Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Avcı: Ağar gizli oluşumu biliyordu

06.11.2011 08:33
Hanefi Avcı Susurluk ifadesinde, Kürt işadamlarının öldürülmesi için hukuk dışı bir oluşum kurulduğunu ve bundan dönemin Emniyet Müdürü Ağar, Jandarma ile MİT’in de haberdar olduğunu söyledi.
Susurluk davası kapsamında silahlı teşekkül oluşturmak suçlamasıyla ceza alan Mehmet Ağar hakkında verilen kararın gerekçesinde önemli ifadeler yer aldı. Kürt işadamlarına yönelik faili meçhuller konusunda Hanefi Avcı, bu kişilerin tesirsiz hale getirilmesi için bir teşekkül oluşturulduğunun Emniyet, Jandarma ve MİT tarafından bilindiğini anlattı.
 
Cantürk ve Buldan böyle öldü
 
Devrimci Karargah davası sanığı Hanefi Avcı 7 Şubat 1997’de dönemin İstihbarat Şube Başkanı sıfatıyla tanık olarak verdiği ifadede, Kürt qişadamlarına yönelik saldırıları şöyle anlattı: “91-92-93 yıllarında PKK’ya büyük parasal destek sağlandığı iddiaları vardı. Bu kişileri tesirsiz hale getirmek maksadıyla farklı yöntemler kullanılması düşüncesi Emniyet, Jandarma ve MİT’teki birçok görevliler arasında söylenmeye başlandı. Nitekim bir süre sonra meydana gelen bazı olaylar incelendiğinde, bu kişilerle hukuk dışı yöntemlerde mücadele eden bir teşekkülün oluşturulduğu anlaşıldı. Behçet Cantürk ve Savaş Buldan’ın öldürülmesi de bu şekildedir.”
 
Susurluk’un kayıp silahlarına cevap
 
İddianamede, Ertaç Tinar’ın Londra Merkezli 100 paund’luk sermayesi olan HOSPRO şirketinin sahibi olduğu, 1993’te Emniyet’e 82 milyar TL değerinde silah ve malzeme hibesi de yer aldı. İddianamede küçük sermayeli bir şirketin 80-100 bin TL’lik hibe yapmasının “mümkün olmadığının” altı çizildi. Mehmet Ağar 10 Ocak 1998 tarihli savunmasında, “Şirket temsilcisi Ertaş Tinar ile görüşmelerimiz olmuştur. Bu silahlardan kaybolan veya amaç dışı kullanılan olmuşsa benim bilmem söz konusu olamaz” diye konuştu.
 
Yeşil ‘Çatlı da kim oluyor onu da kopartacağım’ dedi
 
SUSURLUK iddianamesinde yer alan çarpıcı bilgiler dönemin İstihbarat Şube Başkanı Hanefi Avcı’nın Kürt işadamlarının öldürülmesiyle ilgili anlattığı devlet içindeki ‘gizli oluşumla’ sınırlı değil. Haluk Kırcı’nın 11 Ocak 1999’da verdiği ifadesinde önemli bir ayrıntı dikkat çekti. Kırcı, ifadesinde, Yeşil olarak bilinen Mahmut Yıldırım ile Abdullah Çatlı arasında yaşanan bir gerginliği anlattı. Kırcı, “Çatlı’nın bir gün kendisine “Mahmut Yıldırım, Ahmet Demir ismiyle Ankara’da bulunduğu bir sırada Çatlı’nın da arkadaşının bulunduğu bir mecliste ‘Çatlı da kim, onu da koparacağım’ gibi bir konuşma yapmış. Bu sözleri Çatlı’nın kulağına gelmiş. Bir gün şirkete gittiğimde, Çatlı bana ‘Elazığlı Ahmet Demir’i tanıyor musun’ diye sordu. Ben de tanımadığımı söyledim” dedi. Kırcı, Çatlı’nın eski telefonunu kullanması için kendisine verdiği bir gün kendisine bir telefon geldiğini söyleyerek, şu olayı anlattı: “Bir akşam İsminin Ahmet Demir olduğunu söyleyen bir kişi beni telefonla aradı ve ‘Mehmet Bey ile görüşmek istediğini’ söyledi. Ben de kendisine bulunmadığını söyleyince benim kim olduğunu sordu, ismimi söyledim. ‘O zaman kardaş bir şeyler söyleyeyim Mehmet Bey’e ulaştır. Benim Ren Nehri’nde (Fransa’ya gönderme yaparak) abdest almış insanlara elim kalkmaz. Benim hakkımda ona söylenenlerin hepsi yalandır. Ben yakında emekli olacağım. Emekli olunca da yanına gelip kendisiyle tanışacağım’ diye konuştu.”
 
STAR 
Bu haber toplam 1954 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri