Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bir “LEŞ” miş Milletler

19.11.2012 00:36
İslam dünyasının üzerinde ittifak içerisinde bulunduğu tek konu olan Filistin meselesi için yıllardır kararlı bir adım atılmazken, tarih İsrail’in terör devleti olduğunu ispat ediyor.

ASLAN DEĞİRMENCİ / ANKARA-

1946 yılında İsrail terör örgütü Irgun’un Kral Davud Oteli’ne düzenlediği saldırı sonucu 96 kişinin hayatını kaybetmesiyle başlayan kanlı tarih, bugün halen kan ile yazılıyor. İsrail’in tarihten bugüne saldırılarına ise BM’nin kapı araladığı görülüyor.

BM önce böldü

BM Genel Kurulu'nun 1947'de Filistin topraklarının Araplar ve Yahudiler arasında bölünerek, Kudüs'e uluslararası statü tanınmasının ardından iyice saldırganlaşan İsrail, 1948 yılında, Deir Yasin Köyü’ne gerçekleştirilen katliam ile 254 Filistinliyi öldürdü. Saldırıdan kısa bir süre sonra İsrail devleti kuruldu ve sistematik saldırılar bugüne kadar uzandı.

Ve BM İsrail’i kabul etti

İlk olarak aynı yıl, İsrail ordusunun Safsaf Köyü’ne düzenlediği saldırı sırasında köylülerin üzerine rastgele açılan ateş, 70 kişinin ölümüne neden oldu. Bu saldırının ardından adeta ödüllendirilen İsrail BM’ye kabul edildi. Sadece bir yıl sonra terör devleti İsrail Kudüs’ü başkent ilan etti. 1956 yılına kadar karşılık çatışmalar yer yer devam ederken BM’nin Batı’nın desteğini arkasına alan İsrail Mısır’a saldırdı. Saldırıya Fransa ve İngiltere de katılarak açık destek verdi. İki yıl sonra Şaron önderliğinde, Batı Şeria’da bulunan Kibya Köyü’ne düzenlenen saldırıda 67 kişi hayatını kaybetti, 75 kişi de yaralandı.

BM destekli katliam

Takvim yaprakları tarihi 5 Haziran 1967’yi gösterdiğinde İsrail; Mısır, Suriye ve Ürdün’e saldırdı ve 6 günde, Sina Yarımadası, Golan Tepeleri, Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’ü işgal etti. 1970 yılında ise Ürdün Kralı Hüseyin BM’nin örtülü İsrail ve ABD’nin açık desteği ile Filistin mülteci kamplarını yoğun top ateşine tuttu. Kral Hüseyin’e bağlı “Bedevi Milisleri“ tarafından gerçekleştirilen bu katliam “Kara Eylül“ olarak nitelendirildi. Bu katliam sırasında onbinlerce Filistinli hayatını kaybetti. Bir yıl sonra FKÖ Ürdün’den sürüldü ve Lübnan’a yerleşti. Batı’nın desteği, BM’nin vurdumduymazlığı ile 14 Mart 1978 tarihinde İsrail, bu kez Güney Lübnan’ı işgal etti.

Hiç durmadılar

1981 yılına gelindiğinde İsrail, Beyrut'u bombaladı, Golan Tepeleri’ni de ilhak etti. Bir yıl sonra İsrail, Lübnan'ı işgal etmeye başladı. FKÖ Beyrut'tan çekilmek zorunda kaldı. Aynı yıl İsrail, Filistin mülteci kampları olan Sabra ve Şatilla’ya kanlı bir saldırı düzenledi. 991 Filistinli hayatını kaybetti. 1985’ de de İsrail Tunus’taki FKÖ karargahına hava saldırısı düzenledi. Saldırıda 70 kişi hayatını kaybetti. 8 Ekim 1990 günü ise, Kudüs’te Mescid-i Aksa’da katliam gerçekleştirildi. 30 Filistinli hayatını kaybederken 800 kişi de yaralandı. FKÖ büyük bir direnişe başladı. 1991 yılında FKÖ’nün ikinci komutanı Salah Halef, danışmanı Ebu Muhammed ve FKÖ güvenlik şefi Ebu el-Hol bir suikast sonucu öldürüldüler. Katliamlarına devam eden İsrail tarafından, 1994’te Batı Şeria’nın El Halil kentinde bulunan Hz. İbrahim Camii’ne sabah namazı esnasında saldırı gerçekleştirildi, aralarında çocukların da bulunduğu 50’nin üzerinde kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 300 kişi de yaralandı.

BM kendi kampını koru(ya)madı

Tarih 18 Nisan 1996’a geldiğinde İsrail Başbakanı Şimon Peres, Lübnan’a karşı “Gazap Üzümleri“ operasyonunu başlattı. Güney Lübnan’daki Kana BM mülteci kampında 109 sivil, İsrail saldırıları sonucu hayatını kaybetti. Aynı yıl Eylül ayında Kudüs belediye başkanının Kubbet’üs-Sahra’nın altına tüneller açtırması sonucu patlak veren olaylarda üç günde 76 kişi öldü. 1998 yılında İsrail Devleti’nin kuruluşunun 50. yıldönümünde, Filistinlilerin protesto gösterileri sırasında çıkan çatışmalarda dokuz Filistinli hayatını kaybetti, 1.200 Filistinli yaralandı. 23 Kasım 2001 günü İsrail ordusunun roketli saldırısında Hamas’ın askeri kanat liderlerinden Muhammed Ebu Hanud öldürüldü. Aynı yıl İsrail, Gazze’ye ve Batı Şeria’ya saldırdı. Batı Şeria’da bir çok eve füze isabet ederken, Gazze’deki hedef Arafat oldu. 29 Mart 2002 günü, İsrail Başbakanı Ariel Şaron Batı Şeria’daki tüm Filistin kentlerine tanklarla girerek Koruyucu Duvar Operasyonu’nu başlattı. Arafat’ın Ramallah’taki karargahını kuşattı. İsrail askerleri karargahı tahrip ederek, elektrik, su ve telefon bağlantısını kestiler. Cenin katliamında ise bini aşkın kişi hayatını kaybetti. Nasıl BM ise kendi koruması altında olan kamplara ve depolara yapılan saldırıları bile engellemedi. İsrail kuvvetleri BM Gıda Programı’nın Gazze’deki gıda deposunu yerle bir etti.

Bebek katili

10 Haziran 2003’deHamas liderlerinden Dr. Abdülaziz el-Rantisi’ye yönelik füzeli saldırıda 1’si bebek dört kişi öldü. El-Rantisi yara almadan kurtuldu. Aynı yıl İsrail’in Gazze’ye düzenlediği füze saldırısında Hamas liderlerinden Ebu Şenneb iki korumasıyla birlikte hayatını kaybetti. Birkaç ay sonra İsrail, Suriye topraklarını bombaladı.

BM’ye ABD vetosu

22 Mart 2004 günü Filistin’in manevi önderi Şeyh Ahmet Yasin sabah namazı çıkışında bizzat Şaron tarafından yönetilen bir askeri operasyon sonucu sekiz Filistinli ile birlikte hunharca katledildi. Yasin katliamı sonrası İsrail terörünün sınırlarının artık kalmadığı anlaşılırken BM’nin katliamı kınamasının önünde yine ABD vetosu yer aldı. 17 Nisan 2004’de Şeyh Ahmet Yasin’in şehadeti sonrası Hamas liderliğine getirilen Abdülaziz el-Rantisi Ahmet Yasin’e karşı düzenlenen suikasta benzer bir yöntemle şehit edildi.

Piknik yapan çocuklar öldürüldü

İsrail topçu birlikleri 2005 yılının Eylül ayında başlattıkları ve dokuz ay süren saldırılarında Gazze’nin kuzey bölgesine 6.000’den fazla top mermisi fırlatarak bölgede yıkıcı bir etki yaratmış, plajda piknik yapan çocukların dahi ölümüne yol açtı. Gazze’de 28 Eylül 2000’den Ocak 2011’e kadar Yahudi yerleşimcilerin saldırıları, İsrail’in bombalamaları ve geçiş noktalarında İsrail’in Filistinli hastaların tedavilerini engellemesi sonucu 5.081 kişi hayatını kaybetti.

Açlık ile cezalandırma

2006 yılının Şubat ayında Filistin’de yapılan seçimlerde Hamas’ın Gazze’de büyük bir başarı kazanmasının ve 2007’de yönetime geçmesinin ardından İsrail, uluslar arası hukuk kurallarına tamamen aykırı bir şekilde, Gazze halkını seçiminden ötürü cezalandırmak için bölgeye siyasi ve ekonomik birçok yaptırım uygulamaya başladı. Gazze Şeridi’ni “düşman bölge” ilan edip “terör”ü bahane eden İsrail, Hamas yönetimi üzerinde baskı oluşturmak amacıyla Gazze’ye mal ve eşya giriş çıkışının sınırlamalara tabi tutulacağını açıkladı. İsrail ve İsrail’in uluslar arası destekçileri tarafından ağır bir şekilde hukuksuz olarak uygulanan ambargo, Gazze’yi eğitimden sağlığa, ekonomiden güvenliğe pek çok sorunun yaşandığı bir açık hava hapishanesine dönüştürdü.

Yok etme operasyonu

 

27 Aralık 2008 tarihine gelindiğinde İsrail, ambargoyla ölüme terk ettiği insanları tamamen yok etmek istercesine, 22 gün süren Dökme Kurşun Operasyonu’nu başlattı. Operasyonda sivil halka karşı kullanımı yasak olan kitle imha silahı beyaz fosfor bombaları kullandı. 17 Ocak 2009 tarihine kadar bölgeye havadan ve karadan düzenlediği saldırılarda 1.500 sivili katletti; ölenlerin çoğunluğu ise nüfusun yarısından fazlasını oluşturan çocuklardı. Saldırılarda 5.000’den fazla kişi yaralandı, 4.000’in üzerinde bina yıkıldı, 200.000 ev zarar gördü, 50.000 Gazzeli evsiz kaldı. Hastaneler, camiler, okullar, fabrikalar, iş yerleri ve hatta BM tesisleri yerle bir edildi. Gazze’nin tek üniversitesi olan Gazze İslam Üniversitesi vuruldu. 29 ambulans tahrip edildi. 122 sağlık merkezi vuruldu. Kurtarma ve tedavi hizmetleri engellendi. 280 okul zarar gördü. Saldırılardan etkilenen 9.000 öğrenci tahliye edildi. 164 öğrenci ve 12 öğretmen öldürüldü. 454 öğrenci ile 5 öğretmen yaralandı. Saldırılar boyunca

Gazze’de eğitim-öğretim durdu, okullar kapatılmak zorunda kaldı. 1.500 imalathane/fabrika, 31 güvenlik tesisi, 20 cami harap oldu. 400.000 Gazzeli temiz içme suyuna erişemeyecek duruma geldi. Sebze seraları, zeytinlikler ve diğer tarım arazileri büyük zarar gördü. Gazze’nin kuzeyinde bulunan tarım alanlarının yüzde 60’tan fazlası kullanılamaz hâle geldi. 31 Mayıs 2010’da uluslararası sulardan Gazze’ye insani yardım götüren Özgürlük Filosu’na saldıran İsrail, 9 insani yardım gönüllüsünü katletti, 56’sını yaraladı. MİLAT

MİLATGAZETESİ.COM

Bu haber toplam 2620 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri