Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

"İzindeyiz Atam deyip gece gündüz..."

01.02.2012 14:13
Başbakan Erdoğan: Dersim 1939'da üzeri kapatılmış bir faciadır. MHP de bu konunun konuşulmasından CHP kadar rahatsızlık duyuyor.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan konuşuyor:

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Fransa'daki Ermeni Yasası ile ilgili, ''Bu yasanın altında, bu yasayı çıkaran tavrın ve hissiyatın altında, reddi mümkün olmayan bir ırkçı yaklaşım, bir ırkçı zihniyet vardır. Dolayısıyla bu mesele, bir Fransa meselesi, bir Türkiye meselesi değildir; bu mesele, doğrudan doğruya bir Avrupa meselesi, Avrupa Birliği meselesidir'' dedi.
 
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Fransa'da, fikir ve ifade özgürlüğünün kısıtlanmasına yönelik, ırkçı ve ayrılıkçı bu yasa, iki ülke ilişkilerinde olduğu kadar, Fransa'nın kendi değerlerinde de tamiri zor yaralar açacaktı. İnanıyor ve umuyorum ki Fransa Anayasa Konseyi de sağduyulu davranacak, Fransa değerlerine, Avrupa Birliği ilkelerine ters düşmeyecek, vicdanları kanatmayacak bir sonuca varacaktır'' diye konuştu.
 
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Biz, Avrupa'nın kimi ülkelerinde son yarım yüzyılda yaşanan bazı acı hadiseleri sineye çektik. Ancak bugün şunu herkes bilsin ki Türkiye eski Türkiye değildir. Türkiye, Avrupa'da sinsice yükselen ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslamofobia karşısında susacak, tepkisiz kalacak, boynunu bükecek bir ülke değildir. Avrupalı dostlarımızı buradan samimiyetle uyarıyorum; Fransa'da ortaya çıkan tablo, Avrupa'daki sinsi tehlikenin ciddi bir tezahürüdür'' dedi.

Başbakan Erdoğan konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
 
Bunlar sabah akşam 'atam izindeyiz deyip yan gelip yattılar. Biz ise Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için gece-gündüz demeden koşturduk durduk.

İttihak ve Terakki zihniyeti Atatürk'ün bizzat karşı çıktığı bir zihniyettir. Bu Osmanlı'nın dağılmasını sağlamış, Cumhuriyet'i çürütmek için yoğun çaba sarfetmişlerdir. Ne yazık ki Atatürk'ün vefatının ardından yeniden hayat bulmuş ve ağır faturalar ödetmeye devam etmiştir. Dersim bu ağır faturalardan biridir. 27 Mayıs darbesi de bu zihniyetin eseridir. Kürt meselesinden tutun faili meçhullere, derin yapılardan kötü ekonomiye bu ülkenin birçok meselesinin altında bu köhne bu çarpık zihniyet yatmaktadır.

Bazıları Türikye'nin meselelerinin çözümünde sabırsızlar. Her reform anında yapılsın istiyorlar. BEyler biz burada 150 yıllık köhne bir zihniyetle mücadele ediyoruz. İliklere kadar işlemiş bir zihniyetle mücadele ediyoruz. Biz ittihak ve terakki zihniyetindeki CHP ve MHP'ye, Doğu'nun ittihak ve terakkisi olmaya özenen BDP ile mücadele ediyoruz.

Karşımızda Dersim meselesini ağzına lamayan bir zihniyet var. Arif Nihat Asya diyorki: içimizden biri köprü olmaya razı olmazsa, kıyamete kadar bu suyun kıyılarını bekleriz..

Bizim 23 Kasımdaki Dersim açıklamalarımızın ardından CHP Genel Başkanı, Diyarbakır İl Yönetimini görevden aldı. Partisinde sıkı yönetim ilan etti. Paritsi içinde Dersim ile ilgili farklı açıklama yapan vekil olunca açıklama yapmayı yasakladı. Dün çıkmış katsayı meselesi ile ilgili 'Danıştay'a CHP başvurmadı. 2 CHP vekili başvurdu diyor. Sen bostan korkuluğu musun?

Dersim ile ilgili sıkı yönetim ilan ediyorsun buna gücün yetiyor, katsayıyı Danıştay'a başvuran arkadaşlarına niye dokunamıyorsun. Arkalarında neden duramıyorsun. Seni oraya gele başkan olarak çıkaran zihniyet Dersim faciasının mimarı olan zihniyettir. Seni oraya taşıyan zihniyetle çatışmaya giremezsin. Kalkıp Türkiye'yi dindarlar dinsizler diye ayırdığımı söylüyorsun. Önce kulakların alışsın: Senin ifadende dindar-dinsiz yok, dindar bir gençlik yetiştirmek var. Bunun arkasındayım. Ateist bir nesil yetiştirmemizi mi bekliyorsun. O senin işin olabilir. Biz değerlerine sahip çıkan bir nesil yetiştireceğiz.

Bugün üzerinde durmak istediğim konu bu zihniyetin hukuk sistemini getirdiği noktadır. CHP genel başkanı yargı çalışyanlarına yönelik ağır ithamlarda bulunuyor. Silivri'deki mahkemeye tiyatro diyen ve savcı ve hakimlere ağır hakaretler yağdıran CHP genel başkanı, ateş püskürüyor. Şeriatın kestiği parmak acımaz diyordu. Bize de parmak sallıyordu kapatma davasında. Hatta kapatılmamız için 'Ankara'da yargıçlar varmış' diyordu. Bugün her yargı kararına karşı çıkıyor. Zira bu ülkede 12 Eylül 2010'da millet yargıya el koymuştur. Bunlar egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu kabul edemiyorlar. Bu ifade AtatürK'ün değil mi? Niye saygı duymuyorsun. Gece başka gündüz başka. Bunlar sirk cambazı.

12 Eylül 2010'da 150 yıllık çürümüş bir zihniyet tarihi kırılma yaşadı. Yargı birilerinin idaresinden çıkmış birilerinin arka bahçesi olmaktan kurtulmuştur. Bize toprağın altındaki cesetleri çıkarma diyorlar. Tarihe takılıp kalan bizler değiliz, 1940'ların tek partili zihniyeti olan sizlersiniz.

Yassıada'nın yargılamalarıyla yüzleşemeyenler yargıyı eleştiremez. Menemen'in peşine düşmeyenler bugün Danıştay ve Ergenekon davasını anlayamazlar. Yadaş basınla kime saldırdılar ilk gün. Muhafazakarlara dindarlara AK Parti'ye saldırdılar. Arkadan ne çıktı. İttihak terakkinin devamı olan zihniyet çıktı.
 
Kendi gazetelerini gidip bombalayanları bize fatura etmek istediler. Yine arkasından o zihniyet çıktı.
 
Hiç kusura bakma Kılıçdaroğlu. Yargının hükümetin emrine girdiği yok. sizin militan tavrınızdan militan zihniyletinizden ayrılıyor temizleniyor.

Eger 1994 yılında Moğultay'ın kendi yandaşlarımı değil MHP'lileri mi alacağız diyenler ve sizin grup başkanvekiliniz ne diyor: Yarsav'ın militanı olacak adam lazım. Aldığın nefes bile artık milletim tarafından takip ediliyor.

CHP'li eski bir adalet bakanını yargıda nasıl kadrolaştığı bütün boyutlarıyla ortaya çıkmıştı. Sayın Kılıçdaroğlu ile gayet güzel ortak yanları var. Bunları duymazdang eliyor. Yargı dokunulmaz olanlara dokunduğu için CHP rahatsız oluyor. 12 Eylül 2010'da millet militan yargıyı sonlandırdı. Yüksek yargıyı baskı altında tutup hükümetlere istediğini yapanlar artık bunu yapamıyor. Yargı artık gerçek görevini yerine getiriyor. Yüksek yargı militan bir anlayışla değil, seçimle geliyor.

Eğer bu ülkenin yakın tarihine dönüp bakmazsanız şaşırırsınız bu olaylara bakınca. Ama yakın tarihe bakarsanız bunları anlarsınız.
 
Serbest Cumhuriyet Fırkasının başına gelenlere bakın. 28 Şubata bakın. Encümen-i Daniş'e bakın. Neler dönüyor neler?

Sadece mekan ve zaman farklı tüm senaryo aynı. Senaryo hiç değişmemiş. Aktörler değişmiş ama aktörlerin zihniyeti hiç değişmemiş. Allah'ın izniyle bu zihniyetten kurtuluyoruz. Gelecek nesillere karanlık hadiseler, üzeri örtülmüş sümenaltı toprakaltı yapılmış meseleler değil aydınlık bir Türkiye emanet edeceğiz.
 
İftira boyutunu aşarak 'tutuklu gazeteciler' denilen meseleye değişeneceğim: Gerçeği yansıtmayan kampanyaları uluslararası arenada da dile getiriyorlar.

ELİF-BA YASAKLANMIŞ

Arapça levhaları yasaklanmış. Elif Ba yasaklanmış İnönü döneminde. Birçok gazeteyi kapatmışlar. Yayınları durdurmuşlar. Beraber düşünce dünyasını paylaştıkları Aziz Nesin'in bile kitaplarını yasaklamışlar. Bu zihniyete ne denirse CHP o'dur. Kılıçdaroğlu da 'dindar-dinsiz ayrımı yapıyorsun' diyor.

CHP bunları iyi bilir. Aziz Nesin'in Azizname kitabının dağıtımının engellenmesi ve toplatılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı. Bu da yapılmış. Bu kadar açık ve net ortada. Bak ben belgelerle konuşuyorum. Toplatmışlar. Hepsi burada. Sabahattin Ali'nin bir kitabının dağıtılmasının engellenmesi ve toplatılması kararı İsmet İnönü'nün zihniyeti bu. Bugünküler de onun devamı. Türkiye bu karanlık günlere geri dönmeyecek.

Yaptığımız reformlarla atacağımız adımlarla Türkiye'nin bu kısır döngüden kurtulmasını sağlayacağız. Hiçbir konu karanlıkta kalmayacak.
Bu haber toplam 6804 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri