Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Güneri Civaoğlu yazdı...

21.05.2011 09:27
12 Haziran’dan sonra Diyarbakır’ın Tahrir olacağı, Türkiye’ye sosyal patlamaların, kanlı eylemlerin yayılacağı gibi kuşkularınız mı var.

12 Haziran’dan sonra Diyarbakır’ın Tahrir olacağı, Türkiye’ye sosyal patlamaların, kanlı eylemlerin yayılacağı gibi kuşkularınız mı var.
Önce yayınladığım şu fotoğrafa bakın... Diyarbakır’da bu 5 yıldızlı site kuruluyor.
Bunu yapanlar çılgın ya da her şeyden habersiz mi?
Değiller elbette. Şimdi bu girişten sonra yazıya başlayayım:
Başbakan Erdoğan’ın Türkiye gazetesinin manşetindeki “ÖLÜMSE ÖLÜM” söylemi ürperti verici.
Gazete, “Doğu ve Güneydoğu’yu savaş alanına çevirenlere, Erdoğan’ın rest çektiğini” başlığa çıkartmış:
Ölümse ölüm.
Bundan ötesi var mı?
Allah’ın takdir ettiği neyse o olur.
Terör örgütüyle destekçilerinin tehditlerine boyun eğmeyeceğiz.
Ben her yere gideceğim.
Kim ne yaparsa yapsın, halkımıza kendimizi anlatacağız.
Bu yoldan asla dönmeyiz.
Lider cesaretini yansıtan söylemleri kararlı duruşunu ortaya koyuyor.
Ancak...
Allah korusun ama yaşamın noktalanması sadece kendisinin sorunu değil.
Ya çatışmalarda yaşamlarını yitiren/yitirecek gençler.
Ve siviller?
Türkiye’nin gerilmesi ile nesiller boyu sürebilecek ayrışma/kutuplaşma kişisel “yaşam riskine meydan okumaktan” çok daha büyük ve yaygın ağır faturalar çıkartır.
Dağlardan, düze, kentlere inen “şiddet” tek kişinin “toplu tabancayla Rus ruleti” oynaması sonucu çözüm üretmez.
Fakat Başbakan Erdoğan’ın ifadesi bütünü içinde ve satır aralarıyla okunursa söylemek istediği şey farklı yorumlara açıktır.
“Tehditlere ve Ilgaz dağlarında AK Parti otobüsü polis eskortuna saldırarak verilen -gözdağı- mesajına rağmen demokratik çözüm için yapılanları ve yakın gelecek için projeler olduğunu anlatacağını, bütün riskli ve duyarlı illere gideceğini” söylüyor.
Herhalde tehditlere pabuç bırakması bekleniyor değildi.
Burada önemli olan Türkiye’de meydanların boş olmadığını göstermek kadar PKK’yı Kürt kökenli insanlarımızdan soyutlayarak onlara bu yurdun eşit değerleri yaşayacakları özgür ve demokratik yakın geleceğin umudunu vermektir.
Şiddetin çözüm üretmek yerine daha fazla can daha fazla kan bedeli olacağını anlatabilmektir.

HESAP HATASI
PKK ve onun düzdeki izdüşümleri bunu istemezler ama onların da “ışığa” çağrılmasında fayda vardır.
Sertleşme belki “açılım” hareketinin ilk adımlarındaki perişanlık nedeniyle yitirilen AK Parti oylarını yeniden kazanmayı amaçlıyorsa hesap hatasıdır.
O oyları geri getirmediği gibi sertleşme ve gerilimi tırmandırma güzergâhında yürümek var olan oyları da aşağıya çekebilir.
Türkiye’nin Güneydoğu dışındaki yörelerinde, büyük kentlerde PKK eylemleri yayılırken kimse “ah ne iyi” demez.

İktidarın “süreci iyi yönetemediği” görüşü oluşur.
İnsanlarımız bir süredir çatışmaların minimalize olduğu, ekonomik göstergelerin çıkışa geçtiği, yabancı sermayenin -göreceli de olsa- giriş yaptığı bir Türkiye’ye alıştı.
Güneydoğu bile karamsarlığı atmaya başlamıştı.
Şimdi yazının başındaki Diyarbakır’daki site inşaatına dönelim.
Düşünün...
Diyarbakır’da tıpkı İstanbul’da ve batının bazı gelişmiş illerindeki gibi “5 yıldızlı konfora sahip olacak, yüzme havuzlu, spa’lı, sosyal tesisli, güvenlik donanımlı, garajlı, AVM’li siteler” kuruluyor.
TV’deki reklam filmlerini izliyor ve bunu yakın geleceğin umut işaretleri olarak görüyorum.
Bu yatırımlar yapılıyorsa bir hesabı olmalı.
Kimilerinin iddia ettiği gibi Diyarbakır ve yöresi bir sosyal/siyasal fay hattında patlamaya yakın ise böylesine büyük projelerin riski alınır mıydı?
İnşallah yanılmıyorum.
Ama...
12 Haziran’dan sonrasının Türkiye haritasında çözümlerin olacağı inancım ağır basıyor.
Yeter ki...
Hepimiz sağduyulu ve sorumluluk bilincinde olalım.
Kimsenin hayatı kendimizinkinden değersiz değildir.

 

HOŞ GELDİN FATİH HOCA
Galatasaray’ın yeniden kükremesi için Fatih Terim en doğru seçimdir.
Kişisel sevgimin ötesinde mantığım da bunu söylüyor.
Fatih hoca, Türkiye’ye ve Galatasaray’a en büyük başarıların altındaki imzadır.
Futbolu iyi bilir.
Ama...
Futbolcuyu da en az futbol kadar bilir.
Galatasaray tarihindeki “Baba Gündüz’den (Gündüz Kılıç) sonra gelen, otoriteyle abiliği... Hocalıkla, babalığı... Galatasaraylılık kültürüyle, geleneklerimizi, terbiyeyi... Sevgiyle saygıyı... Beyinle, cesur yüreği” harmanlar.
İlmik ilmik dökülen, Galatasaraylılık ruhu yitirilen şu ortamda Fatih hoca saydığım özellikleriyle aslana hayat öpücüğü verecektir.

Bu haber toplam 1104 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri