Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

"DARBEYE DİRENEN KALEMLER" TYB’DE KONUŞTU

28.02.2014 19:09
Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi'nin düzenlediği "28 Şubat'ta Darbeye Direnen Kalemler" programında, "medya ve kalem erbapları" o gün yaşadıklarını, darbeye karşı direnişlerini ve duruşlarını anlattı.

Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi’nde gerçekleştirilen programa  Mustafa Şen, Abdurrahman Dilipak, Sibel Eraslan, Cihan Aktaş, Yıldız Ramazanoğlu, Hüseyin Akın, Nurettin Durman gibi isimler katıldı.

"Post-Modern darbeden" sonra yaşananların anlatıldığı sinevizyonun ardından manşetler, edebiyat ve şairler olarak 3 oturum şeklinde geçekleşen programın açılış konuşmasını yapan Hüseyin Öztürk; “Dik durmak doğru durmak doğru yolda devam etmek herkesin harcı değil. Bugün bunun hakkını veren isimleri, kalemleri dinleyeceğiz. 28 Şubat devam ediyor. 28 şubatı yapanlar hala devam ettirmek istiyorlar. İnşallah daha güzel günlerde daha mutlu günlerde darbesiz günlerde buluşuruz.”

DARBE TEŞEBBÜSLERİ 2023'E KADAR DEVAM EDECEK

İlk oturum ‘Darbeye Direnen Manşetler’ başlığı ile Mustafa Şen yönetiminde Abdurrahman Dilipak ve Ekrem Kızıltaş konuştu.  Mustafa Şen bugünlere de vurgu yaparak Sizleri her zaman darbelere karşı dik durmaya davet ediyorum'' dileğini dile getirirken;  Gazeteci-yazar Dilipak, ilk darbeyle tanıştığında 11 yaşında olduğunu belirterek, 1960 darbesinin ocaklarına bomba gibi düştüğünü söyledi. Aile olarak 1946'dan beri İslami mücadelenin içerisinde yer aldıkları anlatan Dilipak, darbelerden sonra da en çok kendilerinin etkilendiklerini dile getirdi.

Son günlerdeki "paralel devlet" konusunu da değerlendiren Dilipak, 28 Şubat darbesinin halen devam ettiğini dile getirerek; bir takım yolsuzlukların yapıldığını ancak Başbakan Erdoğan'ın bunlarla mücadele etmek için terör sorununun bitmesini beklediğini öne sürdü.

Dilipak, "28 Şubat post-modern darbesinin" Erbakan hükümetine karşı yapılmadığını dile getirerek, şunları söyledi: "Erbakan hükümetinin kuruluşu, bir gecede Tansu Çiller'in hidayete ermesiyle gerçekleşmedi. Erbakan'ın iktidara getirilmesi, derin yapı içerisindeki ılımlı İslamcılar ile yeşil sermayenin derin yapıya entegre edilmesine karşı çıkan laikçi Kemalist kesimin tasfiyesi için bu hükümet örgütlenmişti. Erbakan o koltuğa oturunca nasıl bir manzara ile karşılaşacağını bilmiyordu. Çevik Bir'in o zaman ses kaydı sızdırılmıştı. Kürt-Türk-Alevi çatışmasında 500 bin insanın ölümünün göze alındığı anlaşılıyordu. Erbakan da onun için 'kanlı mı olacak kansız mı olacak?' derken bu dehşet verici manzarayı ifade ediyordu. Erbakan ülkeyi kan gölüne dönüştürecek böyle bir plana alet olmak istemedi. (Abdullah) Çatlı da bu projenin bir parçasıydı. Eğer Erbakan yargıyı harekete geçirirse, birileri arkadan dönüp bu süreci yönetecek kadroya arka çıkarsa, Çatlı devreye girip o işi orada bitirecekti. Siyasi kanat harekete geçmeyince diğer kanat harekete geçti ve Susurluk olayı meydana geldi."

DARBEYE DİRENEN VE DARBEYİ ÇAĞIRAN MANŞETLER ATILDI

28 Şubat’taki trajikomik anılarını anlatarak sözlerine başlayan gazeteci-yazar Ekrem Kızıltaş; “O günlerde Darbeye Direnen ve Darbeye Çağıran manşetler atıldı. O dönemde imam-hatip bahanesiyle artmakta olan meslek liselerinin önüne geçildi. 28 Şubat insanımızla devlet ve özellikle de silahlı kuvvetler arasında yıkılması oldukça zor duvarlar örmüş ve yaşananlar ülkenin huzur ve istikrarını ciddi şekilde etkilemişken, arka planda ülkenin geleceğinde ciddi etkileri olacak ekonomik bir çöküntünün temelleri atılmış bir darbedir.”  Erbakan Hoca’nın duruşuna da vurgu yapan Kızıltaş, son günlerde yaşanan olayların 28 Şubat’ı hatırlattığını dile getirdi ve ekledi; Türkiye’ninher durumda kendi istedikleri yöne gitmesi ve ancak istedikleri kadar gelişmesi gerektiğini düşünen çevreler ve içimizdeki uzantıları hiç boş durmuyorlar. 

MERVE KAVAKÇI’NIN ALKIŞLARLA KOVULDUGU BİR ÜLKEDE YAŞIYORUZ

28 Şubatın edebiyatımız üzerindeki etkilerinin konuşulduğu “Darbeye Direnen Edebiyatımız”  oturumu Cihan Aktaş, Yıldız Ramazanoğlu ve Sibel Eraslan’ın katılımı ile Cemal Şakar yönetiminde gerçekleşti.

28 Şubat’ta kitapları toplatıldığını dile getiren yazar Cihan Aktaş o gün yaşadıklarını anlattı; Direnmeyen bir edebiyat olamazdı. Direnen kalem tenezzülsüz olur.  Biz, kitaplarımızın toplatıldığı, kendi gazetelerimizde bile tanıtımlarının yer alamadığı, Merve Kavakçı’nın alkışlarla kovulduğu bir ülkede yaşıyoruz. 28 Şubat’ta hiç kimsenin bizi aramadığı günlerde beni arayıp yazı isteyen tek isim Hasan Celal Güzel'di. Devamlı yazılarımı beğendiğini söyleyen yayın yönetmeni yukardan birilerinin benim yazmamı istemediklerini söyledi. bütün bunlar beni yıkmadı.  Diyerek yaşadıklarını anlatan Aktaş, şimdi bana o "insanları" sevdirecek, saygı duyduracak hiçbir şey yok, ömrüm boyunca da olmayacak sanırım

DARBENİN İSMİ CİSMİ ŞEKLİ DEĞİŞİYOR AMA DEVAM EDİYOR

28 Şubat adına yapılan birçok edebi eser ve belgesel çalışmasını hatırlatan Yıldız Ramazanoğlu 100 senden beri yaşadığımızdır 28 Şubat” derken; 28 Şubat darbesi ile bayanların yaşadıklarını ve hala bunun etkilerini dile getirdi.  Ramazanoğlu; “28 Şubat’ta yaşadıklarımızı devamlı yaşıyoruz. 28 Şubat’ta daha hassasiyetle yaklaşıyor, konuşuyoruz artık çünkü devamlı aynı şeylere maruz kalıyoruz. İsmi, cismi, şekli, şemalı değişiyor ama hep aynı şeyler... Bu yaşadıklarımızı kendi kendini sömürgeleştirmeyi başarmış bir aydın güruhunun İslam’ın bütün tezahürleri ile birlikte hayatımızdan çıkarmaya çalıştıklarınızı görüyoruz. Bütün darbeler bunun için yapılıyor.”

28 ŞUBAT’TA LİSTELERDE ADI OLANLAR BUGÜN LİSTE HAZIRLIYOR

“28 Şubat anlatılmamış bir hikâyedir“ sözleri ile konuşmasına başlayan Sibel Eraslan; “Ben 28 Şubat hep gazete manşetleriyle hatırlıyorum, bu bir medya savaşıydı.  Bin yıl sürecek 28 şubat bitti diye seviniyordum, erken sevinmişim; bugün yaşadığımız olaylar 28 şubatın devamı olarak hayatımızda.

Anılarını ve o gün yaşadıklarının yanı sıra bugün yaşanan olaylara da değinen Eraslan;  “28 Şubat'ta her gün hapse atılacakların listeleri yayınlanırdı; o gün tutuklanacak gazeteciler, yazarlar olanlar, bugün başka listeler hazırlıyor; ben bundan onur duymuyorum. Gazeteciler ve yazarların nasıl birer polis, istihbarat şefine dönüştüğünü görüyorum. Korkunç bir yer değiştirme var.  Bütün darbeler "gerçeklere" karşı yapılır... Bugün yaşananlar cemaat-ak parti savaşı gibi gösteriliyor. Bizim içimizdeki gerçeğe dair inanç imha ediliyor.”

ŞİİR KİT’A DUR… HİÇ DURUR MU ŞİİR?

28 Şubat’ta mısraları ile direnen şairlerimizin söz aldığı 28 Şubat’ta darbeye direnen şairler oturumu Yavuz selim Kurt’un oturum başkanlığı ile gerçekleşti.

Süleyman Çelik:Şiir kıt’a dur… Hiç durur mu şiir? Elif cüzüyle koşan çocuklar olduğu müddetçe şiir durmaz...

Ahmet Mercan: 28 Şubat yüzlerce öykü önümüzden geçti. Elbette 28 Şubat kadınlarımızın öncülüğünde bir direniştir, bunu unutmamak lazım.

Adem Özbay:Kendi haklarımıza sahip çıktığımız kadar başkalarının özgürlük problemlerini de sahiplenmeliyiz. Özgürlük sadece bizim bir sorunumuz olduğunda hakkımız olan bir şey değil.

Bünyamin Doğruer:  28 Şubat darbesi bu milletin imanı yükselişine, müslümanlara vurulan bir darbedir. Bunun kuklacılarını, oyuncularını, sermaye ayağını, medyasını hepsini birlikte değerlendirmek gerek. Biz şiiri bir mermi gibi kullanıp böylece bir avuç insan isyan ettik. 

İlhami Atmaca:Şiir kanayan bir şey, kutsal bir yere konulamaz, bir araçtır... "Türkiyeli bir Müslüman olmak başlı başlına sancılı bir şey" o günlerde yaşadıklarımız karşısında elinizden bir şey gelmiyor, öfkenizden çatlıyorsunuz, dönüp diyorlar ki Müslüman'a öfke yakışır mı? Biz henüz edebiyatı, şiiri sofralarda meze yapacak duruma gelmedik. Bizim payımıza direnme düştü. Ben şiiri bir hançer gibi kullanmayı seçtim...

Mevlana İdris: Şöyle bir manşet gördük; topyekun savaş.. Hemen sonrasında Sincan’da tanklar yürüdü. Bu manşeti atan gazetenin muhabiri tankın yürüyüşünü çekememiş onun için bir kez daha yürütüldüğü tanklar. Böyle bir oyunun içinde başladı 28 Şubat.  28 Şubat’ta Müslümanlara kan kusturulurken elimizde yalnız harflerimiz vardı. Ben şiirlerimin içinde bir tank kelimesinin geçeceğini hiç düşünmezdi. Şiir için kaba bir şeydi.   “bin tank dokuz yüz tank doksan tank yedi tank aldırma çiçek bu da geçecek!”

Hüseyin Akın:  Yazık ki 28 Şubatı bütün aksamıyla alkışlayan insanlar bugün bile var.  12 Şubat bizi dövdü, 28 Şubat onları dövdü.  Hayır, 12 Şubat’ta bizi dövdü. Elinde kitaplar ile İran konsolosluğunun önünden geçti diye 15 yaşında bir öğrenciyi gözaltına aldılar. Ve elindeki kitabı 5 saat incelediler. Bin yıl sürecek diye eli silahlı şekilde üzerimize gelmeleri umudumuzu kırmak içindir; bunun imkanı yoktur. Sahip olduğumuz inanç, medeniyetimiz buna izin vermez.

Nurettin Durman:  Bu gece bir muhasebe oldu, kendimizi sınamak oldu. 28 Şubat’ta yalnız Müslümanlara kaldı ve kimsenin umurunda olmadı. Bunun en büyük ceremesini de genç kızlar çekti.    

tyb2[1].jpg

Kaynak:
Bu haber toplam 1482 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri