Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

BDP, Öcalan'ı kurtarma derneği midir?

23.08.2012 10:15
Van’ın Kürt kökenli siyasetçilerinden İlhaner, “Birileri bizi isyana teşvik ediyor. Türkiye’yi karıştırıp dış müdahalelere açık hale getirmeyi planlıyorlar."

Arap dünyasında yaşanan halk hareketlerinin ardından, Türkiye’de de Kürt siyaseti üzerinden kirli emeller güden çevrelerin ortaya attıkları “Kürt baharı” söylemi, Kürt kökenli vatandaşlar ve siyasetçilerden de tepki görüyor.

Van’ın Kürt kökenli siyasilerinden Galip İlhaner, “Kürt baharı” söyleminin altında, Kürtleri kendi ülkelerine karşı ayaklandırma maksadının yattığını açıkladı. “Birileri bizi isyana teşvik adiyor. Kürt halkı olarak bu oyuna gelmeyeceğiz” şeklinde konuşan İlhaner, “Türkiye asla Suriye veya Libya olmayacaktır. Bunun için ne gerekiyorsa yapacağız.

Kürt halkı olarak kendi ülkemize asla ihanet etmeyeceğiz. Türkiye’ye ihanet kendimize ihanettir” dedi. Kürt sorunu, Ortadoğu’da Kürtlerin de etkilendiği Arap halk hareketleri, terör örgütü PKK ve son atraksiyonları ile BDP başta olmak üzere yan kuruluşları üzerine görüşlerine başvurduğumuz İlhaner, çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

- Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölgenin bir insanı olarak, “Kürt baharı” söylemini nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Arap dünyasında yaşanan hareketliliğin ardından oluşan atmosferin, Türkiye’de de kirli amaçları uğruna ortalığı karıştırmak isteyenler için değişik fırsatlar sunduğu gözlemleniyor. Birileri (içeriden ve dışarıdan) Türkiye’yi de bu kaosun içerisine çekmeye çalışıyor.

Bunun için de kullanabilecekleri en uygun unsurun, Kürt halkı adına mücadele verdiği iddiasıyla kardeş kanı döken PKK ve yan kuruluşları olduğunu biliyorlar. Suriye üzerinden hareketle, Türkiye Kürtlerinin ayaklanması için tahrik ve provokasyon planları devreye sokulmuş durumda. Bunun adına “Kürt baharı” diyerek, biz Kürtleri kendi ülkemize (Türkiye) karşı kışkırtmaya/ayaklandırmaya çalışıyorlar. İsyan provaları hazırlıyorlar.

“AMAÇLARI DIŞ MÜDAHALE”

- Asıl/nihai maksatları ne olabilir?

- Türkiye’yi karıştırıp, dış müdahalelere açık hale getirmeyi planlıyorlar. Biliyorlar ki Türkiye dış müdahale olmadan bölünemez. Bölgesel güçten, dünya liderliğine doğru büyüyen ve ilerleyen Türkiye’nin önüne, Kürt halkını bir engel olarak yerleştirmek istiyorlar.

Kürt halkı, kendi ülkesinin önünde bir engel olmayacaktır. Kürt halkının kendi ülkelerine ihanet etmesini bekleyenler yanılıyorlar. Biz Kürtler olarak kendi ülkemize asla ihanet etmeyeceğiz. Türkiye’ye ihanet kendimize ihanettir. Bu oyunlara asla gelmeyeceğiz. Hem kendimize hem başka halklara acı çektirmeyeceğiz. Böyle bir oyunun içerisinde yer almayacağız. İşte Kürt halkı için bahar budur. Türkiye’nin demokratikleşmesidir.

“PKK/BDP BAAS TİPİ BİR REJİM PEŞİNDE”

- Şu an için bir bahar havası var mıdır bölgede?

- Kürt halkının bu bahara ulaşması, Baas tipi bir rejim anlayışıyla özerklik peşinde koşturan BDP/PKK’ya karşı vereceği mücadeleye bağlıdır. “Demokratik Özerklik” adıyla Kürt halkına dayatılmaya çalışılan düzen Baas tipi bir rejim özlemidir. Bu Kürt halkının kabul edebileceği bir düzen değildir.

PKK, Bingöl’de 33 eri şehit ettiğinden bu yana artık Kürt sorununun sebeplerinden biri olmuştur. MGK’da af konusu görüşülürken Bingöl provokasyonunun yapılması, PKK’nın artık Kürt sorununun sebebi olduğunu ortaya çıkartmıştır. PKK, ortaya koyduğu eylemleriyle de demokratikleşmenin (Kürt, Alevi, gayrimüslimler, yerel yönetimler reformu...) önündeki en büyük engeldir. Bunu Kürt halkı da gözlemlemekte ve not etmektedir.

“PKK YENİ İHALE PEŞİNDE”

- Bugün PKK’nın Kürt çocuklarını ölmeye ve öldürmeye göndermekten başka hangi amaca hizmet ettiği net olarak anlaşılamıyor. Örgüt ne yapmaya çalışıyor? Örgütün faaliyetlerinde ciddi bir azalma olmaması nasıl değerlendirilebilir?

- Bugün PKK’nın çatışması için haklı tek bir nedeni dahi yoktur. PKK Türk ve Kürt halklarına acı çektirmekten zevk alan bir gangster çetesine mi dönüşmüştür?

Tam olarak bu söylenemez. Örgüt ya aldığı bir ihaleyi sonuçlandırmaya çalışmakta veya yeni ihaleler için patronlarına mesaj göndermektedir. Örgüt, 1999 yılında bağımsız devlet düşüncesinden vazgeçtiğini ilan etmişti. Demek ki bu ya yalandı veya arkasındaki güçler Türkiye’yi istikrarsızlaştırma ihalesi verdiler.

“KÜRTTEN ÇOK SÖZDE KÜRTÇÜ TAYFAYA ZOR SORULAR”

- Örgüte akıl hocalığı yapan sivil unsurlarla ilgili neler söyleyebilirsiniz?

- Türkiye demokratikleşirken, yeni sivil bir anayasa hazırlanırken, Başbakan Erdoğan, “Saldırılar kesilirse operasyonlar da durur” derken, PKK ne yapmıştır? Herkesin bildiği bu sorunun cevabını, örgüte siyasi alanda destek veren DPI’cısı, liberali, şucusu ve bucusu bilcümle yazar-çizer takımı bilmemekte midir?

BDP’li “Beyaz Kürtler”in çocukları özel okullarda okurken, Kürt halkının çocukları neden dağa çıkarılır, zindanlarda, mağaralarda çürütülür veya molotofçu yapılır? Bunun hesabı sorulmalı değil midir? PKK’nın iç infazlarında, çoğu Öcalan’ın emriyle öldürülen 15 binin üzerinde Kürt çocuğunun hakkını savunmak, eli silahlı teröristlere akıl vermekten daha mı önemsizdir? Kürtten çok Kürtçü bu yazar-çizer takımının bu sorulara da bir cevabı var mıdır ki samimiyetlerine inanabilelim? Yoksa kendilerini istismarcı olarak tanımlamaktan başka bir yaklaşımımız olamayacaktır.

“ACILARIN KAYNAĞI PKK”

- Kürt sorununun davacısı olma iddiasındaki BDP’ye dair fikirleriniz nelerdir?

- Artık Kürt halkı olarak, bizim adımıza kan döktüğünü iddia eden PKK’ya dur demenin ve hesap sormanın zamanı gelmiş ve geçmektedir.

Bunu anlamak için insan olmak yeterlidir. Artık “barış fedaisi” olmanın zamanı gelmiştir. Silahlar susmadığı müddetçe, yani PKK silah bırakmadığı müddetçe, kardeş kanı akmaya devam edecek, provokasyonlar hep olacaktır. Bu şekilde biz de PKK yüzünden acı çekmeye devam ederiz. Gerek içeride gerekse dışarıda barıştan rahatsız olanlar, her türlü fırsatı değerlendirmeye çalışmaktan çekinmeyeceklerdir.

Bugün Türkiye’nin tartışamayacağı konu yoktur. Yapılması gereken; madem Kürt halkının haklarını savunma iddiasındadırlar, Kürt halkının isteği, PKK’nın kayıtsız şartsız silah bırakması ve bu işin devletin ilgili ve yetkili organlarının gözetimi ve denetimi altında gerçekleşmesidir. Bunun dışındaki her yol ve öneri provokasyonlara açıktır, kalıcı bir çözüm yolu değildir.

“BDP, ÖCALAN’I KURTARMA DERNEĞİ MİDİR?”

- Bir dönem gerçekleştiği iddia edilen “müzakere süreci” hakkında neler düşünüyorsunuz?

- PKK ve BDP ile ancak silah bırakma konusu görüşülebilir. PKK/BDP ile demokratikleşme, Kürt halkının kazanımları, hakları vs. gibi konular görüşülmeye kalkılırsa, maalesef bu terör belasından kurtulmak mümkün olamayacaktır. Dahası daha güçlü bir hale gelecek olan PKK/BDP, suistimale devam edip, terörü daha uzun dönemlere yayacaktır.

BDP’nin artık gerçek bir parti olmasını ve halkın gerçek sorunlarıyla ilgilenmesini elbette herkes ister, ancak görülüyor ki BDP kendisini, hedefi Öcalan’ı kurtarmak olan bir dernek statüsünün üstüne taşıyamamıştır. BDP eğer gerçekten Kürtlerin haklarını savunacaksa bütün Kürtleri Öcalan’a feda etme politikasından vazgeçmelidir. Aksi takdirde Kürt halkı BDP’ye vermiş olduğu sınırlı temsil hakkını da geri alır ve BDP de hak etmeye başladığı partiler çöplüğünde kendisine ayrılan yeri alır.

Kürtleri kendisine mahkum gören, Kürtleri kendi kölesi gören jakoben BDP zihniyeti eskimiştir ve bu şekilde giderse yok olmaya mahkumdur. Kimse kimsenin peşinden sonsuza kadar gitmez. PKK/BDP saltanatı ne kadar uzarsa Kürt halkı o kadar acı çekecektir. Kürt çocuklarının kanı üzerine kurulmuş bu saltanat bir gün bitecektir. Kürt halkı bir gün en büyük hesaplaşmayı kendi evlatlarını bir hiç uğruna ve acımasızca ölüme gönderen PKK/BDP ile yapacaktır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Bu hesaplaşma da yakındır.

“PKK’NIN FAİLİ MEÇHULLERİ JİTEM’DEN DAHA FAZLA”

- PKK ile Kürt sorunu arasındaki ayrım nasıl anlatılabilir?

- PKK ayrıdır, demokratikleşme (Kürt sorunu) ayrıdır. Artık PKK’yı Kürt sorunundan tamamen ayırmanın zamanı gelmiştir. PKK kendisi bir sorun olarak ortaya çıkarken, Kürt sorunu denilen olguyu da tırmandırmış, kronikleştirmiştir. “PKK ve Kürt sorunu (demokratikleşme) ayrılamaz” diyorsak, bu sorun daha uzun süre bitmeyecek demektir. Çünkü, PKK’nın isteklerinin bir sınırı yoktur. PKK, en büyük zararı Kürt halkına vermiştir, vermektedir. PKK’nın oluşturduğu ortamda en az 30 bin Kürt çocuğu öldürülmüştür. PKK yüzünden 4 bine yakın Kürt köyü boşaltılmış, yakılıp yıkılmıştır. PKK yüzünden binlerce faili meçhul cinayet (PKK’nın faili meçhulleri JİTEM’den daha fazladır) işlenmiştir.

PKK yüzünden milyonun üzerinde Kürt nüfus göç etmek zorunda kalmış ve büyük şehirlerde perişan olmuştur. PKK yüzünden binlerce Kürt çocuğu mağaralarda, zindanlarda çürümüştür ve çürümeye de devam etmektedir. PKK yüzünden Kürt halkının geleceği ipotek altındadır. PKK yüzünden Kürt halkının kazanımları (Kürtçe müzik ile Kürtçe TV arasında 20 yıl vardır) gecikmiştir. PKK olmasaydı Kürt halkı kesinlikle bu kadar acı çekmeyecekti. Bu gidişatın önüne geçme iradesi Kürt halkında vardır. PKK’ya karşı “cesur çoğunluk” iradesi gösterip, PKK’ya “Edi bese” demesinin zamanı gelmiştir.

“DÖRT DEVLETİMİZ VAR”

- Irak ve Suriye’deki Kürt etkinliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Kürt halkının en az dört ülkesi vardır. Türkiye Kürtlerin de devletidir. İran Kürtlerin de devletidir. Irak Kürtlerin de devletidir. Suriye Kürtlerin de devletidir. Dört ülkeye sahip olmak varken, bölünüp, büyük acılar çekip, piyon bir devlete sahip olmak niye? Neden dört ülkeye sahip olup, kardeş halklarla adil ve eşit olarak birlikte yaşamak varken bölünelim?

Ulus devlet kavramı tüm dünyada gün geçtikçe aşınmaya doğru giderken, neden bir Kürt ulus devleti? Biz ülkemizde Türkler başta olmak üzere, yaşadığımız her ülkede Müslüman kardeşlerimizle kader birliğine girmişizdir? Artık birlikte olan kaderler vardır. Artık Türk-Kürt, Arap, Çerkez vs. ortak kaderi söz konusudur. Bu birliğin güçlenmesi ve pekişmesini de, tarihin bir cilvesidir; ortak düşmanlarımıza borçluyuz.

“BATILILAR BİZİ İYİ TANIRLAR”

-Batılılar, özellikle İngiliz, Fransız ve Amerikalılar neden bölgede çok daha rahat projelerini gerçekleştirebildikleri 1. Dünya Savaşı sonrasında Kürtlere bu kadar ilgi göstermediler?

- 1. Dünya savaşından sonra batılı ülkelerin (özellikle İngiltere ve Fransa) bir Kürt devleti kurmamasının en önemli nedenlerinden biri, “Kürt halkı bağımsız bir devlete sahip olsa bile Türk kardeşleriyle birleşecektir” düşüncesi ve korkusuydu. Batılılar bu anlamda biz Kürtleri iyi tanımaktadırlar. Kürt halkının yeni bir devlete ihtiyacı yoktur. Kürt halkı kendi kaderini, sınırları içerisinde yaşadığı Ortadoğu’daki kardeş halklarla birleştirmiştir.

Kürt halkı, Ortadoğu’daki kardeş halklarla birlikte, adil ve eşit bir sistemde ve dört ülkeye sahip olarak, dört ülkede söz sahibi olarak yaşama arzusundadır. Türk ve Kürt halkları gelecekte de ortak kadere sahip kardeşler olarak birlikte yaşayacaklardır. Türklerin ve Kürtlerin kaderi ortak. Allah’ı yek, kıblesi bir, kitabı birdir. Tarihin bundan sonraki safhası da Türk ve Kürdü hep bir ve beraber anmak durumunda olacaktır.

“KÜRT BÖLGELERİ TÜRKİYE İLE BİRLEŞİR”

- Kuzey Irak’taki Kürt yönetiminin geleceği ile ilgili bir projeksiyonunuz var mı?

- Kuzey Irak yönetimi, Irak’ın bölünmesi durumunda bağımsızlığa mecbur edilirse, bir devlet oluşumuna gidilirse, bu devlet çok kısa bir süre içerisinde Türkiye ile birleşecektir. Buna Suriye’yi de ekleyebiliriz. O zaman Ortadoğu’daki bütün Türkler ve Kürtler aynı sınırlar içerisinde olabileceklerdir.

Bu ihtimal bazılarını rahatsız etmektedir. Eğer PKK, dış güçler yerine, adına mücadele ettiğini iddia ettiği Kürt halkını dinlerse, derhal kardeş kanı dökmekten vazgeçmeli, kayıtsız şartsız silah bıraktığını açıklamalı ve bunun gereğini de yerine getirmelidir. Aksi halde Kürt halkı; PKK’nın dökeceği kardeş kanına hiçbir zaman olmadığı gibi yine ortak olmayacaktır.

PKK ÇETESİ KÜRTLERİ BAĞLAMAZ

- Son olarak söylemek istedikleriniz?

Kürt halkına seslenmek istiyorum. Eğer üzerinize düşeni yaparsanız, Ortadoğu’da barışın anahtarının elinizde olduğunu göreceksiniz. Ortadoğu barışını sağlamak ve Türkiye’yi dünya liderliğine taşımak biz Kürtlerin elindedir. Vatanımıza böylece borcumuzu ödemiş olabiliriz. Tarihin bize verdiği bu fırsatı, görevi değerlendirmek zorundayız.

Aksi halde dünyayı hem kendimize hem de başka halklara zindan edebilecek potansiyele sahip olduğumuzu da görmüş olduk, geçtiğimiz dönemlerde. Bizler dış güçlerin oyuncağı olamayacak kadar onurlu bir geçmişe ve karaktere sahibiz. Kürtler hiçbir zaman dış güçlerin oyununa gelmemişlerdir. Birkaç on yıldır faaliyette olan PKK çetesi de Kürtleri bağlamamaktadır. Allah’a hesap vereceğimiz günü hatırlatıyorum herkese. Hesap gününe inanan herkes bu ülkenin iyiliği, birliği ve dirliği için çalışmalıdır. Bu vesileyle tüm İslam aleminin geçmiş Ramazan Bayramı’nı kutlarım.

Bu haber toplam 1334 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri