Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

BDP dindar Kürd’e uzak

24.11.2012 12:35
Büyük yankı uyandıran Osman Öcalan röportajının ikinci bölümünü veriyoruz. Şok açıklamalarına devam eden Öcalan, BDP’nin de CHP gibi muhafazakar ve inançlı Kürtlere uzak olduğunu söylüyor.

Osman Öcalan röportajının ikinci bölümünde de dikkatle okuyacağınıza inandığımız çok çarpıcı açıklama ve değerlendirmeler var. İdam tartışması, açlık grevi eylemi, PKK/KCK'nın “final yılı” olarak ilan etmesine rağmen verdiği ağır kayıplar, Başbakan Erdoğan ve AK Parti hükümeti Kürt sorununu bakışını, Türkiye'de muhalefetin durumunu, BDP'nin neden Kürtlerin oylarını yeterince alamadığı ve son olarak da Suriye'de ortaya çıkan ve Beşar Esed ile dirsek temasında olan PYD'nin yapmaya çalıştıklarını konuştuk.

- BDP problemin çözümü için sürekli olarak Öcalan ile ilgili şahsi talepleri önü sürerek politika yürütüyor. Öcalan zaten şu anda hapiste. Öcalan ile ilgili talepler ön planda tutulmadan Kürt gençlerinin ölümünü durdurmak adına barışçıl adımlar atılamaz mı? Öcalan Kürt gençlerinin ölmemesi adına çile çekmeyi göze alır mı?

- Öcalan çözümün adresidir. Muhatap alınmayarak ve görmezden gelerek problemi çözüme kavuşturmak imkansız. Öcalan kalıcı barışın sağlanması için kendini feda eder. Mesela şu anda gündemde tartışılan idam konusu... Eğer çözüm olacaksa ve kalıcı bir barışa dönüşecekse Öcalan idamı göze alır. Uğruna ömrünü verdiği mücadelesine fayda sağlaması için canını feda eder. Amu şunu da belirtmelim ki, Erdoğan'ın idam konusunu gündeme getirmesi Kürt halkı için üzücü olmuştur. Toplumda idamı isteyen kesimler, acı cekmiş, kayıplar vermiş olan kesimler olabilir. Ama Sayın Erdoğan bir başbakan olarak bunu söylememeliydi. Bir başbakan her şeyi söylememeli. Çünkü Türkiye toplumunun her iki kişisinden biri kendisine oy vermiştir. Kürt halkından da ciddi bir oy almıştır. Partisinde onlarca Kürt parlamenter vardır. İdam konusunun gündeme gelmesi iyi olmamıştır.

KUZU KEBABI YEMEK YANLIŞTI

- Öcalan hapistekilerin değil dışarıdakilerin açlık grevi eylemine gitmesi gerektiğini belirterek, “bitirin” talimatı verdi ve eyleme anında son verildi. Siz Öcalan'ın bu konudaki değerlendirmesini ve BDP'lilerin benimsediği yöntemi nasıl buluyorsunuz?

- Açlık grevi eylemi önemli bir mücadele biçimidir ancak bu mücadelenin nasıl ve kimler tarafından yürütüleceği konusunda görüş farklılıkları oldu. Bana göre Öcalan'ın değerlendirmesi daha doğru. Çünkü hapishane damı zaten yeterince sıkıntılı ve çileli bir yerdir. İçeride olan bir insanın bir de bedenini ölüme yatırması veya bu yönde talimat alması çok can alıcı bir durumdur. Bu eylem dışarıda yapılabilir. Hapishanedekiler de içeriden destek vermek isteseler buna katkıda bulunabilirler. Erdoğan'ın kuzu kebap yiyorlar şeklindeki demeçleri Öcalan'ın da benimsemediği bu yöntemin bir açığı olmuştur. Erdoğan bu açığı gördü ve kullanmaya çalıştı.

İSYANIN TOHUMLARI EKİLDİ!

- PKK ve KCK 2012 yılını final yılı olarak görerek değişik yöntemlerle saldırılar yapmaya çalıştı. Ve hatta Hakkari'de ve Şemdinli'de alan hakimiyeti kurma çabaları oldu ancak başarılı olunmadı. Örgütün final yılı olarak gördüğü ancak ağır kayıplar verdiği 2012 yılını nasıl değerlendiriyorsunuz?

- KCK'ya yönelik baskılardan başlayalım. Son iki yılda yürütülen KCK soruşturmaları kapsamında yaklaşık 10 bin kişi cezaevlerine konuldu. Bu bölgede büyük bir infaali beraberinde getirebilir. Bu tür katı politik gelişmeler bazen ters tepebilir. Son iki yılda devletin yaptığı ağır operasyonlar olduğunu görüyoruz. Hem karadan hem havadan yaz kış demeden operasyonlar yapılması dikkat çekiyor. Dikkat çeken bu durum hükümetin PKK ile mücadele yönteminde bir değişikliğe gittiğini gösteriyor. Bu kadar ağır bir bombardıman ben de 1990 yılların ortalarına doğru Tansu Çiller dönemindeki saldırı biçimlerini hatırlatıyor. Örgüt ağır kayıplar verse de dağ kadrosu bu tür saldırılarla yok olmaz.

- Leyla Zana sorunun çözüm adresi olarak Başbakan Erdoğan'ı gösteriyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? AK Parti hükümeti Kürt sorununu çözer mi?

- Başbakan Erdoğan kendisine oy veren kitleler için olduğu kadar bütün Türkiye ve dolayısıyla Kürtler için de bir şanstır. 2002'de ilk iktidara geldiklerinde kendisine bağlanan umutlar, 2007'deki seçimde aldığı oy oranıyla paralel olarak arttı. Ergenekon yapılanmasıyla geçmişteki darbe dönemleriyle ilgili verilen mücadele kendisini toplumun gözünde daha da yüceltti. Bu adımlar, Kürt sorununun çözümüne yönelik beklenti ve umutları da arttırdı. Hem kendisine oy veren Kürtler hem de kendisine muhalif olan ancak kalıcı bir barış ortamının sağlanmasından yana olan Kürtlerin Erdoğan'dan hala beklentisi var.

LEYLA ZANA'DAN DAHA FAZLA ERDOĞAN'A GÜVENİYORUM

Erdoğan güçlü kişilikli bir siyasetçidir. Türkiye'de Atatürk'ten sonra gelmiş geçmiş en önemli siyasetçidir diyebilirim. Hatta daha gerilere gidersek, Alparslan gibi güçlü bir şahsiyettir. Ben Erdoğan'ın Kürt sorununu çözeceğine Leyla Zana'dan daha fazla inanıyorum. Bu işi çözecek kişi Erdoğan'dır. Bütün engellemelere rağmen Erdoğan'ın bu işi çözebileceği konusundaki yaklaşımım olumludur.
- “Bütün engellemelere rağmen” derken neyi kast ettiniz?

- Barış ortamının sağlanmasından yana olmayan kişi ve grupların yaptığı engellemeler var. Buna röportajımızın başında belirtmiştim. Örgütün içinde olduğu gibi Türkiye'nin içindeki bazı menfaatçi gruplar da engellemelerde bulunmuşlardır. Türkiye kamuoyunun yapısına bakıldığında farklı yaklaşımlar görürsünüz. Ben acı çekmiş, evladını, eşini, kardeşini kaybetmiş insanların acısını anlarım ama siyaseten işi aşırıya vardıran ve bundan başka da yapacak bir şeyi olmayan gruplar, fraksiyonların engellemeleri var.

 

TÜRKİYE'DE MUHALEFETİN İŞİ ZOR

Türkiye'deki muhalefetin Kürt sorununa yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye'de muhalefet Erdoğan'ın güçlü siyasi kişiliği ve Türkiye kamuoyundan aldığı güçlü desteğin yanında çok zayıf durumda. Ancak siyasi hareketler olarak söylemlerine bakıldığında MHP'nin durumu zaten malum. Milliyetçilik esasına dayalı siyaset yaptığı için çözüm sürecinde AKP'nin karşısına dikilmesi normal karşılanabilir. Çünkü partinin siyaset temeli kurgusu ve siyaset dili milliyetçilik üzerine geliştirilmiş. Anamuhalefet partisi CHP'nin ne yaptığı ise hiç belli değil. CHP, kendisini sistem partisi olmaktan kurtaramıyor. Geçmişle yüzleşmeye korkan bir parti. Zilan Deresi katliamı, Dersin katliamı gibi tarihi ve acıklı olaylar konusunda eski söylemini ve duruşunu günümüzde de sürdürmekte ısrar etmesi ilginçtir.

CHP VE BDP TÜRKİYE TOPLUMUNU İYİ OKUYAMIYOR

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda üç önemli unsurun varlığı bariz olarak dikkat çekiyor. Türkler, Kürtler ve İslamcı düşünen veya ‘ümmetçi' diyebileceğimiz geniş bir kesim. Ancak CHP'nin tek parti iktidarında hem Kürtler hem İslamcılar büyük zulümler görmüştür. Ağır kayıplar vermişlerdir. CHP; bahsettiğimiz bu geçmişiyle yüzleşmediği müddetçe başarılı olamaz. Bir de muhalefet Türkiye toplumunun yapısını, Erdoğan kadar iyi okuyamıyor. AKP'nin siyasi yaklaşımı bütün kesimleri kucaklayıcı bir temele dayandırıldığı için başarılı olunuyor. Türkiye toplumunun dine olan bağlılığını iyi biliyor. CHP ve BDP bunu ya göremiyor ya da başaramıyor.

ALTAN TAN TAKVİYESİ

BDP de Altan Tan gibi bir ismi bünyesine kattıysa da inanç yönü ağır basan veya muhafazakar diyebileceğimiz Kürtlerin partiye olan bakışını değiştirememiştir. BDP'de olduğu kadar örgütün yapısında da bu eksiklik her zaman varlığını sürdürdü. Sol tandanslı yapıların Türkiye'de işi zordur.

PYD'Yİ 2003'TE KANDİL'DE KURDUK KADROSUNU BİZ EĞİTTİK

- Suriye'deki gelişmeleri ve PYD'nin Suriye'deki varlığını nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Suriye'deki iç savaş gittikçe kötüleşiyor. Beşşar Esed'in inadı ülkesine büyük zarar veriyor. Açılım yapamadığı için bu duruma düştü. Uluslararası güçler de oraya el atınca bugünkü iç savaş ortamı kaçınılmaz oldu. Suriye'deki iç savaşla birlikte gündeme gelen PYD'yi biz Kandil'de kurduk. ABD'nin bölgeye müdahalesi ihtimaline karşı Suriye'deki Kürtler için PYD'yi; İran'daki Kürtler için ise PJAK'ı kurduk. PYD'nin ilk kongresini Ekim 2003'te, PJAK'ın ilk kongresini ise Eylül 2003'te Kandil'de yaptık. Her iki örgütün kadrolarını da yine Kandil'de biz eğittik. Suriye'deki iç karışıklığa bakıldığında PYD'nin kısa vadede sivrilmesini yararlı görmüyorum. Ancak Suriye muhalefetinin kurduğu ortak platformda Kürtlerin temsilcileri dışlanmamalı. Muhaliflerin şimdiye kadar izlediği politikaya bakıldığında Kürtleri dışlayıcı bir yaklaşım sergilediklerini görüyorum. Bu durum devam ederse Kürtlerin kendi başlarına hareket etmesi kaçınılmaz olur.

İbrahim Acar / Akit
 

Bu haber toplam 2924 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri