Devlet kararıydı, dozu kaçtı

Devlet kararıydı, dozu kaçtı

“Operasyon devletin kararıdır. Devletin hakimiyetini sağlamak için yapıldı ama dozu kaçtı”

Bayrampaşa Cezaevi ‘Hayata Dönüş’ operasyonu sırasında İstanbul Başsavcısı Ferzan Çitici, “Operasyon devletin kararıdır. Devletin hakimiyetini sağlamak için yapıldı ama dozu kaçtı”dedi.

Hatice Yaşar'ın haberi

19 Aralık 2000’de 12 kişinin hayatını kaybettiği Bayrampaşa Cezaevi’rne düzenlenen Hayata Dönüş Operasyonu’nun 10 yıl sonra davası devam ederken st.ar dönemin baş aktörlerinden eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Ferzan Çitici’ye ulaştı. Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin ‘haklarında işlem yapılıp yapılmadığını’ sorduğu isimlerden biri olan Çitici, “Bu operasyon bir devlet kararıdır. Devletin bu konuda çök özel ve gizli kararları var. Operasyonun devletin cezaevlerindeki hakimiyetini sağlamak için yapıldı ama dozu kaçtı” dedi.

CEZAEVİNE GİRİP ATEŞ ETMEDİM Kİ...

Çitici, “cezaevlerinde ölüm oruçlarının bitmesi adına ellerinden geleni yaptıklarını, hatta tutuklu ve hükümlülerin devletin faksını kullanmalarına bile izin verdiklerini” söyledi. Çitici’nin özel açıklamaları şöyle:

(Osman Özbek, “Savcıların davetiyle girdik” diyerek sizi adres gösterdi) Cezaevlerinde zaman zaman jandarma marifetiyle arama yapıyorduk. Ancak operasyonda uygulama yapan ben değilim ki. Eğer ben de cezaevine girip ateş etseydim kabul ederdim suçlamaları.

Operasyon öncesinde devletin hakimiyeti yoktu. Rehin almalar, yakmalar oluyordu. Operasyon, devletin cezaevlerindeki hakimiyetini sağlamak için yapıldı, ama dozu kaçtı. Operasyon sonrası koğuşlarda yapılan aramalarda kaleşnikof bulundu.

Asker oraya girince neyle karşılaştı bilinmeli. Asker de can, onlar da. Zeki Bingöl “Asker oraya gül vermeye mi gitti” diyor. Böyle konuşmak doğru değil. Adam öldürmek için içeri girilmedi. Eğer öyle olsa ölü sayısı 12 değil, 100’ü geçerdi.

Burada sorumlu Hikmet Sami Türk de değildir. Bu operasyon bir devlet kararıdır. Devletin bu konuda çök özel ve gizli kararları var.

Bu konuyla ilgili bildiklerini doğru ve hiçbir etki altında kalmadan söyleyecek kişi benim. Benim tutanaklarım var. Cezaevinde bir denetleme defteri vardır. Her gittiğimde gidiş amacımı, yapılanları yazardım. Bu olayların başından beri denetleme defterine yazdıklarım vardır. Bunları mahkemeyle paylaşırım.

‘MAHKUMLARA FAKSIMI KULLANDIRDIK’

Örgüt üyeleri, öldürülen Bayrampaşa Savcısı Fikret Niyazi Aygan’ın fotoğrafını gösterip, “Senin de sonun böyle olur” diyerek tehdit ettiler. Örgüt üyeleri “Senin başının altında bu çıktı. Bunun hesabını soracağız”dediler.

Devlet bana koruma ve zırhlı araç verdi. Özel ekiplerle korunuyorum. Terör örgütü beni hedef alıyor ama 21 cezaevinin tümüne emri ben vermedim ki. Mahkumların eylemlerini sonlandırmaları için devletin faksını bile kullanmalarına izin verdik.

İçeri 39 değil 200 er girdi


Operasyon tutanaklarını imzalamadım çünkü bulunmadığım bir yerde bulunmuşum gibi tutanak tutulmuştu. Herhangi bir örgütün hedefine, ölüm listesine gireceğim diye imzalamadığım doğru değil. Zaten sürekli ölüm listelerindeydim. Her gün ölmektense bir defa ölmeyi yeğlerim.

Vicdanen çok rahatım. Uçan kuş gelse bu işin çözülmesi için cezaevine girmesine izin verirdim. Öncesinde heyetler mahkumlarla görüşüyordu. Hatta mahkumlar benden görüşme sırasında çıkmamı istediler, onlar baş başa görüşsünler diye dışarıya bile çıktım.

(Davada sadece 39 erin yargılanması) Oraya girenler 39 kişi değildi. 100 belki 200’ü geçen sayıda asker girdi.  Asker ateş etmeden önce birkaç kez megafonla “teslim olun” çağırısı yaptı.

Livaneli’nin yazdıkları doğru değil

(Zülfü Livaneli’nin yazdıklarını okudunuz mu?) Yazdıkları doğru değil. (Livaneli yazısında, Erbakan döneminde 12 kişinin öldüğü ölüm orucu eyleminde tutukluların isteğinin kabul edildiğini ve eylemin bittiğini, Ferzan Çitici’nin, “Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü aradı. ‘Biz ne güzel operasyon hazırlamıştık. Herşeyi berbat ettiniz’ dediğini yazmıştı.)

STAR

Etiketler :