Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Azınlık cinayetlerinin perde arkası

27.06.2012 14:26
Zirve iddianamesinde, Ergenekon ile Hurşit Tolon tarafından TSK bünyesinde kurulan TUSHAD’ın azınlık cinayetlerindeki rolleri karşılaştırıldı.

Malatya Zirve Yayınevi katliamıyla ilgili hazırlanan ikinci iddianamede Ergenekon ile Ergenekon sanığı Hurşit Tolon’un Genelkurmay bünyesinde illegal olarak kurduğu iddia edilen Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekat Dairesi’nin (TUSHAD) işbirliği yaptığı faaliyetler 8 başlıkta yer aldı. İddianamede Zirve ile Hrant Dink cinayeti arasındaki benzerlikler de 4 ayrı başlık altında toplandı.

Toplumun hassasiyetleri kaşındı

Ergenekon’un TUSHAD aracılığıyla ülkede misyonerlik faaliyetlerinin ülke için tehdit olduğu intibaını yarattığı, azınlıklara yönelik cinayetler öncesinde toplumun hassasiyetlerinin kaşınarak kin ve düşmanlığa sevk edildiği anlatıldı. Maktüllerin cinayet öncesi yalnızlaştırıldığı ve tehdit algısı sayesinde oluşturulan ortamdan faydalanılarak Santora, Hrant Dink ve Zirve Yayınevi cinayetlerinin işlendiği anlatıldı.

Misyonerlik tehdidi pompalandı

İddianamede, TUSHAD’ın Ergenekon terör örgütüyle ilişkili olduğu ve işbirliği halinde bir çok faaliyet yürüttüğü yer aldı. 8 başlıkta toplanan faaliyetler özetle şöyle:

Misyonerlik faaliyetleri artarak tehlikeli boyutlara ulaştığı intibaı yaratıldı.

Devletin resmi organlarında ve toplumda azınlıklar ile misyonerlere yönelik tehdit algısı oluşturulmak istendi. Misyonerlik tehlikesi bir paranoya olarak gündemde tutulmaya çalışıldı.

Cinayetler öncesinde hassasiyetler kaşınarak kin ve düşmanlığa sevk edildi.

Maktüller hedef gösterildi

Yapılan bu faaliyetlerde özellikle Hrant Dink, Rahip Santaro ve Zirve maktülleri hedef gösterildi. Maktüller, cinayet öncesi yalnızlaştırıldı. Oluşturulan olumsuz hava sonrası cinayetler peş peşe geldi.

Sansasyonel eylemlerin hayata geçirilmesiyle ülkede önce terör, kaos, kargaşa ve güvensizlik ortamı oluşturulmak istendi.

Birilerine yıkılmaya çalışıldı

Cinayetler sonrasında mevcut hükümetin icraatlarının cinayetlerin işlenmesinde en önemli etken olduğu tezi işlendi.

Aynı zamanda eylemleri olaya herhangi bir ilgisi olmayan kesimlere yıkılmaya ve askeri müdahale için gerekli zemin oluşturulmaya çalışıldı.

Hükümet baskı altına alınarak illegal yollarla devrilmesi, görev yapmasının engellenmesi ve düşürülmesi hedeflendi.

Kafes cinayetleri birer ‘operasyon’

İddianamede, Ergenekon sanığı Levent Bektaş’ta çıkan “Kafes Eylem Planı” ile İbrahim Şahin’de çıkan “Tedhiş Planları”na da yer verildi. Kafes’te Santaro, Dink ve Zirve cinayetlerinin “operasyon” olarak nitelendirildiği belirtilen iddianamede, “Bu durum söz konusu cinayetlerin bizzat Ergenekon tarafından gerçekleştirildiğinin bir nevi ikrarı niteliğinde” denildi.

DİNK ve ZİRVE’DE İLGİNÇ BENZERLİKLER

Zirve iddianamesinde, Hrant Dink cinayeti ile Zirve Yayınevi cinayetlerinin benzerliklerine de şu şekilde dikkat çekildi:


Trabzon İl Jandarma istihbarat arşivleri Dink cinayetinden sonra karartıldı. Aynı şekilde Zirve Cinayeti sonrasında da Malatya İl Jandarma Komutanı Mehmet Ülger ve ekibi de delilleri karartacak, davayı yönlendirecek nitelikte sahte belgeler hazırlandı.

Ogun Samast’ın cinayeti işlediği silahın Ardeşen yapımı olduğu bilgisi şahıs yakalanmadan önce Trabzon Jandarma Komutanlığı tarafından biliniyordu, bu silah Jandarması tarafından temin edilmişti. Malatya İl Jandarma Komutanı Mehmet Ülger ve ekibinin cinayetin işlenmesindeki rolleri de benzer.

Cinayet öncesi Hrant Dink’i yalnızlaştırma faaliyetleri ile Zirve Yayınevi cinayetinden önce misyonerler ve yayınevi çalışanlarının yalnızlaştırılması ve hedef gösterilmesi faaliyetleri benzerlik gösteriyor.

Star 

Bu haber toplam 1708 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri