor olmasıydı.

Musul'un sınır sorunu Lozan (1923)'e kadar devam etti. Musul'un Türkiye topraklarında kalıp kalmayacağı kararlaştırılmak üzere Milletler Cemiyeti'nden bir heyet kurularak, sınırlarda incelemelerde bulunulması kararlaştırıldı.

Görevlendirilecek heyet Milletler Cemiyeti'ne Musul'da incelemelerde bulunduktan sonra bir rapor hazırlayacak ve Musul'un Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında kalıp kalmaması konusunda görüş bildirecekti.

1925'de çalışmalarını tamamlayan komisyon hazırladığı raporda, "Türkiye Cumhuriyeti Musul üzerindeki haklarından vazgeçmedikçe Musul Türk topraklarında kalmalıdır" görüşü hakimdi.

harita_musulluturkiye.jpg

1925'de Musul koparılmadan önceki Türkiye sınırları

Buna rağmen İngilizler Milletler Cemiyeti'ndeki ağırlıklarını kullanarak, Musul'u Türkiye topraklarının dışında bıraktı.

Bu döneme damgasını vuran olay, günümüze kadar gelen Kürt Sorunu'nun nüvelerinin, Musul'u içine alan Kuzey Irak ve Kuzey Suriye'nin Türkiye'den koparılması döneminde atılmış olmasıdır.

İngilizler, özellikle Musul'un Türkiye toprakları dışında bırakıldığı 1925'de; Türkiye'nin güneydoğusunda Türklerin yaşamadığını ve bu bölgede yaşayanların Kürtler olduğunu basın ve siyaset yoluyla dünya kamuoyuna duyurdular.

Bu tarihten itibaren de Kürtler, sadece Türkiye'de değil, İran, Irak ve Suriye'de, İngiltere'nin çıkarlarına göre kaşınacak sorun haline getirildiler. 

Bu haber toplam 4280 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri