Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Başbuğ'un Tutuklanmasının Perde Arkası

09.01.2012 13:47
Savcılık değerlendirmesinde Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ’un Ergenekon’un amaçları için TSK’yı kullandığı iddia edildi.

Ergenekon soruşturmasından tutuklanan Genelkurmay eski Başkanı Başbuğ hakkında savcılığın mütalaa hazırladığı ortaya çıktı. Başbuğ’a Ergenekon’un amaçları doğrultusunda faaliyet yürütme’ suçlaması yöneltildi.

Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ’un tutuklanmayla sonuçlanan yargı sürecinin perde arkasında önemli hukuki adımların atıldığı ortaya çıktı. İrticayla Mücadele Eylem Planı davasıyla birleştirilen İnternet Andıcı davasında sanıkların gerek savcılık gerek mahkemede verdiği ifadelerin soruşturmanın Başbuğ’a uzanmasına yol açtığı belirlendi. Davayı yürüten mahkemenin 30 Aralık 2011’de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmasıyla birlikte Ergenekon savcısının Başbuğ’la ilgili mütalaa hazırladığı öğrenildi.

TEHDİT MESAJLARI

Mütalaada Başbuğ’a Ergenekon soruşturmasını engelleyecek, zaafa uğratacak, delillerin yok edilmesine neden olacak faaliyetlerde bulunduğu suçlaması yöneltildi. Başbuğ’un İrticayla Mücadele Eylem Planı için ‘kağıt parçası’, Poyrazköy’de ele geçirilen LAW silahları için de ‘boru’ nitelemesi yapması bu kapsamda değerlendirildi. Ayrıca Başbuğ’un sık sık kamuoyu önüne çıkarak tehdit dolu mesajlar vermesinin ve İrticayla Mücadele Eylem Planı’nın Taraf gazetesinde yayımlanmasının ardından Genelkurmay Karargâhı’nda delillerin yok edilmesine zemin hazırlamasının örgütsel faaliyet olduğu vurgulandı.

ISRARLA ‘BAŞBUĞ’ DEDİLER

İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı, İnternet Andıcın’da adı yer almadığı gerekçesiyle İlker Başbuğ’u soruşturmaya dahil etmemişti. Ancak sanıkların tamamı ve özellikle Dursun Çiçek ile Başbuğ’un Genelkurmay Başkanlığı döneminde 2. Başkanlığını yapan Hasan Iğsız, dava açıldıktan sonra mahkemede ısrarla Başbuğ’un da internet sitelerinden haberdar olduğunu, onun bilgisi ve emri olmadan bu sitelerin işletilmesinin mümkün olmadığını ileri sürdüler. Hatta bazı sanıklar ve avukatlar ısrarla Başbuğ’un da ifadesinin alınmasını istediler. 19 Eylül 2011’deki ilk duruşmada ve sonrasındaki tüm duruşmalarda sanıklar ısrarla Başbuğ’un sorumlu olduğunu iddia etmeleri üzerine davaya bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başbuğ hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunmak zorunda kaldı. Sanıkların ısrarlı olmamaları halinde Başbuğ hakkında soruşturma bile açılmamış olacağına işaret edilirken, eski Genelkurmay Başkanı’nı silah arkadaşlarının ele verdiği vurgulandı.

SAYIN KOMUTANA ARZ

Savcılık değerlendirmesinde Başbuğ hakkındaki deliller tek tek sıralandı. En önemli delil İnternet Andıcı belgesinde yer alan ‘Sn. K’na arz’ şeklindeki paraf oldu. Dönemin Genelkurmay Başkanı’na sunulduğunu gösteren parafla ilgili olarak belgede imzası ve parafı bulunan sanıklar andıcın Başbuğ’un emri ile hazırlandığını ve kendilerine sunulduğunu belirtikleri, değerlendirmede ifade edildi. Sanıkların, komutanın haberi olmadan bu tür bir icraatın Genelkurmay’da yapılmasının ve internet sitesi kurulup işletilmesinin mümkün olmadığını belirtmelerine de yer verildi.

TSK’ya sızma ve gizlenme

Başbuğ’un hukuki durumunun terör örgütü iddiasıyla hakkında dava açılan ve tutuklanan kişilerle aynı durumda olduğu kaydedildi. Başbuğ’a neden terör örgütü suçlamasının yöneltildiği sorusunun cevabı olarak da Andıç iddianamesinde detaylıca anlatılan değerlendirmeler gösterildi. Başta Lobi belgesi olmak üzere Ergenekon soruşturmasında ele geçirilen belgelerden hareketle, Ergenekon terör örgütünün amaçlarından en önemlisinin askeri darbeye zemin hazırlamak üzere ülkede kaos ortamı oluşturmak, şiddet eylemleri ile darbenin altyapısını hazırlamak ve yürütülecek psikolojik harekat ile de halkı yürütme organına karşı kışkırtarak darbe yapmayı kolaylaştırmak olduğu vurgulandı. Yine Ergenekon’un amacına ulaşmak için TSK içine sızmaya ve TSK içindeki faaliyetlerini gizlemeye hayati önem verdiğine özellikle ikinci iddianame başta olmak üzere Ergenekon hakkında düzenlenen iddianamelerde ayrıntılarıyla açıklandığına dikkat çekildi.

Delilleri zayıflatmak için konuştu

İlker Başbuğ’a yönelik bir başka suçlamada Ergenekon soruşturmalarında ele geçirilen deliller ve belgelere ilişkin takındığı tavırla ilgili oldu. Savcılık Başbuğ’un tartışmalı tavırlarıyla ilgili olarak şu değerlendirmeyi yaptı:

ÇÜRÜTMEYE ÇALIŞMAK

Ergenekon’un amaçlarından olacak şekilde yapılan ETÖ soruşturmalarını engelleyecek, zaafa uğratacak, delillerin yok edilmesine neden olacak faaliyetlerde bulunmuştur. ETÖ’nün deşifre edilmeyen kanadının bu amaçlarla halen faaliyetlerine devam ettiği ETÖ iddianamelerinde ayrıntılı olarak anlatılmıştı. Kamuoyuna; önüne, arkasına bütün generalleri de alarak korkutucu bir hava oluşturmak suretiyle çıkıp örgütsel belge niteliğinde olan ve ETÖ’nün amaçları doğrultusunda hazırlanıp faaliyete geçirilen İrticayla Mücadele Eylem Planı hakkında, ‘Kağıt parçası’ demesi, Poyrazköy’de ele geçen LAW silahlarına ‘Boru’ diyerek delil olma özelliklerini zayıflatmaya hatta çürütmeye çalışması, sık sık kamuoyu önüne çıkıp tehdit dolu mesajlar vermesi, İrticayla Mücadele Eylem Planı Taraf gazetesinde yayınlanınca Genelkurmay Karargâhı’nda delillerin yok edilmesine zemin hazırlaması, uzun süre Dursun Çiçek’i koruması hepörgütsel faaliyettir.”

Ergenekon’un amacı için çalışıyor

Savcılık değerlendirmesinde Başbuğ’la ilgili şu şok tespite yer verildi: “İnternet Andıcı soruşturması kapsamında hakkında dava açılan diğer 22 sanıkla birlikte İlker Başbuğ da resmen TSK içinde görev yapıyor olmakla birlikte Ergenekon terör örgütü amaçlarına ulaşmak için görev aldığı, bu amaçla TSK içinde kurulan ancak yayınlarını TSK tarafından kurumsal olarak desteklenmediği Genelkurmay’ın 30 Aralık 2010 tarihli ve 3050-605-10/O.Ç Ad. Müş sayılı yazısıyla da ifade edilen internet sitelerinde kara propaganda yaptıkları ortaya çıkmıştır.”

ÖRGÜTÜ YÖNETEN KİŞİ

İnternet sitelerinin resmen ve legal yollardan TSK tarafından kuruldukları kabul edilse bile TSK’nın kurumsal olarak desteklemeyeceği tarzda ancak Ergenekon terör örgütünün amaçlarına ulaşmaya zemin hazırlayacak şekilde yayınlar yaptıkları vurgulandı. Ardından değerlendirmede “İlker Başbuğ da gerçekte Ergenekon silahlı terör örgütüne mensup olup, onun amaçları doğrultusunda faaliyet gösteren ve kendisine bağlı örgüt mensuplarını da TSK amaçları doğrultusunda değil de örgütün amaçlarına ulaşma doğrultusunda yöneten bir kişidir” şeklinde ağır bir suçlama yöneltildi.

Bugün 

Bu haber toplam 1660 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri