Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

"Dernek, vakıf değil iki günde bir toplanıyor"

06.08.2011 21:47
28'inci İl Danışma Meclisi'ne katılmak için Bursa'ya gelen Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, öğle namazını Üftade Camisi'nde kıldı. Daha sonra aynı alanda bulunan türbeyi ziyaret eden Arınç, burada dua ettikten sonra çıkışta da vatandaşlarla bir süre sohb

Türbenin önünde 5 yaşlarındaki Ömer Yavuz Efe adlı çocuğu kucağına alarak seven Arınç, küçük çocukla birlikte fotoğraf çektirdi. Arınç, daha sonra Tophane'de bulunan Osmangazi ve Orhangazi Türbelerine giderek dua etti, Şehitler Anıtını inceledi. Arınç ardından danişma meclisi toplantısına katılmak için Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'ne geldi. Arınç, burada uzun bir konuşma yaptı.

Yüksek Askeri Şura toplantıları ve ortaya çıkan görüntülerle ilgili konuşan ve TK'nın çevre bakanlığına bağlanmasını isteyen sözler sarf eden MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural'ı eleştirdi. TSK'nın sadece kendisine verilen şerefli askerlik görevini yapacağını ifade eden Arınç, "Asker de mıntıka temizliği yapıyormuş, O zaman çevre bakanlığına bağlanması daha uygun olurmuş. TSK'nın ne genelkurmay başkanını ne erini ne de onbaşısını kimse küçümseyemez. Bu kadar gayri ciddi, sulu, alay taşıyan bir konuşma ona çok yakışıyor doğrusu. Ama biz TSK'nın itibarını çok daha güçlendirecek bir çalışmanın içindeyiz. Hamdolsun ki bugüne kadar gelen tüm yanlışlıkların artık anayasal çerçevede gittiğini ve bundan sonra da görevlerin en iyi şekilde yapılacağını düşünüyoruz. Kimseyle rövanş içinde değiliz. Herkesle hukuk içinde hukukun gereğini yapmaya mecburuz. Türkiye bir hukuk devletidir hukuk egemen olmalıdır" dedi.

İKLİM DEĞİŞİR AKDENİZ OLUR, TÜRKİYE'DE İKLİM DEĞİŞİYOR
AK Parti'nin 10 yılda 3 dönem üst üste iktidar olduğu için herkesin şükür secdesi yapması gerektiğini öne süren Arınç, Kürt aydın Kemal Burkay'ın 31 yıl sonra Türkiye'ye dönmesiyle ilgili "Güzel bir insan memleketine döndü. 31 yıl sonra. Az bir şey değil. Ben daha önce Avrupa'ya gittiğimde Şivan Perver ile görüşmüştüm. O da vatan hasretiyle yanıyordu. Geleceğim dedi. Zamanı gelince o da gelecek. Şimdi bu kişinin söylediği bir sözdür. Bütün AK Partililer şunu bilsinler. İklim değişir Akdeniz olur. Türkiye'de iklim değişiyor. Akdeniz oluyor. Baharlar oluyor. Çok daha güzel olacak İnşallah" diye konuştu.

ÇOK ŞÜKÜR BU KONU TÜRKİYE'NİN ÖNÜNÜ KARARTMADI
YAŞ toplantılarına da değinen Arınç, geçmişte bu toplantının hem sembolik olduğunu ifade ederek şunları söyledi: "Eskiden Başbakanlar toplantıyı açtıktan bir saat sonra ayrılmışlar. TSK kendi bünyesinde bunu gerçekleştirmiş. Ancak biz hükümete geldiğimiz 9 yıldan bu yana, Başbakanımız bazen 1, bazen 2, bazen de 4 gün kalıp gelişmeleri Başkan sıfatıyla takip ediyor. Bu dönemde de bütün toplantılara katılacağını ifade etmişti. Bildiğiniz gibi toplantı öncesi bir gelişme yaşandı. Genel Kurmay Başkanı ve 3 kuvvet komutanı emekliliklerini istediler. Yani iki yada 3 gün sonra YAŞ toplantısı başlayacaktı. Önce istifa diye alt yazılar geçti. Sonra bunun emeklilik talebi olduğu ortaya çıktı. Bu emeklilik talebi bireysel bir haktır. Süresini dolduran herkes ne zaman ihtiyaç duyarsa bunu isteyebilir. Kaldı ki Koşener'in görev süresi bir yıl daha vardı. 3 kuvvet komutanın görev süresi ise 2 gün sonra bitiyor ve resen emekliye ayrılıyorlardı. Dolayısıyla tepki olarak yorumlamak ne kadar haklıdır, takdirlerinize sunarım. Öyle bile görseniz çok düşük yoğunluklu bir tepkiydi. 3 gün sonra zaten emekli olacaksanız 3 gün önceden emekli olmanın kime hangi mesajları vermesi konusunda herkes başkasına bakmadan kendi vicdanında dinlesin. Çok şükür bu konu Türkiye'nin önünü karartmadı. Ben 10, 20, 30 yıl öncesini de biliyorum. Çok şükür benim siyasi hayatım bunların hepsini bana gösterdi. YAŞ toplantısına 3 gün kala komuta kademesinin istifa yada emekliliğini istemesi, Türkiye'ni nasıl karıştıracağını nasıl bir kaosa yol açacağını, felaket tellallarının nasıl senaryolar yazacağını sabahlara kadar ışıklar yandı diye nasıl manşetler atılacağını arkasından ne gelecek diye telaffuz etmek istemediğim bazı kelimelerin nasıl konuşulacağını hepiniz biliyorsunuz değil mi? Bu sene öyle mi oldu. Hayır ertesi güne bile kalmadı. Ne ışıklar sabaha kadar yandı, ne uykusuz geceler geçti. Başbakan (Ben İstanbul'a gidiyorum) dedi. Cumhurbaşkanı da (Ben de geliyorum) dedi. Gel bir çay içelim orda. Herkes işine bakacak. Demokrasi böyle bir şey. Her şey normalleşiyor. Eskiden geleneksel korkular, eskiden pat deyince korkanlar vardı. Şimdi yok şimdi normalleştik".

TEK BAŞINA OTURUYOR, AİLECEK Mİ OTURACAK?
Başbakan Erdoğan'ın YAŞ toplantısında tek başına oturması konusuna da bir kez daha değinen Başbakan Yardımcısı, "Nasıl tek başına oturur, ailecek mi oturacak? Kanun böyle diyor. Bu birilerine zor geliyor. Karikatürize etmiyorum. Milli Güvenlik Kurulu'nun Başkanı kimdir? Cumhurbaşkanıdır. Ben bu toplantıda 3. sıradaydım, şimdi 2. sıradayım. TSK'nın ne Genel Kurmay Başkanını, ne erini, ne de onbaşısını kimse küçümseyemez. Ama onların kendi içinde bile bir hiyerarşi var. Biz biliriz askerliği. Ben de asteğmen olarak askerliğimi yaptım. Disiplin mahkemelerinde savcılık yaptım ceza verdim. Katıksız hapis cezaları verdim. 3- 7 gün biliriz bu işleri. Artık Türkiye'de (acaba) falan yok. Türkiye'de AK Parti'yle yeni bir demokrasi dönemi başladı. Demokrasiyi sonuna kadar güçlendirip genişleteceğiz. Bu dönem özgürlükler dönemi, egemenlik milletindir dönemi. İnsan odaklı anayasa yapma dönemidir bu dönem. Artık Türkiye'de de eski korkular, cuntalar, darbe mi oldu oluyor havaları kimsenin aklına gelmeyecek. Bu ülkede seçimle gelinecek seçimle gidilecek. Seçimler dürüst olacak. Millet istediğine oy verecek beğenmediğinde atacak. Demokrasi böyle bir şey. Ülkeyi yöneten hükümettir. Ona yapılacak hiç bir müdahaleyi kabul etmiyoruz" şeklinde konuştu.

SİZ BU ADAMLARIN TUTUKLU OLDUKLARINI BİLMİYOR MUYDUNUZ?
Yemin krizini de değerlendiren Arınç , "Ant içmek Ankara'ya gittik. Mazbatalarımızı aldık. Yasama görevimize başlayacağız. Ankara'ya gittik ki CHP ant içmiyor. BDP zaten ortada yok. O da ant içmeyeceğini söylüyor. Ne oldu? Siz neden milletvekili seçildiniz? Neden ant içmiyorsunuz? (Biz tutuklu olanlardan aday göstermiştik, onları tahliye etmediler. Biz de onlarla dayanışma içindeyiz. Bu demokrasiye sığmaz.) Nasıl sığmaz? Siz bu adamların tutuklu olduklarını bilmiyor muydunuz? Ancak mahkemelerin onları serbest bırakabileceğini bilmiyor muydunuz? Biliyorsunuz. Sayın Kılıçdaroğlu bu kişiler daha önce aday gösterildiği zaman iki televizyon programında, (Biz kanuna saygılıyız. içeride kalırlarsa kalırlar Ama biz onları milletvekili yapacağız) demişlerdi. Ne oluyor da yasama görevine başlamıyorsunuz. Ergenekon sanıkları içeride olduğu için veya KCK sanıkları tahliye edilmedikleri için anlaşılmaz bir tepki ne anayasada ne hukukta ne de teamüllerde böyle bir şey var. Ne de TBMM'ye gösterilmesi gereken saygı içersinde. Biz hamdolsun hepimiz sıramız geldiğinde ant içtik. MHP katıldı çok doğru bir karar verdi. Ant içtiler CHP çok garip hem içeride hem yok. İsmini okuyoruz buradayım diyemiyor. Ön sırada oturuyor. Ant içmek için davet ediyorlar. Ant içmeyeceğim diyor. Mızıkçı çocuklar gibi, kafasını sağa sola çeviriyor. Bu çok yanlış bir şey. 4 yıl bile olsa biz ant içmeyeceğiz. Nasıl da bol keseden atıyorlar. Ne kadar da düşüncesizler ne kadar da meclise karşı saygısızlar. Yargının işine karışmak bugüne kadar mümkün oldu mu? Hükümet tahliye et ya da tutukla diye bu güne kadar böyle bir şey yaptı mı? Yapabilir mi? Talep eden savcı tutuklayan hakimdir. Tahliyeyi sen, ben değil hakimler yapar. Dosyadaki delil durumuna göre isnat edilen suça göre ve Anayasanın 14. maddesindeki sayılı suçlar işlendiyse, onlar milletvekilleri açısından dokunulmazlık teşkil etmediğine göre, tahliye beklemeyeceksiniz. Mahkeme her şeyi yeterli görmüştür. Tahliye kararı verir biz de seviniriz aslında. Bir insanın içeride tutuklu kalmasından memnuniyet duyacak değiliz. Mahkemenin içine karışmak bizim haddimiz değil başkalarının da haddi değil. Sonra da kıvranmaya başladılar. Biz böyle bir yanlış yaptık ama onurlu bir dönüş lazım. Siz bize yol gösterin bakalım. Şöyle bir bildiri yayınlansa biz de mahcup olmasak. Ne yazacağız bildiride. Bildiri çıktı ama. Bildiri içeridekiler tahliye olsun diye çıkmadı. Böyle bir cümle yok. Bildiğimiz şeyler yazıldı, yani bahane arıyorlardı meclise girip ant içebilmek için. Çünkü maaşlarını alıp da ant içmeden bankamatik vekil mi oldun sözleri onları perişan etti. Sonunda kuzu kuzu gelip ant içme töreninde bulundular. Biri hala direniş yapıyor sanki. O da bir an evvel Ekim olsa da ben de koşup ant içsem bu işten kurtulsam hevesi içinde".

DİYARBAKIR'DAN ANKARA'YA HENÜZ GELEMEDİLER ONLAR DA GELİP YEMİN EDECEK
Başbakan Yardımcısı Arınç, bağımsız milletvekillerinin yemin etmemesini de değerlendirdi. Arınç, "Öbürleri Diyarbakır'dan henüz Ankara'ya gelemediler. Tatil olduğu için belki şimdi gelmişlerdir. Ama meclisin kapandığı güne kadar gelememişlerdi. Orada varlığı bile yasal statüye kovuşmamış dernek değil, vakıf değil demokratik toplum kongresi diye bir şeyi iki günde bir topluyorlar. Oturup çay içip dağılıyorlar. biz grup toplantısı yaptık diyorlar. Ne anayasada ne meclis iç tüzüğünde partilerin grup toplantıların parlamento dışında yapabileceklerine dair hiç bir yetki yok. siz sadece konuşur, çayını içer, dağılırsınız. Böyle varlığı ortada olmayan isimle, oralarda buralarda halkı kışkırtarak, şiddete yönlendirerek, acılarımızı paylaşmadan hala kendilerinin dışlandığını iddia eder konumunda duruyorlar. Ama emin olun meclisin açılmasıyla onlarda gelip ant içecek ve TBMM yasama görevine başlayacak. Millet bizi yasama çalışmaların katılmak için seçti ideolojik kavga etmemiz için değil" dedi.

Toplantıya AK Parti Bursa Milletvekilleri Canan Candemir Çelik, Mustafa Öztürk, Hüseyin Şahin, İsmet Su, Mustafa Kemal Şerbetçioğlu, Hakan Çavuşoğlu, İsmail Aydın, Bedrettin Yıldırım, Önder Matlı Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, ilçe belediye başkanları eski dönem milletvekilleri ve çok sayıda partili katıldı. Arınç akşam da bir sivil toplum kuruluşunca verilen iftara katılacak.

Bu haber toplam 1310 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri