Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Derin devlet üyeleri her türlü kılığa girer

11.11.2013 01:48
Çıra yayınlarından çıkardığı 5 kitabında da ‘paralel devletin derin operasyonlarını’ deşifre eden Gazeteci Aslan Değirmenci ile gündemi konuştuk.

Yeniden inşa sürecinin kodlarını veren Değirmenci, gürültü çıkartanların panikleme nedenini şu şekilde özetledi: “İçine kapalı bir ülke, kaos, kargaşa, faili meçhuller, köy boşaltmalar, toplumsal travmalar, işkence, paralel devletin açık operasyonları, yasaklar, ekonomik krizler, Ergenekoncuların kararttığı hayatlar ve kardeşin kardeşe düşmanlığı… Paravan örgütlerin parlatılması, her türlü kılığa giren derin devletin çocuklarının ocakları söndürmesi… Ve daha nicesi… Ve tabi her karanlık olayın ardından yeni düşmanın meydana getirilmesi ve inançtan, dilden, ilden, kültürden korkutulması, başarılı olunursa kopartılması. Kuruluştan bu yana altına imza attıkları korku imparatorluğu. Ve bu imparatorluğun çöküşüne giden yolda panikleme. İşte yaşanan tüm olaylar bu. Bu imparatorluğu kuranlar yeniden inşa sürecini tahammül edemiyor. Düne kadar düşman kardeşler ile koalisyon oluşturarak, yaşanan kargaşada istediği gibi at oynatanların bugün gürültü meydana getirmesi normaldir.”

Atilla Altuntaş / Habername

İşte Aslan Değirmenci ile gerçekleştirdiğimiz o söyleşi:

-Topyekun ülkeye karşı bir küresel kuşatma var gibi. Ne oldu da tüm güçler birden Türkiye’yi hedef almaya başladı?

Hiç paniğe gerek yok. Hedef alan yapılara bakınca aksine gurur duymalıyız. İçimizdeki liberal ve ulusalcılara dünyadan destek gelen günleri yaşıyoruz. Kemalist sol ve Neo-Con medyası da yakaladığı her fırsatı iyi değerlendiriyor. Türkiye kendisine giydirilen deli gömleğini çıkartmaya çalıştıkça tepkiler artıyor. 90’lı hatta 60’lı yılların özlemini duyuyorlar. İçine kapalı bir ülke, kaos, kargaşa, faili meçhuller, köy boşaltmalar, toplumsal travmalar, işkence, paralel devletin açık operasyonları, yasaklar, ekonomik krizler, Ergenekoncuların kararttığı hayatlar ve kardeşin kardeşe düşmanlığı… Paravan örgütlerin parlatılması, her türlü kılığa giren derin devletin çocuklarının ocakları söndürmesi… Ve daha nicesi… Ve tabi her karanlık olayın ardından yeni düşmanın meydana getirilmesi ve inançtan, dilden, ilden, kültürden korkutulması, başarılı olunursa kopartılması. Kuruluştan bu yana altına imza attıkları korku imparatorluğu. Ve bu imparatorluğun çöküşüne giden yolda panikleme. İşte yaşanan tüm olaylar bu. Bu imparatorluğu kuranlar yeniden inşa sürecini tahammül edemiyor.

PARADİGMA DEĞİŞİMİ ZORUNLU OLDU

-Somut örnekler verseniz bize…

Düşman kardeşler ile koalisyon oluşturarak, yaşanan kargaşada istediği gibi at oynatanların gürültü meydana getirmesi yeni değil. Bazen gürültünün çok daha ötesini de yaşadık. Heronlar bilgi vermedi, istihbarat paylaşımlarında skandallar yaşandı, Dağlıca ve Hantepe hatta Roboski gibi operasyonlar yapıldı. Dink cinayeti, Muhsin Yazıcıoğlu suikastı, Cumhuriyet mitingleri ve Danıştay saldırısı. Yeter mi bu örnekler? Ama bunlar da ilk değildi. Son da olmayacaktı. Bugün görev yapanlar eski devletin karanlık oyunlarını iyi biliyordu. 33 Er katliamı, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Turan Dursun, Çetin Emeç, Uğur Mumcu cinayetlerinin amacını bildikleri gibi.

Kozmik odalara girilmişti artık! O kozmik odalarda işte bugün ülkenin başına çorap örmek isteyen ülkelerin isimleri de görüldükçe paradigma değişikliğine gidildi. Bu değişim sürdürdükçe bağıranların olması kadar normal bir şey yok. Önemli olan AK Parti’nin etrafına mayın yerleştiren yapılara karşı önlemi elden bırakmamasıdır. Ve bırakacağını da düşünmüyorum. Daha önce AK Partiyi merkez sağa çekmek isteyenlerin oyunları da defalarca bozuldu.

SEÇİMLERDE ÖNEMLİ OLAN İKİ BÖLGE

-Bu seçimlerde AK Parti’nin stratejisi ne olmalı ne olmamalı?

Öncelikle siyaset bilimci değilim. Ama özetle şunu diyebilirim; Bu seçim tarihi bir öneme sahipse (ki öyle gözüküyor) aday belirlemede çok dikkat edilmeli. Ve dikkat edildiğini de düşünüyorum. AK Parti Genel merkezde bir kozmik oda oluşturmayı başardı. Her şeyi titizlikle irdeliyor. Ama yine de adaylara çok dikkat edilmeli. Özellikle Güneydoğu ve Ege bölgesindeki adaylar iyi analiz edilmeli. İki bölge çok önemli. İki bölgemizin de yaşadığı sıkıntılardan ve dezenformasyondan dolayı algı sorunu var. Sahada çalışacak, projeler ile algıları değiştirebilecek kapasitede olan adaylara ihtiyaç var.  Ulaşılabilmeli, anlayabilmeli ve sorun değil çözüm üretebilmeli. Uzlaşıma açık ama ilkelerinden ödün vermeden millet ile diyalog kurmalı. Ve tabi adalet sahibi, adaletin hükmünü yerine getirebilecek cesarete sahip olan adaylar üzerinde durulmalı. Bundan daha güçlü strateji olmaz.

SARIGÜL’E YARDIMCI ARANIYOR

-CHP iki şehir üzerinde duruyor. İstanbul ve Ankara. Türkiye iki şehirden mi ibaret?

CHP değil baronlar iki şehir üzerinde duruyor. Ve bu baronlar aldıkları kararı CHP’ye dayatıyor. Karar şu; ‘Ne yaptıysak hükümeti yıpratamadık. Gezi kalkışmasını da elimize yüzümüze bulaştırdık. Bir çoğumuz da deşifre olduk. Şimdi seçimler geldi. Ak Parti’yi yıpratmanın en güzel formülü İstanbul ve Ankara’yı almak. İki kaleyi ele geçirerek partinin savunma mekanizmasını kırmak. İki şehri almak Türkiye’yi almaktır. Bu şehirler üzerinden Başbakan Erdoğan’ın Köşke giden yolunu da tıkamak.’

Bu kararın ilk ürünü Sarıgül. Sarıgül’e CHP teslim edildi. Şimdi ona Ankara’dan bir yardımcı lazım. Aday açıklanınca proje üzerinden daha rahat değerlendirmeler yapabileceğiz.

KONTRGERİLLA DEVREDE Mİ?

-Peki Çözüm Süreci sizce nasıl gidiyor? Anlatıldığı gibi bir tıkanma mı var?

Ne anlatıldığına değil neler olduğuna bakmak gerekiyor. 75 milyonun kaderi üç-beş tıkanıktan söz eden yada sürekli olarak olumsuzluk meydana getirenlerin görüşlerine teslim edilemez. Kürt sorunu 100 yıllık bir sorundur ve 1 yıl da çözüme kavuşturulamayacak kadar engellerle donatılmıştır. Taraf aslında bölge halkı ve devlet gibi gözükürken, bir çok farklı odaklar vardır. Örgüt de bunların başında gelmektedir. Örgüt bugün seçime doğru yeni bir strateji geliştirdi. (süreçten güçlenerek çıkma kaygısından dolayı) Stratejinin adı; gerilim. Bu gerilim ile sandığa hükmetmek ve alternatif yapıları sessizleştirmek istiyor. Tabi çözüm süreci ile yıpranan bir BDP ve PKK var. Halk artık ciddi bir şekilde iki ortak yapıyı sorguluyor. Bir direnç de oluştu.  Demek ki Çözüm Süreci iyi gidiyor ki bir sorgulama var.  Ama tabi derin taşeron yapılara çok dikkat edilmeli. Batman’da bir düğünde yaşanan olay sonrası meydana getirilmek istenen kaos ortada. Sonra bir çok İslam’i kuruluşa yapılan saldırılar var. Bu saldırılar referandum sürecinden bugüne sistematik bir şekilde yürütülüyor. Maalesef her ne hikmetse olayı gerçekleştirenler yakalanıp adalete teslim edilemiyor. Ya bu olayları yapanlar çok iyi eğitime tabi tutulmuşlar (kontrgerilla) ya da birileri olayın açığa çıkmasını istemiyor. Aslında iki şıkta aynı kapıya çıkıyor. O zaman Kürtler uyanık olmak zorunda.

BÖLGE AÇISINDAN BÜYÜK ŞANS

-Ne yapmalı Kürtler?

Tabi sürecin ağırlığını onlara yıkmak doğru olmaz. Zaten yıllardır sorun yüzünden çekmedikleri çile kalmadı. Ama Kürtler tüm süreci yakından takip etmeli, oto kontrolü elden bırakmamalıdırlar. Sürece yürekten yüzde 75 gibi büyük bir oranla destek vermek oldukça olumludur. Şimdi inisiyatif alarak karanlık planları bozmaları gerekiyor. Bu senaryolarda figüran olarak rol almamak bile yeterince dik durmak anlamına geliyor. Bölge halkı onurludur ve onuruyla oynayanlara en iyi cevabı süreç sonunda verecektir. Kendi özgürlüğüne sahip çıkarak, tüm bölgenin kazanımlarını koruyacaktır. Bu kazanımları diğer bölgelerde destekleyecek kazanımın adı Güneydoğu, Doğu ya da Karadeniz olmaktan çıkacak, Ortadoğu olacak inşallah. Kalıcı iç barış bölgeyi kuşatacak ve yenileşme sınırları aşacak. Sınırları dayatanlar da boşluğa düşecek. O zaman ‘onurlu yalnızlığın’ ne olduğunu hepimiz anlayacağız.

-Bir nevi ‘karanlık yapılara’ dikkat uyarısı yapıyorsunuz. Halen paralel bir yapı mı var?

Olmaz mı… 90 yıllık bir yapıdan söz ediyoruz. 90 yıllık yapı 3-5 yıllık mücadele ile tasfiye edilebilir mi?

-Yani tarihimizle eş değer bir oluşum var?

Evet. Ve bunun küresel ayakları var.

USLANMAYAN KARANLIK YAPI

-Biraz açar mısınız?

Bizim tarihimiz üzerinde kanlı senaryolar hep olmuştur. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat sadece bu küresel oluşumun darbesi değil aynı zaman da milletin kodlarını değiştirmek için atılan adımlardır. Ve hiç rahat durmuyorlar. Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve Eldiven planları ortada. 27 Nisan muhtırası ve az önce de sözünü ettiğimiz Cumhuriyet mitingleri ve tabi Gezi kalkışması. Hepsinin arkasında küresel bir yapı var. Ama merkez karargâh içimizde. İçimize yerleştirilmiş bir ur. Yani tüm suçu dışarıya yüklemek yanlış olur. Önce bu uru iyileştirmemiz lazım. İyileşmiyorsa gövdeden çıkartıp atmak gerekiyor. Neştersiz çözüm en iyisidir ama ur kötü huyluysa çare yok. Çünkü bu ur Alevi sorununu, Kürt meselesini başımıza bela etmiştir. Ve halen aynı sorunlardan nemalanmaktadır. Her fırsatta Alevi-Sünni/ Kürt-Türk çatışması çıkartmak için pusuda beklemektedir. Bu yapılar bugün zayıflamaktadır. Yapılan operasyonlar baya bir güçlerini kırmıştır. Ama bir de zihniyet değişimi lazım. Bu değişimin sağlanması için de ciddi çalışmalara ihtiyaç var. Darbe psikolojisinden tamamıyla arınan bir toplum şart. Milletin militarist, vesayetçi zihniyetin etkisinden kurtarılması gerekiyor. O da anca eğitim sistemi ile mümkün.

Aslan Değirmenci Kimdir?

Türkiye Yazarlar Birliği’nin 2008 yılı “Yılın yazar, fikir adamları ve sanatçıları” ödül töreninde “Basın-Haber” dalında yılın gazetecisi ödülüne layık görüldü. 5 yıl Akit Gazetesi Ankara bürosunda aktif görev aldı. Haftalık yayınlanan “Özgün Duruş Gazetesi”nde Genel Yayın Yönetmenliği görevinde de bulunan Değirmenci, Milat Gazetesi’nde Ankara Temsilciliği de yaptı. Şuan analizleri ile haber10’da yazmaya devam eden Aslan Değirmenci Kanal 5 TV’nin Genel Yayın Sorumlusu… 

Aslan Değirmenci, 'Kürt Sorununda Yeni Dönem', '12 Eylül', '28 Şubat'ın Çözülen Kodları', '28 Şubat'ın İstihbarat Ağı' ve 'Zorlu Yol-İmralı Süreci' Kitaplarının  da yazarı...

Bu haber toplam 3400 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri