Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

'400 kilometre PKK'nın denetiminde'

28.08.2012 18:06
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’a göre Çukurca-Şemdinli arasındaki 400 kilometre PKK’nın denetiminde!

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Meclis Başkanı’nın teröre karşı hazırladığı mutabakat metninin imzaya açılmasının çok tehlikeli olacağını söyledi. MHP’nin teklifine yanıt veren Demirtaş, “Hepimizin dokunulmazlığı kaldırılsın” dedi.

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in açıkladığı 11 maddelik terörle mücadeleye karşı matabakat metninin imzaya açılması durumunda Türkiye’de kamplaşma yaratacağını savundu.

Diyarbakır’da bulunan BDP lideri Selahattin Demirtaş, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Demirtaş, TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in terörle mücadele konusundaki 11 maddelik mutabakat metnini değerlendirirken niyetini sorgulayacak durumda olmadıklarını söyledi. Demirtaş, şöyle dedi:

"TBMM Başkanı bu mutabakat metnini imzaya açarsa tehlikeli bir iş yapmış olur. Mutabakat metnini imzalayanlar ve imzalamayanlar diye STK’lar, siyasi partiler Türkiye ikiye ayrılmış olur. Bu tür metinleri siyasi parti, dernek ve STK’lar imzaya açabilir fakat, Parlamentodaki bütün grupları temsil eden başkanı olan birinin böylesi bir metni imzaya açması çok sakıncalıdır. Naçizane tavsiyem; kendi kişisel görüşleri olarak o mutabakat metninin kalmasıdır. Aksi taktirde metin, Türkiye’de bir kamplaşmanın önünü açmış olacak. Hükümet sözcüsü her ne kadar metne tepki gösteriyor gibi olsa da bence bu iç ve dış politikada sıkışmış olan AKP politikaları kurtarma metnidir. AKP’ye destek oluşturma ve etrafında güç toplama mutabakatıdır. Yoksa öyle milli ve ulusal bir mutabakat vurgusuyla hazırlanmış metin gibi düşünmüyorum. AKP’nin düştüğü çukurdan Meclis Başkanı eliyle kurtarılması girişimidir. Bizce AKP’nin kurtarılması meselesi değil, Türkiye ve toplumun kurtarılması meselesidir. Türkiye ve toplum büyük bir açmaza sokulmuştur, AKP’nin kurtarılması Türkiye’nin kurtarılması bize göre eşdeğer değildir. Bunu bu hale sokan AKP’dir ve hesabını sandıkta vermelidir. Meclis başkanı bu girişimi ile STK ve halkı AKP’nin etrafında set haline getirmeye çalışıyor. O metninde 30 yıldır söylenen ve yapılmayan bir öneri yok. Bütün güvenlik konsept ve bakış açıyla hazırlanmış metindir. Orada yazılan ve uygulanan hangi madde yoktur ? Yeni olan tek bir cümle, Kürt sorunu, eğitim hakkı, kimliği yok. Tümüyle terörle mücadele konsepti üzerine hazırlanmış bir metindir. Şimdi bu metinle Türkiye’de terörle mücadelede güçlü bir irade ortaya çıkaracağız derse Türkiye ikiye ayrılmış olur. Biz böyle bir metni imzalamayız. Türkiye’de demokrasiden ve özgürlüklerden yana olan hiç kimse bu metni imzalamaz. Meclis başkanı kendi eliyle Türkiye’de kamplaşma yaratır. Kendisi bilir. Niyeti buysa kendi taktirleridir. BDP böyle bir girişimin destekçisi olmaz."

Selahattin Demirtaş, Hakkari’nin Şemdinli İlçesi’ndeki operasyonlar ve PKK’nın saldırıları konusuna değinirken yaklaşık 1.5 aydan bu yana 400 kilometrekarelik Şemdinli ve Çukurca arasındaki bölgenin karadan PKK’nın denetiminde olduğunu öne sürdü. Demirtaş, ordunun sadece havadan karakollara lojistik destek sağladığını iddia ederken, şu iddialarda bulundu:

"Karadaki denetim PKK tarafından ele geçirilmiş durumda. Bunu saklamak için manipülatif açıklamalar yapıyor. Hakkari Valisi ’Operasyon bitti’ diyor. Ordu operasyon yapmadı ki bitsin. Durum öyle değil. Askeri açıdan PKK’nın bitirilemeyeceğini Şemdinli’de 40 gündür süren savaş ve acı gerçek bir kez daha ortaya koydu. Oradan çıkarılması gereken sonuç şudur. Kürt sorunu tank- topla haledilecek sorun değil. PKK askeri olarak bitirilse de Kürt sorunu ortadan kalkmayacaktır. Doğru sonuçlar çıkarılırsa bu aşamada ciddi radikal değişikliklerle hükümet müzakereleri gündemine alırsa hep birlikte ölümleri ve akan kanı durdurabiliriz. BDP olarak daha güçlü bir şekilde destek vermeye hazırız. 50 yıl daha savaşılsa gelinecek nokta müzakere masasıdır. Bize göre durum bu kadar açık iken bu savışı iki tarafın uzatmaması lazımdır. Başbakanın da gerçekten topluma çok daha barışıl mesajlar vermesi lazımdır. Savaş ve tansiyonu düşürmek sorumluluğu öncelikle Başbakanda, AKP hükümetindedir. Bunun yolları yöntemleri bellidir. Başbakan bunun nasıl yapılacağını çok iyi biliyor. 2.5 yıl Oslo’da, İmralı’da bu görüşmeler sürdürüldü. Bundan kimseye zarar gelmez. Hükümet bundan korkmamalıdır. Hükümetin ciddi ve radikal politika değişikliği ile savaş konseptinden çıkıp müzakere konseptine geçmesi gerekir. Böyle bir sürece girilirse BDP hükümet ile bu konuları görüşür, destek olur. Ama güvenlikçi konsepten vazgeçilmesi gerekir. İki tarafından savaşı artık bir seçenek olmaktan çıkarıp yeni bir müzakere süreci başlatması lazımdır. Şemdinli bunu yakıcı bir şekilde göstermiştir."

"PKK’NIN KAÇIRDIKLARI KONUSUNDA HÜKÜMET ÇAĞRI YAPARSA DAHA ETKİLİ OLUR"

Demirtaş PKK’nın kaçırdığı kaymakam adayı, asker ve polis konusunda açıklamalarda bulunduklarını ve PKK’ya çağrı yaptıklarınıda yineledi. Demirtaş, alıkonulanların bir an önce bırakılmasını arzu ettiklerini kaydederek, "Bu konuda inanılmaz kaygısız ve ciddiyetsiz bir hükümet var. Kaymakamın 1 yıldır götürülmüş, serbest bıraılmaları için tek bir girişimde bulunmuyors, aileleri ile ilgilenmiyorsunuz. Bu askerler PKK tarafından alıkonuluyor. Bunlar ordunun polisin resmi görevlileri. Bunların bir tanesi çatışmada yaşamını yitirince gidip cenazede boncuk gibi diziliyorlar. Şehit edebiyatını yapıyorlar. Şimdi bunlar canlı canlı PKK’nın elinde asker polis, bunlarla ilgili tek girişimde bulunmuyorsan. Bunlar canlı iken değerleri yok mu? Değerli olabilmeleri için ölmeleri mi lazım. Hükümetin çağrıları ve girişimleri daha etkili olur" dedi.

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, parti olarak Hükümet ve siyasi partilerle bir araya geldiklerinde onları çözüm konusunda ikna edebileceklerine inandıklarını, bu bilindiği için siyasetçilerin bir araya gelmediğini öne sürdü. Demirtaş, cenazelerde kışkırtma, tahrik yapılırken bir araya gelenlerin Kürt sorununu ele alma, Kürtler’in hakları konusunda barışın nasıl sağlayabileceği söz konusu olduğunda siyasetçilerin bir araya gelmediğini, siyasetteki küçük hesapların topluma çok ağır faturalarla döndüğünü söyledi. Demirtaş, "Antep’teki acı olaydan sonra çıkan tablonun da çok umut verici bir tablo olduğunu hem siyasetçiler açısından STK’lar açısından düşünmüyorum. Kimse orada barış ve çözüm mesajları vermedi, veremedi. Herkes daha fazla milliyetçilik yarışına girdi. Antep sonrası bir araya gelişin çözüm üretemediği anlaşıldı. Keşke acılarda, çözümde ortaklaşılsa. Bu kavgadan Türkiye zarar görüyor" dedi.

BDP Lideri Demirtaş, Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Leyla Zana’nın sözleri ve Başbakan Erdoğan ile görüşmesi konusunda BDP ile PKK tarafından susturulduğuna yönelik iddialar bulunduğuna ilişkin şöyle konuştu:

"Biz Leyla hanımı ne konuşturduk, ne susturduk. Yani onu konuşturan da biz değiliz, susturan da biz değiliz. Leyla hanım kendi iradesi ile kişisel tavrı olarak konuşmaları açıklamaları yaptı. Susuyorsa da kendi kişisel tavrıdır. Partimizin kendisine yönelik ne bir baskısı, ne de bir susturma girişimi olmuştur. Tam tersine konuşmaları engelleyen devletin kendisidir. İnsanların, siyasetçilerin konuşmalarını engelleyen devletin, AKP’nin savcılarıdır. Leyla hanım Başbakan görüşmesinde açık yüreklilikle ifade ettik ki keşke o görüşmelerden Başbakan ve AKP hükümeti olumlu sonuçlar çıkarabilseydi. Ama, AKP hükümeti Leyla hanım üzerinden partiyi bölmeye, ayrıştırmaya, nifak sokmaya çalışan bir tutum içerisine girdi. Öyle bir tutumdan hiç kimseye yarar gelmez. Leyla hanım da, partimiz de bu oyunlara asla alet olmaz. Leyla hanım girişimlerinin devamını getirmediyse, getiremediyse AKP’nin bu çirkin yüzünü, oyunaı, hileye dayalı yüzünü belki daha net gördüğü içindir. Kendisi iyi niyetle bir çaba ortaya koydu. Bu iyi niyetli çabasını hem kendisine karşı hem bize karşı bir parçalama girişimi olarak kullandılar. Sanıyorum Leyla hanım da bundan ciddi derecede rahatsız oldu. AKP’nin bu konudaki tavrı daha iyi anlaşılmış oldu diye düşünüyorum."

Demirtaş, Hükümetin Suriye meselesine orada yaşayan Kürtlerin hak elde etmemesi üzerinde yaklaştığını, Türkiye’nin, ’Kürtler’i kaybettiği oranda Ortadoğu’da kaybettiğini’ iddialarına ekledi.

Bu haber toplam 1870 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri