Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Blair'den Türkiye'ye çok büyük övgüler

11.10.2011 17:41
Blair: Türkiye şu anda dünyadaki en ilginç ülkelerden biri, belki de en ilginci. Çünkü, Türkiye hızla değişen, iddiaları olan, sıra dışı, mükemmel bir ekonomik potansiyeli olan bir ülke
İngiltere eski Başbakanı Tony Blair:

"Türkiye şu anda dünyadaki en ilginç ülkelerden biri, belki de en ilginci. Çünkü, Türkiye hızla değişen, iddiaları olan, sıra dışı, mükemmel bir ekonomik potansiyeli olan bir ülke''
 
-''Türkiye, dünyada gittikçe önemli rol oynamaya başlıyor, çok yetenekli, istisnai, müstesna insanların olduğu bir ülke''
 
-''Dış dünya bugün, Türkiye'ye odaklanmış vaziyette ve belki geçmişte hiç olmadığı kadar bu ülkeyi yakından izliyor''
 
İngiltere eski Başbakanı Tony Blair, Türkiye'nin şu anda dünyadaki en ilginç ülkelerden biri olduğunu belirterek, ''Çünkü, Türkiye hızla değişen, iddiaları olan, sıra dışı, mükemmel bir ekonomik potansiyeli olan bir ülke. Dış dünya, bugün Türkiye'ye odaklanmış vaziyette ve belki geçmişte hiç olmadığı kadar bu ülkeyi yakından izliyor'' dedi.
 
Tony Blair, Bilgi Üniversitesi Santral Kampüsü Enerji Müzesi Ana Galeri'de ''Küreselleşmenin Krizleri ve Fırsatları'' başlıklı konferansta yaptığı konuşmasına, ''Hem bana hem hepimize İngiltere ile Türkiye arasındaki ilişkilerin ne kadar yakın olduğunu hatırlattığınız için de teşekkür ederim'' diye başladı.
 
Başbakanlığı döneminde ve şimdi iki ülke arasındaki ilişkilerin çok yakın olduğunu belirten Blair, ''İngiltere'de çok canlı bir Türk toplumu var. Onlarla her zaman yakın ilişki içinde oldum'' dedi.
 
Türkiye ile İngiltere'nin çok şey paylaştığını, bunların arasında futbola olan merakın da yer aldığını ifade eden Blair, Türkiye Milli Takımına bu akşam Azerbaycan ile oynayacağı maçta başarı diledi.
 
Dünyanın hızla değiştiğini, karşı karşıya kalınan zorlukların küresel ve çok uluslu olduğunu, çözümlerin de küresel ve çok uluslu olması gerektiğini vurgulayan Blair, ''Hiçbir ülke, tek başına dünyanın sorunlarını çözemez, kendi sorunlarını da çözemez. Ancak küresel kurumlar ve ittifaklar yeterince kuvvetli değil ve küresel siyaset yeterince tanımlanmış değil. Dolayısıyla karşı karşıya olduğumuz zorlukların üstesinden gelebilmek için yeterli çerçeveye ihtiyacımız var. Bu zorlukların üstesinden küresel olarak gelebilmek için karşı karşıya olduğumuz ikilemler hem acil hem de bir an önce çözülmesi gereken, sürekli olarak bizi meşgul eden konular'' dedi.
 
Dünyada büyük fırsatlar ve tehlikeler bulduğunu dile getiren Blair, şöyle konuştu:
 
''Türkiye, şu anda dünyadaki en ilginç ülkelerden biri, belki de en ilginci. Çünkü Türkiye hızla değişen, iddiaları olan, sıra dışı, mükemmel bir ekonomik potansiyeli olan bir ülke. Türkiye, dünyada gittikçe önemli rol oynamaya başlıyor, çok yetenekli, istisnai, müstesna insanların olduğu bir ülke. Dış dünya bugün Türkiye'ye odaklanmış vaziyette ve belki geçmişte hiç olmadığı kadar Türkiye'yi yakından izliyor. Dış dünyada çeşitli sorular sormakta ve çeşitli cevaplar aramakta, ama hiç şüphe yok ki Türkiye'de ilerleme var ve kendine güven, geleceğe güven var.''
 
Tony Blair, değişen Türkiye'nin aslında değişen dünyanın bir parçası olduğunu belirterek, bazen babasının dünyası ile oğlunun dünyasını karşılaştırdığını, iki nesle bakıldığında dünyanın ne kadar değiştiğini görmenin mümkün olduğunu söyledi.
 
-''BUGÜN GÜÇ, DOĞU'YA KAYIYOR''-
 
Teknolojinin, küreselleşmeyi desteklediğini, insanların hayatını değiştirdiğini ve dünyayı birbirine daha bağımlı hale getirdiğini anlatan Blair, Apple'ın kurucusu Steve Jobs, ölümünün dünyadaki herhangi bir devlet adamının ölümü kadar hatta birçok insan için daha önemli olduğunu kaydetti.
 
Jeopolitik ortamın da değiştiğini ifade eden Blair, konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
''Bugün güç, Doğu'ya doğru kayıyor. Bunu abartıyor olabiliriz, abartabiliriz, ama hiç şüphe yok ki 21. yüzyıl Batı ile Doğu'nun birbirleriyle ortaklık içinde olmaları gereken bir yüzyıl olacak. Çin'in yükselişini göz ardı etmemek lazım. Çin'in büyüklüğü ve gelişmesinin hızı kendi içinde büyük değişiklikleri beraberinde getiriyor. Benim zamanımın önemli bir kısmını geçirdiğim Ortadoğu, şu anda Arap Baharı diye ifade edilen değişiklik, bölgedeki ülkeleri birer birer içine alıyor, bunlar gerçek anlamda bir devrim. Bu devrimlerin etkisi, sosyal medya etkisiyle çoğalarak artıyor. Devrimlerin nerede başladıkları değil, nerede bittikleri önemlidir. Bu devrimin nerede biteceğini bilmiyoruz, ama bir şey çok net. Bölgede önemli bir dönüşüm söz konusu. Bunun nasıl sona ereceği veya ne şekilde şekilleneceği konusu, aşırıcılık ile o ülkelerin aşırıcılığın ötesine geçerek, başka şeyler bulmasıyla değişecek. Aşırıcılık, Afganistan, Pakistan, Irak, Somali'de büyük sorunları beraberinde getiriyor. Arap ülkelerinde görülen devrim, aşırıcılık aşamasını geçip, bunun ötesinde demokratikleşme sürecine dönüşecek mi? Önemli sorulardan birisi bu.''

-''Türkiye için en önemli kaynak insan''-
 
Blair, Bilgi Üniversitesi Santral Kampüsü Enerji Müzesi Ana Galeri'de ''Küreselleşmenin Krizleri ve Fırsatları'' başlıklı konferansta yaptığı konuşmasında, 2008 yılında yaşanan finansal krizin dünyanın ne kadar birbirine bağlı olduğunu ortaya koyduğunu belirterek, avro hattı dışında bir ülke olmasına rağmen İngiltere'nin de krizden etkilendiğini söyledi.
 
''Bu dünyayı, birbirine bağımlı, hızla hareket eden ve hızla değişen bir dünya olarak tarif ediyorum'' diyen Blair, bu süreç içinde gücün de ekonomik ve siyasi olarak da el değiştirdiğini, yeni dünyanın getirdiği yeni zorluklar olduğunu kaydetti.
 
''Dünyadaki ülkeler, bölgesel ve çok uluslu ittifaklar vasıtasıyla bir araya gelerek, bugünün dünyasının zorluklarıyla başa çıkabilirler mi?'' diye soran Blair, zorlukları ''ekonomik, kültürel ve siyasi'' olarak 3 grupta topladığını bildirdi.
 
Öncelikle dünyada ekonomiyi istikrara kavuşturmak gerektiğini dile getiren Blair, ''Bunu nasıl yapacağız? Bu çalışmanın birkaç unsuru olmalı. Öncelikle küresel anlamda bir dengeleme olmalı. Özellikle ABD ile Çin arasında. Çinlilerin daha çok tüketmesi ve ABD daha çok tasarruf etmesi gerekiyor. Avro bölgesi ise kendi istikrarını kendisi bulmalı. İşin gerçeği şu ki bu süreçte çok sıkı bir mali koordinasyon olması gerekiyor, parasal birlikle birlikte temel Avrupa sosyal modelinin reforme edilmesi gerekiyor. Bu Avrupa için yapılması en zor konulardan bir tanesi. Bu bütün gelişmiş ülkeler için yapılması gerekli zor bir konu'' diye konuştu.
 
Bu reformlar içinde eğitim reformunun çok önemli olduğunu vurgulayan Blair, İngiltere ve Türkiye için en önemli kaynak olan insanları en iyi şekilde eğitmenin ve geliştirmenin önemine işaret etti.
 
Tony Blair, eğitim sisteminin, radikal olarak özellikle teknolojiyi kullanım açısından değişmesi gerektiğini söyledi.
 
Ekonomi ve toplumları değişen ülkelerde insanlara verilen temel hizmetlerin de çağa uydurulması gerektiğini kaydeden Blair, Avrupa bütçesinin reforme edilmesinin, tek para biriminin istikrarını elde etmesi için şart olduğunu vurguladı.
 
ABD'de ekonomiyi harekete geçirecek doğru politikaların uygulanması gerektiğini dile getiren Blair, batılı ekonomiler açısından temel sorunun, ''Mali krizin olmasını nasıl önleriz?'' değil, ''Ekonomiyi nasıl harekete geçirebilir ve istihdam yaratırız?'' olduğunu, başka hiçbir şeyin bu kadar önemli olmadığını kaydetti.
 
Bütün ekonomilerin, piyasaları açık tutması ve korumacı politikalara geri dönmemesi gerektiğini kaydeden Blair, ekonomik açıdan küresel ve bölgesel sorunlar olduğunu, her ikisinin de çözülmesi için de temel ve uzun vadeli ekonomik ve sosyal reform kararlarının alınması gerektiğini belirtti.
 
-''Kültürel zorluk''-
 
İngiltere'nin eski Başbakanı Blair, kültürel zorluk konusuna da değinerek, şöyle konuştu:
 
''Bu zorluk, aşırıcılık ve terörizm gibi şekillerde kendini gösteriyor. Dünyada pek çok ülkeyi etkilemiş sorunlar bunlar. Biz İngiltere'de siz Türkiye'de zaman zaman yaşadınız. Dünyanın pek çok bölgesinde de benzer sorunların olduğunu biliyoruz. Alınan güvenik önlemleri gayet iyi biliniyor. Ama bu işin insanların gönülleri ve akılları ile ilgili olan bölüme odaklanmak istiyorum. Bu aşırıcılığı ve terörizmi yenebilmek için ancak ve ancak hem yumuşak hem de sert gücü birlikte kullanmamız gerekiyor. Bugün Afrika'da bazı ülkelerde aşırıcılığın olduğunu ve güç kazandığını görüyoruz. Bu ülkelerde geliştirdiğimiz politika ve planlarla o insanların fakirliklerinden kurtulmasını sağlayamazsak, o insanlara imkanlar sağlamazsak, o insanların gelecekte bize karşı stratejik risk oluşturmasına şaşırmamamız gerek. Afrika'yı G8'in gündemine 2005 yılında taşımış olmamızın en önemli sebeplerinden birisi buydu.''
 
-''Zamanın en önemli meselesi''-
 
Tony Blair, küreselleşmenin sonucu olarak, insanların daha önce hiç olmadığı kadar birbirleriyle birlikte ve iletişim içinde olmalarının beklendiğini anlatarak, ''Bugün içinde yaşadığımız dünya, insanları birbirine yaklaştıran bir dünya. Dünya bu kadar birbirine yaklaştığında kültürel entegrasyonu bir tehdit, bizi endişelendiren, kendi kimliğimizi kaybettiren bir şey olarak mı görüyoruz, yoksa çeşitlililik ve toplumu zenginleştiren ve kuvvetlendiren bir öge olarak mı görüyoruz? Zamanın en önemli meselesi bu'' dedi.
 
Blair, 21. yüzyılın savaş ve ihtilaf yaratan temel siyasi ideolojilerin yüzyılı olacağını düşünmediğini dile getirerek, ancak 21. yüzyılda yine ihtilafların olabileceğini, bunların ise kültürel ve dini ideolojilerin yol açtığı çatışmalardan kaynaklanabileceğine dikkati çekti.
 
Bu nedenle medeniyetler ittifakı kavramının çok önemli olduğunu vurgulayan İngiltere eski Başbakanı Blair, şöyle konuştu:
 
''Bunun için bizlerden farklı olan insanları tanımalıyız. Onlar hakkında bilgi edinmeliyiz ve gerçek anlamda dünya vatandaşları olabilmeliyiz. Bu dünyanın, birbirimizi anlayıp, saygı gösterdiğimiz bir dünya olduğunu görelim ve kabul edelim. Ben de özel olarak bu konunun üzerinde çalışıyorum. Üzerinde çalıştığım ve her zaman çok başarılı olamadığım bir başka konu ise Ortadoğu. Zannediyorum, barış içerisinde bir arada yaşamanın en güzel örneği Filistin ile İsrail'in yan yana iki devlet olarak barış içerisinde yaşamasını sağlamaktır. Bundan daha iyi bir örnek olamaz. Dolayısıyla bugünün dünyasında, bir ekonomik zorluk var, bir de kültürel zorluklar var. Bu ikisinden yola çıkarak, siyasi bir zorluktan da bahsetmek mümkün. 21. yüzyılda dünyayı bekleyen meseleler, hepimizin beraber çalışmasını gerektiriyor. Küresel anlamda birlikte çalışıyor olabilmeliyiz. Ancak küresel anlamda birlikte çalışmak için ulusal siyasetimizin de bunu sağlaması gerekiyor. İşte burada şunu önermek istiyorum, bugün siyasi anlamda sağ ve sol politikalardan çok daha farklı bir politik anlayışın olduğunu söylemek istiyorum.''
 
-''Kriz var fırsat var''-
 
Blair, ''Ancak ve ancak başkalarına karşı açık fikirliyseniz o zaman onlarla uyum içerisinde yaşayabilirsiniz'' diyerek, kendi ülkesinde ve Avrupa ülkelerinde göçle ilgili tartışmaların ne kadar dar kapsamlı hale geldiklerini gördüğünü söyledi.
 
''Dünyadaki ekonomik, kültürel ve siyasi zorluklar gözden geçirildiğinde, dünya bu kadar hızlı değişiyorsa, biz nasıl dünyadaki siyaset sahnesinde olduğumuz yerde sayabiliriz?'' diye soran Blair, konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
''Bu böyle olamayacağı için çok büyük bir vizyon gerektiriyor. Bugünkü liderlerin vizyonunun çok geniş olması gerekiyor. Ben Arap dünyasındaki devrimin arkasındaki yatan nedenleri inceleme fırsatı buldum. Bütün bunlardan gördüğüm şeylerden bir tanesi demokrasi diyerek ne demek istiyoruz? Bunu iyi analiz etmek lazım. Biz demokrasi ibaresini çok fazla kullanıyoruz. Demokrasi kelimesini, içerisinde yaşadığımız siyasi sistemi tarif etmek için kullanıyoruz. Ortadoğu'daki dostlarıma hep şunu söylüyorum. Demokrasiyi incelediğiniz zaman sadece bir oy verme sisteminden bahsetmiyoruz. Demokrasi, sadece teknik birtakım anayasal soruları birleştiği bir sistem değil, aynı zamanda bir yaklaşım, zihniyet. 'Biz hükümetlerimizi seçmek istiyoruz, ama aynı zamanda ifade, din ve basın özgürlüğü de istiyoruz' diyen bir yaklaşımdır. Demokrasi dediğimiz bu fikir, durağın, teknik bir sistem değildir. Demokrasinin kök salabilmesi için yaklaşımlarda ve zihniyetlerde bunun kök salabilmesi lazım. Dolayısıyla önümüzde hem fırsatların hem de tehlikelerin olduğu bir dönemle karşı karşıyayız. Dünyanın büyük bir kısmında şu anda kriz söz konusu, ama bütün bunların içerisinde yine de büyük fırsatlar var.''
 
Dünyanın ve Ordadoğu'daki sorunların çözümünde iyimser ve idealist olduğunu vurgulayan Blair, ''Böyle olmamın sebeplerinden biri, insanoğlunun gelişimin büyük resmine baktığımızda bu özgür olma isteği, adil, şefkatli ve etkin toplumlar içerisinde yaşama isteği, aslında bütün kültürlerin ve toplumların içerisinde kalbinde olan bir şeydir. Zorluk, bunu ortaya çıkartabilmekte. İşte burada Türkiye'nin rolü ve kendisini ekonomik ve siyasi olarak dünyada kendini ne şekilde konumlandırdığı çok önemli ve merkezi bir rol oynayacaktır'' dedi.
 
İngiltere'nin eski Başbakanı Tony Blair'ın isteği üzerine, konuşmasının sonundaki soru-cevap bölümü basına kapatıldı. 
Bu haber toplam 1920 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri