Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

28 Şubat'tın kara kutusu konuştu

28.02.2011 15:02
ERBAKAN’I ‘HER ŞEY DAHA KÖTÜ OLACAK’ DİYEREK İSTİFAYA İKNA EDEN ŞÜKRÜ KARACA KONUŞTU...

Fadime Özkan/STAR

Karaca: Başbakan Erbakan’a süreci anlattım. İnanmadı ‘beni kandırmaya çalışıyorsunuz’ bile dedi. Oysa bir teğmene tokat attırılacağı bile söyleniyordu. Bildiride düşman olarak tarif edilmişti 

Şükrü Karaca’nın adından ünlü iki sıfatı var: ‘Çiller’in kara kutusu’ ve Erbakan’ı başbakanlıktan istifaya ikna eden adam. Hikâyesi de ilginç; ilkokul öğretmenliğinden avukatlığa, oradan siyasi danışman olarak Çiller’in yanına. 28 Şubat’ı en içerden yaşayanlardan biri olan Karaca ile Cuma günü konuştuk. Hoca’nın vefatı üzerine aradığımda taziyelerini bildirdi: “Erbakan 28 Şubat’ta siyaseten katledilmişti. Sene-i devriyesinde de hayatını fiilen kaybetti. Türk milleti bir değerini kaybetti. Allah rahmet eylesin”. Ve savcılara bir suç duyurusunda bulundu Karaca: 28 Şubat için neden dava açmıyorsunuz?

28 Şubatla ilgili söylenmemiş, sizin bildiğiniz bizim bilmediğimiz ne söyleyeceksiniz?

Söylenmemiş bir şey kalmadı aslında. En azından işin sivil kısmındakiler bakımından. Zaten haksızlığa maruz kalan kesimdik biz, o haksızlığı tezgahlayanların perde arkasında kalmış icraatları vardır yoktur bilemem.

• Siviller de konuşmadı ki.

Bilmezler ki.

• Neye maruz kaldıklarını anlatabilirlerdi, bu bile esirgeniyor kamuoyundan.

Eskiler böyle işleri tartışmayı sevmez, şüyuu vukuundan beter işler bunlar. Siyasi aktörler de sorumluluk sahibi insanlar. Ama ülkenin reel şartları başka türlüyse ya o şartları değiştirecek ya dikkate alacaksınız. Hoca bu manada tehlikeyi vaktinde sezemedi ya da ciddiye almadı. Hoca bu işin günahkarı değil mağduru.

ÇİLLER ERBAKAN’A SAHİP ÇIKTI

• Partneri açısından durum nasıldı?

Çiller başlangıçta bunu sadece Erbakan’a yönelik bir rahatsızlık olarak algıladı ve insanları teskine çalıştı; ben buradayım merak etmeyin, yanlış bir şeye izin vermem, gibi.

• Kuşkusu var mıydı onun da Erbakan’a ve yapmak istediklerine dair?

Öyle olsa hükümet kurmazlardı. Çiller en zor zamanında Hoca’nın yanında durmayı bildi. Libya dönüşünde herkes Hocayı havaalanında idam sehpasına çıkaracaklar zannederken Çiller hocayı karşılamaya gitti.

İSTİFAYA NASIL İKNA OLDU?

• 28 Şubat’la ilgili söylenmedik söz kalmadı diyorsunuz ama daha birkaç ay önce Erbakan istifa etmeseydi istiskal edilecek, bir teğmene tokatlattırılacaktı, dediniz.

Aslında parti çevrelerinde bilinen bir duyumdu o. Hoca’yı istiskal edecekler, şöyle yapacaklar falan diye, ama kim, nerede, nasıl yapacak, buna dair bir bilgimiz yok. Bunu ben o günlerin psikolojik ortamı açısından söyledim.

• Erbakan’ın kulağına da gitmiş midir?

Bilmiyorum, ona ben bir şey söylemedim.

• Erbakan’ı Başbakanlıktan istifaya siz ikna ettiniz. Ona tam olarak ne söylediniz?

Sürecin nereye gittiğini anlatmaya çalıştık. Zaten bir şey anlatmaya gerek yoktu, hadiseler ortadaydı da Hoca inanmak istemiyordu. Ya da tarzı öyledir, alttan alarak, bir takım sorunları teamülle geçiştireceğini düşünüyordu.Bunun böyle olmadığını anlaması zaman aldı.

SİZ BENİ KANDIRIYORSUNUZ!

• O size ne dedi?

Baştan çok itiraz etti “Siz beni kandırıyorsunuz” bile dedi. “Askerle aram çok iyi. Daha geçen gün görüştük Genelkurmay Başkanıyla, bana şöyle dedi” dedi. Yani bürokratik kibarlık içinde söylenmiş sözlere inanıyordu. Baktık ki Hoca gidişatı ciddiye almıyor -ki aynı saatlerde Genelkurmay zehir zemberek bir bildiri yayınlanmıştı, tarif edilen düşman da Hoca idi.

DEMİREL SİYASİ HESAP İÇİNDEYDİ

Demirel bunu biliyor muydu, istiskal olayını mesela, kulis dedikodularını?

Demirel herkesten önce biliyordu bana göre. Kulağına gitmiştir. 28 Şubat’tan çok kaygı duyduğunu da biliyorum. Fiili darbeye gidilebilir, Meclis tatil olabilir gibi endişeleri vardı.

• Ölüme karşı sıtmaya razı yani...

Demirel iki şey yaptı; 1) Darbeyi hafifletmek 2) Kendisi için bir takım siyasi sonuçlar çıkarmak. Buradan ne elde edebilirim’in hesabını da yapmıştır Demirel. Öyle bir insandır. Her ikisini de başardığını düşünüyorum. Ona göre Meclis açık kalmış, kurallar içinde hükümet değişmiştir. Sizi ben istifa ettirmedim kendiniz ettiniz diyor. Fakat hükümet ettirilmeyen bir Başbakan vardır ve iş o noktaya gelene kadar Demirel’in bir karşı tavrı olmamıştır.

• Halbuki görevi tam da bu, kurumlar arası koordinasyon ve demokrasinin temini. Üstelik hükümeti istifaya zorlayan beşli çeteyi ‘örgütlediği’ çıktı ortaya, itiraflarla.

O dönem tüm güç odaklarının bir emriniz var mı diye herşeyi askere sorduğu bir dönem, iş dünyası, medyası, sivil toplumu... Paylarına düşeni yaptılar, rüzgar döndü, onlar döndü.

Çiller faili meçhullerle ilgili birşey bilmez

• Emekli Koramiral Atilla Kıyat, faili meçhuller devlet politikasıydı dedi, siz eleştirdiniz. Halbuki 90’lar terörle birlikte faili meçhulün de arttığı yıllar. 17 bin beş yüz gibi bir rakam var..

Ben faili meçhul olmamıştır demiyorum, olmuştur, itirazım şuna: PKK devlete kurşun sıkmadan önce bölge halkını öldürerek sindirdi. Bir kısmını açıktan vurdu, bir kısmını iç hesaplaşmalarla. Beri tarafta yasal sınırların dışına çıkan devlet görevlileri de suçlu zannettiklerini öldürmüştür, bilemem. Toplam faili meçhulleri hangi tarafa yıkacağız? Herkes devlete yıkıyor, benim karşı çıktığım şey bu.

• Dönemin siyasi sorumlularından biri Çiller ve kaleminizden çıkan bir sözü var, herşeyi sarmalayan: Devlet için kurşun atan da şerefli yiyen de!

Bunun hiç öyle bir tarafı yok, vatan için kurşun yiyen ya şehit ya gazidir. Bu son derece makul ve meşru bir cümle. Özel harekat daire başkanının üzerine çok gidildiği, bir tür infaza tabii tutulduğu bir dönemde söylendi. Özel harekatta daire başkanlığı terörle mücadelede bir dönüm noktasıdır, o vakte kadar devlet hep kan kaybetmiştir. İşte böyle bir kuruluşu bazı çevreler hedef tahtasına yatırdı, Çiller’in sahip çıktığı nokta o.

• Çiller o devlet görevlilerinin terörle mücadelede hukuka bağlı kalıp kalmadığını kontrol etti mi? Çiller faili meçhullerle, terörle mücadele yöntemleriyle ilgili ne biliyordu, ne sanıyordu?

Pek bir şey bildiğini sanmıyorum. Kulağına gelmiş olabilir ama doğrulatmak yanlışlatmak o dönemde mümkün değil. O günleri bugünün koşullarıyla yargılarsanız sonuç alamazsınız. Devletin güvenliğinden sorumlu kurumlar, kişiler şu çelişkiye düşmemeliler: Karşındaki muhatabın vatandaşın mı düşmanın mı?

• Böyle bir çelişki olamaz. Ülke vatandaşı kanunla ihtilafa düşüyorsa suçludur, düşman değil.

Alelade suçludan farklı o. Ülkeyi bölmeye çalışıyor. Köyümde devlet muhtardır, kasabada jandarma, kaymakam. İlde vali, Ankara’da Başbakan. Şırnak’taki faili meçhule orada iki adam karar vermiş uygulamış.

Bakın Yeşil hiç konuşuyor mu?

• Arif Doğan JİTEM’i kurdum şu kadar kelle aldım diyor.

Tam seyirlik şarlatan ya da şarlamış. Birkaç tahta eksilmiş. Bu kadar işi yapan biri bugün niye ötüyor? Faili meçhul cinayetlerin baş aktörlerinden biri Yeşil idi. Nerede, konuşuyor mu hiç?

• Yeşil yaşıyor mu?

Bilmiyorum. Ama her neredeyse konuşmuyor, varlığını bile belli etmiyor. O tür işleri yapanlar böyle olur, meydanlara düşüp sirk soytarısı gibi onu da ben öldürdüm, şunu da, demez. Dedikleri doğru olsa bile inanmam ben.

• Yeşil ile ilgili Çiller ne biliyordu?

Bir şey bildiğini düşünmüyorum. Adını gazetelerden duymuştur ama. 

• Faili meçhullerin yaşandığı bir dönemdi ve dönemin sivil sorumlularından Çiller’in hiç bilgisi yoktu, öyle mi? Nasıl olur, siz de danışmanıydınız?

Çiller kesinlikle bizimle paylaşmazdı. Paylaşmaması da gerekiyordu. Bu tür işlerde siyasetçiler girmezler böyle bir şeye. Bir devlet görevlisini çağırıp ne bir talimat verebilirler ne bir şey sorabilirler.

• Siyasi sorumlu kişi, devlet görevlilerinin hukuk dışına çıkışını meşrulaştıracak sözler sarf ederse, bir parçası olur artık o işin. Çiller bir konuşmasında mesela “PKK’ya yardım eden işadamlarını biliyoruz” diyor. Ve biz de biliyoruz ki faili meçhul cinayete kurban giden çok sayıda Kürt işadamı var.

Valla bir Başbakan biliyoruz diyorsa, bunu derhal savcılığa intikal ettirmesi gerekir. Ama sebebi şu olabilir bunun, Başbakanın önüne istihbarat raporları gelir, duyumlar da yazılmıştır ve güvenilmez raporlardır. Bilir ama işlem yapamazsınız. Belki öyledir. 

ÇEVİK BİR ARTİSTLİK YAPTI

• Çevik Bir: Bir artistti. 28 Şubat cuntasının önüne atlayarak rol çaldı, oradan devlet başkanlığına sıçrama hevesi vardı. Amerikalılarla, NATO ile, İsrail ile arası iyiydi, bu odakların kendisini başkanlığa taşıyacağını zannediyordu. Tam olarak cuntanın içinde de değildir bana göre. Sivillere gelip “altımı tutamıyorum”, askerlere dönüp “gerekeni yapıyoruz, siz sakin olun” diyordu.

• Erol Özkasnak: Çok geri saflarda bir insandı o, üzerinde çok fazla konuşmaya da değmez açıkçası.  

ZAFER MUTLU TEORİSYENDİ

• Andıçlar, brifingler, balans ayarları... Gayet organize işler ama tıpkı bütünü görünmeyen bir ahtapotun kolları gibi...

O ahtapotla göz göze geldik, birbirimizin gözüne bakıyorduk.

• Ahtapotun YÖK ayağı, Kemal Gürüz, Alemdaroğlu?

Kenarda küçük rolleri yapan, vokal yapan tiplerdi onlar.

• Medyanın rolünü küçümsemezsiniz ama herhalde?

Karargahtan çıkmayan gazeteciler vardı. Zafer Mutlu, 28 Şubat’ın en aktif gazetecilerinden, bu işin teorisyenlerindendir. 

Halkın rövanşı Ak Parti ile  

• Bir sonraki seçimde halk “demokrasi bayrağını yukarıda tutan Çiller”i neden seçmedi de baraj altında bıraktı?

Süreç bitmemiş asker kışlasına dönmemişti. Halk, asker elinde silahla dolaşırken kabadayılık gösterilmesini maceracılık olarak görür. O dönemde bir yüzde 10’luk Çiller, bir de Tayyip Erdoğan meydanlara çıktı. Süreç bitince de halk rövanşı AK Parti ile aldı. Erdoğan AK Parti’yi RP’den sonra kurmuş ve seçime girmiş olsaydı FP kadar oy alırdı. 

MESUT YILMAZ KORKTU 

• 28 Şubat sürecinde Mesut Yılmaz?

Mesut bey korktu. Muhalefet lideriydi, MGK bildirisine karşı iki cümle sarf etseydi süreci durduramasa da karşı tarafı sıkıntıya sokardı.

• Ama zaten ona “size altın tepside bir iktidar sunuyoruz, kıymetini bilin” denmiş?

Ama tepenizde askeri vesayet varken Başbakanlık yapmak Yılmaz için de sevimli değildir.

• Hocanın iki partisine kapatma davası açıp vampirler habis ur vs diyen Vural Savaş?

İş bölümünde üzerine düşeni yapmıştır. Hiç unutmam Hoca ‘Yahu bunu biz tayin ettik namazını falan kılıyordu niye böyle yapıyor’ demişti.   

Bu haber toplam 3184 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri