Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bakir İzzetbegoviç gelişmeleri değerlendirdi

25.04.2016 11:31
Müslümanlar nitelik ve nicelik bakımından gelişme gösteriyor.

Yeni nesil İslâm’ı dünya gücü yapacak

Bosna Hersek Başkanlık Konseyi Başkanı Bakir İzetbegoviç, "Son 50 yılda Müslüman nüfus iki kat artarken, ekonomik güçleri de 10 kat artmıştır. En önemli olan ise eğitimli Müslümanların sayısının da 100 kat artmış olduğu gerçeğidir" dedi. İzetbegoviç, "Müslümanlar uzun süre tarihin nesnesi olmuşlardır, şimdilerde siyaset ve askeri hareketlerin bağlamında özne konumuna gelmektedirler. İslâm’ı gerçek manasıyla öğrenen yeni nesil önümüzdeki bölünmeleri aşacak ve İslâm’ı dünya gücü haline getirecektir" ifadelerini kullandı.

Geçtiğimiz günlerde İstanbul'da düzenlenen 13. İslam Zirve Konferansına katıldınız. Bize bu konuda ne söyleyebilirsiniz, zirvenin değerlendirmesini nasıl yaparsınız?

Müslüman dünyası özellikle terör ve yaşanan silahlı çatışmalar gibi ciddi sorunlarla karşı karşıyadır. Bu sorunların çözümüne yönelik yapılması gerekenler Müslüman ülkelerde birlik, dayanışma ve uzlaşmanın sağlanmasıdır. Güçlerimizi birleştirmeli ve karşı karşıya kaldığımız sorunlarla yüzleşmek için yeni tutumlar geliştirmeliyiz. Son dönemde ortaya çıkan olumsuz görüşler ancak ve ancak İslam dünyasının birleşmesi ve ortak hareket etmesiyle durdurulabilir. Karşılaştığımız sorunlara etkin çözümler bulabilmek için güçlerimizi birleştirmeliyiz. İstanbul'da düzenlenen konferansın tam da bu yönde ilerlediğini düşünüyorum. Birlik ve beraberliğin zirvesiydi aslında. Zirvede oy birliği ile kabul edilen "İslam Birliği Organizasyonu Aksiyon Planı" son derece önemli ve güç vericiydi. İslam Organizasyonunun barış, güvenlik, terörle mücadele, insan hakları, gelişim, fakirlik, kadın, aile ve çocuk hakları, eğitim, bilim ve teknoloji ve kültür gibi konularda ilgili ülkelerde iyileştirmeye odaklanması son derece önemlidir.

Bosna Hersek, Avrupa ülkelerinden Müslümanların çoğunlukta yaşadığı ve tarihten birbirine bağlı olanlarla çevrili bir devlet. Bu nedenle Bosna Hersek, İİT'de gözlemci konumunda. Bosna Hersek'in İİT üyesi olabilmesi için herhangi bir girişimi veya yaptığı bir şey var mı?

Yakın gelecekte oluşturacağımız fikir birliği ile İslam Birliği Organizasyonu üyeliğine başvuracağız. Günümüzde ne yazık ki bu fikir birliğini sağlayamadık çünkü Sırplar buna halen karşı çıkmakta. Bizler bu arada organizasyon ile işbirliğimizi kuvvetlendirmek ve üye ülkelerle ekonomik ilişkilerimizi geliştirmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bosna Hersek ile Müslüman ülkeler arasında iyi anlamda geliştirilen ekonomik işbirlikleri mevcuttur. Örneğin yatırım, elverişli kredi alımı ve et ihracatı konularında Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve Kuveyt gibi ülkelerle son derece iyi ilişkilerimiz var ve bu ülkeler Bosna Hersek'te birçok iş yeri de açtı. Bununla birlikte, Müslüman ülkelerin Bosna Hersek'teki ekonomik varlığı tarih, kültür ve duygusal bağlarla orantılı olarak gelişmemektedir. İslam ülkeleri ile ekonomik ilişkilerimizi güçlendirmek istiyoruz. İstanbul'daki zirvenin sonunda bu isteğimizin onay görmesi ve kabul edilmesi beni son derece mutlu etti. Zirvede, organizasyon üyelerine Bosna Hersek devleti ve halkı ile dayanışma içerisinde olması ve ekonomik anlamda daha yoğun işbirliklerinin yapılması çağrısında bulunuldu

AVRUPA'YI HRİSTİYAN KITA OLARAK ADLANDIRMAK YANILGI

Zirvede sizin tarafınızdan önerilen ve Türkiye'nin de desteklediği İİT bünyesinde Avrupa Müslümanları grubunun oluşturulması fikri vardı. Bunun oluşturulmasına özel bir neden var mı?

İslam Birliği Organizasyonu, Müslüman dünyasını bir araya toplamakta ve onların sesi olmaktadır. İslam birliğinin büyük bir kısmını oluşturan Avrupa İslam birlikleri İİT'te yeterince temsil edilmemektedir. Avrupa'da 20 milyondan fazla Müslüman yaşamaktadır. Boşnaklar gibi olan halkın bazıları ise Avrupa kıtasındaki yaşamını yüzyıllar boyu sürdürmektedir. Diğer taraftan geçtiğimiz yüzyıl ve şimdilerde yaşanan sığınmacı krizi kapsamında da milyonlarca Müslüman küresel göç sebebiyle Avrupa'ya gelmiştir. Onların gelişiyle birlikte ortaya çıkan entegrasyon sürecinde İİT'in özel bir dikkat göstermesi gerekmektedir. Avrupa'nın "Hristiyan kıtası" olarak adlandırılması ve İslam'ı yabancılaştırması tamamen bir yanılgıdır: İslam, ne Avrupa'da ne de kıtanın ruhunda yabancıdır. Aslına tam tersi: günümüzde "Avrupa ruhu" olarak adlandırdığımız şey aslında İslam'ın tüm kimlik ve kültürlere olan etkisini göstermektedir. Dinden felsefeye, sanat, siyaset, ekonomi, ülke birlikleri, bilim ve zanaat hepsi İslam'ın etkisi altında kalmış ve gelişmiştir. Balkanlarda uzun süredir yaşayan Müslüman toplumdan günümüzde Almanya ve İskandinav ülkelerine gelenlere kadar, İslam'ın Avrupa nüfusunda önemli bir parçası haline geldiğini söyleyebiliriz. Onlar kendi kimlik ve haklarını korumaya çalışırken bir taraftan da İslam ve Avrupa değerleri arasındaki dengeyi korumak için yerleştikleri kültüre de ayak uyduruyor. Avrupalı Müslümanlar, sosyal, kültür, siyaset ve ekonomik kaynaklar açısından son derece önemlidir. İşte bu nedenle acil bir şekilde kurumsal bir mekanizmanın oluşturulması gerektiğini düşündüm ve buradaki Müslümanların İİT tarafından daha çok koruma ve dikkat altında olmaları gerektiğini düşünüyorum. Onların çıkarlarını açık bir şekilde ifade etmek ve uluslararası anlamda büyük ve etkin olan İİT'de de bu konuda çok daha fazla ilerleyeceğini düşünüyorum.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'A MİNNETTARIM

Zirvede, organizasyon bünyesinde bir birliğin oluşturulması talebinde bulundum. Afrika, Asya ve Arap ülkelerinde olduğu gibi Avrupa'da da yaşayan Müslümanların haklarını gözetecek bir oluşumdu bu önerdiğim. Böylece, organizasyon ve ilgili birlikler Avrupa'da yaşayan Müslümanların sorunlarıyla daha yakından ilgilenebilecek ve müdahalede bulunabilecek. Benim önerimin görüşüleceğini kabul ve takdir eden Cumhurbaşkanı Erdoğan'a minnettarım. Bu girişimim organizasyon ülkeleri tarafından da oy birliği ile kabul edildi ve zirve sonunda Avrupa'daki Müslüman topluluklarla iletişime geçileceği kaydedildi.

MÜSLÜMANLAR ARTIK NESNE DEĞİL ÖZNE

Avrupa'da yaşayan Müslümanların İslamofobi ile daha çok karşı karşıya kaldıkları bilinen bir gerçektir. Dünyada gitgide büyüten İslamofobiye karşı tutumuz nedir ve sorunun çözülmesinde ne tür bir model uygulanmalıdır?

Dünyadaki Müslümanlar son dönemde nem nitelik hem de nicelik bakımlarından büyümektedir. Bu da güç ile denge ve neden ve sonuç ilişkilerini önemli derecede etkilemektedir. Son 50 yılda Müslüman nüfus iki kat artarken, ekonomik güçleri de 10 kat artmıştır. Bunların arasında en önemli olan ise eğitimli Müslümanların sayısının da 100 kat artmış olduğu gerçeğidir. Müslümanlar uzun süre tarihin nesnesi olmuşlardır, şimdilerde siyaset ve askeri hareketlerin bağlamında özne konumuna gelmektedirler. Bu dönemde çatışmalar olacak, İslam karşıtı güçler kurulacak, yabancı düşmanlığı ile İslamofobi artacak ve inkar duygusu hakim olacaktır ama bunların hepsi zamanla düzelecek ve kaybolacaktır. Hızlı çözümler olmadığı sürece yapı olumsuz gelişmeye devam edecektir ama dediğim gibi zamanla durum sakinleşecek ve Müslümanların değer, birlik ve uyumları kabul görecektir. Bunun kesinlikle böyle olacağını düşünüyorum çünkü Müslümanlar Batıya iki önemli değeri getirmektedir: genç nüfus ve modern insanlığın mücadele ettiği hastalıklara çare. Müslümanlar ya ekolojik ve ahlaki düşüş ve tüketiciliğe karşı çıkacak ya da Müslüman olmaktan vazgeçecektir.

Sizce İslam'ın terörle bu kadar yakın tutulmasının sebebi nedir ve çözümü ne yönde olmalıdır?

İslam adı ve bayrağı altında zulüm ve terör yapan kişiler bunları birbirine bağdaştırmaktadır. Bu son derece basit ve açık bir tutum olduğu için onların işine geliyor. Cevabı asıl zor olan soru ise neden bu böyle? Neden bazı Müslümanlar dinin temel taşlarını yıkarak mücadele edebileceklerini düşünüyor, neden Allah'ın can verdiğine inanmalarına rağmen hem kendi hem de masum insanların canına kıyabiliyor, Allah'ın merhamet ve af duygularını bağışladığı bu dünyada neden çatışmalar oluyor? Bu tarz soruların cevabını en iyi İslam üzerinde çalışma yapan teolog, sosyolog ve psikologlar cevap verebilir. Cevabın büyük bir kısmında Müslümanların son yüzyıllarda maruz kaldıkları haksız ve şiddet eylemleri olacaktır. Onların büyük bir kısmı hiç şüphe yok ki bu nefret söylemlerinden intikam almak için yola çıkmıştır.

YENİ NESİL İSLAM'I DÜNYA GÜCÜ YAPACAK

Günümüzde Müslümanlar dünyada en çok yaşayan ikinci dini temsil ediyor. Hristiyanlıktaki mezhep ayrılığı göz önünde bulundurulduğunda Müslümanlar bu noktada birinci sırada yer alıyor. Sonuç olarak Müslümanlar arasında birlik yok. Sizce buna son verilmesi için neler yapılmalı?

Kuran'ı Kerim'de Müslümanların kardeş oldukları ve mezhep ayrılığına girmemeleri buyrulmuştur. Müslümanların, "İyiyi emreden kötüye karşı çıkan" bir halk olması ve bu yolda sabır, adalet ve gerçekle hareket edilmesi gerektiği yazılmıştır. Müslümanlar hata yapabilir ama unutmamaları gerekir ki Allah'ın iyiliği aramak ve kötülükle mücadele konusunda buyurdukları gelip kendilerini bulacaktır. Bu yolda, birliği bozan şeyler en başta kibirli ve bencil olmaktır, aynı zamanda yanılgı ve önyargılar ile cahillikte bizi bu değerde uzaklaştırmaktadır. İslam'ı gerçek manasıyla öğrenen yeni nesil önümüzdeki bölünmeleri aşacak ve İslam'ı dünya gücü haline getirecektir.

AVRUPA'NIN SURİYE'YE TEL ÖRGÜ İLE CAVAP VERMESİ ÜZÜCÜ

Bosna Hersek'te yaşayan Müslümanlar dünyada meydana gelenleri yakından takip ediyor. Kendi varlıkları için savaştıkları dönemde bile Çeçenistan'da Müslümanlara yapılanlara karşı tepkisiz kalmadılar. Bugün Suriye'de yaşanan olaylarla ilgili Bosna Hersek Müslümanlarının tavrı nedir?

Suriye'de kardeşler arasında yaşanan çatışmalar bizim geçmişte yaşadıklarımızı anımsatıyor. Suriye ve Bosna Hersek'te yaşananlar arasında oldukça fark vardır ama ortak olan noktamız insanların acı çekmesidir. Suriye'de de Bosna Hersek'te olduğu gibi en çok masum insanlar acı çekiyor. Aynı olan diğer nokta ise yaşanan acılar karşısında güçlü dünya ülkelerinin çözüm bulamamasıdır. Bu, sığınmacı krizi için de geçerlidir. Hayatlarını kurtarmaya çalışan insanlar yaşadıkları zorluklara ek olarak engel ve zulümlerle karşılaşmaktadır. Gelişmiş Avrupa'nın tel örgüyle verdiği cevap son derece üzücüdür. Bosna Hersek, sığınmacı rotası üzerinde değil. Olduğu takdirde ise elimizden geldiğince ve imkanlarımız kapsamında buraya gelen insanlara yardım eli uzatacağız. Bu noktada, Türkiye'nin gösterdiği tavır örnek alınmalıdır. Ne yazık ki çoğu insan bunu görmezden gelmektedir.

RÖPORTAJIN TAMAMI İÇİN: 

http://www.yenisafak.com/gundem/yeni-nesil-islami-dunya-gucu-yapacak-2456513

 

Kaynak:
Bu haber toplam 946 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri