Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

'Cemaatin tabanı bu savaş dilini taşıyamaz'

01.02.2014 02:27
Paralel yapının girişiminin cemaat tabanını yansıtmadığını söyleyen Taşgetiren, bu savaş dilinin camiayı taşıyamayacağını söyledi

Paralel yapının girişiminin cemaat tabanını yansıtmadığını söyleyen Taşgetiren, bu savaş dilinin camiayı taşıyamayacağını söyledi. Bu yapının varlığına Cumhurbaşkanı’nın da, hükümetin de müsaade etmeyeceğini söyledi.

PARALEL YAPIYI CUMHURBAŞKANI DA KABUL ETMEZ

Paralel yapının Cumhurbaşkanı tarafından kabul edilmiş olması çok önemli bir şey. Hükümet ya da Tayyip Erdoğan bu işi sırf kendisine karşı açılan bir savaşı karşılamak için ortaya koyuyormuş durumundan daha öteye geçilmiş oluyor. Bundan sonra hem Cumhurbaşkanı hem de Başbakan bunu kabul ettiğine göre; ne Cumhurbaşkanı paralel yapının devam etmesine göz yumabilir, ne de hükümet böyle bir yapının devam etmesine göz yumabilir.

10 YIL ÖNCEKİ CEMAATİN NE FARKI VAR?

Ahmet Taşgetiren, 10 yıl önceki cemaat ile şuanki cemaati karşılaştırarak şuanki cemaatin farklı bir pozisyona büründüğünü söyledi. Taşgetiren’in yorumu şöyle oldu:

10 yıl evvelki cemaatin Türkiye’deki görüntüsüyle, şuandaki görüntüsünü yan yana koyduğumuzda, hangisi cemaat diye sorduğumuzda, bizzat o cemaatin bünyesindeki insanlar acaba ne derler? Heralde 10 yıl önceki cemaati daha çok cemaate benzetirler. Şimdiki cemaatin bir farklı pozisyon edildiğini, farklı bir misyonun içinde göründüğünü söyleyebilirler.

Operasyonlara baktığımızda tamamen siyasi operasyonlar görüyoruz. Bu siyasi operasyonu CHP yapsa kimse şaşırmayacak. O zaman şöyle söyleniyor: Siyasi mücadele verecekseniz, o zaman parti olun. Parti olarak devreye girin. Ya da ‘biz cemaat olarak çıkıyoruz, siyasi mücadele veriyoruz’ deyin. Bu iktidar döneminde bir hayli cemaat mensubu insan devlet kadrolarında istihdam edilmiş, ama bu istihdam edilen kadrolar bir süre sonra başka hiyerarşik bir düzenin uzantısı haline gelmiş. Bunun kabul edilmesi mümkün değil.

Nihal Bengisu Karaca bunun üzerine şu ifadelere yer verdi: Mahsus suç işleyen varsa, devletin yetkisini suistimal eden, istiskal eden bir network varsa, mahsum insanlar bu kişilerden ayrı kabul edilsin. Onlarla aynı kefeye koyulmasın.

BU SAVAŞ DİLİNİ CAMİANIN TABANI TAŞIYAMAZ

‘Bu savaş dilini bu camianın tabanı taşıyamaz’ ifadesini kulllanan Taşgetiren izlenen yolun cemaatin tabanına ters olduğunu aktardı. Taşgetiren şunları söyledi:

Mesela; ev hanımları mutfak bütçelerinden para ayırıp, öğrenci bursu veriyorlar. Şimdi siz bu hanımefendiye böyle bir siyasi mücadelenin savaş dilini taşıtıyorsunuz. Ben bunun insaflı olmadığını düşünüyorum.

CEMAATİN FORMATI MI BOZULDU?

Bence cemaat bundan bir şey kazanmayacak. Bu siyasi mücadele yükünü bu tarz bir cemaatin taşıması imkanı yok. Onun için Hocaefendi’den başlamak üzere yeniden oturup kendini tanımlaması gerekir. ‘Acaba formatımız mı bozuldu bizim’, ‘biz neye oynuyoruz?’ diye kendilerine sormalılar.

CEMAAT NEYİ HEDEFLEDİ?

Cemaatin neyi hedeflemiş olduğunu soran Taşgetiren, ‘makul bir hedefi şudur’ denecek bir hedefi göremediğini söyledi. Aksine bu sürecin içerisinde cemaatin çok ağır bir bedel ödeyeceğini aktardı.

CAMİA MESUBU İNSANLAR KENDİ DİLLERİYLE ÖDEŞMELİ

Nihal Bengisu Karaca’nın ‘formata bir bozukluk mu var?’ sorusuna Ahmet Kekeç şu ifadelere yer verdi:

Hiçbir zaman cemaat faaliyetlerine karşı olmadım. Hatta sempati duydum ve halen de duyarım. Şu gün geldiğimiz noktada da cemaatin bende uyandırdığı şey; kötü, berbat bir imaj değil.

Bir Today’s Zaman yazarı bir tweet atıyor. Diyor ki; El-Kaide militanlarına yönelik operasyonu Başbakan durdurdu, gibi yalan şeyler yazıyor. Bu sorgulanduğunuzda, ‘siz bunda problem görmüyor musunuz?’ diye sorulduğunda o gazetenin yönetmeni olan Bülent Keneş’in bana verdiği cevap şuydu: Bunun sadece dili değil, beyni de kekeç. Hakketen bu problemli bir dil. O camiaya mensup insanların, kendi tutumlarıyla, kendi dilleriyle ödeşmesi gereken bir tablo var ortada.

BAŞBKAKAN ERDOĞAN’A KARŞI YOĞUN NEFRET PROPAGANDASI YAPILIYOR

Cemaatin hedeflerindeBaşbakan’a karşı yoğun bir propaganda yapıldıüını dile getiren Taşgetiren, bunun sonucunda neyi amaçladıklarının mantıklı olmadığını söyledi. Siyasi parti olmamasına rağmen böyle bir tavrın doğru olmadığına vurgu yaptı. Taşgetiren şunları aktardı:

Şuan CHP iktidar olsaydı, hizmet hareketi böyle bir savaşa soyunur muydu? Ben olabileceğini düşünmüyorum. Mesela Tayyip Erdoğan’ı devirmek gibi bir hedef koydunuz, ondan sonra nereye varmak istiyorsunuz? Siz bir siyasi parti değilsiniz, AK Parti’yi mi biçimlendireceksiniz? Genel Başkanı Başbakan iken devrilmiş bir parti, nasıl AK Parti olur? CHP ile mi iş yürüteceksiniz? MHP ile mi, BDP ile mi iş yürüteceksiniz? Yoksa tamamen bir siyasi kaos ortaya çıkıp ‘ne hali varsa görsün toplum’ böyle bir şey mi diyeceğiz biz? Şuan medyaya sınırlı ölçüde yansıyor; tabanda tedavül eden propaganda; yoğun bir Tayyip Erdoğan nefreti mantığı anlaşılamaz birşeydir. Ben bu sürecin altında en çok zararı caminın çekeceğini düşünüyorum. Stargazete

Bu haber toplam 1738 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri