Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bu fotoğraf bildiklerinizi unutturacak!

26.12.2012 14:03
8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal, babasının zehirlenme iddiaları ile ilgili basın toplantısı düzenledi.

 

                 Babasının ölümünün araştırılması için yıllardır mücadele verdiğini belirten Ahmet Özal , “Ben 1993 yılından beri mücadele ediyorum. 1997 yılında sesimi duyurabildim ve söyledikleri basında yer aldı. Sadece babamla ilgili değil Türkiye'nin en karanlık yılı olarak gördüğüm 1993 yılı ile ilgili konuştum. O zamandan beri söylediğim tekbir şey vardı. Kamuoyu vicdanın rahatlatmak için bu konunun incelenmesi lazım. 1999'da milletvekili olduğum zaman meclise önerge verdim. Benim önergem rafa kalktı” dedi.
Zaman zaman şov yapmakla suçlandığını söyleyen Özal, “Gerçekten üzülüyorum. Ben babamın vefatından 6 yıl sonra Malatya'dan milletvekili seçildim. 10 sene boyunca başbakanlık köşkünü de, cumhurbaşkanlığı köşkünü de gördüm. Benim şov yapmaya ihtiyacım yok” ifadelerini kullandı.

Ahmet Özal, Türkiye'deki önemli faili meçhul davalarının zamanaşımına uğramak üzere olduğuna dikkat çekerek, “Türkiye'nin gerçek karanlık yılı 93 ile başlamıştır. Şu an Özal'ın dosyası rafa kaldırılıyor. 2013 yılında Uğur Mumcu, Eşref Bitlis'in suikastlerinin davaları zaman aşımına uğrayacak. Buradan meclise sesleniyorum. Faili meçhullerde kesinlikle ve kesinlikle zaman aşımı olmaması gerekir. Zaman aşımının kaldırılması gerekir” diye konuştu.

Sağ-Sol ayrımı yapmadan Türkiye'deki tüm faili meçhuller ve idamlar için mücadele ettiğini söyleyen Özal, “Toplumlar kalkınmalarını zıt fikirler tartışıldığı zaman ileri gider. Maalesef Türkiye'de bu kültüre bazı insanlar hala gelemediler. Ben Türkiye'nin kara tarihinden örnekler verdim. Rahmetli Adnan Menderes'in asılması ne kadar acı ise, aynı şekilde deniz gezmiş ve arkadaşlarının asılmasının da yanlış olduğunu söyledim. Bugün rahmetli Adnan Menderes için iade-i itibar, idam kararın yok sayılması konuşuluyor. Aynı şeyin Deniz Gezmiş için de yapılması gerekir. Cebinde çay parası olmayan 22 yaşındaki 3 çocuk, anayasayı zorla değiştirme suçundan idam edildiler” şeklinde konuştu.

Devlet Denetleme Kurulu'nun Özal'ın ölümüne ilişkin raporundan bazı bölümler okuyan Ahmet Özal, “Raporda merhum cumhurbaşkanının kan örneklerinin özelliğini kaybettiği ve atıldığı ifade edilmekte. 1993 yılında ölen bir insanın kan örneği var. Biz ailesi olarak talep ettiğimizde dipfiriz bozuluyor ve kan örnekler çöpe gidiyor. Ölüm nedeni ile ilgili tartışmalar var. Normal şartlarda doktorlar anlaşamaz ise savcı olay yerine gelir ve kimseye sormaksızın şüpheli bir durum varsa otopsi kararı verir” şeklinde konuştu.
Konuşmasında Adli Tıp raporuna da değinen Ahmet Özal, “Adli Tıp raporunda 4 zehir tespit edildi. Bu zehirlerden 2 tanesi savcıya verilen raporda maalesef yok. Adli tıp bilimsel bir kurumdur. Adli tıpın teknik bulguları sadece İhtisas kurumun elinde olmamalı. Yurtiçi ve yurtdışından teknik uzmanlara da verilmeli ve incelenebilmeli. Bir teknik bilgi nasıl olur da oylanabilir. Oylandığı zaman ne faktörler girer. Ancak bunların hepsi birgün açıklanacak merak etmeyin. Türkiye'de artık yeni bir idare var. Sadece hükümetten değil devletten bahsediyorum. Türkiye'de devlet anlayışı değişiyor”

Türkiye'de derin bir yapının var olduğunu ve Ergenekon davası sürecini önemsediğini kaydeden Ahmet Özal, bu derin yapının ancak demokratikleşme ile yok olabileceğini savundu.





Babası Turgut Özal 'ın vefat ettiği günü de anlatan konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Rahmetli vefat ettiği gün ambulans yoktu. Hasta taşıma aracı bulundu 1970 model 3. vitese geçmeyen, doktoru olmayan bir araba getirildi. Nereden çıktığını bilmiyorum birden geldi oraya. 70 model bir araba. İçerisinde ayağa kalkılmıyor. Bu arabayla cumhurbaşkanı hastaneye götürülmeye çalışıldı. GATA'ya başhekime haber verilmesine ve oradaki doktorlar ekipmanları ile kapıda beklerken nedense araba bir anda Hacettepe hastanesine döndürülüyor. Hacettepe'de kimsenin haberi yok çocuk bölümüne götürüyorlar. Çocuktan büyük acile götürüyorlar. Korumalar doktor diye bağırıyor. Bazı ifadelere göre orada yarım saat bekletiliyor. Hacattepe hastanesindeki doktor Ayşe hanım ifadesinde, ‘Benim kanaatim hastaneye ölü olarak geldiği ve geri döndürülemediği yönündeydi. Nabzı ve tansiyonu alınamıyordu. El ve ayaklarda morarma başlamıştı. Hastaneye getirilmeden muhtemelen 20 dakika önce ölmüştür.” diyor. Yani orada vardığından 20 dakika önce ölmüş. O zaman ben bir fotoğraf göstereceğim. Rahmetli hastaneye girerken. Eğer ölü bir hali varsa siz söyleyin. Ayağı basıyor başı dik duruyor. Bu hastane girişi ile ifadelerdeki hastane giriş benziyor mu birbirine. Ben bunun açıklamasını istiyorum”

Ahmet Özal, Adli Tıp Kurumu raporunun halka açılması gerektiğini ifade ederek, ailesi olarak raporu almak için başvuruda bulunduklarını da sözlerine ekledi.

Bu haber toplam 7948 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri