Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bu yazı Ergenekon yalakalarını çıldırtır!

08.03.2011 11::1
Ergun BABAHAN Oda Tv baskınıyla alakalı kaleme aldığı yazıda Doğan Medyasını hedef aldı.

Ergun BABAHAN'ın Yazısı...

Halk TV’nin Odatv’ye satılması işlemi bir gazetecilik eylemi değildir, ticari bir faaliyettir.

İşadamlığıyla gazeteciliği karıştırmamak gerekir.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bizzat devreye girdiği satış süreci Deniz Baykal’ın karşı çıkması sonucu gerçekleşmedi.

Oysa program yapacaklar bile hazırdı.

Bir işadamının CHP’yi desteklemek amacıyla kanal kurması en temel girişim hakkıdır ama işe başka unsurların katılması yanlıştır.

Baykal’a bu nedenle Varan-2 cezası kesilme girişimi böyle bir durumu gösteriyor.

Şimdi, bu satışın doğrudan tarafı olan kurumun bir çalışanı, satışa karşı çıkan Deniz Baykal hakkında ağır ithamlarda bulunuyor.

Bununla kalmıyor, gidip CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na anlatıyor ve tacizi belgelemek için teknik destek istiyor.

Bir kaset komplosu sonucu CHP Genel Başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu, bu talebe tepki vermiyor, ‘Sen kendi imkanlarınla kaydet’ demekle yetiniyor.

Deniz Baykal’ı arayıp ‘Size yönelik yeni bir kayıt gerçekleşebilir’ uyarısı yapıyor mu bilmiyorum.

Ama Baykal’ı cezalandırma teşebbüsüne karşı bir tavır almıyor.

Sayın Kılıçdaroğlu, Odatv muhabiri Bayraktar’ın bu iddialarını tekzip etmedi.

O nedenle, açıklamaları doğru kabul etmek durumundayız.

Bu vahim bir tablo.

Çünkü Baykal’ı bir kaset koltuğundan etmedi.

Kısa bir süre bir internet sitesine düşen haberin Doğan medyası tarafından manşetlere taşınması etti.

Doğan medyası manşetleri, istifa çağrılarıyla Baykal’ı koltuğundan etti.

Aynı Doğan medyası, rahmetli Bülent Ecevit’i Başbakanlık koltuğundan etmek için, o zaman doğrudan denetimlerinde olan Sabah Gazetesi ile birlikte kampanya başlatmıştı.

Hatırlayın, Ecevit’in ne pisliği, ne kötü beslenmesi ne de tırnaklarının uzunluğu kalmıştı.

O haberlerin kaynağı hastanenin sahibi şimdi Ergenekon davasının kilit zanlılarından biri.

Önce generaller Bülent Ecevit’in emekli olmasını istemiş, bu talep kabul görmeyince hastane komplosu devreye girmişti.

Medya destekli bir emeklilik süreci başlatılmıştı.

Bunlar hep tesadüf mü!

Kanal alışverişleri, beğenmediği siyasi lideri, başbakanı devirmek için her türlü eylemin içinde olma.

Sonra da kalkıp basın özgürlüğünden söz edip kıyamet koparmak.

Gazetecilikle siyaseti kendi arzularına göre dizayn etmek istemek, bu uğurda faaliyet göstermek arasında büyük fark var.

Bu gerçeği görmek lazım.

Kemal Bey’in de bu skandalda nerede duruyor, net bir şekilde göstermesi lazım.

Yoksa şimdilik medya plazalarının uzantısı gibi duruyor.

 

Ajanlık, gazetecilik

Genelkurmay karargahından aldıkları talimatla yıllarca gazete yöneticisi, köşe yazarı atadılar.

Ajan gazeteci kavramının sahipliğini yaptılar.

Askerin kızdığı insanları hedef tahtasına dizdiler, Orhan Pamuk’u, Hrant Dink’i, Ahmet Kaya’yı emir-komuta zinciri içinde hedef haline getirdiler.

Sonra pişkince ortaya çıkıp ‘Hrant Dink’i okeyci çocuklar öldürdü’ deme cüreti gösterdiler.

Türkiye’de basın özgürlüğü kavramı ne yazık ki, ayağa düşmüş bir kavram.

Kafa karıştırma, halkı tahakkim altında tutma, devletten farklı düşüneni susturma, karalama faaliyeti yıllarca basın özgürlüğü olarak savunuldu.

Devlete hizmetin karşılığı patronlar servetine servet kattı.

Bugüne kadar olağan görülen işlemin kriminal yanları ortaya çıkınca ayağa kalkıyorlar.

Basın özgürlüğünü ayaklar altına alan her türlü faaliyete destek verdiler, şimdi tezgahları ortaya çıkınca rahatsız oluyorlar.

Onlar için basın özgürlüğü askerle işbirliği içinde başbakan, parti lideri devirmek, RTÜK Yasası’na karşı çıkan Ahmet Necdet Sezer’in yolsuzluklarını keşfetmek.

Hadi oradan...

Star 

Bu haber toplam 1014 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri