Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Babacan'dan Merkez'e destek RK'ya sitem

21.05.2011 00:22
Ekonomiden Sorumlu Bakan Ali Babacan, Merkez Bankası'nın eleştirilen politikalarına noktayı koydu. Babacan Rekabet Kurumu ile problemleri olduklarını dile getirdi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, konut kredisinde yüzde 25'lik şarta ilişkin, ''Son aylarda o kuralı delmek isteyen, etrafından dolaşmak isteyen bir kaç tane banka tespit edildi.

Bir BDDK Başkanı bunu hangi güce dayanarak söyler? Arkasında siyasi irade sapasağlam durmasa, siyasi irade 'Korkmadan doğruyu yap, biz senin arkandayız' demese bunu birilerinin çıkıp açıkça söylemesi kolay değil'' dedi.

Babacan, ''Küresel Finansal İstikrarın Sürdürülebilirliği'' temasıyla düzenlenen ''Ekonomi ve Finans Konferansı''ndaki konuşmasında, dünya ekonomisinin son derece sıradışı bir dönemden geçtiğini hatırlattı.

Küresel finansal krizin tüm ülkeleri etkilediğini, safhalar halinde seyreden krizin, ekonomik yavaşlamayı beraberinde getirdiğini, ardından sosyal problemlere ve siyasi krizlere yol açtığını anlattı.

Böyle dönemlerde siyasi iradenin önemine işaret eden Babacan, güçlü bir siyasi irade işbaşında olmadıkça ekonomide olumlu sonuçlar almanın mümkün olmayacağını dile getirdi.

Türkiye'nin bu durumu kendi özelinde 1994 krizinde yaşadığını anımsatan Babacan, Türkiye'de 2002'den itibaren yapılan reform çalışmalarını anlattı.

Dünyanın en büyük ekonomilerinin sadece kendi ülkelerinin istikrarından sorumlu olmadıklarının altını çizen Babacan, yöneticilerin küresel sorumluluk duygusuyla hareket etmesinin önemli olduğunu ifade etti. Babacan, ''Bizler de adım atarken sadece Türkiye'yi değil küresel ekonomiyi de düşünmek zorundayız'' dedi.

Türkiye'nin 2003-2004 yıllarından itibaren önemli reformlar yaptığını, regülasyon çerçevesini çok sıkı tuttuğunu anlatan Babacan, Bankacılık Yasası'na kişisel sorumluluk kavramı getirdiklerini hatırlattı.

Babacan, bununla birlikte ''kazanırsam bana kaybedersem zararını birileri çeker'' düşüncesinin önüne geçtiklerini belirterek, şirketleri, finans kurumlarını rehavete sürükleyecek yapıya asla izin vermemek gerektiğini söyledi.

Babacan, yaptıkları diğer bir çalışmanın da Konut Kredisi Yasası olduğunu belirterek, burada en az yüzde 25'lik ödeme şartı olduğunu anımsattı.

Babacan, 2006 yılında bu yasayı geçirirken çok zorlandıklarını, yüzde 25'lik şartı sosyal sıkıntılara neden olmamak, gerçekten ödeme gücü olanların belli miktarda borca girmelerini sağlamak adına yaptıklarını söyleyerek, şunları belirtti:

''Son aylarda o kuralı delmek isteyen, etrafından dolaşmak isteyen birkaç tane banka tespit edildi. Bir BDDK Başkanı bunu hangi güce dayanarak söyler?

Arkasında siyasi irade sapasağlam durmasa, siyasi irade 'Korkmadan doğruyu yap, biz senin arkandayız' demese bunu birilerinin çıkıp açıkça söylemesi kolay değil. Lobi sadece parlamentolar üzerinden değil, basın üzerinden de gelir.

Akademisyenler üzerinden de gelir. Bankacılık demek para demek. Para ile etki alanınızı çok rahat genişletebilirsiniz. Yandaş bulmanız çok zor değil.

Bir kez ortaya attığınızda basınıyla parlamenterleriyle, köşe yazarlarıyla hatta bazen akademisyenlerde bu tezinin arkasına güç biriktirmek çok zor değil.

İşte burada herkesin çok uyanık olması gerek. Uzun vadeli istikrar adına sürdürülebilir büyüme adına herkesin mutlaka aklı selim ile hareket etmesi gerekir. Asla kısa vadeli rüzgarlardan etkilenmememiz gerekir.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye'de her alanda rekabet olduğunu, rekabetin iyi işlemediği alanlarla ilgili de Rekabet Kurumunun bulunduğunu belirterek, ''Mükemmel çalışıyor mu? Açıkçası problemlerimiz var.

Göz göre göre hataları oldu. Kurumun daha güçlendirilmesi ve yaptırım gücünün artması gerekiyor'' dedi.

Ali Babacan, ''İstanbul Ekonomi ve Finans Konferansı''nda, nasıl büyük bankalar, belli ölçekteki bankalar bir risk olarak görülüyorsa, ''batmayacak kadar büyük'' kavramı varsa, bunların reel sektör kuruluşları için de geçerli olduğunu söyledi.

Baştan şirketlerin aşırı büyümesine izin verilmemesi gerektiğini ifade eden Babacan, rekabet doğru düzgün işliyorsa herhangi bir şirketin çok büyük, piyasaya hakim hale gelmesinin çok da mümkün olmadığını belirtti.

Babacan, eğer herhangi bir sektörde bir iki firma aşırı büyüyorsa, diğer firmalar yaşayamıyorsa bunun rekabetle ilgili düzenlemede ve bunun denetlenmesinde sorunlar anlamına geldiğini kaydederek, ''Baştan tedbir almak, baştan önleyici tedbir almak önemli.

Kim 'Ben batmayacak kadar büyüdüm' derse bilin ki orada sorun var, orada verimsizlikler başlıyor, orada ülkenin kaynaklarını yok yere tüketmenin, heba etmenin bir bakıma temelini atıyorsunuz, çerçevesini oluşturuyorsunuz demektir. Düzenleyicilerin, denetleyicilerin buna çok dikkat etmesi lazım'' şeklinde konuştu.

''(BENİM SOYADIM ŞU, DOĞAL KORUMASI VAR) DURUMU YOK''

Türkiye'de 2002 ile 2009 arasında kaydedilen gelişmelere işaret eden Babacan, bu dönemde önce en düşük yüzde 10'luk gelire sahip dilimin reel anlamda gelirinin yüzde 51 arttığını, en üst yüzde 10'luk dilimde ise reel artışın sadece yüzde 8 olduğunu hatırlattı.

Bu dönemde Türkiye'de artık pek çok sektörde rekabetin daha iyi çalıştığını dile getiren Babacan, ''Benim rakibim yok, ben tek tabancayım, tekelim' diyen şirket sayısının çok azaldığını, 10-15 yıl önce şirket yapısına bakıldığında belli başlı az sayıda holdinglerin bulunduğunu ve her holdingin 100-150 alanda iş yaptığını, şimdi ise bunların hepsinin kendisine 3-4 alan seçtiğini anlattı.

Türkiye'nin büyük reel sektör şirketlerinin belli alanlara odaklanmak zorunda kaldıklarına dikkati çeken Babacan, ''Eskisi gibi bir koruma alanı yok. 'Benim soyadım şu, dolayısıyla bu soyadıyla kurduğum her şirketin o sektörde doğal bir koruması vardır. Kolay kolay o sektöre giriş, çıkış olmaz' gibi bir durum yok'' değerlendirmesinde bulundu.

''POPÜLİZM BÜYÜK BİR HASTALIK''

Türkiye'de şu anda her alanda rekabet olduğunu dile getiren Babacan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Rekabetin iyi işlemediği alanlarla ilgili de Rekabet Kurumu var. Mükemmel çalışıyor mu? Açıkçası problemlerimiz var. Göz göre göre hataları oldu. Kurumun daha güçlendirilmesi ve yaptırım gücünün artması gerekiyor. Geçenlerde bankacılık, otomotiv sektörüyle ilgili cezalar yazıldı.

Bunlar başka sektörler için her zaman olabilir. Bunlar önemli örneklerdir. Rekabetin mutlaka çalışması gerekiyor. Rekabet iyi çalıştıktan sonra zaten herhangi bir şirketin çok aşırı büyümesi, çok hakim bir piyasa payına sahip olması kolay değildir.

Bu ortamı devletin sağlaması gerekir. Siyasi karar vericilerin bu rekabet ortamını oluşturacak iradeye sahip olması gerekiyor. Aksi halde mümkün değil. Dünyanın en büyük ekonomisinde böylesine 'saçmalıklar' diyebileceğim gelişmeler yaşanabiliyorsa, Türkiye'de de dikkat etmezsek çok yanlış yapıya, çok yanlış bir düzene anında kayabiliriz. Bunda da herkesin sorumluluğu var.''

Seçim sürecine de değinen Babacan, seçimlerden 6 ay önce banka kredi hacimlerine sınır getirmeye başladıklarını, munzam karşılıklara ilişkin kararlar alındığını hatırlattı.

''Aman kimseye dokunmayalım, bankalar bol bol kredi dağıtsın. Krediler dar gelirli vatandaşlara yaygın şekilde dağıtılıyorsa böylece oy verme ihtimali yükselir' gibi bir yaklaşım içinde kesinlikle olmadıklarını belirten Babacan, popülizmin büyük bir hastalık olduğunu, birçok ülkedeki mevcut sorunların temelinde bu sorunun yattığını söyledi.

FİNANSAL İSTİKRAR KOMİTESİ...

Önümüzdeki dönemde Türkiye'de özellikle finansal istikrarın sürdürülmesi için kurumsal yapılanmaların da büyük önem taşıdığını vurgulayan Babacan, buna bakan Merkez Bankası, BDDK, TMSF, SPK ve Hazine Müsteşarlığının bulunduğunu, bu 5 kuruluştan 4'ünün bağımsız olduğunu hatırlattı.

Kurumlar arası diyalog ve işbirliğinin hem proaktif tedbirlerde hem de sorun çıktığında çözümünde çok büyük önem taşıdığına dikkati çeken Babacan, ''Bunu sağlayabilmek için bir adım daha ötesine gidiyoruz ve Finansal İstikrar Komitesi diye yeni bir yapılanmayı da başlatıyoruz.

Finansal İstikrar Komitesi, saydığım kurumların başkanlarının olduğu ve önemli konuların koordinasyon içinde beraberce konuşulup tartışıldığı, ondan sonra orada oluşan kararların kurumlar tarafından uygulandığı bir yapı...

Bundan sonraki dönemde bunun sadece Türkiye'de değil, her ülkede benzer yapıların kurulması konusunda da bizim kuvvetli tavsiyelerimiz var. G20 masası etrafında da konuştuğumuz konu'' diye konuştu.

2023 hedeflerine ilişkin de Babacan, ülkenin son 8-9 yılda nereden nereye geldiğine bakıldığında bu hedeflerin gerçekçi olduğunu söyledi.

Babacan, ''Ama hiçbir şey yapmadan 'oturduğumuz yerden otomatik pilota bağlayalım, Türkiye o hedeflere doğru gitsin.' Bu da gerçekçi değil. Daha yapmamız gereken çok reform, atmamız gereken çok adım var'' dedi.

''ÖNCELİK FİYAT İSTİKRARI''

Türkiye'de özellikle kamu maliyesi ayağını çok sağlam götürmek gerektiğine dikkati çeken Babacan, bugünün dünyasında Türkiye'nin en son görmesi gereken tablonun bütçe açığı ve borç stoğuyla ilgili sıkıntı olduğunu, buna asla izin verilmemesi, borç stoğundaki azalış trendinin devam etmesi gerektiğini ifade etti.

Babacan, ''Para politikalarında Merkez Bankasının mutlaka fiyat istikrarını önceleyen duruşunun devam etmesi gerekiyor. Merkez Bankasının birinci önceliği fiyat istikrarı. Onunla çelişmemek kaydıyla biz büyüme, istihdam politikaları desteklemesi gerektiğini söylüyoruz.

Ama öncelik fiyat istikrarı... Yine finansal istikrar konusunda başta Merkez Bankası olmak üzere ilgili bütün kurumların gerekli adımları korkmadan atması gerekiyor. Kim ne derse desin. Bunu sağlamamız gerekiyor'' şeklinde konuştu.

Ali Babacan, Türkiye'nin yapısal reformlara da hızla devam etmesi gerektiğini vurguladı.

Bu haber toplam 1144 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri