Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bunlar unutulmaz Sabih Kanadoğlu..!

14.10.2012 02:43
Yapımcılığını ve Sunuculuğunu Gazeteci- Yazar Aslan Değirmenci’nin Kanal 5’te yaptığı haber programı ‘Son Gündem’ e konuk olan Emekli Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet Gündel, çok önemli açıklamalarda bulundu.

Darbe Komisyonuna bilgi veren Sabih Kanadoğlu’nun 28 Şubat döneminde Genelkurmay Başkanlığı’ndaki yargı mensuplarına verilen brifingleri savunarak, “Olanları unutalım” sözlerine mesai arkadaşından tepki geldi. Emekli Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet Gündel, “İşlenen suçlar unutulmaz. Bunu devlet hiç unutmaz. Bu konuda yargının hafızası da oldukça iyidir. Gerekli bilgiler bugün ortadır. 28 Şubat’ı unutmak söz konusu değildir. Savcılık bugün gerekli incelemeyi yapmaktadır. Gerekli cezaları vermek için de yoğun bir şekilde çalışıyor. Savcılar, unutmak diye bir şeyin söz konusu olmadığını gösteriyorlar” dedi.

İşte bunlar unutulmaz!

Brifingler öncesinde ve sonrasında yaşananlar hakkında anılarını paylaşan Gündel, brifinglere katılmayan savcıların fişlendiğini, gidenlerin asker tarafından üstleri aranarak küçük düşürüldüğünü açıkladı. Brifinglere katılanların sivil iradeyi hiçe saydıklarını ifade eden Gündel, “Bundan daha vahim bir şey olamaz. Hükümetin otoritesi asker ve savcı eliyle sıfırlandı. Bunun hesabının sorulması lazım. Suç işleyen kim varsa cezalandırılmalı. Bunlar unutulmaz” dedi.

Şaibeli kararlar var

28 Şubat sürecinde bazı kararların da şaibeli olduğunu ifade eden Gündel, “Yüksek yargı kendisi gibi düşünmeyenlere mahkum etmek için her türlü bahaneyi kullandı. Çalıştığım dönemlerde de karşı çıktığım süreçler oldu. Sabih Kanadoğlu ile toplantılarımız oldu. Ben açık açık Yargıtay 8. Dairesinin ideolojik davrandığını, kasıtlı kararlar verdiğini defalarca söyleyip gündeme getirdim. 8. Ceza Dairesinin bir yapısı vardı. Çok ideolojikti. Kendisi gibi düşünenleri kurtarmaya yöneldi. Kendisi gibi düşünmeyenleri ise bahaneler ile mahkûmiyete götürmeye yöneldi. Kasıtlı ideolojik kararlar alındı” şeklinde konuştu.

Şemdinli olayını kim örgütledi?

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, Şemdinli Davası’nda tutuklu astsubaylar Özcan İldeniz ve Ali Kaya ile PKK itirafçısı Veysel Ateş’e adam öldürme suçundan verilen hapis cezalarını onamasını da değerlendiren Gündel, kararı olumlu bulduğunu ancak sanıkların kimler tarafından görevlendirildiğinin halen ortaya çıkarılmadığını hatırlattı. Gündel, “Şimdi şu sorgulanmalıdır. Şemdinli olayı; birkaç askerin, itirafçının kendiliğinden yapacağı eylem değildir. Ama fatura onlara kesildi. Bu insanlar yarın konuşacaklardır. Çünkü ömürleri cezaevinde geçecek. Ama onlara ümit verenler halen belli değil. İnanıyorum ki ceza alanlar gün gelecek “Biz bu eylemi kendi başımıza yapmadık” diyeceklerdir. Şuanda halen belkide bu tutuklulara umut veriliyor olabilir. Kurtulacaklarını düşünüyor olabilirler. Kaldı ki Türkiye’de benzer birçok eylemde bulunanlara güvence verildi. Zirve yayınevi olayı, Ergenekon ve Danıştay saldırısı… Kullanılan isimlere hep ‘ihtilal olacak biz geleceğiz, sizi kurtaracağız ve kahraman olacaksınız’ şeklinde garantiler verildi. Yani hep bir görevlendirme var. Kanunsuz emirleri verenlerinde ortaya çıkarılması lazım… Ben bir çözülme olacağını düşünüyorum” dedi.

***

Yapımcılığını ve Sunuculuğunu Gazeteci- Yazar Aslan Değirmenci’nin Kanal 5’te yaptığı haber programı ‘Son Gündem’ e konuk olan Emekli Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet Gündel, çok önemli açıklamalarda bulundu.

TBMM Darbe Komisyonuna bilgi veren Sabih Kanadoğlu’nun 28 Şubat döneminde Genelkurmay Başkanlığı’ndaki yargı mensuplarına verilen brifingleri savunarak, “Olanları unutalım” sözlerine mesai arkadaşından tepki geldi. Kanal 5’te Gazeteci Yazar Aslan Değirmenci’nin hazırladığı programa katılan Emekli Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet Gündel, “İşlenen suçlar unutulmaz. Bunu devlet hiç unutmaz. Bu konuda yargının hafızası da oldukça iyidir. Gerekli bilgiler bugün ortadır. 28 Şubat’ı unutmak söz konusu değildir. Savcılık bugün gerekli incelemeyi yapmaktadır. Gerekli cezaları vermek için de yoğun bir şekilde çalışıyor. Savcılar, unutmak diye bir şeyin söz konusu olmadığını gösteriyorlar” dedi.

Savcı süreci anlattı, fişleme deşifre oldu

Süreci bizzat 28 Şubat sürecinde yaşadığını ifade eden Gündel, “Brifinglere gerçekten korkudan gidenler oldu. Bugünlerde bu tür demeçlere, ifadelere de tanıklık ediyoruz. O dönemlerde Yargıtay’da 70-80 savcıydık. Vural Savaş dönemi. O dönemin idare savcısı her odaya liste gönderdi. Amaç brifinglere katılım sağlamak. Listelerde tüm savcıların isimleri vardı. İsimlerinin karşılarında ‘katılıyorum’, ‘katılmıyorum’ yazmaları istendi. İmzaları alındı. Bir çeşit fişleme… Biz iki arkadaş ‘gitmiyoruz’ diyerek yazıp imzaladık. Bazı arkadaşlar önleri kapanmasın, bazıları ise gönüllü şekilde ‘gidiyoruz’ diye listeyi imzalayıp teslim ettiler. Gidenler, alkışlayanlar ve sadece izleyenler. Brifinge gidenler, davet edenler özür dilemelidir. Henüz bir özeleştiri gelmiş değil. Yüksek yargı yanlışını kabul etmiş değil. Bu kabul edilir bir durum değil” diye konuştu.

Bunun hesabı sorulmalı

“Brifinglere yargı mensuplarının gitmesi, alkışlamalarını doğal göremeyiz” diyen Gündel, “Daha anormal gelişmeler de yaşandı. Mesela brifinglere Ankara Adliyesinden giden yargıç ve savcıları askerler aramışlar. Normalde yargıç ve savcı aranmaz. Bu açıkça küçük düşürme operasyonudur. Yargının askere giderek brifing alması, 28 Şubat darbesine destek vermeleri ve meşru hale getirmeleri büyük utançtır. Yargı olayı meşru hale getirmek için devreye sokulmuştur. Ve darbeciler bunu başarmıştır. Dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan, brifingler ortaya çıktığı zaman adliyelere genelge gönderdi. “Bu brifinglere katılmayacaksınız, izin vermiyorum” dedi Sayın Şevket Kazan… Zaten o dönem toplantılara katılmak Adalet Bakanlığı’nın iznine tabi idi. Fakat Adalet Bakanlığı dinlenmeyerek devlet otoritesinin çökmesine neden oldular. Sivil iradeyi hiçe saydılar. Bundan daha vahim bir şey olamaz. Hükümetin otoritesi asker eliyle sıfırlandı. Bunun hesabının sorulması lazım. Suç işleyen kim varsa cezalandırılmalı” dedi.

Yargıtay 8. Dairesine şok suçlama

28 Şubat sürecinde bazı kararların da şaibeli olduğunu ifade eden Gündel, “İnsanların ceza alması o davanın yeniden gündeme getirilmemesi anlamına gelmez. Baskı ya da yargıya müdahale söz konusu ise süreç yeniden ele alınır. Yargı 28 Şubat sürecinden çok etkilendi. Zaten yüksek yargı kendisi gibi düşünmeyenlere mahkûm etmek için her türlü bahaneyi kullandı. Çalıştığım dönemlerde de karşı çıktığım süreçler oldu. Sabih Kanadoğlu ile toplantılarımız oldu. Ben açık açık Yargıtay 8. Dairesinin ideolojik davrandığını, kasıtlı kararlar verdiğini defalarca söyleyip gündeme getirdim. 8. Ceza Dairesinin bir yapısı vardı. Çok ideolojikti. Kendisi gibi düşünenleri kurtarmaya yönlendi. Kendisi gibi düşünmeyenleri ise bahaneler ile mahkumiyete gitmeye yöneldi. Birde 4. Hukuk Dairesi vardı. Aynı şekilde bir çalışma yürüttü. Biz bunları yaşadık, içerisindeydik. Bugün yargıyı eleştirenler, bu oluşumlara destek verdiler, içinde yer aldılar. Bugün ağlamaya hakları yoktur. Biz oh olsun demiyoruz. Yargı ideolojiyi, siyasallaşmayı kaldırmaz. Ama geçmişte insanların gözünün içine baka baka bu ülkede yapılmayan kalmadı. Kasıtlı ideolojik kararlar alındı.

Şemdinli kararına farklı bir bakış

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, Şemdinli Davası’nda tutuklu astsubaylar Özcan İldeniz ve Ali Kaya ile PKK itirafçısı Veysel Ateş’e adam öldürme suçundan verilen hapis cezalarını onamasını da değerlendiren Emekli Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet Gündel, “Askeri mahkemeler yargı bağımsızlığına sahip değiller. Şemdinli olayı ve son Yargıtay onayı bu belgelemiştir. Şemdinli olaylarında hüküm giymiş olanlara askeri makamlardan birileri talimat vermek koşuluyla bunlar görevlendirildi. Bu alt seviyedeki askerler kendiliğinden kitap evine bomba atmadılar. Mutlaka birileri görevlendirdi. Yüksek yerlerden emir gelmeden alt kademedeki askerlerin kendiliğinden eyleme girişmeleri mümkün değil. Nitekim daha sonra Yaşar Büyükanıt hükümlüler hakkında “İyi çocuklar” tabiri kullanması söz konusu. Olay açık. Askeri makamlarda bunlar yargılanırsa elbet bu durumda tahliye edilecektir. Öylede oldu. Sivil mahkemenin verdiği karar, Yargıtay’ın bozmasıyla askeri mahkemeye gelmesiyle bütün sanıklar serbest bırakıldılar. Kaldı ki sanırım, o dönem Yargıtay’ın kararı bozması Yaşar Büyükanıt’ın açıklamalarından etkilenmesinden kaynaklanmıştır. Çünkü bu suç askeri mahkemenin işi değildi ama dosya oraya gönderildi. Bu dava orada devam etseydi beraat kararı da verilecekti. Anayasa değişikliği yapılınca, dosya tekrar sivil mahkemeye gitti ve aynı cezalar tekrar verildi. Sanıklar yeniden tutuklandı ve ceza onandı. Askeri mahkeme ile sivil mahkemenin farkı da Şemdinli kararları ile ortaya çıkmıştır” dedi.

Talimatı kim verdi

Gündel sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Şimdi şu sorgulanmalıdır. Şemdinli olayı; birkaç askerin, itirafçının kendiliğinden yapacağı eylem değildir. Ama fatura onlara kesildi. Bu insanlar yarın konuşacaklardır. Çünkü ömürleri cezaevinde geçecek. Ama onlara ümit verenler halen belli değil. İnanıyorum ki ceza alanlar gün gelecek “Biz bu eylemi kendi başımıza yapmadık” diyeceklerdir. Şuanda halen belkide bu tutuklulara umut veriliyor olabilir. Kurtulacaklarını düşünüyor olabilirler. Kaldı ki Türkiye’de benzer birçok eylemde bulunanlara güvence verildi. Zirve yayınevi olayı, Ergenekon ve Danıştay saldırısı… Kullanılan isimlere hep ‘ihtilal olacak biz geleceğiz, sizi kurtaracağız ve kahraman olacaksınız’ şeklinde garantiler verildi. Yani hep bir görevlendirme var. Kanunsuz emirleri verenlerinde ortaya çıkarılması lazım… Ben bir çözülme olacağını düşünüyorum” dedi.

kanal5.com.tr 

Bu haber toplam 2742 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri