Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bu mu sanat

06.05.2012 12:20
Arşivler, tiyatroların özelleştirilmesine karşı çıkan çevrelere “Mesele tiyatro değil, seçkin bir grubun millete tepeden bakma meselesidir” diye cevap veren Başbakan Erdoğan'ı haklı çıkarıyor. Milletin vergileriyle sanat yapan sözde sanatçılar, her fırsat

Tiyatroların özelleşmesiyle ilgili eleştirilere “Mesele tiyatro değil, seçkin bir grubun millete tepeden bakma meselesidir” diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan haklı çıktı. Yıllarca milletin vergileriyle sanat yapan sözde sanatçıların, milletin değerleriyle alay ettiği belirlendi. İşte “Bunlar mı sanatçı” dedirtecek o sözler:

“TÜRKİYE'NİN YÜZDE 60'I APTAL”

Tiyatro sanatçısı olarak bilinen Müjdat Gezen, katıldığı bir televizyon programında, AK Parti'ye oy verenleri “aptallıkla” suçlamıştı. Gezen, “Bir ankette AKP'ye yüzde elli çıkmış. Aslında Aziz Nesin kriterine göre yüzde 60 çıkması lazım” dedi. Programda bulunan Levent Kırca, Yılmaz Özdil ve Uğur Dündar da Gezen'in sözlerine destek verdi.

“CAHİLLER ÇOK ÇOCUK YAPAR”

Tiyatrocu Ferhan Şensoy, Aydınlık'taki yazısında iktidara oy verenlere “cahil” hakaretinde bulunurken, tiyatrosunda sahnelediği ‘İşsizler Cennet'e Gider' isimli oyunda Başbakan Erdoğan'ı ‘Ergenekon savcısı'na benzetti.
Bir başka tiyatrocu Ayten Gökçer, katıldığı bir sohbet programında, Başbakan Erdoğan'ın 3 çocuk önerisini şöyle eleştirdi: “Türkiye açlıktan ölürken inşallah kalkıp da 3 çocuk yapmaya kalkmazsınız. Tekamül etmiş insan 1 veya 2 çocuk yapar. Cahiller çok çocuk yapar. Bu yüzden Türkiye kapkaççı, hırsızlarla doldu.”

BAŞBAKAN'IN KIZINA HAKARET

Ankara Büyük Tiyatro Salonu'nda sahnelenen ‘Genç Osman' adlı oyun sırasında oyunculardan biri, ön sırada oturan Başbakan'ın kızı Sümeyye Erdoğan ve arkadaşına sözlü ve el hareketleriyle hakaret etti. Sümeyye Erdoğan salonu terk etmek zorunda kaldı.

“MEMLEKET ARABİSTAN OLDU”

Oyuncu Aysun Kayacı ise bir televizyon programında, AK Parti'yi “ayak takımının iktidara getirdiği parti” olarak nitelendirmiş ve “Memleket Arabistan olacak. Oldu yani” demişti. Aynı Kayacı, “Dağdaki çobanla benim oyum eşit olamaz” sözleriyle biliniyor.

‘SAY'GISIZ PİYANİST!

Piyanist Fazıl Say, Kur'an-ı Kerim'in seçmeli ders olmasına tepki göstererek, twitter hesabından dine hakaret etmişti. Say, “Bugün camiye gittim. Sanmayın namaz kılmaya. Bir halı çalmaya” ve “22 saniyede ezan okuyan müezzin” gibi ifadeler kullanmıştı. Say'ın ayrıca “Arabesk yavşaklığından utanıyorum” sözleri büyük tepki çekmişti.

“27 MAYIS DA, 28 ŞUBAT DA DARBE DEĞİLDİR”


Sinema sanatçısı Tarık Akan, İşçi Partisi'nin Aydınlık gazetesine yaptığı açıklamada, 27 Mayıs ve 28 Şubat askeri darbelerini övmüştü. Akan, “27 Mayıs da 28 Şubat da darbe değildir. Birincisi önümüzü açtı, yeni düşüncelerle tanışmamızı sağladı. Laik Cumhuriyet'ten uzaklaşmamızın önünü kapattı. TSK bizim gözbebeğimiz. Temel amacı laik düzenin inançla korunmasıdır. Ancak bugün bu kurumun da etkisizleştirilmesi sağlandı. Ne yazık ki 8 yıldır olup bitene ses çıkaramıyorlar. Üzüntüm bu.”

“HUKUK ELDEN GİDİYOR”

Oyuncu Rutkay Aziz de bir festivalde aldığı “Sanatta Sosyal Sorumluluk” ödülünün konuşmasında hükümeti hedef alan sözler sarf etmişti. “TİYATRO HALK İÇİN YAPILIR”Akit'e konuşan tiyatro sanatçısı ve oyuncu Behzat Uygur, milletten ve milletin değerlerinden kopuk bir sanatçı olamayacağını belirterek, şunları söyledi: “Biz, Nejat Uygur'un çırakları olarak halk için tiyatro yapan ekibiz. Halk tiyatrosu yapmak zordur, samimiyetsizliği asla kabul etmez. Halk tiyatrosu yapmak, bunu yürekten istemek, halkın içinde olmak ve onlar gibi düşünmekle olur. Halk tiyatrosu yaptığınız zaman halkın ne bir adım önünde ne de bir adım gerisinde olmalısınız. Halkın yanında olmalısınız. Sanatçı, halkın yanında olursa ancak onu eleştirme hak ve salahiyetine sahip olabilir. Halk tiyatrosu yıllar boyunca hep küçümsendi. ‘Bu da sanat mı?' diye eleştirildi. Bu eleştiri ve küçümsemeler canımızı çok sıktı ama hiçbir zaman yılmadık, yolumuza devam ettik. Bundan sonra da halk için tiyatro yapmaya devam edeceğiz. Sadece Ankara ve İstanbul'dan ibaret olmayacağız. Anadolu'yu karış karış gezeceğiz.”

TİYATRO TARİHİNDEN DE HABERLERİ YOK!

Devlet Tiyatroları ile İstanbul Büyükşehir Tiyatroları'nda kamu kaynaklarıyla geçinip, kamusal otoritenin kendilerine karışmamasını isteyen tiyatroculara tarihten kötü haber! Sık sık “mesleklerinin” Antik Yunan'a, Eski Roma'ya kadar uzandığı ile övünen tiyatrocular, bu dönemdeki “bütçe verenin piyesleri de kontrol ettiği” gerçeğinden habersiz görünüyorlar.

ANTİK YUNAN'DA OYUNLARI DEVLET SEÇERDİ

Ankara Üniversitesi Dergisi'nde yayınlanan “Devlet, İşletmecilik, Meta-Ürün ve Tiyatro İlişkisi” başlıklı makalede, tarih boyunca kamu kaynaklarını kullanarak tiyatro yapmak isteyenlere, idarenin maddi kaynak sağladığı, bunun yanı sıra oyunları seçip denetim getirdiği de anlatıldı. Prof. Dr. Nurhan Tekerek ile Doktora Öğrencisi İsmet Tekerek'in ortaklaşa kaleme aldıkları makalede, öncelikle Antik Yunan'daki “devlet-tiyatro ilişkisi” anlatıldı. Tarihsel bir perspektiften bakıldığında, antik tiyatronun, tragedyaların vatanı olan ve site-polis devletlerden oluşan Antik Yunan'da, her sitenin yönetiminin tiyatroya olan desteklerinin,”kontrollü bir destek” olduğu kaydedilen makalede, şöyle denildi: “Yönetim, düzenlenen Leneia ve Dionisos şenliklerinde yapılan yarışmaların finansı, duyurulması, düzenlenmesi ve seyirciyle buluşması açısından ilgilenir. Yarışacak ozanların seçimi yönetimden olan Archon (Senatör) tarafından yapılır. Oyunların yayınlanıp yayınlanamayacağını değerlendirecek Yargıçlar Kurulu da yine ad çekmek suretiyle Archon tarafından gerçekleştirilir. Oyunların yapım giderleri, Archon tarafından atanan Choregus'lar tarafından karşılanır.”

ROMA DÖNEMİNDE DE ÖNCE YÖNETİM OYUNLARI İZLERDİ

Devlet parasıyla yapılan tiyatro gösterilerinde, yönetimin oyunların içeriğine karışması, uygun bulduklarını desteklemesi Roma Dönemi'nde gerçekleşen bir uygulamaydı. Adı geçen makalede, devlet yöneticilerinin, desteklenmesi düşünülen oyunu defalarca izleyip, ondan sonra uygunsa seyirciye ulaştırılmasına izin verdikleri anlatıldı. Makalede, “Festivallerin giderlerini karşılamak üzere devletten ödenek alan Aediller devlet adına çalışan profesyonel yöneticilerdir. Aediller oyuncu topluluklarının yöneticileri Dominilerle anlaşma yapar. Dominiler oyunları yazarlarından satın alır. Aediller bir tür süpervizör ya da sanat danışmanı gibidir, oyunlar seyirciye çıkmadan önce onun tarafından birkaç kez izlenirdi.

Yeni Akit/ Hasan Tosun
 

Bu haber toplam 2830 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri