Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bu Kafayla 'Terörle Mücadele' Olur mu?

23.08.2011 19:37
Gazi er Regaip Özdemir'in anlattıkları mı doğru, Genelkurmay ve İçişleri müfettişlerinin tespitleri mi?

Yeni Şafak'tan Abdülkadir Selvi, "Asker para istediyse para, yetki istediyse yetki verdik. Önemli olan askerin istediğinin verilip verilmemesi değil, askerin kime hesap vermesi gerektiğini ihmal ettik." dediği 'Uyuyorduk' başlıklı yazısında Silvan saldırısındaki ihmalleri ve sonrasında hazırlanan Genelkurmay ile İçişleri Bakanlığı'nın raporlarını değerlendirdi.

Saldırıdan yaralı kurtulan er Regaip Özdemir'in anlattıklarından yola çıkarak Genelkurmay'a can alıcı sorular yönelten Selvi, İçişleri için de "Eğer İçişleri bu kafayla terörle mücadelede inisiyatif alacaksa, vay halimize." dedi.

İşte Abdülkadir Selvi'nin yazısı:

13 askerimizi şehit verdiğimiz Silvan'dan sonra, "40 derece sıcakta, sırt çantası, çelik yelekle 4 gün boyunca arazi taraması yapıyor timler.

Bir ara dinlenmek üzere timler birliklerine dönüyor. Ancak Hazro istikametinde teröristlerin göründüğü istihbaratı üzerine yeniden bölgeye intikal ettiriliyorlar.

Asker oturduğu yerde uyuyacak halde"
diye yazmıştık.

Işık Koşaner'in deyimiyle, "yanlı medya" olarak, itham edildiğimiz Genelkurmay açıklamasında ise, "Bir komando birliğinin çok yorgun olduğunu iddia etmek mümkün değildir" denilmişti.

Silvan'daki saldırıdan yaralı kurtulan er Regaip Özdemir ise,"Sabaha kadar yürümüştük. Arazide 4. günümüzdü. Çoğumuz uyuyorduk" dedi.

"Yanlı medya" olarak soruyorum, buna ekleyecek bir şey var mı?

"Baskının olduğu 14 Temmuz günü öğle saatleri önce 'telsiz kesmesi' duyumu alınıyor.
Ciddi bir işaret...

Peki o sırada ne yapılıyor?

Diyarbakır 80 kilometre mesafede.

Destek için Süper Kobra'lar, Skorsky'ler isteniyor mu?

Biz bunları bugün için almadık mı?

14.30'da telsiz kesmesi ciddi bir hal alınca, alarm durumuna geçiliyor?

10 dakika sonra baskın... "
diye yazmıştık.

Genelkurmay açıklamasında ise,"Teröristler arasında geçen ve basına da yansıyan telsiz görüşmesi alınır alınmaz ilk ikaz mesajı, 1'inci Jandarma Komando Taburu dahil tüm birliklere iletilmiş, konuşmada geçen yer isimlerinin çözümlenmesini müteakip saat 13:30'da 1'inci Jandarma Komando Taburu tekrar bilgilendirilmiştir" denilmişti.

Telsiz mesajının alındığı doğrulanmıştı.

Telsiz mesajları kesinleştirildiği zaman, helikopter desteğinin neden sağlanmadığını sormuştuk.

Genelkurmay, "Çatışma haberi, yaşanan yoğunluk nedeniyle ancak saat 14:39'da üst karargaha bildirilebilmiş ve silahlı helikopter istenmiştir. Helikopter birliği, talebin ulaşması üzerine süratle pilotları çatışma hakkında bilgilendirmiş, helikopterin uçuş öncesi yapılması zorunlu olan son kontrolleri kısa sürede tamamlanarak saat 15:21'de Diyarbakır'dan kalkışları ve saat 15:45'te çatışma bölgesi üzerinde olmaları sağlanmıştır. Talebin alınması ile helikopterlerin çatışma bölgesinde bulunması arasındaki sürenin uygulama standartlarına uygun olduğu tespit edilmiştir" diye yanıt verilmişti.

Standartmış.

Hangi standarda uygun olduğunu er Regaip Özdemir anlatıyor:

"Olaydan sonra konuştuğum arkadaşlar çatışmanın 55 dakika sürdüğünü söyledi. Helikopterler 1,5 saat sonra olay yerine gelmiş. Helikopterler geldi, etrafımızdaki dağları taradılar"

Çatışma olmuş, 13 şehit verilmiş, askerlerimiz yanan otların arasında kalmış, güç bela telsizine ulaşabilenler, yardım istemiş.

Standart bu.

Aynı standart İçişleri müfettişlerinin raporuna da yansımış:

"Helikopterin olay yerine geç ulaştığı iddiasını mercek altına alan müfettişler, çatışma bilgisinin alınır alınmaz saat 14.45'te helikopter hazırlanması için harekete geçildiği ve helikopterlerin bir saat sonra, 15.45'te olay yerine ulaştığını belirledi."

Peki müfettişler saat 14.00'de PKK telsizinden, "Asker sersem sersem geziyor neden vurmuyorsunuz?" talimatının verildiği tespit edilmesine rağmen, helikopterlerin neden çatışmadan sonra hazırlandığını, operasyon bölgesi Silvan olmasına rağmen helikopterlerin Diyarbakır'da neden bekletildiğini sorgulamadılar.

İçişleri müfettişlerinin bir tespiti daha oldu.

"Arazideki askerin yorgun olduğu iddiasını araştıran müfettişler, birliklerin 4 günlük değil, 2 günlük bir planlama çerçevesinde görevlendirildiğini tespit etti"

Peki gazi erimiz Regaip Özdemir'in tespitleri ne yönde!...

"Akşam çıktık, sabaha kadar yürüdük. Olay olduğunda arazideki 4. günümüzdü"

Eğer İçişleri bu kafayla terörle mücadelede inisiyatif alacaksa, vay halimize.

Gazi er Regaip Özdemir'in anlattıkları mı doğru, Genelkurmay ve İçişleri müfettişlerinin tespitleri mi?

PKK'ya yönelik operasyonların sürdüğü bir sırada Silvan'ı mercek altına alışımızın bir nedeni var. Biz terörle mücadelede en çok insan zayiatı veren ülkeyiz.

Yıllarca bu soruları sormadığımız için, Dağlıca'yı, Çukurca'yı, Silvan'ı yaşadık.

Asker para istediyse para, yetki istediyse yetki verdik.

Önemli olan askerin istediğinin verilip verilmemesi değil, askerin kime hesap vermesi gerektiğini ihmal ettik.


9 şehit verdiğimiz Çukurca'dan sonra, mayınları bizzat kendisinin yerleştirdiğini söyleyen Tuğgeneral Zeki Es'in, "Komutanım sizi böyle sıkıntıya soktuğum için kahroluyorum" sözlerine Tümgeneral Gürbüz Kaya kolay kolay, "Hiçbir sıkıntı yok bak hiçbir sıkıntı yok. Biz aynen planladığımızı uygularız. Hiç önemli değil. Kahrolacak bir şey yok" cevabını veremezdi. 

Bu haber toplam 1720 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri