Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

'Ah Zavallı Amerika!'

19.04.2016 11:23
Jamaikalı Mutabaruka: Küreselleşme diye dünyaya sunulan şey Amerikanlaşma!

Jamaikalı şair ve müzisyen Mutabaruka: "Küreselleşme diye dünyaya sunulan şeyin gerçek adını söyleyecek olursak, esas hikaye Amerikalılaşma. Ülkemde halkıma sunulan haberler, Amerika medyasının sunduğu haberler. Her haberi Amerika'nın ön yargısı ve filtresi ile izliyoruz ve inanırsak 'Ah, zavallı Amerika!' diyoruz. Küreselleşme adıyla başka toplumların kendilerini yönetme özgürlüğünü elinden alıp, sözde özgürlük ya da serbest piyasa ekonomisi adı altında üstümüzde baskı kuruyorlar"


''Küreselleşme diye dünyaya sunulan şey Amerikanlaşma''

 
AA

Jamaikalı şair Mutabaruka, "Türkiye'ye gelmeye karar verirken de hiç korkmadım çünkü Amerikan basını kendi başına bir terörist yapı zaten, onların haberlerini dinlediğinizde, gerçek olarak kabul etseniz ne bir şey yersiniz, ne içersiniz, korkudan evinizden çıkamazsınız. 'Tanrı Amerika'yı korusun' gerçekten." dedi.

Bu sene ikincisi gerçekleşen Uluslarası Üsküdar Şiir Festivali'ne katılan Jamaikalı şair ve reggae sanatçısı Mutabaruka, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'ye ilk kez geldiğini belirterek, şunları söyledi:

"Gelmeden önce güncel Türkiye hakkında çok fikrim yoktu ama bir tarih tutkunu olduğum söylenebilir. İstanbul hakkında da, Osmanlı Devleti tarafından fethedilmeden önceki ve sonraki hali hakkında bilgilerim var. Osmanlı Devleti'nin farklı din, mezhep ve etnik kökenlerden insanların hoşgörü içinde yaşadığı bir devlet olduğunu fark ettim. Hayranlık verici. İstanbul'un bugünkü halini tanımam konusunda da James Bond filminin etkisi oldu diyebilirim."

Mutabaruka, Jamaika'nın "İngiliz sömürgesi" olduğuna dikkati çekerek, kendilerine sadece Batı kaynaklarının sunulduğunu, Türkiyeli şair ve yazarlar hakkında bilgi sahibi olmamaktan üzüntü duyduğunu, ancak dünyanın birçok ülkesinde katıldığı festivallerde Ortadoğu'dan şairlerle tanışabildiğini dile getirdi.

"Küreselleşme diye dünyaya sunulan şey Amerikanlaşma"

Jamaikalıların çoğunluğunun Afrika kökenli olduğu bilgisini veren Mutabaruka, şunları anlattı:

"Sözünü ettiğim Afrikalılar da İngilizlerin köleliği altında yaşamış insanlar olduğu için, köle ticareti meselesine ve köle sahiplerine çok hassas bir toplumuz. Ben de bir şair olarak, şiirlerimde insanların zihnine asıl ana yurdumuza, Afrika olarak adlandırdığım vatana bir geri dönüş fikri sokmaya çalışıyorum. İnsanları eyleme sürüklemek, onlara ilham vermek ve motive etmek için şiirler yazıyorum. İnsanlara bizi 400 yıl baskı altında tutan Batı sömürgesinden, siyaset, din, eğlence kültürü, ekonomi adı altında hala sömürmeye çalışan zihniyetten söz ediyorum. Bir nevi arınma ve bu durumdan kurtulmak için açık bir çağrı benim şiirlerim."

Mutabaruka, "küreselleşme" olgusuna değinerek, "Küreselleşme diye dünyaya sunulan şeyin gerçek adını söyleyecek olursak, esas hikaye Amerikalılaşma. Ülkemde halkıma sunulan haberler, Amerika medyasının sunduğu haberler. Her haberi Amerika'nın ön yargısı ve filtresi ile izliyoruz ve inanırsak 'Ah, zavallı Amerika!' diyoruz. Küreselleşme adıyla başka toplumların kendilerini yönetme özgürlüğünü elinden alıp, sözde özgürlük ya da serbest piyasa ekonomisi adı altında üstümüzde baskı kuruyorlar." diye konuştu.

"Toprak gücün merkezidir, otoritedir." diyen Mutabaruka, toprağı olmayanın gücü olmayacağı, dünyada meydana gelen savaşların toprak için olduğu düşüncesini savundu.

Jamaikalı şair Mutabaruka, 1948 ve 1998 yılları arasında Güney Afrika'da uygulanan "apartheid sistemini" hatırlatarak, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Ben Filistin'de Müslümanların verdiği mücadeleyi de Güney Afrika'daki apartheid, ırkçı ayrılık sisteminin bir uzantısı olarak yorumluyorum. Demokrasi adına dünyanın çeşitli bölgelerinde yıllardır distilasyon (damıtma) yapan bir Amerika var ama nasıl oluyorsa dünya şu anda çok daha güvensiz ve insanları endişeye sevkeder bir halde. Bu, tamamen Amerikan emperyalizminin ürünü bir sonuç. Bütün Afrikalılar, hatta şairler bu konuda düşüncelerini söylemeliler. Bu sebeple de benim şiirim baskı altında olan, ezilen insanların bir nevi yakarışı ve bu konuları anlatan bir şiir."

Mutabaruka, şiirinin Afrika kültüründen beslendiğini vurgulayarak, ulaşmaya çalıştığı kitlenin ise evrensel bir kitle olduğunu, dünyanın herhangi bir yerinde, sömürgeci güçler tarafından baskı altında tutulan insanlara kendilerini hür bir şekilde yönetmesi yönünde düşüncelerini aktardığını dile getirdi.

"Hollywood filmleriyle 400 yıl Afrika'yı sömürdüklerini unutturamazlar"

Afrika'nın Batı tarafından sömürüldüğü görüşünün altını çizen Mutabaruka, şu düşüncelerini paylaştı:

"Bugün Hollywood sinemasında Afrikalılar'a yardım eli uzatan bir Batı görüyoruz. Bu tarz filmleri ne kadar izliyorsam, o kadar şiir yazıyorum. Afrikalı insanların son 400 yıldır sömürge olduğu bir gerçek, bunu filmlerle unutturamazlar. Batılı, sömürgeci beyaz ırk, dünyada çok azınlıkta olmalarına rağmen, kendilerine tanrı tarafından bahşedilmiş bir hak gibi, tepeden inme, bütün insanların hayatlarını kurgulama arzusu içinde. Bu çok çarpık ve sapıkça bir şey."

Mutabaruka, şairlerin sözünü ettiği konulara temas etmesi, insanların vicdanına hitap ederek, bilinçli olmalarını sağlaması gerektiğini, statükoyu devam ettiren siyasetçilerin insanları sömürülmekten koruyamayacağını belirtti.

"İslam hakkında duyduğum negatif şeyler hep Amerika tarafından ortaya atılan fikirler"

Batılı güçlerin insanları kontrol altında tutabilmek için korku üreten fikirler geliştirdiği şeklindeki düşüncesini ifade eden Mutabaruka, şunları vurguladı:

"Mesela İslam hakkında duyduğum negatif şeylerin hep Amerika tarafından ortaya atılan fikirler olduğunu görüyorum. Maalesef Jamaika halkı İslamofobia gibi konularda bilinçli değil, Müslümanlara uygulanan bu şeyi anlamıyorlar. Jamaikalıların Hıristiyanlığı da çok iyi anladığını söyleyemem, sömürge altında bir toplum çünkü. Amerikalılar düşüncelerini CNN, FOX gibi kanallarından bütün dünyaya yaydıkları için İslam hakkındaki korku dolu fikirlerini de geniş kitlelere dayatabiliyorlar."

Mutabaruka, Türkiye'ye gelmeden önce haberlerde "Türkiye'ye sakın gitmeyin, terör saldırılarında ölürsünüz" şeklinde haberler gördüğünü söyleyerek, şunları söyledi:

"Geçenlerde Fildişi Sahili'nde de turistler öldürüldü ve aynı haber kaynakları 'Fildişi Sahili'ne sakın gitmeyin' dediler. Ben Türkiye'ye Fildişi Sahili'nden geldim ve günlerdir buradayım. Çok iyi vakit geçiriyorum, iyi insanlarla tanıştım ve Amerikan basınında sözü edilen teröristleri etrafta görmedim. Türkiye'ye gelmeye karar verirken de hiç korkmadım çünkü Amerikan medyası kendi başına bir terörist yapı zaten, onların haberlerini dinlediğinizde, gerçek olarak kabul etseniz ne bir şey yersiniz, ne içersiniz, korkudan evinizden çıkamazsınız. 'Tanrı Amerika'yı korusun' gerçekten."

amaikalı şair ve müzisyen Mutabaruka: "Küreselleşme diye dünyaya sunulan şeyin gerçek adını söyleyecek olursak, esas hikaye Amerikalılaşma. Ülkemde halkıma sunulan haberler, Amerika medyasının sunduğu haberler. Her haberi Amerika'nın ön yargısı ve filtresi ile izliyoruz ve inanırsak 'Ah, zavallı Amerika!' diyoruz. Küreselleşme adıyla başka toplumların kendilerini yönetme özgürlüğünü elinden alıp, sözde özgürlük ya da serbest piyasa ekonomisi adı altında üstümüzde baskı kuruyorlar"


''Küreselleşme diye dünyaya sunulan şey Amerikanlaşma''

 
AA

Jamaikalı şair Mutabaruka, "Türkiye'ye gelmeye karar verirken de hiç korkmadım çünkü Amerikan basını kendi başına bir terörist yapı zaten, onların haberlerini dinlediğinizde, gerçek olarak kabul etseniz ne bir şey yersiniz, ne içersiniz, korkudan evinizden çıkamazsınız. 'Tanrı Amerika'yı korusun' gerçekten." dedi.

Bu sene ikincisi gerçekleşen Uluslarası Üsküdar Şiir Festivali'ne katılan Jamaikalı şair ve reggae sanatçısı Mutabaruka, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'ye ilk kez geldiğini belirterek, şunları söyledi:

"Gelmeden önce güncel Türkiye hakkında çok fikrim yoktu ama bir tarih tutkunu olduğum söylenebilir. İstanbul hakkında da, Osmanlı Devleti tarafından fethedilmeden önceki ve sonraki hali hakkında bilgilerim var. Osmanlı Devleti'nin farklı din, mezhep ve etnik kökenlerden insanların hoşgörü içinde yaşadığı bir devlet olduğunu fark ettim. Hayranlık verici. İstanbul'un bugünkü halini tanımam konusunda da James Bond filminin etkisi oldu diyebilirim."

Mutabaruka, Jamaika'nın "İngiliz sömürgesi" olduğuna dikkati çekerek, kendilerine sadece Batı kaynaklarının sunulduğunu, Türkiyeli şair ve yazarlar hakkında bilgi sahibi olmamaktan üzüntü duyduğunu, ancak dünyanın birçok ülkesinde katıldığı festivallerde Ortadoğu'dan şairlerle tanışabildiğini dile getirdi.

"Küreselleşme diye dünyaya sunulan şey Amerikanlaşma"

Jamaikalıların çoğunluğunun Afrika kökenli olduğu bilgisini veren Mutabaruka, şunları anlattı:

"Sözünü ettiğim Afrikalılar da İngilizlerin köleliği altında yaşamış insanlar olduğu için, köle ticareti meselesine ve köle sahiplerine çok hassas bir toplumuz. Ben de bir şair olarak, şiirlerimde insanların zihnine asıl ana yurdumuza, Afrika olarak adlandırdığım vatana bir geri dönüş fikri sokmaya çalışıyorum. İnsanları eyleme sürüklemek, onlara ilham vermek ve motive etmek için şiirler yazıyorum. İnsanlara bizi 400 yıl baskı altında tutan Batı sömürgesinden, siyaset, din, eğlence kültürü, ekonomi adı altında hala sömürmeye çalışan zihniyetten söz ediyorum. Bir nevi arınma ve bu durumdan kurtulmak için açık bir çağrı benim şiirlerim."

Mutabaruka, "küreselleşme" olgusuna değinerek, "Küreselleşme diye dünyaya sunulan şeyin gerçek adını söyleyecek olursak, esas hikaye Amerikalılaşma. Ülkemde halkıma sunulan haberler, Amerika medyasının sunduğu haberler. Her haberi Amerika'nın ön yargısı ve filtresi ile izliyoruz ve inanırsak 'Ah, zavallı Amerika!' diyoruz. Küreselleşme adıyla başka toplumların kendilerini yönetme özgürlüğünü elinden alıp, sözde özgürlük ya da serbest piyasa ekonomisi adı altında üstümüzde baskı kuruyorlar." diye konuştu.

"Toprak gücün merkezidir, otoritedir." diyen Mutabaruka, toprağı olmayanın gücü olmayacağı, dünyada meydana gelen savaşların toprak için olduğu düşüncesini savundu.

Jamaikalı şair Mutabaruka, 1948 ve 1998 yılları arasında Güney Afrika'da uygulanan "apartheid sistemini" hatırlatarak, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Ben Filistin'de Müslümanların verdiği mücadeleyi de Güney Afrika'daki apartheid, ırkçı ayrılık sisteminin bir uzantısı olarak yorumluyorum. Demokrasi adına dünyanın çeşitli bölgelerinde yıllardır distilasyon (damıtma) yapan bir Amerika var ama nasıl oluyorsa dünya şu anda çok daha güvensiz ve insanları endişeye sevkeder bir halde. Bu, tamamen Amerikan emperyalizminin ürünü bir sonuç. Bütün Afrikalılar, hatta şairler bu konuda düşüncelerini söylemeliler. Bu sebeple de benim şiirim baskı altında olan, ezilen insanların bir nevi yakarışı ve bu konuları anlatan bir şiir."

Mutabaruka, şiirinin Afrika kültüründen beslendiğini vurgulayarak, ulaşmaya çalıştığı kitlenin ise evrensel bir kitle olduğunu, dünyanın herhangi bir yerinde, sömürgeci güçler tarafından baskı altında tutulan insanlara kendilerini hür bir şekilde yönetmesi yönünde düşüncelerini aktardığını dile getirdi.

"Hollywood filmleriyle 400 yıl Afrika'yı sömürdüklerini unutturamazlar"

Afrika'nın Batı tarafından sömürüldüğü görüşünün altını çizen Mutabaruka, şu düşüncelerini paylaştı:

"Bugün Hollywood sinemasında Afrikalılar'a yardım eli uzatan bir Batı görüyoruz. Bu tarz filmleri ne kadar izliyorsam, o kadar şiir yazıyorum. Afrikalı insanların son 400 yıldır sömürge olduğu bir gerçek, bunu filmlerle unutturamazlar. Batılı, sömürgeci beyaz ırk, dünyada çok azınlıkta olmalarına rağmen, kendilerine tanrı tarafından bahşedilmiş bir hak gibi, tepeden inme, bütün insanların hayatlarını kurgulama arzusu içinde. Bu çok çarpık ve sapıkça bir şey."

Mutabaruka, şairlerin sözünü ettiği konulara temas etmesi, insanların vicdanına hitap ederek, bilinçli olmalarını sağlaması gerektiğini, statükoyu devam ettiren siyasetçilerin insanları sömürülmekten koruyamayacağını belirtti.

"İslam hakkında duyduğum negatif şeyler hep Amerika tarafından ortaya atılan fikirler"

Batılı güçlerin insanları kontrol altında tutabilmek için korku üreten fikirler geliştirdiği şeklindeki düşüncesini ifade eden Mutabaruka, şunları vurguladı:

"Mesela İslam hakkında duyduğum negatif şeylerin hep Amerika tarafından ortaya atılan fikirler olduğunu görüyorum. Maalesef Jamaika halkı İslamofobia gibi konularda bilinçli değil, Müslümanlara uygulanan bu şeyi anlamıyorlar. Jamaikalıların Hıristiyanlığı da çok iyi anladığını söyleyemem, sömürge altında bir toplum çünkü. Amerikalılar düşüncelerini CNN, FOX gibi kanallarından bütün dünyaya yaydıkları için İslam hakkındaki korku dolu fikirlerini de geniş kitlelere dayatabiliyorlar."

Mutabaruka, Türkiye'ye gelmeden önce haberlerde "Türkiye'ye sakın gitmeyin, terör saldırılarında ölürsünüz" şeklinde haberler gördüğünü söyleyerek, şunları söyledi:

"Geçenlerde Fildişi Sahili'nde de turistler öldürüldü ve aynı haber kaynakları 'Fildişi Sahili'ne sakın gitmeyin' dediler. Ben Türkiye'ye Fildişi Sahili'nden geldim ve günlerdir buradayım. Çok iyi vakit geçiriyorum, iyi insanlarla tanıştım ve Amerikan basınında sözü edilen teröristleri etrafta görmedim. Türkiye'ye gelmeye karar verirken de hiç korkmadım çünkü Amerikan medyası kendi başına bir terörist yapı zaten, onların haberlerini dinlediğinizde, gerçek olarak kabul etseniz ne bir şey yersiniz, ne içersiniz, korkudan evinizden çıkamazsınız. 'Tanrı Amerika'yı korusun' gerçekten."

Bu haber toplam 1070 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri