Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

TÜRKEŞ, ÖLÜMÜNÜN 19 YILINDA ANILDI

04.04.2016 10:49

Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) kurucu genel başkanı Alparslan Türkeş, Cumhuriyet dönemi siyasi hayatımızın en önemli simalarından biriydi. Onun önemi, klasik bir politikacı olmasından çok, bir misyon adamı olmasından kaynaklanıyordu. O, Tanzimat’tan bu yana ilmî, fikrî ve edebî bir hareket olarak toplum hayatımızı etkileyen Türk milliyetçiliği düşüncesini, siyasi platforma taşımıştır. 
25 Kasım 1917’de Lefkoşa’da dünyaya gelen ve 4 Nisan 1997’de Ankara’da aramızdan ayrılan Türkeş’in 79 yıllık hayatı, Türk milliyetçiliği düşüncesinin siyasi iktidara taşınması mücadelesiyle geçmiştir. Bu mücadele sırasında sık sık yargılanmış ve hayatının değişiklik dönemlerinde mahkumiyetler ve sürgünler yaşamıştır. Bu süre içinde 1965-1969 yılları arasında Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi, 1969-1981 ve 1993-1997 yılları arasında Milliyetçi Hareket Partisi ve 1987-1993 yılları arasında Milliyetçi Çalışma Partisi Genel Başkanlığı yapmıştır. Ayrıca yine bu süre içinde 1965’te Ankara, 1969 1973 ve 1977’de Adana ve 1991’de Yozgat milletvekilliği yapmıştır.
1878’den itibaren İngiltere sömürgesi durumunda olan Kıbrıs’ta 16 yaşına kadar çocukluk ve ilk gençlik yıllarını geçiren Türkeş, ilk milli duygularını, oradaki ilk ve ortaokul öğretmenlerinden aldı. Yabancı bir idare altında yaşamanın insan ruhunda oluşturduğu bunalım, onda Türklüğe, tek bağımsız Türk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne ve onun kurucusu Atatürk’e karşı yoğun bir sevgi ve ilgi uyandırdı. Bu, genç Türkeş’i, daha Kıbrıs’ta iken romantik bir Türk milliyetçisi yaptı. Bu duygularla ailesi ile birlikte 1933’te İstanbul’a geldi. 1933’te Kuleli Askeri Lisesi’ne kaydolan Türkeş, 1936’da oradan, 1938’de Harp Okulu’ndan mezun oldu. Bu arada Türkiye’de Türkçülük ve Turancılık düşüncesinin o dönemdeki en önemli temsilcisi Nihat Atsız ve kardeşi Nejdet Sançar’la tanıştı. Onların fikri çalışmalarını ve yayınlarını takip etti. 1944’te Isparta’da üsteğmen rütbesindeyken Nihal Atsız’a yazdığı bir mektuptan dolayı ‘Irkçılık-Turancılık’ davasından yargılandı. 9 ay 10 gün Tophane Askeri Hapishanesi’nde ve bir süre de ‘Tabutluk’ denilen hücrelerde kaldı. 1945’te Askeri Yargıtay kararıyla tahliye edildi ve 1947’de beraat etti.
Türkeş, Türk milletini en ileri, en medeni ve en kuvvetli varlık haline getirme ülküsünü benimsemişti. Türkeş, Türkiye’nin bu ülküye ulaşabilmesi için kendine özgün bir milli doktrin oluşturdu. “9 Işık” adını verdiği doktrininin dokuz ana ilkesi şunlardı: “Milliyetçilik, Ülkücülük, Ahlakçılık, İlimcilik, Toplumculuk, Köycülük, Hürriyetçilik ve Şahsiyetçilik, Gelişmecilik, Endüstri ve Teknikçilik”.
Türkeş 1965 yılında siyasi hayata atıldıktan sonra sürekli gençlere yönelik konferanslar verdi. 1968’den sonra kurulan Ülkü Ocakları’nda da gençlere Türk milliyetçiliği, Türk tarihi ve kültürü ile Türkiye’nin meseleleri konularında seminerler verilirdi. Türkeş’in milliyetçilik anlayışı, hiçbir zaman ırkçı olmamıştır. O, her zaman Türk milletinin birlik, beraberlik ve bütünlüğünden yanaydı ve sürekli bu duyguları güçlendirmeye çalışırdı. Bunun en somut örneklerinden birini, son döneminde bir toplantıda milliyetçi kesimin ‘vatan haini’ olarak gördüğü Nazım Hikmet’in, Kuvayı Milliye Destanı isimli kitabından “Dört nala gelip uzak Asya’dan/ Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan/ Bu memleket bizim…” mısralarını okuyarak, bu şairimiz hakkındaki tabuları yıkmıştır. Onun ömrünün son yıllarında gerek merkez sağda, gerekse bazı sol muhitlerde ülkücü camiayı aşan bir saygı görmesi ve bir ‘siyaset bilgesi’ kabul edilmesi, onun yapıcı ve birleştirici politikalarının eseridir.
Alparslan Türkeş, karşılaştığı sayısız olumsuzluğa rağmen, inandığı davadan ve ülküden dönmeyen, sabırla, tahammülle, cesaretle ve inatla hedefine yürüyen bir inanç ve dava adamıydı. Aramızdan ayrılışının 19. yıldönümünde rahmetle anıyoruz.  

 

Dr. Sakin Öner

Bu haber toplam 682 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri