Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Türkiye'de Kimler DARBE İstiyor?

26.05.2011 02:08
“Askeri, laik kesim kışkırttı. Onlar da zaten manen hazırdılar." diyen Mehmet Ali Birand, Türkiye'nin darbeseverlerini açıkladı. İşte o sınıflar ve amaçları...

“Askeri, laik kesim kışkırttı” diyen Posta Gazetesi yazarı Mehmet Ali Birand darbe isteyen 6 sınıfı açıkladı.

Sosyal demokrat politikacılar, orta-büyük sermaye grupları, yargı bürokrasisi, emekli ve muvazzaf askerler, üniversiteler, medya.

Medyanın darbecilerle ilişkisine yönelik itiraflar sürüyor. Posta Gazetesi yazarı Mehmet Ali Birand, “Genlerimizde darbecilik vardı” başlıklı yazıyla başladığı özeleştiri sürecine bir katkı daha yaptı. Dün “Neden darbelere destek verdik?” başlıklı bir makale kaleme alan Birand, “Askeri, laik kesim kışkırttı. Onlar da zaten manen hazırdılar. Verilen görevi yerine getirip 3 defa yönetime el koydular” dedi.

ANLAYIŞLA KARŞILADIK

Birand, eleştirilerine 19 Mayıs’taki ilk yazısıyla başladı. “Bizimkuşak için devlet daima öncelikli ve haklıydı. Devleti de Asker temsil ederdi” diyen Birand, şöyle devam etti: “Askerin, politikacıyı denetlemeye hakkı vardı. Politikacı işleri bozduğu zaman, Asker müdahale edebilirdi. Tereddütlü bir davranışla karşılaştığımızda 'Komutan neredesiniz, devlet elden gidiyor...' diyen yazılar yazdık.”

Birand dünkü yazısında ise laik kesimin neden darbelere destek verdiğini yazdı. Askerî darbeye iten zorlayanın daima laik kesimin olduğunu kaydeden Birand, “Hepimizin ortak bir hedefi vardı. Kendi kurduğumuz bir sistemi paylaşmamak” dedi. Birand, darbelere destek veren laik kesimi şöyle sınıflandırdı: “Genelde CHP; sosyal demokrat politikacılar. İçlerinde normal seçimle hiçbir şey olamayacaklarını bilen, asker sayesinde kendine bir pozisyon sağlamak isteyenler, orta ve büyük sermaye grupları, yargı bürokrasisi, üniversiteler, emekli ve muvazzaf askerler ve medya.”

ÇARŞAFLI KADINLAR

 “İrtica tehdidi” ve “Kürtler”in medya tarafından Cumhuriyet düşmanı olarak gösterildiğini aktaran Birand, şu görüşleri dile getirdi: Gazetelerde hep sakallı adamların resmi çıkar ve 'İki ticani daha yakalandı.', haberleri okunurdu. Siyah çarşaflı kadınlar, 'Karafatma' diye adlandırılırdı. Aramıza girmelerine tahammülümüz yoktu. Kürt sorunu ise, hiç konuşulmayan ancak çok korkulan diğer düşmandı. Bu ülkenin sadece bize ait olmadığını, dindar kesim ve Kürtler’le paylaşmamız gerektiğini kabullenemedik. Başka bir cephe oluşturdular ve siyasi ekonomik pastayı paylaşmak ister oldular. Hemen askere başvurduk. Darbelerle ince ayar yaptırdık. Onlar da manen hazırdılar. Verilen görevi yerine getirip 3 defa yönetime el koydular.”

BALANS AYARI YAPTIK

Sincan’da 4 Şubat 1997’de tanklar yürüdü. Genelkurmay, rutin bir tatbikat yaptıklarını açıkladı. Gerçeği ise Dönemin Genelkurmay ikinci Başkanı Çevik Bir, deşifre etti: “Balans ayarı yaptık.”

MEDYADA UYUYAN HÜCRELER VAR

Yavuz Baydar: Bunlar birçok meslektaş açısından geç kalmış özeleştiriler. En önemli vesayet yanlısı yapılanma medyada gerçekleşti. Medyada her zaman kilit pozisyonlarda 10 yıllar boyunca birtakım insanlar manüpülatif yayınlar yapmışlardır. Bu kişiler hala var. Bu düzen ortadan kalkmadı. Medyada bugün kendisine hâlâ merkez sıfatını yakıştıran kesimlerde kilit noktalarda hâlâ birtakım insanların uyuyan hücreler gibi beklemekte olduğunu söylemek mümkün. Asıl günah çıkartması gerekenler Birand değil deve kuşu gibi kafasını kuma gömenler.

LAİK KESİM DESTEKLEDİ

Oral Çalışlar: Çok gerçekçi kendi içinde ve bulunduğu çevreye yönelik haklı bir özeleştiri. Yıllardan beri laik kesimin statükocu siyasetinin yol açtığı sonuçları eleştirenlerden biriyim. Türkiye darbelerden çok zarar gördü. Ama dindarlara ve Kürtler’e hak vermeyeceğiz diyen laik ve modernist kesim, kendi zarar gördüğü darbeleri bile destekleyecek noktalara kadar sürüklendi. Birand’ın sade bir dille ifade ettiği yorumların tamamı bu süreci çok gerçekçi bir dille ifade ediyor.

ELBİRLİĞİYLE DARBE YAPTILAR

Avni Özgürel: Bu hadiselerde birçok insan acı çekti. Bu itirafı anlamlı bulurum. Ama sözünü ettiğimiz insanlar çocuk denebilecek yaşta kişiler değil. Her zaman ne yaptıklarının farkında idiler. Birand ‘Devlet diye orduyu bilirdik’ diyor. 50 yaşını geçmiş insanlara devlet, demokrasi gibi temel kavramları 28 Şubat’ta öğretecek halimiz yok. Alet olduk dediği dönem özellikle çalışılan gazetelerin patronlarının maddi çıkarları ve yazarların medyanın önde gelen isimlerinin ilişki içinde bulunduğu sermaye çevrelerinin çıkarları siyasetle mutabık değildi. Yani laik kaygılar falan bunlar palavradır. Böyle bir kaygıya yer olmadığını Birand da bilir.

GENLERLE DEĞİL CÜZDANLA İLGİLİ

Ergun Babahan: Vesayet sisteminin sürmesi için doğrudan darbe olması gerekmiyor. Siyaset sisteminin dizayn edilmesi birtakım reformların önünün kesilmesi de darbe etkisi gösteriyor. Bu iş genlerde değil Türkiye’de siyaseti zapturapt altında tutmak isteyen asker bürokrasisiyle işbirliği içinde olan sermayenin arzusu. Bu gruplarda çalışan insanlar da oradan kendilerine düşen payla memnun oluyor. Yani genlerde değil bu banka cüzdanları ve tapularla ilgili bir şeydir.

Bugün 

Bu haber toplam 1886 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri