Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

'Başkanlık Sistemi' anket sonucunu açıkladı!

13.07.2012 01:11
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Sevilay Yükselir'in hazırlayıp sunduğu, yüzde 100 siyaset programında gündeme ilişkin önemli açıklamalar yaptı.

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, Sevilay Yükselir'in hazırlayıp sunduğu, yüzde 100 siyaset programında gündeme ilişkin pek çok konuda şu açıklamaları yaptı.


Yükselir: Başbakan Erdoğan'ın sayın Numan Kurtulmuş'u partiye davet etmesini siz nasıl buldunuz?

Bekir Bozdağ: Tabii ki sayın başbakanımızın daveti, böyle bir geçişle alakalı değerlendirmeler vardı. Bu davette de AK Parti'ye geçişle ilgili konuların görüşüldüğü basına yansıdı. Sayın Kurtulmuş da bugün sözlü ve yazılı bir açıklaması var, partinin yetkili organlarında bunu değerlendireceğini ifade etti. Kurtulmuş bizim siyasetimizin gelenekleri içinde yetişmiş birisi geçmişte Fazilet Partisi'nde, Saadet Partisi'nde siyaset yaptı, donanımı ve nitelikleri ile Türkiye'ye faydası olacak bir arkadaşımız. Önümüzde ki günlerde sürecin neler getirip götüreceğini hep birlikte göreceğiz.

Yükselir: Daha parti içinde değerlendirilme yapılmadı mı demek istiyorsunuz?

Bekir Bozdağ: Bugün basına yansıyanları ben söylüyorum, neler görüşüldü, neler söylendi bilmiyorum, bilgim olmadığı için bundan sonra süreç şöyle işleyecek diye özel bilgi verme imkanım yok. Biz Numan Kurtulmuş beyin Türkiye'ye ve Türkiye siyasetine faydalı olduğunu düşünüyoruz ve AK Parti'ye gelirse biz bundan menuniyet duyarız.

Yükselir: Başbakan Erdoğan'ın bu daveti için çeşitli yorumlar yapıldı, Numan Kurtulmuş AK Parti'ye geldikten sonra Başbakan Erdoğan Cumhurbaşkanı, Numan Kurtulmuş da Başbakan olabilir mi?

Bekir Bozdağ: Bizim siyasetimizde bir hesap üzerine siyaset yapmak yoktur, parti içerisinde hizmet edenler oldu, bir kısmı ayrıldı bir kısmı devam ediyor ama bizim partimizde kesinlikle bugüne kadar bir siyaset uygulaması yapılmadı, bundan sonra da yapılması yanlıştır. Çünkü AK Parti hesapları boza boza gelen bir partidir, bu konuda değerlendirme yapanlar olabilir herkesin birşey demek hakkı var ama ben AK Parti içerisinde bir sorun olacağı kanaatinde değilim, Sayın Kurtulmuş partiye gelirse diğer mensuplarımız gibi Türkiye'ye hizmet edecektir.

Yükselir: Peki bu senaryo tutsa, gerçekten sayın Başbakan Cumhurbaşkanı adayı olursa, Çankaya yoluna girdikten sonra Numan Kurtulmuş liderlik koltuğuna oturursa sıkıntı olur mu?

Bekir Bozdağ: Ben şimdiden bu değerlendirmeleri yapmayı doğru görmüyorum, dışarıdan yapanlar olabilir fakat AK Parti içinde böyle bir değerlendirme yapan olmaz. Bizim kendi anlayışımız, misyonumuz ve vizyonumuz herhangi bir sorunun yaşanmayacağını gösteriyor. Biz yolumuza, hizmetimize, çalışmamıza devam edeceğiz, olmamış, ileride nasıl olacağı belli olmayan konularla ilgili yorum yapmak kahinlerin işidir, benim kahinlik gücüm yok. Sayın Kurtulmuş siyasi geçmişiyle bizimle örtüşen bir insan, AK Parti içinde Türkiye'ye hizmet etme imkanı bulacaktır, bu da Türkiye'nin kazancı olacaktır. İleriye dönük konular üzerinde konuşmayı ben doğru görmüyorum.

Yükselir: İleride başka isimlere de çağrı yapılabilir mi?

Bekir Bozdağ: Bizim partimizin kapısı, partimize gelmek isteyen herkese açık, Numan Bey'e de açık, herkese de açık. Kimler burada siyaset yapmak isterse biz buyrun, gelin, deriz.

Yükselir: Sizde hafif bir kırılganlık var gibi hissediyorum, sanki biraz bekleyelim, bakalım Numan Bey ne yapacak gibi davranıyorsunuz?

Bekir Bozdağ: Ben size bir yol haritası vereceğim gibi şeyler bekliyorsunuz, yok böyle birşey böyle birşeyi ne ben ortaya koyabilirim, ne de başkası yapabilir. Şimdiden deminde söyledim geleceğe dair öngörüleri konuşmanın bize bir faydası yok.

Yükselir: Başkanlık sistemine geçiş olabilir mi? Başkanlık sistemi hakkında neler düşünüyorsunuz?

Bekir Bozdağ: Esasında karşı olanlar buna biz yürütmede bu mantıkla, ideolojiyle duramayız düşüncesiyle duruyorlar parlamenter sistem olursa, ara oyunlarla, veya vatandaşın sandıkta verdiği koalisyon kurun talimatı ile bir şekilde kendime yürütmede yer bulabilirim düşüncesinde olanlar var. Kendilerinin iktidar şansını görmeyenler buna karşı duruyorlar.

Yükselir: Siz vatandaşa anlatılmadığı için, vatandaş bu sistemi anlamadı mı demek istiyorsunuz?

Bekir Bozdağ: Aynen bu şekilde, ikitane örnek vereceğim birtanesi diyorlar ki: Türkiye'de Başkanlık sistemi olursa diktatörlük olur' bunu söyleyenler amacı bilmiyorlar. Bakın bugün ABD'de de bu sistem var, Amerika'da Başkanlık tek adamlık olmasın diye oturulup pratik olarak ortaya konulmuş birşeydir. İngiltere Amerika'ya koyduğu vergiler nedeniyle Amerika'da büyük tepki çıkıyor, ayaklanma oluyor ve bağımsızlığını elde ettikten sonra oturuyorlar ve 'tek başına yasama olmasın ama yürütme de egemen olamasın, öyle bir sistem kuralım ki milletin başında kimse boza pişiremesin' diyorlar. Bu sistem böyle bir sistemdir, tek adamlığın bu sistemde hayata geçme imkanı yoktur. Atatürk'ün dönemine bakın resmen Başkanlık sistemidir, bizim geleneğimizde var zaten bu parlamento var, Anayasa Mahkemesi var, yürütme ne derse, parlamento da onu diyor. ABD Başkanı'nın ama böyle bir yetkisi yok, Atatürk dönemi resmen ve fiilen Türkiye'de Başkanlık sisteminin pratikte uygulamasıdır ve Başkanlık sisteminden daha sağlam şekilde uygulanmasıdır.

Yükselir: Başbakan şuanda zaten tek adam ve lider duruşlu değil mi?

Bekir Bozdağ: Hayır ben sizinle aynı düşünmüyorum, Başbakan istişare yapan, müzakere eden birisi. Bizim sistemimizde şuanda baktığınızda yasama, yürütme ayrı mı? Ayrı, yasama da çoğunluk şuanda AK Parti'de, şimdi yürütmeyi kullanan AK Parti yasama yetkisini de kullanıyor. AK Parti'nin istemediği bir kanun değişikliği yapabilir mi? Yapılamaz, hükümet oturmasa bir kanun görüşmesine onu ne komisyon ne de genel kurul görüşebiliyor. Amerika'nın Başkanlık sisteminde böyle birşey yok, Türkiye uygulamasına baktığınızda bu var, eleştirilen konu 'böyle tek adamlık olur, aman buna izin vermeyin' diyorlar ama şimdi de farklı değil ki, tek partinin elinde bu AK Parti Grubu bunu kullanıyor, biz diyoruz ki; Bu sağlıklı değil, bugün ki sistem her halükarda yasamayı yürütmenin eline veriyor. Parlamento tam yürütmeye karşı, bağımsız olursa, ayrı olursa ona muhtaç olmazsa, Başkan da ona karşı bağımsız olursa o zaman tam bir ayrılık olur, aralarında ihtiyaç olduğu zaman uzlaşma olur, uzlaşma olmazsa seçim olur ve millet seçer kararını verir.

Bir de diyorlar ki; Türkiye bu sistemden sonra bölünür, eyalet olur, parçalanır gider. Bu sistem böyle değildir, Başkanlık sistemi aslında Amerika'da ki gibi birliği korumak için yapılmıştır. Başkanlık sistemi Amerika'yı bütünleştiren bir sistem olmuş. Buradan yola çıkarak 'Türkiye parçalanır' diyenler yanlış düşünüyorlar, bugün Almanya parlamenter sistemle yönetiliyor, federal sistem var oralarda eyaletler var. Parlamenter sistemde de, Başkanlık sisteminde de federal kurulabilir.

Yükselir: Peki federal yapı kurulur mu Türkiye'de?

Bekir Bozdağ: Hayır kurulamaz, Başkanlık sistemi güçlü Türkiye için şart. Başkanlık sistemi olsaydı ben 305 sene sonra bir bakan olarak görev alabilecektim, ben Bekir Bozdağ olarak 89. senede 61. hükümette görev alıyorum, bu kadar yapboz tahtasına dönerse o ülkede istikrar olmaz. Darbeye teşebbüse açık sistem, iktidar operasyonlarına da açık bir sistem, Ecevit'in hastalığı döneminde bir kanalda son dakikaya bakarken diğer bir kanalda da başka bir sondakika geçiyordu. Bakanlar peşpeşe istifa ediyordu, işte böyle birşeyde Başkanlık sistemi olsa bu tür şeyler yaşanmaz.

Yükselir: Somut olarak şuanda partinizin elinde bir çalışma var mı? Vatandaş bu konuya ne diyor?

Bekir Bozdağ: Şuanda anketler yapılıyor, bizim partimiz tarafından da yapılıyor. Gelen veriler bundan önceki yıllarda yüzde 10, 15'lerde idi, şuanda yüzde 34, 35 gibi tırmanan bir seyir izliyor. Toplum bunu tartıştıkça ne olduğunu daha iyi anlıyor ve buna göre fikir belirtiyor.

Yükselir: Hayır diyenler peki neden korkuyor, padişahlık sistemi gelecek diye mi korkuyorlar?

Bekir Bozdağ: Başkanlık sisteminin bir özelliğini daha söyleyeyim, Başkanlık sistemi bir kere güçlü liderleri çıkarır. Şuanda sadece AK Parti'de güçlü bir lider var, başka partilerde yok. Başkanlık sisteminde Başkanın iki sefer seçilme hakkı var, Başkanlık sistemi siyaseti de çok güçlendiriyor. Demin konuştuk, şimdi vekiller nasıl seçiliyor? Adaylar müracaat ediyor, partiler listeleri belirliyor ve halk o listelerden seçim yapıyor. Adaylar halktan güç alıyor ve milletvekilleri gücünü genel merkezin attığı imzadan değil halkın desteğinden aldığı için daha rahat hareket ediyorlar, halkın yüzde 51'inin oyunu alan bir Başkan ve hertürlü siyasi gücünü halktan alan bir yasama ve böyle bir konuda iki taraf karşı karşıya geldiği zaman ülkeye daha büyük bir güç katar. Ben Başkanlık sisteminin Türkiye'nin hayrına olacağını düşünüyorum, Türkiye ama bugün ama yarın Başkanlık sistemine geçecek, biz diyoruz ki bunu geciktirmeyelim biran evvel bu gerçekleşsin.

Yükselir: Parti içinden de aykırı sesler geldi, bazı endişeler dile getirildi. Parti de mutabakat sağlanmadı diye düşünüyorum, bu şekilde mi oldu?

Bekir Bozdağ: Bu konuda herkes aynı şeyi düşünmüyor, parlamenter sistemle Başkanlık sistemini okuyan hekresin ben Başkanlık sistemine okey diyeceğini düşünüyorum.

Yükselir: Amerika bunu yıllardır kabul etmiş bir ülke, her zaman bir Tayyip Erdoğan bulamayız dedim, endişelerim var benimde bu konuda ama bunların asıl nedeni ABD modeli konduğunda çıkıyor, Türkiye farklı bir ülke.

Bekir Bozdağ: Türkiye'nin yerleşik siyaseti güçlü liderlerin ortaya çıkmasına izin vermiyor, sayın Başbakanımızın bir şiirden hapse gidişi halen tartışılır. Yol kesme harekatıdır bu, geliyor gümbür gümbür diyerek tedbir alıyorlar. Hem şiir hem başka hadiselerden baktığınızda müthiş bir yol kesme var, parlamenter sistem güçlü bir lider istemiyor, statükoya, Meclis'e, Anayasa Mahkemesi, manşetlere rağmen güçlü bir lider böyle gelebiliyor. Başkanlık sistemi öyle değil, sistemin kendisi zayıfı kabul etmiyor zaten. Ben diyorum ki Başkanlık sistemi sağdan olsun, soldan olsun Türkiye'nin Tayyip Erdoğanları'nı çoğaltır, güçlü liderler çıkar ve Türkiye kazanır. Başkanlar milletiyle, değerleri ile kavga edemez neden? Yüzde 51'e muhtaç, Sezer geçti odada 7 sene oturdu gitti. Halkın oyuyla gelmiş olsa mesela öyle olmazdı.

Yükselir: Onu bilerek getirdiler, kendi halinde mutlu bir kişiydi kendisi, halen öyle bakın yok, nerede, ne yapıyor kimse bilmiyor.

Bekir Bozdağ: O zaman vesayet yetkisini kullanan makamlar düşündü ve vesayet yetkisine emredersiniz diyenler hayata geçirdi bunu. Bakınız 2014'te ilk defa Cumhurbaşkanını millet seçecek, bu da yarı Başkanlık demektir, şimdi Türkiye'nin Cumhurbaşkanı 2014'te doğrudan halk tarafından seçilecektir, Türkiye zaten 2014'te seçim usulü nedeniyle bile yarı Başkanlık sistemine geçmiş oluyor. Fiilen 2014 Türkiye'nin yarı Başkanlık sistemine geçtiği dönem olacaktır.

Yükselir: Bir endişem daha var, kadınların bu sistemde hiç bir şansı yok gibi geliyor bana.

Bekir Bozdağ: Hayır bakınız, Başkanlar da çıkar parlamenter sistemde kadınların çokmu şansı oluyor, Başkanlık sisteminde bir hanımefendi Türkiye'nin Başkanı olabilir. Özellikle Asya'da hanımların Başbakanlık görevi yaptığını biliyoruz Amerika'da biliyorsunuz sayın Clinton Başkanlık yarışını son anda kaybetti kazansa belki Başkan olacaktı, sonuçta bir kişi Başkan olacak, Fransa bakın seçim yaptı Yunanistan da yaptı, Hollande seçildi hemen ayağının tozuyla milletinin hizmetine koyuldu ama Yunanistan'da hükümet bile kuramadılar daha.

Yükselir: Ben Amerika seçimlerini takip etmiştim, bayağı keyifli aslında Başkanlık sistemi korkulacak bir sistem değil ama Türkiye farklı bir ülke.

Bekir Bozdağ: Bakın bir tarihimize Türkiye'nin geçmişinde bile var bu, Atatürk zamanında bile tüm yetkileri kim kullanıyordu? Atatürk kullanıyordu, yasama da yürütme de onun emrindeydi bugün Amerika Başkanı'nda böyle bir güç yok, İsmet İnönü Cumhurbaşkanı olduğu zaman Başbakanlar'ın ismini biliyormusunuz? Yok, bu çok açık fiilen Başkanlık sistemi var, bakın rahmetli Menderes dönemine Celal Bayar'ı hatırlamayız o dönemde de Menderes o şekilde yetkileri kullanmış. Yürütmenin emrinde olmayan bir yasamayı ikame edecek sistem Başkanlık sistemidir.

Yükselir: Dün önemli bir kararname ile karşılaştık, HSYK'nın kararnamesi ile 170'den yukarı savcının yeri değiştirildi, Balyoz davasına bakan savcı, mesela MİT Müsteşarı'nı ifadeye çağıran savcının yetkileri, Fikret Seçen'in yetkileri kaldırıldı, dolayısıyla ne oluyoruz? Durumları oldu, kimilerinin beklentisi gibiydi bu, zaten hükümetin ÖYM'lerin kaldırılmasında da niyet bumuydu? Kadroların değiştirilmesimiydi?

Bekir Bozdağ: Bir kadro değişikliği söz konusu değildir, kaldırılan yetkilerde yok 250 ve devamı maddeler kaldırılınca bununla ilgili maddeler de kaldırıldı. Yeni İhtisas Ağır Ceza Mahkemeleri kurulunca yeni görevlendirmeler yapıldı. Birilerinin yetkileri kaldırılmış değil, sizin ifadeniz bir noktada doğru da yetki kaldırması yok. ÖYM'ler kaldırıldı ve bunlar kaldırılınca davalar bitinceye kadar mahkemesinde devam edecek, yeni mahkemeler ve savcılar, hakimler görevlendirilinceye, kuruluncaya kadar burada devam edenler ondan sonra oralara devredilecek. Yeni mahkemeler kurulurken, görevlendirilmeler yapılırken aynı savcıları aynı yerlerde HSYK görev vermedi, olay bu.

Yükselir: Bunlar kişiye göre algılandı, bu savcılar yanlış mı yaptılar?

Bekir Bozdağ: Yeni görevlendirme yapılırken HSYK görevlendirme yapmadı hepsi bu, bu çalışmalar yeni değil. Sayın Hakan Fidan'ın olayıyla ilgili bir olayda değil ama bu çalışmalar bundan çok önce başladı.

Yükselir: ÖYM'leri getiren hükümetsiniz, sizde endişelenmeye başladınız, asıl nerede başladınız, neyden rahatsız oldunuz?

Bekir Bozdağ: Bu mahkemelere dönük eleştiriler vardı kamuoyunda, baktığınız zaman toplumun her kesiminde mahkemelere dönük ve uygulamalarına dönük eleştiriler oldu. Biz hükümetiz, bazı hususların yanlış olduğu değerlendiriliyorsa bizim bunlara kulağımızı kapatmamız söz konusu olamaz. Şimdi bu noktada tartışmalar oldu, tartışmalar özel yetkilerden kaynaklanıyor. Bu mahkemeler biliyoruz ki ihtisas mahkemesi, imtiyazlar aynen duruyor, ayrıcalıklar aynen duruyor bu mahkemeler ihitsas mahkemesi olmasını ayrıcalıklarından alıyordu biz şimdi bunların yüzde 95'ini ortadan kaldırdık.

Yükselir: Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun 'Büşra Ersanlı'yı bir terörist olarak görmüyorum, tutuklu kalmasına gönlüm razı değil ama yargıya müdahale etmemiz söz konusu olamaz' açıklamaları hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu konuda sizin görüşleriniz nelerdir?

Bekir Bozdağ: ÖYM'lerle ilgili deminde ifade ettim toplumdan ciddi eleştiriler geldi, yapılan eleştiri toplumun herkesiminde yapılmaya başlandı. Bu eleştirilerin mahkemelerin ihtisas mahkemesi olmasından ziyade bunları ayrıcalıklarından aldığını gördük. Ayrıcalıklı mahkemeler pozisyonunda olan bir durum vardı. Herkes şunu söylüyor; Ben suçlanıyorum ama dosyanın içinde ki delillere ulaşılmış değil, ben savunmamı nasıl yapacağım, bunları nasıl ifade edebileceğim' diyordu ve bu konu hakkında eleştiriler yapabiliyordu. Orada düzenlemeler vardı biz şimdi bu bütün ayrıcalıkları, savunmayı zayıflatan düzenlemeleri ortadan kaldırdık ve hukuk devletini güçlendirdik.

Yükselir: Bu tahliyeleri için bir olanak sağlar mı?

Bekir Bozdağ: Tutuklama bi tedbir usulümüzde var, uygulamalar ve usuller hakkında karar mahkemeye bağlı. Adli kontrolün üst sınırı son düzenlemeyle kaldırıldı, mahkeme karar verdiği taktirde tutuklamaya karar verebileceği gibi adli kontrole de karar verebilir. Böylelikle usulde mahkemenin vereceği karar alanını genişlettik. Kamuoyunda sanki tutuklu milletvekillerine ilişkin özel bir düzenleme yapılmış gibi hava oluştu halbu ki yapılan bütün düzenlemeler geneldir. Bu bir kamu görevlisi olur, sıradan biri olur, kim olursa olsun herkes için yapılan bir düzenlemedir bu.

Yükselir: Aziz Yıldırım bundan faydalandı mı?

Bekir Bozdağ: Hayır Aziz Yıldırım hem tahliye oldu, hem mahkumiyet verildi. Şimdi diyelim ki Silivri'de devam eden davalarla ilgili sadece tutuklu vekiller yok ki, Genelkurmay Başkanı da orada yatıyor. Bu kanuni düzenlemede şu vekildir, bu askerdir buna uygulamayacaksın, bu sivil buna uygulayacaksın diye bir uygulama yok. Tamamı ile mahkemenin yetkisine bırakıyor ama ben şunu rahatlıkla söyleyebilirim bu düzenleme sadece bir grup yararlansın, diğer grup yararlansın diye yapılmadı, genel bir düzenleme.

Yükselir: İlk yararlananlar biliyorsunuz 7 kişinin katili ülkücüler oldu, buda tartışma ortamı oluşturdu.

Bekir Bozdağ: Bakın daha önce böyle bir düzenleme yapıldı, o dönemde eski ülkücüler diye söylediğimiz Ülkü Ocakları'ndan değişik suçlarla istinat edilenlere uygulama yapılmadı. Yani o zaman sol kesimle sağ kesim arasında ayrım yapıldı, bir yandan sol cenahtan olanlarla ilgili bütün cezalar tek ceza sayıldı, sağ cenahtan gelenlerle ilgili her ceza ayrı sayıldı, her cezanın 10 yılının infazı olduktan sonra tahliye olabileceği söylendi. Yargıtay'ın ve mahkemelerin ideolojik kararlarından dolayı oldu bunlar. Biz ne yaptık? Bu haksızlığı giderdik, birilerini serbest bırakan değil bu ülkede kanunlar eşittir, ortada bir haksızlık varsa bunu gidermek parlamentonun görevidir. Bizim görevimiz haksızlığa uğrayan ne olursa olsun sıfatı bunu düzeltmektir.

Yükselir: Twitter'dan bir çok soru geliyor, Kıdem Tazminatı, Bedelli Askerlik, KPSS gibi sorular var ben sizin uzmanlık alanlarınıza girmek istiyorum. Siz bu sabah döndünüz Bosna'dan, burada bir Alevilik tartışması patlak verdi, ilginç bir şekilde önümüze geldi. Siz Dinler Tarihi üzerine ihtisas yapmış bir isimsiniz, Bosna'dan da açıklamanız oldu, sizce 'Alevilik dindir' tartışması konusunda Alevilik nedir sizce?

Bekir Bozdağ: Bunu bu şekilde dile getiren bir milletvekili kamuoyu önünde farklı şekilde dile getirince Alevi vatandaşlarımız da bu konuya tepki gösterdi. Şimdi ben Hacı Bektaş-ı Veli'nin makalatını okuduğum zaman orada yazanlara benim itirazım yok, olamazda. Ben o nedenle az çok o konular üzerinde de okuma yaptığım için bunu ben Hacı Bektaş-ı Veli'ye bir saygısızlık olarak gördüm. Peygamber efendimizin damadına, Hz. Ali efendimize ve bugüne dek Alevilik inancından gelen büyüklere bir saygısızlık olarak görüyorum bunu. Ama Türkiye'de bunu ortaya çıkartmak isteyenler var, ben Aleviler'le komşu olan, ailecek tanıdığım pek çok insanım onların kabulleri ile bizim aramızda hiç bir fark yok, bazı usülü farklar olabilir ben bu konuyu bir iftira olarak gördüğümü belirtmek istiyorum.Alevilikle ilgili ben bütün Alevi kardeşlerime ve herkese diyorum ki, Aleviliğin ana kaynaklarını herkes okuyarak konuşsun, ilkelerini ortaya koyan kitaplar, bu işin uzmanlarını, yazılı kaynaklı olanlarını okumak lazım.

Yükselir: Aleviliği kabul ediyor olmanız İslam içinde bir yorum, Hüseyin Aygün 'Alevilik başka bir dindir' diyor ama iki tarafta da çarpık fazla uç düşünceler var. Alevi açılımı başlattığında hükümet ben umutluydum, nede olsa bende Aleviyim, bu sorunun çözüleceğine inanmıştım ama bu açılım durdu. Durmamasını istiyorum bende, bu problem büyük bir problem, asırların problemi inşallah çözeceğiz bunu yakında. Aleviliği siz İslam'ın farklı bir yorumlayış biçimi olarak görüyorsunuz, ibadet yeri olarak bazı aleviler bir çoğu Cemevleri'nde ibadet etmek istiyorlar, siz bu kadar sıcak yaklaşıyorsunuz, Mehmet Görmez'in de sıcak temasları oldu peki neden? İslam'ı farklı yorumluyor olması mı sıkıntı oluyor?

Bekir Bozdağ: Bana bu konuda pek çok soru soruldu, dedim ki bu konularda burada konuşulmaz. Yasama organları ve siyaset dini konularda statü veremez, ben bu konuları işin uzmanları olarak belki bilemem, bu konu üzerinde uzmanlaşmış kişilerin bilgileri elbettte daha fazla, Makedonya'ya gittim orada Harabati Baba Tekkesi var, baktığınız zaman Tekke'nin içerisinde dergah var, şimdi Bektaş-i Tekkeleri var, baktığınız zaman sadece Tekke değil dergah var, cami de var, mescidde var, Nakşibendi Tekkesi'ne baktığınızda, Halveti Tekkesi'ne baktığınızda bakıyorsunuz yanında mescid var, her din için söyleneni söylüyorum, mabed tek. İslam'ın mabedi tektir, mabed camidir ve tektir. Bunu değiştirmek, yada isim koymak kimseye düşmemiştir. Hristiyanlıkta kilise, Yahudilikte sinagog, şimdi baktığınızda hepsi tek, mezhepler, tarikatlar ne olursa olsun hepsinin mabedi tek. Türkiye'de Caferi kardeşlerimiz var onların bakın kendi imamları var onların da cami, Hanefi, Sünni, Şii herkesin mabedi tek, cami Müslümanların ortak, tek mabedidir.

Ben, bütün tarikatları bilmiyorum ama bu tür yerler dergah olarak kabul ediliyor. Cemevlerinin durumuyla ilgili olarak hukuki bir vasıf verilmesi gerekiyorsa bunu bizim değil Alevi kardeşlerimizin tarihten çıkartması lazım. Aleviliğin kendi tarihinden, kendi geçmişinden bunu çıkartması lazım. Bu konuyla ilgili geçmişte tam bir mutabakat sağlanmadı, Cem Kültürevi veya Kültür Merkezi yada sadece Cemevi diye değerlendirmeler var, öte yandan bizim Anayasa ve yasalardan kaynaklanan ciddi sorunumuz var. Anayasa'nın 174. maddesi olması lazım, devrim kanunlarını sayıyor ve bu kanunların içerisinde pek çok yasaklar getiriyor. Esasında bir hukuki sıkıntı da burada yatıyor, yani Anayasa'yı dolanarak bir iş yapmak var birde bu konuyla ilgili Anayasa'ya uygun bir adım atmak var bu çerçevede bir değerlendirme ihtiyacı var.

Biz bu konularla alakalı olarak hertürlü ortak kabullerin hayata geçirilmesiyle ilgili adımlar attık, bundan sonra da bizim 'hayır'larımız yok' diyerek açıklamalarını sonlandırdı.

 

star

Bu haber toplam 2902 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri