Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Alex'in merak edilen konuşması başladı

08.10.2012 14:58
8 yıl aradan sonra Fenerbahçe'ye veda eden Alex De Souza basın toplantısında açıklamalarda bulunuyor..

Gazeteciler otelde basın toplantısının yapılacağı yerde yerlerini almış duurmdalar... Basın toplantısı az sonra başlayacak...

* İstifa eden Samet Güzel'in bu absın toplantısında Alex'in tercümanlığını yapmayacağı öğrenildi...

* Fenerbahçe taraftarları basın toplantısının yapılacağı otele alınmıyorlar...

BASIN TOPLANTISI

- Bu sürecin nasıl geliştiğini anlatacağım ama birine teşekkür ediyorum. O isim de Samet.

- Hayatım boyunca bu haftaki kadar ağlamamıştım.

- Geçen hafta havaalanından bugünki istifaya kadar çok ağır bir süreç geçirdi. Ben onu Fener formasına imza almak isteyen bir çocuk olarak tanıdım. Hiç kolay günler geçirmedi.

- Basın toplantısı yapmadan önce de düşündüm. İki çok önemli maçın geçmesini bekledim. Şükür lehimize sonuçlandı. O yüzden şimdi yapıyorum toplantıyı.

- Bazı yorumlar okuduğum için Pazartesi gününe koymamla ilgili, bu yüzden bu iki maç nedeniyle basın toplantısını bugüne bıraktım.

- Kulübün toplantısında ne söyleyeceği de beni hiç ilgilendirmiyor. Ben sorunlarımı Aykut hoca ve Başkan ile görüştüm. Öyle ya da böyle çözdük sorunları.

- Fener'de başarılı bir dönem geçirdiğimi ve faydalı olduğumu düşünüyorum. Sözleşme feshine kadar nasıl geldik onu anlatacağım.

- En büyük hatam twitter'ı yanlış kullanmam. Bazı insanları mesajlar yolladım, keşke göndermeseydim daha iyi olurdu. Mesajın içeriğinde hata yoktu ama bilgiler bende kalsa daha iyi olacaktı.

- Ali Yıldırım'la da fedrasyondan gelen yazı üzerine öyle davranmasam daha iyi olurdu gibi geliyor bana...

- Para için oynuyor gibi eleştirilere maruz kaldım. Bir kaptan olarak paranın eşit dağıtımı için görevim vardı diye düşünüyordum. Zamanında o belgeyi imzalasam daha iyi olurdu.

- Eğer para düşkünü olsaydım, kulüp bana git ya da ayrı çalış dediğinde Mayıs'a kadar kalır paramı tıkır tıkır alırdım. Bunlar durumun bu hale gelmesindeki kabul ettiğim hatalarım.

- Aykut Kocaman'ı yönetici ve hoca olarak ikiye ayırmak istiyorum. İlk tanıştığımda yöneticiydi. Hatırlarsanız Aragones'le son maçı kazansak uzun tatilde olacaktık. Kazandık ve ben izne çıktım. Sonra Aragones gitti ve erken dönüş tarihi için bana bilgi ulaştı. Ama ben programımı ona göre düzenlediğimi ve gelemeyeceğimi söyledim. 7 Temmuz'da döndüğümde, Daum'dan özür diledim. Kendisi de sorun olmadığını söyledi bana. Beni de Aykut Kocaman'ın yanına tanışmaya gönderdi. Tanıştığımda sen kaptansın, senin gelmen gerekirdi dedi, ben de ona hak verdiğimi söyledim. Ve kendisine yılın sadece bir ayını sevdiklerimle geçirebildiğimi, o yüzden de orada kaldığımı söyledim. Böylece ilk görüşmemiz gerçekleşti. Yönetici olarak ilk yıl az kontağımız oldu ama sonrasında zaten teknik direktör olmuştu. Hoca olunca da problemlerimiz başladı.

- Ondan sonra kendisiyle birçok görüşmemiz oldu, kabul ettim her dediğini ama futbol görüşlerimiz çok farklıydı. Çoğunu tasvip etmeyerek kabullendim. Benim görüşüme göre takım antrenamnala gelişir. Ancak 3 sene boyunca takım hep geri gidiyorsa ortada yanlışlar vardır. Ben ona bu durumu söyleyince "burası Türkiye, antrenmanlar gelişmek için burada önemli değildir" dedi.

- Takım gol attığında hoca gol sevinçlerine katılmayınca, aklımda soru işaretleri oluşmuştu. Bu durum benim kafama hiç girmedi, anlamadım. Çoğu insan onun tarzı olduğunu söyledi ama ben hiç bu tavrını anlayamadı. Dün Gökhan'ın glünde sevinmiş olmasına da çok sevindim, birşeylerin değişebileceğini gösterdi bana.

- Sonra hocanın sözleşmesi 3 sene uzatıldı, bu da ona güvendiklerini gösteriyordu. Ve sözleşmesini uzattıktan sonra kulübün futbola bakış açısında değişiklik olacağını söylemişti ama hiçbir değişiklik olmadı.

-Türkiye'de en çok üzüldüğüm maç geçen seneki son Galatasaray maçıydı. Kazanmak kaybetmek oyunun parçası. Yedek kalmak hocanın tercihidir. O maçtan önce sakatlık sebebiyle Trabzon maçında yoktum. Takım çok iyi oynadı. İlk antrenmanda odasına gidip hocanın tebrik ettim takımı. Ona kendi ayağımdaki şişlikten bahsettim ve Galatasaray maçında şişlik nedeniyle oynayamayacığımı söyledim. O da daha çok erken, sana güveniyorum dedi. Sonra programla 7-24 antrenmanlara devam ettim. Maçtan önce doktor anestezi uygulamak istedi ama ben müsade istemedim, doğal şartlar olmasını istedim iyileşmenin. Antrenmandan sonra hocanın odasına gittim, antrenmanın iyi geçtiğini ve ağrı hissetmediğimi söyledim, o da teşekkür etti bana.

- Maç günü öğlen yemeğinde benle konuştu ve maç kadrosuna alacağını söyledi. Ben de ona belki bana ihtiyaç olmadan şampiyon oluruz demiştim. Gerisini biliyorsunuz zaten. Sonra bir finalden diğer finale Bursa maçına gittik. Başkan hapisteydi ve 30 yıldır kupayı alamıyorduk. Sonra maçı herkes hatırlıyordur. O maç en mutlu olduğum maçlardan biriydi. Ancak o maçtan sonra hoca takımla beraber dönmedi, bu durumu anlamadım. Özellikle tanıştığımız ilk günden sonra, yani 3 yıl sonra böyle davranması bana garip geldi.

- Sonra tatildeydim. Aykut Hoca'nın basına konuşmasının detayları geldi bana. Tatilden dönünce benle konuşacağını, yaşlandığımı, her maç oynamayacağımı söylemiş basına. Ancak dönünce benle konuşacağını söylemesine rağmen konuşmadı. İlk gün kontrolden geçip Bolu'ya gittik ve benle orda konuşmadı. Sonra
bir gün iznin ardından Avusturya'ya gittik. Son gününde kampın basın toplantısı yapacaktım. Orada da geciktim hatırlarsanız, sebebi Aykut Hocanın odadan çıkınca beni durdurup İstanbul'da konuşacağını söylemesiydi.

- Avusturya'da maçta frikikten gol attım. Hala Brezilyadan arkadaşlar bana hoca sanki kendi kalene atmışsın golü gibiydi diyerek takılırlar. İstanbul'a döndüğümüzde moralim bozulmaya başlamıştı. Çünkü 4 haftadır bir türlü benimle konuşmamıştır. Canım sıkılmaya başlamıştı. Vaslui maçında ötü bir oyun oynadık. Sonra Romanya'da Vaslui maçından bir gün önce konuşmak için beni çağırdı. Bana çözülmesi gereken sorun var mı diye sordu. Orada ben bir patlama yaşadım.

- Kendisiyle ilk tanışmamızdan bu yana hakkında ne düşünüyorsam açık yüreklilikle söyledim. O da bana hakkımda düşündüklerini açık açık söyledi ve tahmin ediyorum işi sonlandıran açıklama da o oldu. 18 yıllık kariyerim boyunca birçok kişiyle tartışma yaşadım ama en ağırı buydu. Tartışma şimdi ne olacak şeklinde sonuçlandı, ben de kendisine sen hocasın, ben ne dersem onu yapıcam dedim. Süper Kupa maçından önce takımı ikiye ayırdı, ben ilk 11'de değildim. Maç toplantısında yorumlar yapılıyordu rakip ve hakkımızda. Toplantı bitince maçla ilgili birşeyler söylemeyi istedim. Ben de bu takımın oyuncusuyum dedim ve oynayacağım noktalarda birşeyler sormak istedim. Galatasaray maçının bize Spartak maçı için önemli prova olacağını söyledi. Odadan çıkarken oynayıp oynamayacağımı bilmiyordum. Samet oynayacaksın dedi ve şaşırdım. çünkü bir gün önce beni yedek bırakmıştı. Süper Kupa'yı kaybettik ve Elazığ maçından da sonra Moskova'ya gittik.

- Salı günü toplantı yaptık. Görüntü izliyorduk, görüntüyü durdurdu ve Alex bugün oynamayacak dedi. Burada problem yedek kalmam değildi. Ben bunu bir iletişim ve saygı eksikliği olarak gördüm. Özellikle o maçın öncesinde beni kenara alarak söyleyebilirdi ama maç görüntüleri esnasında öğrenmem problem oldu. En büyük hatam ise ondan sonra oldu. Büyük bir hataydı.

- Sonra ise Antep maçı öncesinde benim kadroda olmayacağım bilgisi geldi. Şunun altını çizmek istiyorum, önemli olan akdroda olup olmamak değil, Alexin kafası karışık demesiydi, bana sormadan nerden bilebilirdi ki? Bundan sonra son görüşmem, geçen perşembe kadro dışı kaldığımı söylerken oldu.

- Ali Yıldırım'la olan ilişkime gelince, başkanımız hapse girmeden önce çok sınırlı iletişim vardı. Kulüpte merhaba, merhaba ve şans dileme düzeyindeydi ilişkimiz. Başkanın hapse girmesinde sonra Ali Koç'la beraber futbol şubesine bakmasıyla ilişkimiz daha da gelişti. Tüm bu olumsuz süreçlerden sonra Ali Yıldırım bizleri toplayıp, toplantı yaptı. Bu toplantıda ekonomik anlamda da sıkıntılar yaşanabileceğini, ayrılmak isteyenin kendisine söyleyebileceğini bildirdi. Bazı oyuncular da gitti bildiğiniz gibi. Toplantıdan sonra Ali Yıldırım'la beraber Samet'in odasına gittik. Ben kendisine Fenerbahçe sokakta da oynasa kalacağımı söyledim.

- Kendisine sadece söylediğim, önümü görebilmem için bir plan verilmesiydi bana, çünkü gelirime ihtiyacı olan bir ailem vardı. Ben Aykut Hoca, Ertuğrul Hoca ve Ömer Bursa'dan bir otelde bir araya geldik. Orada kaptan Ömer bana oynayabilecek misin dedi. Ben de oynayıp oynamamam hocanın kararıdır, ben hazırım dedim. Kupadan sonra tatilden döndüğümüzde Samet'i biraz endişeli gördüm. Samet bana, Ali Yıldırım'ın kendisini basının önüne attığını söylemiş. Hiçbir şekilde amacım kimseyi kimsenin önüne atmak değildi. Bana sordular oynayıp oynayamayacağımı, ben de doğruları söyledim. Yıldırım'ın borcu yoktur kağıdını imzalamadığım için de kızgın olduğunu söyledi Samet ve bana çok sevilmesine rağmen onunla ilgili bir karar almak için en ufak hatasını bekleyeceğim dediğini duydum. Benim üzüldüğüm, yüzüme söylemeyip, arkamdan konuşması oldu. Bu da kendisiyle kısa ama iyi olmayan ilişkimizin özeti.

- Başkana ise Ali Yıldırım'ın aksine çok büyük saygı duyuyorum. Başkanla bazen çok iyi, bazen de çok kötü ilişkilerimiz oldu. Her zaman direk ve yüzyüze konuştuk.
Bne protesto edildiğimde başkan çıkıp beni alkışladı, bu benim için çok önemliydi. 2011'de sözleşmemi uzatırken, Murat Özaydınlı ile beraberdik. Birçok detayı konuştuk ama bir türlü anlaşmaya varamadık. Başkan odaya girdi ve işin uzadığını söyledi. Yarım saatte sözleşmeyi halletti. Bunlar onunla yaşadığım çok olumlu anlardı.

- Aykut Hoca'nın Young Boys maçıyla sıkıntılı bir sürece başladık. Sonrasında başkan odasına çağırıp, yarından sonra ilişkini kes dedi. Ben de eşimi aradım, takımda gerekli olmadığımı söyledi bana Young Buys'a yenilmemiz için. Bir şekilde başınızın çaresine bakın dedi. Samandıra'ya gidip eşyalarımı toplarken Aykut Kocaman beni çağırdı. O gün kulüpte kalmamı sağlayan kişi Kocaman'dı, o yüzden teşekkür ederim. Sakin olmamı söyledi ben ise kovulduğum için olamayacağımı söyledim, sahaya çıkmadım ağırlık salonundaydım. Sonra haber geldi ve Başkan stada gitmemi istedi. Bana sabah söylediklerini untumasını ve devam etmemiz gerektiğini söyledi. Bu da ilişkimizin negatif zirvelerinden biri oldu ancak yanlış düşünmesi için beni motive etti. Özellikle o sezon maksimum düzeyde yaptım herşeyi. Ailemden de fedakarlık yaptım. Bunun ödülü olarak da 28 gol ve şampiyonluk geldi.

- Başkan için geçen sene hapiste olmasından ötürü zor bir süreçti. Hapisten çıkıp kulübün başına geçti. Antep maçından sonra görüşmeye çağrıldım. Ve başkan hakkımda düşündüklerini söyledi. Bazılarına katılmadım. Twitter ile ilgili söylediklerine katıldım. Dergiye söylediklerimle ile eleştirilerine de katıldım. O röportajda Zico'dan sonra Avrupa'daki düşüşü söylemiştim, bana bunu iletti.
Ben de ona röportajdaki söylediklerimi söyledim, daha içe döndüğümüzü bildirdim. Sonra bana kulüp içi siyasetle ilgili sözler söyledi. Ancak ben hiçbir zaman o dengelerin parçası olmadım. Ben ona futbol hakkında konuşmak istediğimi söyledim, o ise beni Aykut Hocaya yönlendirdi ama artık onunla hiçbir şey konuşamadığımızı söyledi. O ise sonrasında bana en üzüldüğüm sözü söyledi. Antep maçında kadro dışıydım. Maça gidip gitmeme konusunda tereddütlüydüm, çünkü cezalı maçtı. Gitmemek daha yanlış diye düşünüp gittim. En küçük oğlumla maça gittim. Kızlarım gelmek istemedi, oğlum ise futbola aşıktı. En çok üzüldüğüm şey sahaya inip çocuğumla topla oynamamı, basının önünde ilgi odağı olmak istememle suçlaması oldu. Bu da hayatım boyunca bir yöneticiden duyduğum en kurucu şeydi... 300'den fazla maç oynadıktan sonra 2 yaşındaki bir çocukla sağlayacağım ilgiye ihtiyacım yok benim... Ben de kendisine basit bir sru sordum. Geçen sene siz yokken de bunu yaptığımda çok güzel olarak görüyordunuz, ne değişti dedim? Bundan sonra toplantıyı bitirdik. 7 Eylül'de bana bir toplantı yapılarak herşeyin konuşulacağı söylendi. Ben de ilk kez orada feshi konuştum. Kendimin artık engel olmaya başladığımı düşünmüştüm kulübün önünde, o yolu açmak istemiştim. Ancak o ise bu şekilde ayrılığın doğru olmayacağını, kulüpte iyi bir geçmişimin olduğunu söyledi. Avukatla Ankara'ya gitmek üzere ayrıldı, biz de salondan sorunları çözmek için ayrıldık.

- Kendisine hak verdiğim şeylerden sonra moralinin iyi olduğunu gördüm. Ve bana eşlerimizle beraber yemeğe çıkıp sorunları çözelim dedi, ama ben ise sorunların futbolla alakalı olduğunu söyledim ve kabul etmedim. Her gün Samet'e başkanla görüşüp bir toplantı yapmamız gerektiğini hatırlattım. Kasımpaşa maçı devre arasında oyundan ayrıldım. Duş aldım, Volkan'ın arkasındaki tribünde bizden kişilerin olduğunu görevliden öğrenip oraya gittim. Arkadaşlar ve futbolcular vardı orada. Sonra herkesin buna şaşırtıcı şekilde aşırı tepki vermesini anlamadım. Çok zor ve kötü bir maç oldu bizim açımızdan. Aykut Kocaman soyunma odasına gelip tek tek teşekkür etti. Sırtını döndü ve odadan çıktı. Sonra Ali Yıldırım girdi, takım hakkında birçok şey söyleyip çıktı. En son başkan geldi, oyuncular arasındaki ilişkilerde problem var mı dye sordu. Düzelebilmek için birşeylerin değişmesi gerektiğini söyleyip gitmek isteyen varsa söylesin dedi ve odadan çıktı. Oyuncular olarak kalınca Volkan problem var mı diye sordu. Ben de8 yıldır burdayım ve oyuncular arasında sorun olmadığını, hocayla aramda büyük sorun olduğunu söyledim. Ben de başkanın konuşmalarına karşılık ayrılmak isteyeceğimi söyledim başkana, odadaki herkes de bunu duydu. Kulüp menfaatleri için başka şeyler d ekonuşuldu. Pazar sabahı normal antrenman yaptık. Pazartesi Hasan Aykut Hoca'nın benle konuşmak istediğini söyledi. Bana zor bir karar aldığını söyledi. Bana kadro dışı bırakıldığımı söyledi. Ben de nedenini sordum. Çünkü bence disiplin suçu olmadıkça kadro dışı olayı olmaz. Benim geçmişimi övdü Fenerbahçedeki. Ama soyunma odasına iki lideirn olmayacağını, bu işin yürümediğini ve soyunma odasına o kadar lider durduğumu ve yolalrın ayrılması gerektiğini söyledi. Takımda hiçbir şekilde artık beraber çalışmayacağımızı söyledi. Örneğin antrenmanlar için başka yere gitmemi söyledi. Ben de bu karar kimin dedim. O da kendi kararı olduğunu söyledi. Sözleşmemi sordum. O da bu kısım kulübü ilgilendirir dedi. Ayrıca bana o ana dek sadece PAOK maçıdna hocam olduğunu hissettiğini söyledi. Ben de sorunun bu olduğunu, hocaya ihtiyacım vardı ama bu hiç olmadı dedim.

- Odadan çıkıp Başkanla görüşmeye gittim. Başkan geç kaldığımızı söyledi. 15 dakikalık gecikme bence İstanbul için normaldi, ben ise 7 Eylül'den beri bekleyen taraftım. Odasına girerken tweet attığımı söylüyor, bu doğru değil, sabahki durumu eşimle paylaşıyordum o arada. Çünkü haberi bizzat ben iletmek istemiştim. O esnada Başkan geldi ve eşime söyleyip telefonu kapattım. Başkan bana konuşabilirsin dedi. Benim konuşacak birşey olmadığımı söyledim, durumu öğrenmeye geldiğimi söyledim Bana karar senin, kalmak isersen kalabilirsin, takımla çalışmayacaksın dedi hocanın dediği gibi. Gitmek istiyorsan da gidebilirsin dedi. Ben de gitmek sitediğimi söyledim. El sıkıştık ve bundan sonra kulüp için herşeye hazır olduğumu söyledim. Sözleşmem bu şekilde bitti. Avukatın odasına detaylar için girdim.

- Avukat bana basın toplantısı yaparak kötü birşey olmadığını gösterip göstermemeyi isteyip istemediğimi söyledi. Ben de henüz erken olduğunu söyledim. Sözlemşmemin feshiyle ilgili olan süreç buydu.

- Son olarak basınla ilgili görüşlerimi söyleyecğeim. 2003'te Cruzeiro ile oynarken sahaya İspanyolca konuşan bir Türk geldi. Bu bey iki saat boyunca oradaydı. Brezilya ve İspanya futbolu hakkında konuştuk sadece. Bir hafta sonra Fabio Liuciano beni aradı ve Türk futbolu hakkında bilgi verdi ve Türk futboluyla tanışmış oldum. Türkiye'ye gelip otele yerleştim. Orada ilk gördüğüm insan Brezilya'da benle İspanyolca kişiydi. Türkiye'de en çok gördüğüm şey, haber yapılınca altına imza atılmaması. Çocuğumun Brezilyalı bir Türkle beraber olan bakıcısı var, iki hafta önce evlendiler. Ve maalesef mutluluğun görüntüleri benim eğlenmeme olarak gösterildi Fenerbahçe kötüyken. Eminim siz de yakınınız evlenince eğleniyorsunuzdur. Son zamanda karşılaştığım en çok sözlerdne biri de çocuklarımın parasınıns adece yarısını ödediğimdir. Karşılaştığım en büyük yalanlardan biri de budur. Fesh olunca okula gidip, peşin verdiğim paranın okumayacakları bölümünü geri aldım. Okul yönetimi de beni nazikçe karşılayıp iadenin olacağını söylediler. Ama siz siyasete dahlim varmış gibi gösterip, Hakan Bilal Kutlualp'le ortaklık içinde olduğumu söylediniz. Hakan Bey'le ilişkim Fenerbahçe'ye gelişimi sağladığı için şükran boyutundadır. Bazı medya organları da Ferit Şahnek'le berabe rolduğumu söylediler. Kendisiyle Avrupa maçlarında karşılaştık. Ama bir araya geldiğimiz tek yer, maçlar dışında Aykut Hoca, Rıdvan ve Samet'le beraber oldu.Orada da istediğim arabanın indirimiyle ilgiliydi. Eğer bu siyaset yapmaksa, bütün araba satıcılarını incelemek gerek...

- Volkan Ballı'yla ayrılıktan sonra iki veya üç kez konuştum. Kendisiyle kulüp siyasetiyle ilgili hiç bir konuşmam olmadı. Bu yüzden siz basının da olan şeylerde sorumluluğu var. Genelleme yaptığım için özür dilerim ama çıkan haberlerde imza yok..

- Taraftarlara da çok net birşey söylemek istiyorum. Burada yer aldığım sürede büyük bir adanmışlıkla görevimi yapmaya çalıştım. Yaptığım tek işbirliği, futbol işbirliğidir. Gitmek istememin en büyük sebeplerinden biri beni futboun siyasetinin içine çekmeye çalışmalarıydı. Sonuç olarak sizlere de teşekkür etmek istiyorum...

- Twitter'da yazdığı gibi Fenerbahçe bir oyuncu kaybetti. Ama kesinlikle taraftarların duygu ve coşkusunu paylaşacağı bir taraftar kazandı. Mükemmel 8 sene geçirdim. Sadece Fenerbahçe taraftarna değil teşekkürüm. Bu hafta içinde görüp bundan sonra göremeyeceğim. Beşiktaş, Galatasaray, Trabzon, Eskişehir, Bursa, Elazığ, Antep, Sivas, Kasımpaşa taraftarı ve herkes bana son derece ilgi gösterdi. Hepsine içten teşekkürlerimi iletiyorum.

- 2004'te geldiğimde kimse Türkçe konuşma faydası olmaz, onun yerine İngilizce dersi al dediler. İlk 3 yıl Türkçe dahi duymuyordum neredeyse takımda. Zico geldiğinde neredeyse bünyemizde 40 tane Brezilyalı vardı. Sonra Aragones geldi dillerimiz yakındı. Aragones'ten sonra Türkçe konuşulmaya başlandı, öncesinde yoktu. Arkadaşım da pek yoktu Türk. Sonra ders almaya başladım ama şu an konuşabiliyorum desem Türkçe, yalan söylemiş olurum. Ancak bazı basın mensuplarıyla Türkçe konuşmuşluğum vardır. Artık işlerimi görecek kadar Türkçe konuşabiliyorum. Tam anlamıyla konuşamıyorum, sıkıntılarım var. Twitter'da yazdıklarım Aykut Hoca'ya mesaj değildi, herşeyi yüzüne söyledim. Brezilyalı bir şarkıcıyla konuşurken bir kelimem çevrildi Türkçeye ve sorun oldu. Gerçek düşüncelerimi defalarca söyledim ama onlar haber olmadı... Ben kimsenin arkasından mesaj yollamadım, yüzüne konuştum. Taktik manada hep konuşmuşuzdur. Ama yüzyüze, mesaj yoluyla değil.

- Her zaman bacak bacak üstüne atarım, bu benim tarzımdır, telefon olayını da anlattım. Samet bence baskı altındaydı... Brezilya'da demokratik ülkelerde futbolcular stada nasıl gelmek isterse gelirler. Şiddet olmadığı sürece her tepki normal karşılanmalıdır.

- Samet'le henüz konuşmadım... Fenerbahçe'den tam anlamıyla ayrılmam mümkün değil . Bir parçam kalacak, gidip iki yıl sözleşme imzalayıp bir takımla, sonra futbolu bırakıcam.

-Başbakan beni Samet aracılığıyla aradı ve tebrik etti. Bana tek söylediği gidiş tarihi belli olunca öğrenmek istediğiydi.

- İnanıyorum ki Fenerbahçe gruptan başarılıyla çıkıp Avrupa'da başarılı olacaktır. Çünkü gerçekten kaliteli oyuncularımız var. Takım birbirini daha yii anlar seviyeye gelince daha da iyi olacaktır.

- En başta da söylediğim gibi, ben ne olursa onu anlattım. Benden sonra kim en söylerse bilmiyorum. Ben herşeyi açıklıkla anlattım, olan oldu ve süreç tamamlandı...

- Eğer bir gün teknik direktör olursam, bence soyunma odası futbolla ilgili olanların yeri olur. Başkan futbolla ilgili değil, o idari makamdır. Ve ben soyunma odamı böyle durumlardan korurum. Başkanın hesap sorma yetkisi vardır ama soyunma odası futbolu yöneten ve futbolculara aittir.

- Soyunma odalarında problemler olabilir ama orada kalmalıdır sorunlar... Hiçbir zaman saygısızlık ettiğimi düşünmüyorum. Zaten benim görüşüme göre saygı bitince ilişki de bitmelidir. Bitmeye yakınken ben gitmek sitediğimi söylemiştim. Ben tüm çalışanlarla bile saygı çerçevesinde çalıştım. Tek yaptığım bana sorulduğunda ne düşündüğümü söylemek oldu.

ROTAHABER 
Bu haber toplam 3272 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri