Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İsmail Küçükkaya: Erdoğan'ı anlamak

12.03.2012 09:37
Akşam'ın Genel Yayın Yönetmeni İsmail Küçükkaya'nın Başbakan Erdoğan analizi..

Akşam Gazetesi'nin tepe ismi İsmail Küçükkaya, yargı ile MİT arasında çıkan kriz, 28 Şubat tartışmaları, eğitimde 4+4+4 tartışmaları ve Şike Yasası gibi gündemi sarsan konularda "liderlik karizmasını" kullanan Başbakan Erdoğan'ı analiz etti.

Küçükkaya, Başbakan Erdoğan'ın, bu tartışmalar ışığında 4-5 cephede birden büyük bir strateji oluşturduğunu, bu strateji kapsamında muhafazakar-demokrat ilkelerin esneyebildiğini yazdı.

Küçükkaya'ya göre bu stratejilerin ardındaki büyük oyun ise Başbakan'ın, KÖŞK'e çıkmasıyla birlikte devleti tek elden yönetebileceği bir alt yapının oluşması..

İşte İsmail Küçükkaya'nın Akşam'daki yazısı;

Yeni bir siyasal durum ve pozisyon alışla karşı karşıyayız.

Süreci, Cumhurbaşkanı'nın görev süresiyle ilgili düzenleme ve 'Şike Yasası'ndaki değişiklikle birlikte başlatabiliriz.

Dindar nesil, milli bayramlarla ilgili yeni uygulamalar, hararetli 28 Şubat tartışmaları ve son olarak 4+4+4 kanun teklifi...

MİT krizi bu yeni durumla bire bir ilgili.

MİT Müsteşarı'nı ifadeye davet etme girişimi Türkiye için iyi olmadı.

Başbakan ağırlığını koyarak sorunu -şimdilik- çözdü ama 'krizin yan etkileri' ortaya çıkmaya başladı.

ASIL MESAJ MUHAFAZAKAR KESİME

Hükümet, istediği yasal değişikliği gerçekleştirebilecek kudrette. Parlamenter çoğunluğu, ona bu yetkiyi ve gücü fazlasıyla sağlıyor. Ancak verilmek istenen mesaj muhafazakar kesime yönelik. İmam hatipler ve 28 Şubat dönemi muhafazakar tabanın en hassas olduğu konular.

4-5 CEPHEDE UYGULANAN BÜYÜK STRATEJİ

Başbakan, adeta 4-5 ayrı cephede birbirine paralel politikalarla büyük bir strateji uyguluyor. Bütün oyun planını da kendisi kurmuş, kendisi yönetiyor.

İLKELERİN ESNEMESİ

Siyaset, parti ideolojilerinin esnemesi, zaman zaman değişmesi üzerine kurulu bir oyun. Bunu en iyi hayata geçirenlerden birisi AK Parti. Muhafazakar-demokrat ilkeleri de öyle. Bugünlerde partinin muhafazakar kimliği ön plana çıkartılıyor. Stratejinin omurgası burada yatıyor. Ben tahterevallinin işte bu denge değişimini MİT krizine bağlıyorum.

"MUHAFAZAKARLIK ASLİ UNSUR"

Başbakan Erdoğan, geleneksel tabanına diyor ki; 'Benim ve partimin muhafazakarlığı kişilerle, kurumlarla, gruplarla sınırlı değildir. Bu, benim ve partimin asli unsurudur.'

Zamanlama elbette her zamanki gibi belirleyici. AK Parti iktidarının büyük koalisyonunun liberal ve muhafazakar kesimdeki elit isimlerle limoni günler yaşadığı bir dönem.

KÜRT SORUNUNDA DA AYNI YAKLAŞIM

Aynı yaklaşımı Kürt sorununda da görebiliriz.

Erdoğan, 'tarihe altın harflerle yazılmak için' ülkenin bu can alıcı meselesini çözmek gerektiğine inanıyor. Hem müzakere-hem mücadele konseptine çok güveniyor. Bu kapsamda 'evet dağda mücadele var' ama 'masada müzakere de var.' Bu politikanın sorgulanmasına izin vermiyor. Bizzat talimatlarla yönlendirdiği ana stratejiden taviz vermeye de yanaşmaz.

TEK ELDEN YÖNETMEK İSTİYOR

Artık çok güçlü bir lider. Neredeyse tek başına ülkenin kaderini elinde tutuyor. Devlet kurumları arasındaki rekabetten ziyade, işbirliğini ön plana çıkarma gayretinde. Çünkü artık Emniyet'e olduğu kadar MİT'e de hakim. En yakınındaki, en çok güvendiği isimlerden biri olan Hakan Fidan'ı müsteşarlığa getirdiği günden bu yana kendini daha da güçlü hissediyor. Türk Silahlı Kuvvetleri yönetimiyle de arzu ettiği gibi bir emir-komuta ilişkisi tesis etmeyi başardı. Şu anda dağda polisle asker ortak operasyonlar yapıyor. KCK soruşturmalarına bakışta Emniyet'le Genelkurmay bire bir örtüşüyor. Erdoğan, MİT'i bu noktada müzakere aracı olarak görüyor. Devletin istihbarat ağını da MİT koordinasyonunda toplamaya çalışıyor. Böylece devlet politikalarının eşgüdüm ve sinerji halinde, tek elden yürütülebileceği sistemin yapı taşlarını oluşturuyor. Kürt sorununu barışçıl yollarla çözerek tarihteki yerini almak istiyor. Bu arada Köşk seçimindeki avantajlı pozisyonunu daha da güçlendireceğini biliyor.

Yeni anayasa tartışmalarının bu süreçte yeri var. Ama onu başka bir yazıda ele almak gerek.

DIŞ POLİTİKA AYAĞI

Konunun dış politika ayağı da önemli.

Erdoğan, tam bu süreçlere paralel biçimde ABD ile çok ama çok yakın bir ilişki kurmayı başardı. Küresel gücün güvenilir müttefiki olarak, kendi ve ülkesinin bölgesel liderliğini pekiştirmeyi puzzle'ı tamamlamak için zorunluluk olarak görüyor. Bunu da elde etti.

Suriye ve İran politikalarındaki keskinlik, Washington-Ankara hattındaki yakınlaşmanın işareti. Erdoğan büyük bir strateji kurmuş durumda. Duygu olarak iktidarını sorgulatacağı bir dönemde değil. Köşk'e nasıl çıkacağıyla ilgili bir oyun planı bu. Şu anda eli çok güçlü. Ancak yoluna başka bir engel çıkar mı belli değil.

Bu haber toplam 3894 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri