Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Darbe mağdurları AK Parti’de

07.04.2011 02:15
Anayasa referandumunda “evet” diyen ülkücüler, AK Parti’den aday adayı oldular.

Anayasa referandumunda “evet” diyen ülkücüler, AK Parti’den aday adayı oldular. Referandum sürecinde MHP üst yönetimi tarafından hakarete varan ağır sözlerle eleştirilmelerine karşın ‘evet’ oyu kullanacaklarını açıklayan, 1980 askerî darbesinden sonra açılan “Ülkücüler” davasında yargılanan Yrd. Doç. Dr. Selçuk Özdağ, Av. İrfan Sönmez, Av. Mustafa Kalınoğlu ve Naci Bostancı AK Parti’den aday adayı oldu.

Referandumda yayımladığı deklarasyonlarla ülkücü camianın “Evet” oyu kullanması yönünde önemli çalışmalar yürüten avukat İrfan Sönmez neden aday olduğunu ve AK Parti’yi niçin tercih ettiğini anlattı.

ASLAN DEĞİRMENCİ’nin haberi

12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandumda “evet” diyen darbe mağduru ülkücüler, AK Parti’den aday adayı oldular.

Anayasa Referandumu sürecinde MHP üst yönetimi tarafından hakarete varan ağır sözlerle eleştirilmelerine karşın ‘evet’ oyu kullanacaklarını açıklayan, 1980 askerî darbesinden sonra açılan “Ülkücüler” davasında yargılanan Yrd. Doç. Dr. Selçuk Özdağ, Av. İrfan Sönmez, Av. Mustafa Kalınoğlu ve Naci Bostancı AK Parti’den aday adayı oldu. 

NEDEN SİYASET, NİÇİN AK PARTİ?

Referandumda yayımladığı deklarasyonlarla ülkücü camianın “Evet” oyu kullanması yönünde önemli çalışmalar yürüten avukat İrfan Sönmez neden aday olduğunu ve AK Parti’yi niçin tercih ettiğini Aslan Değirmenci’ye anlattı.

İşte o röportaj:

- Milletvekili aday adayı oldunuz. Niçin siyaset, niçin AK Parti?

- Türkiye’nin ertelene ertelene büyüyen birçok sorunu var. Zamanında müdahale edilmeyen her sorun daha sonra daha büyük bedeller ödemeye bizi mecbur ediyor. Bir medeniyetin gücü, kudreti problem çözücülüğünde gizlidir. Biz bir büyük medeniyetin çocuklarıyız. Tarihimiz bugün karşılaştığımızdan daha büyük sorunları çözdüğümüze tanıktır. Siyaset bir problem çözme, toplumu huzur ve barış içinde yönetme sanatıdır. Siyasetçi toplumla devlet arasında köprü olan, bir anlamda onun avukatlığını yapan kişidir. Bu anlamda siyasetle mesleğimiz arasında önemli bir benzerlik var. Kişinin vekâleti yerine toplumun vekaletini alıyorsunuz. Yıllardır siyasetin içindeyim. Yaşadıklarımız bize asırların tecrübesini kazandırdı. AK Parti sorunların üzerine cesaretle giden bir parti. Hayal ettiğimiz birçok düzenlemeyi AK Parti yaptı. Muhafazakar, mütedeyyin insanlar öz vatanlarında parya muamelesi görmekten kurtuldular. Fikrî ve hissî beraberlik bizi AK Parti’de siyaset yapmaya mecbur etti.

“MİLLİYETÇİLİK KİMSENİN İNHİSARINDA DEĞİLDİR”

- Milliyetçi, ülkücü bir geçmişten geliyorsunuz, bu tercihiniz yadırganmayacak mı?

- Her tercihi yadırgayan birileri çıkar. Önemli olan sizin vicdan muhakemenizdir. Başkalarının aklıyla düşünen, kendisi olamaz. Kendi hayatını yaşayamaz. Kendi bedeninde başkalarının uygun gördüğü bir macerayı yaşar.  Ne olursak olalım kendimiz olmalıyız. Milliyetçilik bu ülkenin birliğini, bu milletin selametini istemek, onun istek ve taleplerine göre siyaset yapmaktır. Kim milletini çok dinliyor, onun hislerine tercüman oluyorsa milliyetçi odur. Yıllarca bu ülkede milliyetçi, muhafazakar insanlara ikinci sınıf insan muamelesi yapıldı. Şimdi o imaj yıkılıyor. Herkes kendini bu ülkenin birinci sınıf vatandaşı gibi görüyor. Milliyetçi, muhafazakar insanlara yasak olan kurumlar herkesle birlikte milliyetçilere de açıldı. Bunu bu hükümet yaptı. Ülkenizi sözü dinlenen, dünya kamuoyunda ağırlığı olan bir ülke haline getirmek de milliyetçiliktir. Bugün kimse Türkiye’nin on yıl öncesinden daha itibarsız olduğunu söyleyemez. Kaldı ki milliyetçilik kimsenin inhisarında değildir. Kim kendini nasıl hissediyorsa öyle tanımlar. Bölen, insanları dışlayan, milliyetçiliği dar particiliğe hapseden bir milliyetçilik anlayışı doğru bir anlayış değil.

“ANAYASA MUTLAKA YENİDEN YAZILMALI ÇÜNKÜ…”

- Önümüzdeki dönem çok kritik düzenlemelerin yapılacağı bir dönem olacak. Sizce yeni Meclis’in en önemli işi ne olacak?

- Bugün herkes yeni bir Anayasa yapmanın gerekli olduğunu söylüyor. Yaşadığımız sıkıntıların çoğu anayasanın sivil bir demokrasiye geçit vermemesinden kaynaklanıyor.  Mesela sivil-asker gerilimi biraz da Anayasa’daki düzenlemelerin asker lehine tanzimiyle ilgilidir. Gerçek bir demokraside asker, sivilleri dengeleyen bir güç merkezi olarak tanzim edilmez, onun emrinde olur. Yeni anayasanın en önemli gündem maddelerinden biri asker-sivil ilişkilerinin yeniden tanzimi olacaktır. Bir ülkede iki ayrı hukuk rejimi olmaz. Askeri mahkemeler, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılarak, askeri mahkemelerin bir kısmı disiplin mahkemelerine çevrilmelidir. Genelkurmay mutlaka Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanacaktır, bağlanmalıdır. Sivil otorite mutlaka askerin tayin terfilerinde söz sahibi olmalı, Yüksek Askeri Şûra’da dekor malzemesi olmaktan çıkarılmalıdır. Diğer yandan Kürt meselesi de önümüzdeki dönemin çözüm bekleyen sorunlarının başında geliyor. Bu mesele ertelenemez bir noktaya gelmiştir. Bugüne kadar bu mesele PKK ne istiyor, ne verelim düzleminde ele alındı. Meseleyi bu zeminde tartışmak bölücülerin ekmeğine yağ sürmektir. Türkiye mutlaka milli bir çözüm üretmeli, sorunu kendi hedefleri ve tarihi birikimi ile ele alıp çözmelidir. İhtimal bu konunun da Anayasa’ya akseden/aksetmesi gereken tarafları olacaktır.

“YENİ BİR TÜRKİYE DOĞUYOR”

- Son olarak nasıl bir Türkiye bizi bekliyor?

- Dünyayı değiştiren önemli kararlar hep büyük sorunların, büyük krizlerin veya büyük savaşların arkasından alınmıştır. Büyük dönüşümler büyük problemler çözülürken yaşanır. Türkiye darbelerle hesaplaşıyor, geçmişini sorguluyor, toplumsal sorunlarına neşter vurmaya çalışıyor. Sorunlarını erteleyerek onları büyütüp maliyetlerini daha da artırmak yerine onlarla yüzleşiyor. Her çözüm biçimi beraberinde bazı değişiklikler getirir. Darbelerden arınmış bir Türkiye bazı yasal değişiklikler gerektirir. Kürt sorunu toplumun tamamını ilgilendiren, onların hayatına da sirayet eden değişiklikler gerektirir. Yeni bir Türkiye doğuyor. Bu Türkiye’nin parametreleri, üzerine oturacağı ayaklar farklı olacaktır. Kendi insanından korkmayan, ona güvenen, demokrasisinin standartlarını yükselten, yanlışlarıyla yüzleşmekten korkmayan bir Türkiye doğuyor. Bu Türkiye, sorunlarını milli bütünlük çerçevesinde ve kendi irfanımızın penceresinde çözmekte başarılı olduğu ölçüde insanını mutlu edecektir. Zaten güçlü devlet de insanı mutlu, huzurlu, müreffeh olan devlettir. Ben karamsar değilim, gelecekten umutluyum.

Akit- 

Bu haber toplam 2578 defa okunmuştur
Ön yargı ne kötü şey !
Kamil Tayyar
İhanetin başını çekip komunistlerle aynı söylemleri paylaşan bir kadroyu göremeyen görmek istemeyen insanlara yazıklar olsun...
07 Nisan 2011 Perşembe 15:55
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
tencere kapak hikayesi
vatandaş
Beklenen birşeydi .Abartmaya gerekyok.İnşallah seçilirlerse gurup toplantılarında geçmişlerini deklere edecek cesareti göterir liboş ve bölücülerle aynı kulvarda türkiyeyi bölme mücadelesi vermezler. Başbakan gömlek değiştirdi,amma geçmişine hiç hakaret etmedi,bunlarda gömlek değiştirdi amma geçmişine hakaret ederek ihanet ederek,Bu partiden aday adayı olma bedelinin karşılığını aldılar ihanet ederek aldılar .Hayırını görsünler önceye ihanet edenler birgün yenilerede ihaneti gösterirler inşallah. Alın tepe tepe kullanın.
07 Nisan 2011 Perşembe 10:26
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri