Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Cemaati Masonik yapıya benzetti!

13.01.2015 01:27
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, "Paralel Yapı" ile mücadelenin AK Parti'nin değil devletin yürüttüğü topyekün bir mücadele olduğunu söyledi.

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Avrupa'yı Gülen cemaati konusunda uyardı. Masonik bir yapıya sahip olan cemaatin, devletin asli unsurlarına gizlendiğini anlatan Akdoğan, buna rağmen mücadelenin devam ettiğini söyledi. "Paralel yapı"nın devletin gücünü kullanarak, komplolar kurduğunu ifade eden Akdoğan, cemaatin toplumsal desteğini kaybettiğini söyledi.

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Habertürk'te Ankara temsilcisi Veyis Ateş'in sorularını cevapladı. Programın ilk bölümünde Paris'te yaşanan saldırıyı değerlendiren Akdoğan, Türkiye'nin ilkesel olarak tavrını, olay gerçekleşir gerçekleşmez ortaya koyduğunu söyledi. Türkiye'nin terörün her türlüsünü kategorik olarak kınadığını anlatan Akdoğan, "Türkiye'nin pozisyonu nettir. Olay olur olmaz kınadık ve terörün her türlüsünü kategorik olarak kınar. Kimden gelirse ve kime karşı olursa olsun. Bu ilkesel bir tavırdır. Olay olur olmaz biz bu tavrı ortaya koyduk." diye konuştu. Akdoğan canlı yayında şunları söyledi;

"Öncelikle bu işin mağduru biziz. Her gün, her hafta İslam dünyasında kurbanlar veriliyor. Aynı dakikalarda Sana'da saldırı oldu 40'a yakın kişi öldü. Bir gün sonra Nijerya'da iki bin kişi öldü. Bu işin mağduru öncelikle biziz. Bizim kanımız akıyor, biz canımızı kaybediyoruz. Algı operasyonlarında biz kaybediyoruz. 
 
İki türlü mağduriyet yaşanıyor. İslam dünyası hem bu algı operasyonlarından yara alıyor, hem de bu saldırılar karşısında kan dökülüyor. Bahsettiğimiz ilkeleri saydım.İslam dünyasında kan akıyor. Avrupa'da bir eylem olunca yer yerinde oynuyor. Ama biz kurban olduğumuzda aynı desteğin gelişmesi gerekir. Burada kesinlikle savunmacı yaklaşım doğru değildir. Bu tür saldırıların asıl mağduru İslam ülkelerindedir. İstanbul'da olduğun da Yemen'de olduğu zaman da dünya Türkiye'nin yanında olmalıdır.

"İSLAMOFOBİ TÜRKİYE'DE ZEMİN BULUYOR"
 
Bir şekilde peşin hükümle suçlama var. AK Parti iktidarı, felsefesi bunun tam karşısındadır, şiddetin. İslam ve demokrasinin bir arada götürüleceğini gösteren ve bu çoğulcu anlayışın, siyasi kültürünü kabul eden ve uygulayan bir modeldir AK Parti, son dönem de Türkiye'dir. Bir şekilde bu saldırıların Türkiye ile ilişkilendirilmesi bizi üzüyor. Genelde hükümeti zayıflatmaya yönelik zamanla da Türkiye'yi baskılamaya yönelik bir operasyon görüyoruz. Bir şekilde Türkiye'ye ayar verilmeye çalışılıyor.Burada konsorsiyum şeklinde bir algı operasyonu yürütüldüğünü götürüyoruz. Eksen kayması propagandası, terör örgütlerine destek veriliyor gibi propagandaları görüyoruz. Farklı ülkelerin buna destek verebildiğini görüyoruz. Mısır darbesi, Suriye meselesine Türkiye'nin daha protest yaklaşması rahatsız ediyor. 

"ORTADOĞU'DA ARAP BAHARI TERSİNE DÖNDÜ" 
 
Ortadoğu'da bir dalga var. Ve bunu sadece Türkiye eleştiriyor. Bugün bir bataklık durumu varsa bu bir sonuçtur. Burada bir demokrasi korkusu var. İsrail bunun bir ayağıdır. İsrail'in halkın iradesinin yansımasından rahatsızlık duyduğunu biliyoruz. Bu iki anlayış Arap Baharı'nı tersine çevirdi. İsrail'in şımarıklıklarına göz yumulması gibi sorunlar birikti birikti ve bu tür sonuçlar ortaya çıktı. Bunlar bu terör örgütlerinin çıkışını haklı göstermez. Bunu çok iyi analiz edilmesi gerekiyor. Dünyada genel bir terör tanımı var. Masumlara yönelik eylemler terör eylemleri olarak algılanıyor. Kişinin statüsüne bakılmaksızın bu tür eylemler, keyfi biçimde insanların katleten eylemler terör eylemleridir. Silahın namlusunun kime döneceği belli olmaz. Amaca ulaşmak için her türlü yolu mübah gören bir anlayışın ürünüdür. Bu hastalıklı anlayış çeşitli şekillerde karşımıza çıkabilir. Türlü kumpaslar kurarak, onların hayatını mahveden bir anlayışın ürünüdür. İslam dünyasının bunu değerlendirip reddetmesi gerekiyor.

"HASTALIKLI ANLAYIŞIN ÜRÜNÜDÜR" 
 
Türkiye'de paralel yapı da dahil bu düşüncenin ürünüdür ve kategorik olarak İslam dünyasının bu anlayışları reddetmesi gerekiyor. 
 
Ortadoğu'da Batı'nın uyguladığı paradigma çöktü. Bugün Irak'ta her gün bir kaç yüz kişi öldürülüyorsa veya Suriye'de artık farklı tonda diyelim, birbirlerini öldürüyorlarsa burada bir sorun vardır. Bunların kullanılması, istihbarat örgütlerinin tarafından yönledirilmesi gibi komplolarla açıklık getirilebilir. Buna rağmen İslam dünyasının bunu düşünmesi, eleştirmesi ve sorgulaması gerekiyor. 

"ZULÜM SÜRDÜRÜLEMEZ" 
 
Uluslararası cok ciddi bir algı operasyonuna maruz kaldığımızı düşünüyoruz. İşte otoriteleşme, eksen kayması ve terör örgütlerine yardım gibi bir takım söylemler var. Nerelerde ne gibi lobi çalışması yaptıklarını biliyoruz. MİT TIR'ı olayı nedir. Kendi ülkeni, terör örgütüne yardım yapıyor gibi göstermenin anlamı nedir? Amaca ulaşmak için her yolu mübah görüyorsanız ortalıkta hastalıklı bir durum vardır. O insanların da aileleri var, çocukları var, kariyerleri var. İnsanın izzetini yok etmek onu yok etmekle birdir. Bu kabul edilebilir birşey değildir. Zaten zulüm sürdürülemez ve patlak veriyor. Ortada çok ciddi bir şey var. Tüm gücün merkezinde ben varım deyip herkesi kullanabilecek bir piyon olarak görürseniz böyle duvara toslarsınız.

"BU DEVLET MESELESİDİR" 
 
Bu AK Parti'nin mücadelesi değildir, bu devlet meselesidir. Bu yüzden bunu bir partinin meselesi olarak görmemek lazım. Bu mücadele hukuk zemininde yürütülecektir. Bu hastalıklı yapıya mercek tutulması en önemli kazanımdır. 

"MASONİK BİR YAPI GİBİ" 
 
Ciddi bir mesafe aldığımızı söyleyebiliriz. Masonik bir yapı gibi çok farklı şekilde olabiliyor. Her yolu mübah gördükleri için farklı kisvelerde yaşamını yürütelibiliyorlar. Bu yapı devlete nüfus ederek, devlet mekanizmalarını kullanıyor. Ortada hukuk sistemi var, onu kullanıyor ve onun mekanizması üzerinden bir takım çevrelere operasyon yapılıyor. Devletin gücünü kullanarak vatandaşa operasyon çekiyor. Bu gerçekten çok ciddi bir durumdur. Bunu Avrupa'nın da çok iyi anlaması gerekiyor. Ortada hayalet bir örgüt var. Seçimle gelip gidiyor, siyaset yapıyor ama karşısında hayalet bir yapı var. Zaten diğeri olursa Türkiye'de ne hukuk kalır ne demokrasi kalır. Ülkenin geleceğine ben vereceğim anlayışıdır ki bu hukuk katledilerek, bireylerin hakları çiğneniyor. 
 
Önemli mesafe alındığını düşünüyorum. Bu yapıpıp deşifre olması ve top yekün bir mücade kararı alınması önemli bir kazanımdır.
 
KILIÇDAROĞLU'NA ELEŞTİRİ
 
Dışarıdakilere ihtiyaç bırakmadan kendi ülkesini karalamakta çok başarılı. Yani Suriye senin uçağını düşürdüğünde sizi suçluyor siz karşılık verdiğiniz de yine sizi suçluyor. Yani her durumda sizi suçluyor. 
 
TV'yi izleyenler görüyor. Bir sorun yaşanıyor ve orada polis müdahale ediyor. Bu tür yorumların yapılmasının Türkiye'ye hiçbir faydası yoktur. Felaket tellalığı yapmak doğru bir siyaset anlayışı değildir. Kobani'de yaşanan olaylar ve 6-7 Ekim'de yaşanan olaylar çok önemlidir. Cizre'deki olay bunların yanında çok küçük bir hadisedir. Bunları küçük gördüğümden söylemiyorum; ancak devletin gücü ve kurdeti bu sorunu çözecek mahiyettedir. Kamu düzeninin sağlanması için devlet gerekeni yapacaktır. Çözüm süreci vardır diye bu olayları görmezlikten gelmek gibi bir durum kesinlikle söz konusu değildir. Bu yüzden buradan felaket tellalığı yapmak doğru bir hareket değildir.
 
Kamu güvenliği konusunda çağrılarımız vardır. Çözüm süreci hassasiyetleri bakımından HDP'ye böyle bir çağrı yapmamız, uyarımız olabilir. Bunu onlardan beklemiyoruz. Devletin gücü bunları sağlayabilecek güçtedir. 

ÇÖZÜM SÜRECİNDEKİ İKİ PARADİGMA 
 
İki parametre çok önemlidir. Birincisi kamu güvenliği sağlanacaktır. İkincisi de süreçte bölgedeki STK'lar ve toplumsal destek önemlidir. Toplumsal desteğin üst seviyede durması, bize olan güvendir. Bu güven Recep Tayyip Erdoğan'a olan güvendir. Şu anda AK Parti'ye olan güvenle süreç bu noktaya gelmiştir. Hiç olmadık kadar tünelin ucundaki ışık görünmektedir. 
 
Biz Türkiye'nin birliği için bu süreci başlattık. Bunu söyleyen arkadaşlar oralara gidebiliyor mu? İşte gidemessiniz dedik gittiler Valiliğin önünde açıklama yaptılar. Neden parti binasında açıklama yapmadılar? Yok çünkü orada teşkilatları.
 
Bu karşımızdaki yapı, sorun çözülür ya da çözülmez ama siyasi mücadelemiz devam edecek. Yoksa oturduk ve anlaştıkla bitmiyor. Bunun siyasi uzantılarıyla mücadelemiz elbet devam edecek. Parti binası yakılan biziz. Her bir vatan toprağında, siyaseten var olmaya çalışıyoruz. Türkiye bölünüyor diyenlere söylüyorum siz yoksunuz o yüzden bölünüyor. Biz orada bunun için varız. Bu sorunun üzerine çok boyutlu gittik biz."
 
TRT ŞEŞ'İN İSMİNİN DEĞİŞMESİ

TRT Şeş yazmıyor orada. Eğer buna Kürtçe bir isim verecekseniz o zaman TRT Kürdi diyelim. Buradaki amaç daha iyi anlaşılması içindir.

"HAREKETİN LİDERİ ERDOĞAN'DIR"

Zihin ve felsefe olarak gerçekten çok çalışkan ve dürüst bir insan. Sayın Cumhurbaşkanımızı tarif etmeme gerek yok. Karizmatik bir liderdir. Hepimiz siyasi bir harekettir. Bu hareketin lideri Sayın Erdoğan'dır. AK Parti'nin lideri Sayın Davutoğlu'dur. Bu siyasi hareketin kurucu lideri ve siyasi hareketin lideri olarak baktığımızda Sayın Erdoğan'ın çok önemli bir figür olduğunu düşünüyorum. Bizim ilişkimiz makamlara bağlı değildir. Bunu önemsiyorum. Sayın Genel Başkanımız başkanlığında çok daha büyük başarılara imza atacaktır."
Bu haber toplam 1364 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri