Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Dilipak, Ergun Saygun'na cevap verdi

23.10.2012 13:34
42 yıldır kesintisiz sanığım be paşam.. 42 yıldır kesintisiz yazı yazdım. Hiç cezaevine girmedim.. Günde beş kez, haftada beş gün yargılandığım oldu sayenizde.. Hele bir Çevik Bir’iniz var ki! Benim sanık olarak hukuk kariyerim, en kıdemli muvazzaf hakim

 

Abdurahman Dilipak'ın Akit Gazetesi'nde "SAYGUN PAŞA VE “TSK'YA BALYOZ” başlıklı köşe yazısı:

Yapma be paşam. “Türk ordusuna balyoz” filan yok ortada. Çürük yumurtalar ayıklanmaya çalışılıyor..
Kurunun yanında yaş da yanıyor derseniz anlarım, ama “Bana TSK içinde darbe planlayanlar var dedirtemezsiniz” mantığı sizden once kullanıldı ve alay konusu oldu..

Hz. Yakubun çocukları kardeşlerini kuyuya attılar paşam! O ki, Hz. İbrahimin torunu idi. Amma, Firavunun sarayında bir Hz. Musa, bir Hz Harun, bir Hz. Yuşa ve bir Hz. Asiye vardıı be paşam..

“Hz. Yakubun çocukları böyle yapmamalıydı”, derseniz anlarım size!

Saygun paşanın “Türk Ordsuna Balyoz” isimli kitabını Cevat Özkaya okumuş o aradı. Benden bahseden bir bölümü de var.. Diyorum ki “Balyoz ne ki, içeride kurunun yannda yanan yaşlar olsa da, aslında içeridekilerinden kat kat fazla dışarıda tutuklanmak için sırasını bekleyen adam var”. Bu mealde sözler.. Ve ben bunu ilk defa söylemiyorum. Hep söyledim, hep yazdım..

Saygun paşa bilmiyor galiba, 2000 yılında Hurşit Tolon ve Çetin Doğanla birlikte dönemin MGK Genel sekreteri Ateş paşa bir olup Cuma dergisi hakkında suç duyurusunda bulundular, 7,5 yıl askeri mahkemede yargılandık..

Bize bu darbe planları, o zaman bilgi olarak gelmişti. 2003 den itibaren değil, 2000 den beri izliyorum ben sizleri.. 3 darbe yaşadım. 3 ünde de sanık oldum, yargılandım. Ben avdım siz avcı. Ben kaç paşa eskittim gazetecilik hayatımda. Benim darbecilerle mücadele geçmişim ve kıdemin, sizing darbeci kıdeminizden daha eskidir.!?

42 yıldır kesintisiz sanığım be paşam.. 42 yıldır kesintisiz yazı yazdım. Hiç cezaevine girmedim.. Günde beş kez, haftada beş gün yargılandığım oldu sayenizde.. Hele bir Çevik Bir'iniz var ki!

Benim sanık olarak hukuk kariyerim, en kıdemli muvazzaf hakim ya da savcıdan daha fazladır..

Be paşam! Bu kadar o görevde bulunup da bütün bu olup bitenleri görmemek için ne olmak gerek bilmem ki.. Gözü olup görmemek, kulakları olup var ama duymamak, kalbi olup da hissetmemek ne zor bir iş olsa gerek.. Sanki bu memlekette hiç darbe olmadı.. Siz neredeydiniz, ve ne yapıyordunuz bütün bu olanlar olurken paşam! Görmek istemeyenden daha görmez kim olabilir ki!

Haksızlıklar karşısında susmak, ağır vebaldir be paşam..

Bu işte darbecilerle işbirliği yapan gazeteciler de vardı, iş adamları da, siyasilerde vardı bürokratlar da. Oda temsilcileri, Vakıf, sendika yöneticileri, “din görevlisi kılıklı adamlar”, Masonlar.. Olmayan yoktu ki. Şeyh de var dı, Fahişe de bu yapının çatısı altında.. 25 tutuklanacak gazeteci 137 işbirliği yapılacak gazeteci.. Gerisini sayan da yok zaten. Şimdi onların çoğu o dönemde yaşananları anlatıyor ve pişanlıklarını dile getiriyor. İnatla rollerini savunanlar bir avuç kaldı.. Herkes vardı, ama TSK yoktu diyorsanız, buna kimse inanmaz..

Bu çürük yumurtaların ayaklanamsına karşı çıkmak ve bu çabaları “TSK'ya Balyoz” şeklinde yorumlamak, nasıl bir mantığın ürünü olabilir bilmiyorum.

Ergin Saygun, Balyoz Darbe Planı'nın hazırlandığı 2003'te Cumhuriyet gazetesinin manşetten verdiği 'Genç subaylar tedirgin' haberiyle ilgili olarak, bunun ABD de planlanan bir senaryonun parçası olduğunu söylüyor. Bu mümkün.. Kendileri bu işi daha iyi bilir. Türkiyedeki bu Ergenekon ve BÇG yapılanması, özel harp, JİTEM hepsi bir Amerikan senaryosu değil mi zaten. Bu kadroların eğitimini, silahlarını, planlarını, hedeflerini bu senaristler belirlemedi mi, paralarını onlar vermedi mi?
Saygun paşam, ben iktidar çevrelerinden aldığım bilgiyi yazmadım, yaşadıklarımı yazdım. İktidar çevrelerine de bunu söyledim.. Bunu 2000 den sonra askeri mahkeme de de söyledim.. Zaten dava konusu yazımın başlığı da “Paşalar söz dinlemezse” idi..
İronik bir dille ”Dilipak, daha fazla kişi tutuklanacak diyor ve dedikleri de çıkıyor” diye ima yolu ile, benim bir komplonun spekülatörlüğünü üslendiğim ima ediliyor sanki! Benim dediğim bir kehanet değil, gözü olan herkes görünen köyün manzarasını görür. Darbe İstanbulda yapılmaz, Ankarada yapılır. Daha 28 Şubata gelmedi sıra, daha Muhsin Yazıcıoğlu davası bile açılamadı. Bu işler yeni başlıyor daha.. Ben iddia ediyorum ki, derin devletin söz dinlemeyen, control dışı unsurları tasfiye ediliyor ve yeni bir yapılanmaya gidiliyor..

Darbecilerin öfkeleri akıllarından büyük.. Bazı sanıkların yazdıkları mektuplar arşivimde duruyor. Bazı snaık avukatları ve yakınları ile de görüştüm, görüşüyorum, görüşeceğim de. Celladımın bile hakkını savunmaya söz verdim. İnsanlar suçlu bile olsalar, suçluların da hakları var , onu da biliyorum. Haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumdan yana zalime karşı olmalıyız. Benim için de, sizin içinde bu böyle.. “Adil şahidler olun” der, kitap bize.. “Bir topluluğa olan öfkemizin bile bizi onlar hakkında adaletsizliğe sevketmemesini” söyler, o “karakaplı kitap”! O kadar insan arasından biri de çıkıp “inni küntü minezzalimiyn” diyemedi.. Ne katı yürekleriniz, ne inatçı bir nefsiniz, ya da ne büyük bir korku taşıyorsunuz yüreğinizde. Ne büyük öfkeniz varmış..

Saygun, Karayeli suçlayan açıklamasında 'Bütün bunlar varken bir davayı nasıl bitireceksiniz bilmiyorum. Sanırım bu davayı yakın bir gelecekte yeniden dönülecektir. Balyoz'un ne olup, ne olmadığı bütün bunlar incelendikten sora ortaya çıkacaktır herhalde. Kuvvet şu anda sizdedir ancak hak bizimledir" dedi.

Evet evet, bu davalar hemen sonuçlanmamalı. Bu davaların devam etmesi en önemli sonuç bana gore, hafızalar tazelenmeli ve toplumda bir bilinç oluşmalı, Bu sonuç, bu kişilerin cezalandırılmasından daha önemli.. Bu davalar sürmeli ki, işin arkasındaki iç ve dış güçler, diger kadrolar aydınlatılsın.. Bunlar 2-300 kişiden ibaret değil. Binlerle ifade edilen silahlı ve sivil, siyasi ve bürokratik unsurdan oluşuyor. Bu kadroların devletin içinden ayıklanması gerek..

Dün yaptığınızı ifade ettiğiniz iyi işler, size darbe yapma hakkı vermez. Her iş ayrı ayrı değerlendirilir.. Onun için ben şuyum, ben bunu yaptım deseniz de, size yöneltilen soru, iddia çok farklı be paşam.. Saygun'un “madem bir darbe planı farkedildi, bu güne kadar niye üzertine gidilmedi” sorusunun cevabı çok açık değil mi? O günki yargı, hukuk düzeni, siyasi ve konjonktürel şartlarla ilgili.. Hangi hukuk! Kimi kime şikayet ediyorsunuz. Erbakana küfreden, omuz vuranlar linç planları yapanlar karşısında o gün kim ne yapabildi ki, bunlar hakkında dava açılabilsin. Ferhat Sarıkaya ve Sacid Kayasunun başına gelenler ortada değil mi! Korku dağları tutmuştu.. ! Demirel, Sezer, Yüksek yargı ve darbeci çeteler her yerdeydiler..

Bunlar “TSK nın gücünü kırmaya yönelik şeyler” değil. Bana kalırsa ordu herşeye ragmen bu gün daha güçlü. Obez birinin kilolarından kurtulması gibi bir şey bu. Ordu darbecileri artık bir kambur gibi sırtında taşımayacak. Darbecilerin prangasından kurtulmuş olacak..

Sahi 27 Mayısda o kadar insan tasfiye oldu da ordudan sonuç ne oldu?

Saygun keşke biraz da ordu içindeki yolsuluklara ve başka oluşumlara baksa, daha inandırıcı ve gerçekçi olur.. Bu savunma mantığı ile savunma yapayım derken haklarında oluşan kanaatleri pekiştirmiş olurlar. Benden söylemesi.. Böyle yazmaya konuşmaya devam ederlerse, kaçtıkları şeye doğru koşmuş olurlar.. Ben yazmalarını isterim. Ama yine de hatırlatayım, böyle yazıp-konuşacaksanız, söz gümüşse, sukut altında değerindedir sizing için.. Mahcup bir sessizlik, kaba bir meydan okumadan daha iyidir. Selam ve dua ile..(Yeniakit)
 
 

 
 
 

 

Bu haber toplam 4714 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri