Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Hangi Partiye Hangi Hata Oy Kaybettirir

22.03.2011 13:56
Hangi partiye hangi hata oy kaybettirir? AKP, CHP ve MHP mevcut durumda var olan avantajlarını hangi hataları yaparlarsa dezavantaja dönüştürürler?

 

12 Haziran Genel Seçimlerine sayılı günler kaldı. Partiler birbirleriyele kıyasıya yarışıyor. Fakat bu yarışta her an, her parti kritik hatalar yaparak, elindeki mevcut avantajı bir anda dezavantaja dönüştürebilir.

Kesin iktidar olacak gözüyle bakılan AKP, mevcut durumu göz önüne alarak rehavete kapılabilir ve elindeki bu avantajı bir anda dezavantaja dönüştürebilir.

CHP'nin de ana muhalefet partisi olarak kalacağı kesin gibi. Her ne kadar yeni Genel Başkanıyla CHP'nin halka açıldığı izlenimi verilmeye çalışılsa da, iktidar olamayacağını anlayan anamuhalefet ütopik vaadlerle, elindeki var olan avantajı her an kaybedebilir...

İşte Bülent Korucu'nun o yazısı...

Hangi hatalar oy kaybettirir?

Seçim zamanı yaklaşıyor; partiler aday tespitinin ardından projelerini de hazırlayarak milletin önüne çıkacak.

Seçmenin tercihini, lider performansı, partinin seçim kazanma veya barajı geçme ihtimali, adayların kişiliği ve rakiplerin durumu şekillendirecek. Her parti kendi oyun düzenini oturtmaya çalışırken, aynı zamanda rakibi bozacak, onu hataya zorlayacak hamleler düşünecek. Seçim sathı mailinde bazen hatalar doğrulardan fazla etki yapabilir. Partileri bekleyen risk ve fırsatları şöyle sıralayabiliriz:

AK Parti: Birinci parti olacağına kesin gözüyle bakılıyor. Seçmen psikolojisi açısından avantaj olan bu durum, partide rehavete yol açabilir. Sonuç olarak parti yönetimi politika üretmede geç kalabilir. Teşkilat çalışmaz ve lakaytlık alıp başını gidebilir. İktidar partisini bekleyen ikinci tehlike, muhalefetin kontra atakları. CHP'nin laiklik, MHP'nin milliyetçilik eksenli ideolojik muhalefeti AK Parti'nin şansıydı. İdeolojik siyaset tarzı, taraftarları kemikleştiriyor ancak kitleselleşme ve büyümeyi engelliyor. Rakipler 'küçük olsun benim olsun' kısırdöngüsünü kırıp kitle partisi olma yoluna girerse AK Parti'nin işi zorlaşır. Diğer nokta, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 'Kasımpaşalı' tavrı da artı puanken eksiye dönebilir. Dışa karşı dik durabilen ama cenaze evinde aşır okuyan, tabutun altına giren, çat kapı ev ziyaretine giden portre, partinin tartışmasız lokomotifi oldu. Sinirlenen, kredi kartı borçlularına veya protestocu çiftçilere fırça atan profil ise her zaman risk taşıyor. CHP ve onun yeni Genel Başkanı Kemal Kılıçdaoğlu başından beri zayıf nokta olarak gördüğü bu noktaya çalışıyor. Recep Bey ve villa polemiklerinde baltayı taşa vurdu. Fakat şimdi konuyu kişiselleştirmenin zarar verdiğini anladı. Erdoğan'ı genel konular üzerinden kızdırmayı deniyor. Başbakan kızgın cevaplarla Kemal Bey'e istediği fırsatı veriyor. Erdoğan, karşısında Baykal'ın olmadığını fark etmeli. Süleyman Demirel'in farklı bir versiyonuyla mücadele ettiğini görmezden gelmemeli. CHP'ye cevap yetiştirmeye çalışmak yerine kendi hayata geçirdiği projeleri anlatmalı.

CHP: Onun da anamuhalefetliği garanti gibi. Çok büyük hata yapmazsa konumunu korur, biraz da eski lider Deniz Baykal'dan fazla oy aldı mı, yeter! Kılıçdaroğlu, partiyi halka ve onun taleplerine açtığı mesajlarını veriyor. Toplumda oy deposu bilinen kesimlerin hoşuna gidecek vaatlerde bulunuyor. Siyasetin gündemini belirlemeye başladığı söylenebilir. "Birinci parti olma ihtimalinin azlığı sebebiyle uygulamak zorunda kalmayacağı sözleri rahatlıkla veriyor" izlenimi oluşursa kaybeder. Vaatlerindeki popülizm dozunu iyi ayarlayamazsa ters tepebilir. Ayrıca pazar günü Nuriye Akman'a konuşan eski İl Başkanı Nebil İlseven'in uyarıları çok önemliydi. Görevden alınmış yöneticinin homurdanmaları diye bakmamalı. Kılıçdaoğlu, İlseven'in eleştirilerini ciddiye almalı. İstanbul sadece 85 sandalyesiyle seçimin sürükleyicisi değil, aynı zamanda vitrindir. CHP'nin vitrini yani genel merkezden daha çok göz önünde bulunan teşkilatı iyi fotoğraf vermiyor. CHP, Türkiye genelinde ve il bazında gerçekçi hedefler koyup gerçekleştirmek üzere politika hazırlamalı. İstanbul'da AK Parti ile Manisa'da MHP ile çekişecek. İstanbul'un reçetesinin Manisa'ya uymayacağı gerçeğini unutmamalı.

MHP: Seçimin kilit partisi diyebiliriz. CHP'den ve AK Parti'den alacağı seçmenle her iki partinin başarısını belirleyecek. AK Parti ile CHP arasında geçişkenlik yok. Ama iki parti de MHP'ye veriyor ve alıyor. CHP'nin 'halkçı' söylemi MHP'yi etkileyecektir. AK Parti'ye oy vermeyecek gayri memnunlar adres ararken karşılarına ilk önce CHP çıkacak gibi duruyor. Şimdiden televizyon reklamları ile Aile Sigortası ve bedelli askerlik tartışmalarıyla kendini gündemde tutan anamuhalefet partisi, küçük muhalefeti yutabilir. Yıpranmamak için kenarda durmak ilk bakışta akıllıca görünse de CHP atı alıp Üsküdar'ı geçtikten sonra konuşmanın anlamı kalmayacak. AK Parti'nin küskün ülkücülere listelerinde iyi yerler vermesi de MHP'nin işini zorlaştırabilir. Baştaki cümleyi tersinden şöyle de okuyabiliriz: AK Parti ve CHP'nin koparacağı oylar MHP'nin başarısını belirleyecek.
 

 

Bu haber toplam 2816 defa okunmuştur

Etiket(ler): , , ,

DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri