28 ŞUBAT'IN 15.YIL DÖNÜMÜ

28 ŞUBAT'IN 15.YIL DÖNÜMÜ

28 Şubat, diğer darbeler gibi tarihimizde kara bir gün olarak anılacaktır.

28 Şubat 1997 tarihinde, zamanın Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Başkanı ve asker üyelerinin işbirliği ile Milletimiz yeniden bir darbeye maruz bırakılmıştır.

28 Şubat, diğer darbeler gibi tarihimizde kara bir gün olarak anılacaktır.

Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde, milli ve manevi değerlerimize zıt biçimde kadrolaşmış zihniyet sahipleri, günü geçmiş ve gerici ideolojilerini dayatmak için post modern bir darbe gerçekleştirmişlerdir. Milletin kendilerine güvenliği sağlamak üzere emanet ettiği silah gücünü milletine karşı kullanmakta beis görmemişlerdir.

TSK içerisinde muhtemel bir darbeye karşı gelebilecek Demokratik Cumhuriyete inanan kadrolar yasadışı Batı Çalışma Grubu gibi yapıların faaliyeti sonucu ya ihraç edildi ya da emekliliğe zorlanarak emekli edildi.

Toplumun yasalara uygun yaşayan büyük bir kesimini ‘iç tehdit’ görerek siyasete, eğitime, devlet bürokrasisine müdahale ederek suç işlemişlerdir. İnsan haklarını hiçe sayarak toplumu fişleyerek yasadışı eylemlerde bulunmuşlardır.

Darbeciler; düşmanlarımızın emelleriyle işbirliği içinde, toplumun sadece belli bir kesimini değil, halkımızın tamamını mağdur edecek haksız uygulamaları hayata geçirdikleri gibi, ülkemizi uzun yıllar siyasi, sosyal kaoslara ve ekonomik krizlere maruz bırakmışlardır.

Ülkemiz bugün, tarihinden ve milli hasletlerinden aldığı güçle, geleceğin güçlü ve müreffeh Türkiye’sinin temellerini atarken, geçmişte ufkumuzu karartan karanlık odaklara da menfur emel ve icraatlarının hesabını sormaktadır.

Yakın tarihimizde yaşadığımız darbelerin ana sebepleri veya bahaneleri olan;

 

    1-Anayasal ve yasal mevzuatın,

 

    2-Başta Silahlı kuvvetler olmak üzere, tüm kurumlardaki ideolojik kadrolaşmaların,

 

    3-Siyasi istikrarsızlık ortamı ve otorite boşluğunun,

 

Geleceğin Türkiye’sine yaraşır şekilde ve darbelerin oluşumuna fırsat vermeyecek biçimde yeniden yapılandırılması büyük önem arz etmektedir.

12 Eyül 2010 referandumu ve akabinde yapılan düzenlemeler bu yönde bir milat olmuştur.

Tam anlamıyla sivil, özgürlükçü ve gerçek bir Anayasa’ya kavuşma yönünde yapılan çalışmalar, tarihi bir fırsat olduğu gibi, bu yönde atılan adımların en önemlisidir.

Bu doğrultuda gerekli yapısal düzenlemeler de hız kesmeden ödünsüz devam ettirilmelidir. Darbe mağdurlarından haklarını halen alamayan kişilere hakları en kısa zamanda iade edilmelidir.

Milletimiz, tüm kesimleriyle postallar ve tanklar altında ezilmeye değil, başı dik ve onurlu bir şekilde, yeryüzünde hakkı olan yeri en mümtaz biçimde almaya layık ve her zaman hazırdır. ASDER olarak topluma acılar yaşatan kişiler hakkında savcılarımızın gerekeni yapacağını ümitle bekliyoruz.

Cumhuriyetimizin kurucu ruhuna zarar vermiş darbeci zihniyetin son bulması temennilerimizle.

 

28 Şubat 2012

                                                                          

(E) Tabip Kd. Albay

Prof. Dr. Nevzat TARHAN

Adaleti Savunanlar Derneği (ASDER)

Genel Başkanı

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.