Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bozdağ: Kandil'in genetik kodları İmralı'da

22.11.2012 02:05
Başbakan Yardımcısı Bozdağ, -''İmralı ile Kandil arasında bir farklılık yok. Sonuçta Kandil'in genetik kodlarını oluşturan İmralı'daki zattır. Kandil onun oluşturduğu yapı üzerinden devam ediyor." dedi.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, açlık grevlerinin sona erdirilmesini olumlu bulduklarını belirterek, ''Grevin sona erdirilmesi konusunda da pek çok etkiler oldu. Abdullah Öcalan'ın yaptığı çağrının etkisi olduğu da çok açık'' dedi. Bozdağ, ''İmralı ile Kandil'' arasında bir farklılık olmadığını da kaydetti.

Bozdağ, Habertürk'te yayınlanan ''Perspektif'' programına katılarak, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Türkiye'nin, NATO'dan Suriye sınırına Patriot füzesi yerleştirilmesi talebinde bulunduğunun hatırlatılması üzerine Bozdağ, Türkiye ile Suriye arasında 910 kilometrelik sınır olduğunu ve akrabalık hukuku bulunduğunu söyledi. Türkiye'nin, Suriye'deki keyfi ve haksız uygulamaların sona erdirilmesi, ölümlerin durdurulması ve taleplerin karşılanması için çaba gösterdiğini belirten Bozdağ, Türkiye'nin öldürenden yana tavır koymasının beklenemeyeceğini vurguladı.

Sınırın uzunluğu, iki tarafta akraba ve aile hukukunu ilgilendiren yakınlık bulunması ve komşuluk ilişkilerinin Türkiye ile Suriye ilişkilerini başka ülkelerin Suriye ile ilişkilerinden farklı bir noktada tuttuğunu dile getiren Bozdağ, Türk uçağının düşürülmesi ve Akçakale'ye top mermisi düşmesinin ardından NATO'nun olağanüstü toplantıya çağrıldığını anımsattı.

Toplantılarda NATO'nun, üyelerinin güvenlik bütünlüğü açısından olaylara yaklaştığını ve taahhütlerini yinelediğini ifade eden Bozdağ, ''Türkiye istediği zaman biz Türkiye'nin yanında olacağız'' dendiğini aktardı.

Bozdağ, ''Türkiye de kendi ülkesinin, insanlarının güvenliği için her türlü tedbiri almak zorundadır. Biz milletimizin, ülkemizin güvenliğini elbette düşüneceğiz. Bu çerçevede değerlendirmeler yapıldı. Suriye'de bulunan birtakım kısa menzilli balistik füzelere karşı insanımızı ve ülkemizi gerektiğinde korumak için, böyle bir şeye inşallah ihtiyaç olmaz, ihtiyaç olmayacaktır da ama bu noktada bir ihtimal hesabı yaparak tedbir almak elbette bizim vazifemizdir'' diye konuştu.

Patriot füzelerinin yerleştirileceği yere ilişkin değerlendirmenin askeri yetkililer tarafından yapılacağının altını çizen Bozdağ, en geniş güvenliği ve korumayı sağlayacak yerlerin seçileceğini kaydetti.

-''Türkiye her türlü girişimi yaptı''-

İsrail ile Filistinli gruplar arasında alınan ateşkes kararına ilişkin değerlendirme de yapan Bozdağ, İsrail'in kendisine herhangi bir saldırı olmadığı halde masum insanları katlettiğini, saldırılarda çok sayıda kişinin hayatını kaybettiğini belirtti.

Haksız tarafın İsrail olmasına rağmen saldırıların, dünyaya, ''İsrail'in Hamas'ın saldırısı üzerine kendini koruması'' gibi yansıtıldığını kaydeden Bozdağ, ''Türkiye, işin başından beri bu haksız saldırının durdurulması için sesini yükseltmiştir. Türkiye ateşkesin sağlanması için her türlü girişimi yaptı. Bunun daha erken olması için çalıştı. Ama maalesef söz verdikleri halde sözlerinde durmadılar. Bir yandan bu ateşkesin sağlanması için görüşmeler sürerken öte yandan bomba yağdırmaya devam ettiler'' ifadesini kullandı.

Bozdağ, ''Türkiye bu krizde hassas bir yerde değil mi?'' sorusu üzerine, ABD'nin her zaman İsrail'in yanında saf tuttuğunu, İsrail söz konusu olduğunda ABD'nin tavrında hiçbir zaman bir esneklik, değişiklik olmadığını; Gazze ve Filistin söz konusu olduğu zaman da Türkiye'nin tavrında değişiklik olmadığını belirtti. Türkiye'nin ilk günden beri tavrını açık ve net bir şekilde ortaya koyduğunu, doğru bilgileri dünyaya duyurduğunu söyleyen Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Türkiye'nin tutumuyla beraber önemli değişiklikler de oldu. Başbakanımız 'hiçbir şey 2008'deki gibi değil' dedi. Neden? Çünkü Mısır 2008'deki gibi mi? Değil. Şimdi Mursi tavrını koydu, Başbakan Hişam Kandil Gazze'ye gitti. Tunus eskisi gibi mi? Değil, dışişleri bakanı oraya gitti. Arap Ligi eskisi gibi mi? Değil. Dokuz Arap ülkesinin dışişleri bakanı, Türkiye Dışişleri Bakanı ile oraya gitti. Hamas, Gazze, Filistin eskisi gibi mi? Değil.

Onun için bu noktada, bu birliktelikleri sağlayan adımları atan Türkiye'dir. Türkiye doğru yerde durmuş, yapması gereken desteği yapmıştır. Türkiye Gazze'ye her türlü desteği geçmişte de yaptı, bugün de yapıyor. İsrail'in ablukasına rağmen Türkiye, oradaki kardeşlerine yardımını devam ettiriyor ama Türkiye bunu siyasi rekabetin konusu haline hiç getirmedi. Çünkü Türkiye'nin derdi buradan Türkiye'ye siyasi çıkar sağlamak değil orada haksızlığa ve zulme uğrayan kardeşlerine yardımcı olmaktır.''

İran'ın Suriye politikasına da değinen Bozdağ, ''O zaman biz de İran'a 'bak burada da ölen ve öldürenler var. Esad'ın Suriye'de yaptıklarıyla İsrail'in Gazze'de yaptıkları arasında ne fark var? O da hedef gözetmeden bombalıyor, masum insanları öldürüyor' deriz'' değerlendirmesinde bulundu.

-''İmralı ile Kandil birdir''-

Açlık grevlerinin sona erdiği hatırlatılarak ''Son durumda İmralı, Kandil'e karşı kendini güçlendirmiş mi oldu? Açlık grevlerinden sonra terör örgütünün içindeki dengelerde bir değişiklik hissettiniz mi?'' diye sorulması üzerine Bozdağ, açlık grevlerinin terör örgütünün talimatıyla başladığını ve terör örgütünün eylemi olduğunu söyledi.

''Grevin sona ermesi elbette önemli, biz onu da olumlu buluyoruz. Grevin sona erdirilmesi konusunda da pek çok etkiler oldu. Abdullah Öcalan'ın yaptığı çağrının etkisi olduğu da çok açık. Ama ben şuna katılmıyorum; 'Kandil ile İmralı arasında farklılık var, onlar başka, İmralı başka şey istiyor' şeklindeki yaklaşımları pek isabetli görmüyorum. Zira İmralı ile Kandil arasında bir farklılık yok. Sonuçta Kandil'in genetik kodlarını oluşturan İmralı'daki zattır. O oluşturdu ve Kandil onun oluşturduğu yapı üzerinden devam ediyor. Dolayısıyla ikisi arasında böyle bir mücadele, ayrışma olduğu kanısında değilim. Bunu medya yazıp, çiziyor. İmralı ile Kandil birdir ve eylemlerin de birbirine paralel bir şekilde olduğunu görüyorsunuz. Orası başlattı, eğer bir rekabet olmuş olsa ikisinin arasında, diyelim ki Abdullah Öcalan 'bırakın' dediğinde bir kısmının bırakmaması lazımdı. Onun için de arada farklılık olduğunu düşünmüyorum.''

''Bundan sonraki noktada, Abdullah Öcalan'ın avukatlarıyla görüştürülmesi söz konusu olur mu?'' sorusunu da yanıtlayan Bozdağ, bazı çevrelerce ''ana dilde savunmayla ilgili adımların açlık grevlerinin sonucu olarak atıldığı, hükümetin taviz verdiği'' gibi bir yaklaşımın dile getirildiğini, bunun tamamen yanlış olduğunu söyledi. AK Parti'nin bu konudaki kararlılığını 30 Eylül'deki 4. Olağan Büyük Kongre'de kamuoyuyla paylaştığının altını çizen Bozdağ, çalışmaların başlamasıyla bunun bir talebe dönüştüğünü ve ''Bu adım bizim eylemimiz sonucu atılmış olsun'' gibi bir yaklaşımın ortaya çıktığını ifade etti.

Bozdağ, şöyle konuştu:

''Bir ülke düşünün terörle 30 yıldan fazla bir zamandır mücadele ediyor. Bu noktada pek çok askerini, polisini şehit vermiş, bundan sonra da mücadele devam ediyor. Bu terör örgütünü kuran, yöneten ve bu yapıyı oluşturan terörist başını da yakalamış, yargılamış, mahkum etmiş, cezası içeride infaz ediliyor. Şimdi siz terörle mücadele ediyorsunuz, bu terörü bitirecek, sona erdirecek bir enstrüman, bir imkan varsa bunu kullanmak mı daha doğru olandır yoksa 'yok kardeşim, ben bunu kullanmıyorum, buna hiç ilgi göstermiyorum' demek ki daha doğrudur? Yani şimdi eğer terörü bitirecek ve bu meseleyi Türkiye'nin gündeminden çıkaracak bir sonuç alınacaksa niye görüşülmesin?

Bizim derdimiz terörü bitirmek ve bu noktada sonuç almak, huzuru, barışı tesis etmek. Eğer huzuru, barışı tesis etmek neticesi ortaya çıkacaksa bu neticeyi ortaya çıkaracak adımları biz her zaman atarız, attık. İşte Oslo görüşmeleri bunun örneğidir. İmralı ile olan görüşmeler geçmişte de yapıldı, icap ettiği zaman devletin ilgili birimleri yine yapar. Çünkü bizim derdimiz üzüm yemek ve bu işi bitirmek. Niye konuşulmasın? Terörü bitirecekse, kan duracaksa, huzur, sükun olacaksa, devletin birimleri böyle bir sonuç alınma konusunda bir kanaat varsa biz bunu niye kullanmayalım? Bu imkanı niye kullanmayalım? Bunu kullanmamak eleştirilmesi lazım.''

-''Silah bırakırsa operasyona gerek kalmaz''-

Terör örgütü silahlı eylem yapmaya devam ettiği sürece güvenlik güçlerinin de görevlerini yapacağına işaret eden Bozdağ, ''Ama terör örgütü ateşkes keserse, ateşi bırakırsa değil; silahları bırakırsa o zaman herhangi bir operasyona gerek kalmaz. Ama silahları var, eylem yapıyor, ona karşı TSK veya polisimiz bir mücadele yapıyor. 'Aman TSK bunu yapmasın, güvenlik güçleri silah kullanmasın' demek fevkalade yanlıştır. Terör örgütü silahlarını susturana kadar değil, silahlarını bırakana kadar bu mücadele devam edecektir'' dedi.

Türkiye'nin terörü sona erdirmek için atılması gereken adımları da atmaya devam edeceğini belirten Bozdağ, ''Bunları eş zamanlı yapmasında hiçbir engel yoktur. 'Onu yaparken başkasını yapamaz' diye bir şey yoktur'' ifadesini kullandı. 

Bu haber toplam 1694 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri