Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Davutoğlu Ehud Barak'ı yerin dibine sokmuş

27.03.2013 16:47
Ahmet Davutoğlu, Katar Yolu'nda İsrail'in özür dilemesi olayını değerlendirdi.

 

2010 yılında Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerinin düzenlediği operasyonda 9 Türk'ün hayatını kaybetmesi ile kopma noktasına gelen Türkiye-İsrail ilişkisinde önemli gelişmeler yaşanırken, başta Başbakan Erdoğan tarafından sık sık dile getirilen "İsrail özür dilesin, tazminat ödesin" talebine olumlu yanıt geldi.

İsrail'in saldırı için Türkiye'den özür dilemesi ve tazminat ödemeyi kabul etmesi dünya basınında da geniş yankı buldu. Bu süreçte başrol oynayan isimlerin başında gelen Ahmet Davutoğlu, 24. Arap Birliği Zirvesi'ne katılmak için gittiği Katar yolunda özür sürecinin ayrıntılarını Akit gazetesi temsilcisi Yener Dönmez'e anlattı.

Davutoğlu, dönemin İsrail Dışişleri Bakanı Ehud Barak 'ın kendisini aradığını ve aralarında geçen sert konuşmayı ilk kez anlattı.

İşte Davutoğlu'nun ağzından özür süreci;

ÖNCESİ VE SONRASIYLA MAVİ MARMARA

"Başbakan'la birlikte Brezilya'da idik. Sayın Başbakan Şili'ye geçti. Ben Brezilya'da kaldım, konuyu takip ediyorum. Ehud Barak (Dönemin Savunma Bakanı) aradı. Ona söyledim. Sakın dokunmayın gemilerin amacı barışçıldır. İsrail karasularına girmeyecekler. Mısır'a gidecekler. Aynı gün Feridun Sinirlioğlu da İsrail müsteşarına bunu söyledi. MİT, İsrail tarafına iletti. Bu konular konuşulmuş, yoksa niye gidelim dışarıya. (Amerika da bütün bunları bildiği için bastırabiliyor İsrail'e, haklıyız çünkü.) Bir gün sonrasında da Washington'da Netanyahu ile görüşecektik İsrail-Suriye görüşmelerini nasıl başlatırız diye.

BARAK'LA ARASINDA GEÇEN SERT DİYALOG

Olay üzerine BM Güvenlik Konseyi'ni acil toplantıya çağırdık. Sabahın beşinde aradım Ertuğrul Bey'i. Yolda uçak Hollanda Antilleri'ne inecek. Yakıt alıp devam edecek. Uçakta sürekli Ehud Barak arıyor. Cevap vermedim. Ben BM'ye gidiyorum konuşacak bir şey kalmadı dedim. İndik Güvenlik Konseyi'ne gideceğiz. Ehud Barak'ı şimdi bağlayın dedim. O metin bir gün açıklanır. Üzüntü beyan etti. Üzüntü beyanıyla bundan kurtulamazsınız çok büyük bir suç işlediniz, bunun bedelini ödeyeceksiniz dedim. Biz Türkiye'nin dostuyuz dedi. Dostluk barış zamanında uluslararası sularda vatandaş öldürerek gösterilmez dedim. Ve şartların bir kısmını ilk orada ona söyledim. Derhal tüm yaralılar ve ölülerimiz için uçak göndereceğiz dedim. Biz gönderelim dedi. Hayır onların yanındaki kardeşlerini öldürenlere güvenemeyiz biz. Bırakın yaralıları, ölülerimizin bir tek saç teli dahi İsrail'de kalmayacak dedim.

O KADAR CANIM SIKILDI Kİ...

Gece 2-3 gibi Hakan Albayrak'ın eşi aradı. Nerede Hakan diye sordu? Sağ mı ölü mü? Ağlıyor. O kadar canım sıkıldı ki. Ertesi gün Clinton'la görüşmede baş başa size bana gelen bir telefonu anlatayım dedim. Boşnak bir hanım tüm ailesini Bosna'da kaybetmiş. Şimdi eşi gazeteci ve ne durumda olduğunu bilmiyor. Biz de bilmiyoruz. Ne cevap verirdiniz buna? Acınızı çok iyi anlıyorum dedi. Böyle bir durumda bile 15 saat bir karar için sizi ikna etmeye çalıştık dedim. Üstelik müttefikiz. O 15 saat içinde bana gelen telefonları ve baskıları bilseniz dedi. Ama ilk defa İsrail'le ilgili böyle bir karar çıktı.

BENİMLE GÖRÜŞMEK İSTEYEN OTELİME GELİR DEDİM

Dennis Ross ve Phil Gordon geldiler, önce otelde İran konusunu açtılar. Onlar ben sizinle bugün İran konuşmayacağım. Beyaz Saray herkese söyleyin, on yıllardır Türk dış politikası için çok önemli, ilk defa vatandaşlarımız öldürüldü ve bunun karşılığı çok ağır olacak. Ne olabilir dediler? Saydım yapacaklarımızı. Hemen ayrıldılar. Clinton'la konuştuktan sonra Beyaz Saray'a gittim Ulusal güvenlik danışmanı o zaman James Jones ile görüşeceğim, baktım arkada Feridun Bey'i tutmuşlar bekletiyorlar. Ne oluyor dedim, normal 11 Eylül'den sonra uygulama bu dediler. Araca tekrar bindim. Benimle görüşmek isteyen otelime gelir dedim. Yanımdaki müsteşarımı kimse bekletemez. Otele döndük 15 dakika sonra yağmurun altında yürüyerek otele geldi. Arkadaşlar hata yapmış vs. dedi. Eğer bu kararlılık olmasa bu noktaya gelinir mi?

TEK BİRİNİN SAÇ TELİ BİLE KALMAYACAK

James Jones iyi haberim var sana dedi. 8-10 kişi tutacaklarmış gerisini bırakıyorlarmış dedi. Ben Barak'a söyledim dedim. Orada değil bir Türk'ün tek bir yolcunun saç teli bile kalmayacak dedim. Değil 7-8 kişiyi tutmak. 48 saat içinde herkesi getirdik... Son on yılda ne değişmedi ki, olmaz denilen birçok şey oldu."

CHP VE MHP'NİN TAVRI 'AŞAĞILIK KOMPLEKSİ"

Davutoğlu, MHP ve CHP'nin İsrail'in özrünü ABD'ye bağlamalarını da "aşağılık kompleksi" olarak değerlendirdi.

YİNE KATLİAM YAPARSA YİNE ELEŞTİRİRİZ

Davutoğlu, İsrail'in Türkiye'den özür dilemesinin "bu ülkeyi artık eleştirmeyeceğiz" anlamına gelmediğini vurgulayarak, "İsrail gider Gazze'de yine aynı katliamı yaparsa yine aynı eleştiriyi alır. Bu ilişkileri yeniden inşa etmek ebediyen bir daha İsrail eleştirilmeyecek anlamına gelmez" diye konuştu.

7 ŞARTIMIZ DA YERİNE GETİRİLDİ

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, özürle birlikte Türkiye'nin 7 şartının da yerine gelmiş olduğunu ifade ederek, bunları şöyle sıraladı:

1- BM Güvenlik Konseyi açıklaması yapılsın. Yapıldı. 
2- Bütün yaralılar ve bütün yolcular o gün ya hapishanede ya da hastanedeydi. Bugün unutuldu bunlar. Hepsi serbest bırakılsın dedik, bırakıldı. 
3- Geminin serbest bırakılması 
4- Uluslararası soruşturma açılması 
5- Özür
6- Tazminat 
7- Ambargonun kaldırılması.

Bu haber toplam 2742 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri