Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bozdağ'dan tutuklu vekil açıklaması

04.07.2012 14:45
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, tutuklu vekillerin durumu ile ilgili açıklama yaptı.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, tutuklu milletvekillerine isnat edilen suçlardaki üst sınırın kaldırıldığı için mahkemenin takdiriyle adli kontrolün uygulanabileceğini açıkladı

Bozdağ, 3. Yargı Paketi ile ilgili yapılan düzenlemelerin ardından tutuklu milletvekillerinin durumuna ilişkin, ''Tutuklu milletvekilleriyle ilgili isnat edilen suçlara baktığımızda üst sınırı 3 yıldan fazla olduğu için adli kontrol bugüne kadar uygulanmıyordu. Ama şimdi sınır kaldırıldığı için mahkeme karar verdiği takdirde uygulayabilir. Bu tamamıyla mahkemenin takdiri olan bir konudur'' dedi.

CHP, AYM'YE GİDEBİLİR

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, CHP'nin, özel yetkili mahkemelerin kapatılmasını öngören düzenlemeyi Anayasa Mahkemesi'ne götürmeyi planlamasına ilişkin, ''CHP, Anayasa Mahkemesi'ne gitmeyi alışkanlık haline getirdi. Ama Anayasa Mahkemesi ne karar verecek hep beraber göreceğiz. Bizim yaptığımız düzenlemenin Anayasa'ya aykırı bir yönü olmadığını düşünüyorum'' dedi.

Bozdağ, Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından düzenlenen Gençlik Daireleri ve Türk Aileleri Çalıştayı'na gelişinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

''CHP'nin özel yetkili mahkemeler konusunu Anayasa Mahkemesi'ne taşımayı planlamasını nasıl değerlendirdiğinin'' sorulması üzerine Bozdağ, özel yetkili ağır ceza mahkemelerinin kaldırıldığını ve özel yetkilerinin önemli kısmına son verildiğini söyledi. 20 yeni ihtisas ağır ceza mahkemesi kurulduğunu ifade eden Bozdağ, ''Böylece mahkemelerin özel yetkilerden kaynaklı bir mahkeme olması uygulamasına son verilerek, esasında yargılama görevini sürdüren hakim ve savcıların uzmanlığının esas alınacağı yeni bir döneme geçildi'' dedi.

Bu düzenlemenin hukuk devletini, savunmayı güçlendiren bir düzenleme olduğunu vurgulayan Bozdağ, şöyle devam etti:

''Mahkemelerin imtiyazına son veren bir düzenleme oldu. Bu yüzden atılan adım anayasamızda ifadesini bulan hukuk devleti ilkesini güçlendiren bir adımdır. CHP Anayasa Mahkemesi'ne götürebilir, götürmese zaten şaşardım. Çünkü CHP Anayasa Mahkemesi'ne gitmeyi alışkanlık haline getirdi. Alışkanlıklardan vazgeçmesi zor gözüküyor. Ama Anayasa Mahkemesi ne karar verecek, hep beraber göreceğiz. Şimdiden bu kararı kestirmek zor. Ama bizim yaptığımız düzenlemenin Anayasa'ya aykırı bir yönü olmadığını düşünüyorum. Bu düzenleme, imtiyazları ortadan kaldırdığı, savunmayı güçlendirdiği için hukuk devleti adına atılmış bir adımdır.''

-''Bu düzenleme böylesi bir haksızlığı ortadan kaldırmaktadır''-

Bozdağ, ''3. yargı paketinin 12 Eylül davasında hapse giren ve daha sonra aftan yararlanamayan savcılara da tahliye yolunun açıldığı belirtiliyor. Aynı zamanda tutuklu milletvekillerinin evde yargılanabilmesinin önünü açacak düzenlemenin yargı paketinde yer aldığı söyleniyor. Böyle bir düzenleme var mı?'' sorusu üzerine, Turgut Özal döneminde bir şartlı tahliye kararı çıkarıldığını hatırlattı. Bunun toplam cezasının 10 yılını infaz edenlere ilişkin tahliyelerinin önünü açan bir düzenleme olduğunu ifade eden Bozdağ, şunları söyledi:

''O dönemde bu düzenlemeyle ilgili sol düşüncede olup da birtakım suçlar nedeniyle mahkum olanlar için 10 yıl uygulaması yapıldı ve onlar tahliye oldu. Ama sağ kesim diye kamuoyunda adlandırılan kişiler arasında suç işledikleri iddiasıyla yargılanıp mahkum olanlar için ise her suç ayrı değerlendirildi. Her suç için alınacak cezanın 10 yılını yatmak suretiyle ancak bu haktan yararlanacaklarına ilişkin karar verildi. Yani bir yandan soldan gelenler için bütün cezaları toplayıp, bunun içerisinden 10 yıl yatana tahliye kararı verilirken, sağdan olanlarla ilgili her bir suç için ayrı ayrı 10 yıl yatarak ancak tahliye olacağı şeklinde maalesef hukuk devletiyle bağdaşmayan, bana göre de ideolojik yaklaşım içeren mahkeme kararları ortaya çıktı. Bu düzenleme böylesi bir haksızlığı ortadan kaldırmaktadır. Belki 90'lı yıllarda, belki 2000'li yıllarda tahliyesi gereken ve o günden bu yana haksız yere içeride yatan kişilere bu noktada yasayla verilmiş ama uygulayıcıların vermediği bir hakkı biz yasaya açıkça yazarak, bundan yararlanmasının yolunu açtık. Haksızlığın ortadan kaldırılması, telafisi vardır.''

-''Tutuklama istisna olmalıdır''-

Adli kontrolle ilgili düzenlemenin de önemli olduğuna işaret eden Bozdağ, ''Her zaman şunu söylüyoruz: Yargılamalarda tutuklama esas olmamalıdır. Serbest yargılama esas olmalıdır, tutuklama istisna olmalıdır. Ancak mahkemeler pek çok konuda maalesef tutuklama kararı vererek yargılamayı sürdürüyor'' diye konuştu.

Adli kontrolün üst sınırının 3 yıla kadar olduğunu, şimdi bu üst sınırı kaldırdıklarını ifade eden Bozdağ, böylece bütün suç isnatlarıyla ilgili yargılananlar hakkında mahkemeler veya hakimlerin isterlerse adli kontrol kararı da verebileceklerini belirtti.

Bozdağ, ''Şu anda tutuklu milletvekilleriyle ilgili isnat edilen suçlara baktığımızda üst sınırı 3 yıldan fazla olduğu için adli kontrol bugüne kadar uygulanamıyordu ama şimdi bu sınır kaldırıldığı için mahkeme karar verdiği takdirde uygulayabilir. Bu tamamıyla mahkemenin takdirinde olduğu bir konudur. Biz mahkemeye tutuklama yerine serbest yargılama için kullanabileceği yeni bir tedbir imkanı verdik. Bunu artık hakimler ve mahkemeler değerlendirecektir'' diye konuştu.

Bozdağ, ''(Balyoz ve Ergenekon davaları kendi mahkemelerinde sürecek ama 28 Şubat için farklı uygulama gelebilir) demiştiniz. Farkı nedir?'' sorusu üzerine, düzenlemeye konulan geçici hükme göre, davaların hangi mahkemede açıldıysa orada devam edeceğini söyledi.

''Ergenekon'' ve ''Balyoz'' davalarının şu anda mahkemelerde görüldüğünü hatırlatan Bozdağ, şunları kaydetti:

''Epeyce bir zamandır da devam ediyor. Sanıkların ifadeleri, bilirkişi raporları vesaire belli bir noktaya geldi. Eğer burada bir mahkeme değişikliği kararı geçici hükümle konsaydı yeni mahkemelere gidecekti ve bu dosyaya yeni hakimlerin, savcıların vakıf olması için epeyce bir zamana ihtiyaç olacak, mahkeme uzayacak. Bu nedenle de aleyhe bir durum ortaya çıkacaktı. Birincisi bunu önlemek için, ikincisi tabii hakim ilkesi açıldığı davada mahkemenin görülmesi için Anayasa'nın ortaya koyduğu bu ilke gereği de bu mahkemeler ellerindeki dosyalar bitinceye kadar görevlerine devam edecekler. Hukuk devletinin gereği budur. Ancak soruşturma aşamasında olan konularla ilgili usuli işlemlerdir. 28 Şubat ile ilgili devam eden bir soruşturma vardır, henüz dava açılmamıştır. O nedenle soruşturma olan konularda yeni mahkememeler oluşturuluncaya ve yeni savcılar yetkilendirilinceye kadar mevcut savcılar soruşturmaya devam edecektir. HSYK eğer aynı savcıları yetkilendirirse ki yetkilendirebilir veya başka birilerini yetkilendirirse onlar soruşturmayı sürdürecektir. 12 Eylül ile ilgili dava açıldığı için mahkemesinde görülmeye devam edecektir. Bu bir ayrıcalıklı durum yaratmak veya birileri lehine imtiyaz yaratmak için değil, hukuk devletinin gereklerine riayet etme maksadıyla yapılmıştır.''

Bu haber toplam 3240 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri