Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ahmet Altan Erdoğan'a çapsız dedi

01.05.2012 17:40
Taraf yazarı Ahmet Altan, bugüne kadar Erdoğan hakkında çok sert yazılar kaleme aldı ancak hiçbiri bugünkü yazısı kadar sert olmadı.
araf yazarı Ahmet Altan, bugüne kadar Erdoğan hakkında çok sert yazılar kaleme aldı ancak hiçbiri bugünkü yazısı kadar sert olmadı.
 
Yazısında Erdoğan'ı sert bir dille eleştiren Altan, Erdoğan'ın sorunları çözmek için önünde hiçbir engel bulunmadığını ancak yine de sorunları çözemediğini söyledi. Altan yazısının devamında kavga çıkaracak kelimeyi kullanarak Erdoğan'a 'çapsız' dedi.
 
İşte Altan'ın o yazısı...
 
Tek kişilik millet
               
Ahmet Altan köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Siyasetçinin oyu arttıkça gerçek değeri ortaya çıkıyor.
 
Başbakan Erdoğan’ın arkasında yüzde ellilik bir destek var, iki kişiden biri ona oy vermiş.
 
Sorunları çözmek için önünde hiçbir engel yok.
 
Ama tek bir sorunu bile çözemiyor.
 
Çapı yetmiyor çünkü.
 
12Eylül Anayasası’nı hâlâ değiştiremedi, bu gidişle de değiştiremeyecek.
 
Kürt meselesini çözemedi, gitti “silahın” gölgesine yattı, Kıbrıs meselesini çözemedi, gitti askerlerin politikasını benimsedi, Alevi sorununu çözemedi, Ermeni sorununu çözemedi, Avrupa Birliği sorununu çözemedi.
 
Üstelik bu sorunların hepsinin çözülmesi gerektiğini ve nasıl çözüleceğini biliyor.
 
Daha önce kendisi anlatıyordu nasıl çözüleceğini.
 
O zamanlar önünde asker vardı, onların arkasına saklanıyordu, “asker yüzünden çözemiyorum” demeye getiriyordu, askerî vesayet bitti ve kendi cesaretsizliğinden, küçük hesaplarından dolayı çözemediği ortaya çıktı.
 
Son zamanlarda dört elle sarıldığı ucuz popülizmden de bundan sonra çözmeye hiç niyeti olmadığı, meseleleri “sahte kavgalarla” kamufle etmeye uğraşacağı anlaşılıyor.
 
Sadece şu son zamanlarda yaşadıklarımıza bakın.
 
Uludere katliamının sorumluları hâlâ bulunamadı.
 
İlk işi, katliamı gerçekleştiren ordunun Genelkurmay Başkanı’na teşekkür etmek olan bir Başbakan’ın o sorumluları ortaya çıkarmaya hiç de istekli olmadığı görülüyor zaten.
 
Şike meselesinin göbeğine daldı, eline yüzüne bulaştırdı.
 
Şike sahtekârlık demek, “ahlak” adına sanata müdahale etmeye kalkan adamın ahlak anlayışı “bu sahtekârlıktan” hiç gocunmuyor, nasıl bir ahlaksa artık.
 
Dış politika komedi dizisine döndü, komşularla sıfır sorun, Ortadoğu’da anlaşmazlıklarda biz arabuluculuk yapacağız derken, sorunumuz olmayan ülke kalmadı neredeyse, barışmak için bizim arabuluculara ihtiyacımız var.
 
Peki, ne yapıyor önünde bunca büyük sorun duran ve birkaç yıla kadar başbakanlığı bırakacak adam?
 
“Aydınları” düşman ilan ediyor.
 
Belediye tiyatrolarında “bürokratların” sanat meselelerine karışmasına karşı çıkıp bu uygulamayı eleştirenlere verdiği cevaba bakın, “Şehir Tiyatroları’nda yapılan bir yönetmelik değişikliği üzerinden hem bizi hem tüm muhafazakârları aşağılamaya, küçümsemeye başladılar. Soruyorum, yahu siz kimsiniz? Bu ülkede tiyatro sizin tekelinizde mi? Bu ülkede sanat sizin tekelinizde mi? Sanat konusunda söz söyleme ehliyetine sahip olan sadece sizler misiniz? Geçti o günler. Artık despot aydın tavrıyla parmağınızı sallayarak bu milleti küçümseme, bu milleti azarlama dönemi geride kalmıştır.”
 
Erdoğan olayları inanılmaz biçimde çarpıtıyor.
 
“Tiyatroya bürokratlar karışmasın” tezine cevap olarak “muhafazakârları aşağılıyorlar” diyor.
 
Kasaba ahlakını bürokratlar eliyle tiyatroya taşımaya kalkan bir zihniyeti, “muhafazakâr” değerlerin tek sahibi gibi göstermeye uğraşıyor.
 
Tam bir Kemalist despot gibi “her şeyi ben bilirim, sanatı da ben bilirim, beni eleştiremezsiniz” diyor.
 
İstiyor ki hiç anlamadığı sanat konusundaki keyfiliklerine sanatçılar sessiz kalsın, eleştirmesin.
 
Sonra da kendi “despotluğunu” aydınlara yansıtıyor, “despot aydınlar” diyor.
 
Topu yok, tüfeği yok, partisi yok, seçmeni yok, bir aydın nasıl despot olacak?
 
Eleştirmek, sanata bürokratların karışmamasını istemek ne zamandan beri “despotluk” sayılıyor?
 
Başbakanı ya da belediye başkanını eleştirmek ne zamandan beri “milleti azarlamak” oluyor?
 
Ne zamandan beri Erdoğan kendini “millet” olarak görmeye başladı?
 
Kendini “millet” sanan son şaşkın Evren’di, yaptıklarını eleştirenlerin “Türkiye’yi eleştirdiklerini” söylerdi.
 
Şimdi de Tayyip Paşa çıktı.
 
“Beni eleştirmek, milleti eleştirmektir.”
 
Zaten bu çarpılma neredeyse her sözünde ortaya çıkıyor, “tiyatroları özelleştireceğim” diyor, özelleştirsin bunda itiraz edilecek bir şey yok ama arkasından “biz hükümet olarak istediğimiz oyuna desteğimizi veririz” diyor.
 
Devletin hazinesi Erdoğan’ın “kesesi” değil, öyle her istediğine parayı dağıtamaz ama ruhundaki Kemalist yansımayla kendini hazinenin sahibi sanıyor, “istediğine” para verecekmiş, destekleyeceği piyesin sanatsal değerini de kimse sorgulamayacakmış.
 
Siyasetteki yetersizliğini, sorunları çözmedeki beceriksizliğini şimdi “aydınlarla girişeceği” bir savaşla saklamaya çalışacak.
Bu haber toplam 2530 defa okunmuştur
Hasdir
Hasdur
Yorumun içeriği başlıkta uzuuun uzun anlatılmakta, aklınıza ne geliyorsa o işte...
02 Mayıs 2012 Çarşamba 10:46
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
capsızlık senden başkasına kalmaz
kuru kuruu
bu özürlü gazeteci hiç akıl yok yada eski günlerin gelmesini canlanmasını istiyor her kez biliyor sorunların cözülmesini ama o elindeki güc cok kırılgan eski leş kargalarının hortlamaması için biraz daha yavaştan aldıgını kesin biliyoruz bu özürlü beyinsiz kişilikmi farkında değil.
02 Mayıs 2012 Çarşamba 00:04
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri