Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Derin Devlete 'Masumiyet' Örtüsü !

25.02.2011 17:45
"Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir siyasi parti, askeri vesayet ve darbeler geleneğine kafa tutma cesareti gösteriyor ama yanında parlamenter güçlerden hiç kimse yok!"

"Sizin masumiyet karinesinden anladığınız, Balyoz'a uydurma, Kafes'e düzmece, Ergenekon'a safsata, yeraltından çıkan silahlara boru, andıçlara kağıt parçası demek mi? Masumiyet karinesi ilkesine uyacağız diye, Cem Ersever'in, Orgeneral Eşref Bitlis'in, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın, Albay Rıdvan Özden'in ölümlerinin arkasında sırıtan JİTEM'i görmezden mi geleceğiz?"

Gülay Göktürk/ Bugün

Masumiyet karinesi

Masumiyet karinesi... Son günlerin en popüler lafı bu.
Yargılamada, sanığın suçu ispatlanmadıkça masum kabul edilmesi şeklinde özetleyebileceğimiz bu hukuk ilkesinin derin devleti yargının elinden kurtarmak isteyenlerin sığındığı son liman olduğu görülüyor.

Düpedüz bu kavramın istismarı ile karşı karşıyayız.

Tamam, aksi ispatlanana kadar Ahmet'i, Mehmet'i masum kabul edeceğiz; suçlu ilan etmeyeceğiz ama bu, gözümüzün önünde duran Ergenekon örgütünü, Gladyo'yu, JİTEM'i ya da daha genel adıyla derin devleti de masum çıkarmaya çalışacağız, inkâr edeceğiz, gözlerden gizlemeye çalışacağız anlamına mı geliyor?

Sizin masumiyet karinesinden anladığınız, Balyoz'a uydurma, Kafes'e düzmece, Ergenekon'a safsata, yeraltından çıkan silahlara boru, andıçlara kağıt parçası demek mi?

Masumiyet karinesi ilkesine uyacağız diye, Cem Ersever'in, Orgeneral Eşref Bitlis'in, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın, Albay Rıdvan Özden'in ölümlerinin arkasında sırıtan JİTEM'i görmezden mi geleceğiz?

Atilla Kıyat'ın "Faili meçhuller bir devlet politikasıydı. Emir komuta olmadan faili meçhul olmaz" sözünü duymayacak mıyız?

Ele geçirilen krokilere göre toprak altından çıkan silahları görmeyecek miyiz?

Bilirkişi raporuyla tespit edilen ıslak imzalı belgelere itibar etmeyecek miyiz?

Şemdinli provokasyonu olmamış gibi mi yapacağız?

Reşadiye'yi, Çukurca'yı unutacak mıyız?

Danıştay cinayeti işlenmemiş mi varsayacağız?

Bu mu masumiyet karinesi? Milyonların gözleri önünde olup bitenleri duymamak, görmemek, olmamış gibi yapmak mı?

Bakın; İHD Diyarbakır Şubesi'nin Dokümantasyon Birimi daha bir hafta önce açıkladı: Güneydoğu'da yol kenarlarında, tarlalarda tam 114 toplu mezar bulundu. Bu mezarlardan 1469 kişiye ait kemikler çıkarıldı.

Bu kemikler de mi "düzmece?" Bu kemikler de mi "muhalefeti bastırmak isteyen iktidarın komplosu?"

Ceset ortada.

Ceset ortadaysa, bir katil de var. O katilin kim olduğunu bulmak zorundayız. Katillerin bir kısmı içeridekilerin, bir kısmı da dışarıdakilerin arasında olabilir. Yapmamız gereken şey bir yandan içerideki masumları ayıklarken, bir yandan da dışarıdaki suçluları kulağından tutup içeri atmayı başarmaktır.

Ama bunu yapabilmek, öncelikle devlet içine dal budak salmış bir suç örgütünün varlığını kabul etmekle olur. Birkaç usul hatasını bahane ederek, uzayan tutukluluk sürelerini dile dolayarak binlerce belgeye dayanan bu davaları çökertmeye çalışmakla olmaz.

Öyle bir tarihi andayız ki, 90 yıldır ilk defa derin devlet adlı canavarı kuyruğundan yakalamışız. Yargı bu canavarın bütününü ele geçirmeye ve yedi başıyla birlikte devlet ve toplum içinden söküp çıkarmaya çalışırken buna engel olmak için çırpınanlar şöyle bir durup vicdanlarıyla hesaplaşsınlar.

Masumiyet karinesi diye diye yaptıkları şeyin, derin devletin masumiyetini kanıtlamaya çalışmak olduğunu, bunun da vicdanen taşınamayacak kadar büyük bir suç olduğunu hatırlasınlar.

***

Dünyada askeri rejimlerden çıkan ya da Gladyo'yla hesaplaşma yaşayan diğer ülkelere bakın. Hepsinde de siyasal partilerin, üniversitelerin, basının ve yargının el ele vererek, demokrasi platformunda güçlerini birleştirerek anti demokrasiyi tecrit ve mahkûm ettiğini görürsünüz.

Şanssızlığına bakın ki AK Parti bunu yalnız başına yapıyor. Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir siyasi parti, askeri vesayet ve darbeler geleneğine kafa tutma cesareti gösteriyor ama yanında parlamenter güçlerden hiç kimse yok!

Ne muhalefet partileri var yanında ne bir bütün olarak yargı, basın ya da üniversiteler...

Ana muhalefet partisinin başkanı gidip Ergenekon'a üye olacağını söyleyecek kadar ileri gitmiş. Bir diğeri, darbecilikle yargılanan emekli paşayı partisinden milletvekili yapıyor. Basının ve yargının önemli bir bölümü var güçleriyle derin devleti kurtarmak ve davaları çökertmek için stratejiler kurmakla, psikolojik harekât yürütmekle meşgul...

AK Parti tek başına, savcılara ve hakimlere gerçeğin peşine düşmeleri için cesaret vermeye çalışıyor. Ve bize, hükümetin bu mücadelesine destek veriyoruz diye, sözde aşağılamak için "yandaş medya" diyorlar.

Sorarım size, hükümete böylesine tarihi ve şerefli bir mücadelede yandaş olmayacağız da kime yandaş olacağız?

Ben bu "yandaşlık" nitelemesini gururla taşımaya hazırım. Bakalım, bugün "sözde darbeciler", "sözde darbe teşebbüsü", "Ergenekon safsatası" diye diye davaları çökertmeye ve derin devleti yargının elinden kurtarmaya çalışanlar gelecekte bugün oynadıkları rolden dolayı gurur duyabilecekler mi?..

Bu haber toplam 2288 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri