Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

RAMAZANNAME 2

25.07.2013 17:24
Biraz Tezekkür Biraz Tefekkür Biraz Tebessüm

Dr. Mehmet Bozkurt

Değerli Okuyucu

Geçen yazıda zikrin sevabı ve önemi hakkında bilgileri paylaşmıştım. Bugün muhtelif zikirlerin önemine dair kısa bir derleme yazmak istiyorum.

1.Lafza-i Celal (Allah lafzı Allah sözü)
Allah lafzı, tüm Esmâü’l-Hüsnâ’nın manasını sinesine toplamış olan bir lafza-i celaldir. Çok kıymetlidir. O Allah c.c. sözünün tahtında Rahmanlık vardır, Vehhablık vardır, Ekremlik vardır, her şey vardır. Onun için Allah diyen çok şey demiş oluyor. Allah’tan sonsuz, sayısız, nihayetsiz şeyler istemiş oluyor. Onun Allah demek zikrin en efdalidir demişler. Allah dedin mi, Allah’ın her ismini demiş oluyorsun. Aşk ile Allah Allah deyin.
Her yüz defada bir de, kibir gelmesin, ayağınız kaymasın, yolunuz şaşmasın diye İlâhî ente maksûdî ve rıdâke matlûbî deyin!.. Bu da hadis-i kudsîden alınma bir sözdür. Yâ Rabbi! Maksudum sensin, ben senin rızanı istiyorum. demektir. Bu sözü söylemekle insan, Yâ Rabbi, seni bilmek, marifetullah’a ermek, arif kul olmak, rızanı kazanmak istiyorum. Bana aşkını, muhabbetini, rızanı ver, nasip et demiş oluyor.

2.Salavat
Allahümme salli ala Muhammed veya Allahümme salli ve Allahümme Barik günde 100 defa okunması tavsiye edilmiştir. Bu hadis-i şerifte de vardır, ayet-i kerimede de vardır. Allah c.c. da, melekleri de, Rasûlüllah’a salat ü selam ediyorlar; sen de salat ü selam eyle.(Ahzab,33/56) Salat ü selam çok kıymetlidir. Salat ü selam ümmeti Rasûlüllah’a sevdirtir, Rasûlüllah’ın gözdesi yapar. Kişiyi Rasûlüllah’ın aşinası eyler, iltifatına mazhar kılar. Onun için salat ü selamdan gafil olmayın. Cuma günleri 1000 defa salat ü selam yapın.
Salavat Peygamber Efendimize ulaşır ve Efendimiz de mukabele eder. Bununla ilgili bir kıssayı tefekkür başlığında aşağıda okuyabilirsiniz.. 
 

3.Kelime-i Tevhid(Lâ ilahe illallah)in Faziletleri

Hz Ebü'd-Derdâ (ra.)'ın rivayet ettiği bir hadjs-i şerîfde: Bir kimse günde yüz kere (Lâ ilahe illallah) derse, kıyamet gününde, Allâhü teâlâ Hazretleri, o kulunun yüzünü ayın ondördüncü (bedir) gecesindeki parlaklığı gibi ba's ve haşr edecek ve sevâb cihetinden onun amelî derecesine hiç kimsenin ameli ref olunmayacaktır. (Ancak onun kadar ve daha ziyâde diyenlerinki müstesnadır) buyurulmuştur.

İmâm-ı Buhârî'nin Ebû Hureyre (r.a.) den rivayet ettiği hadîse göre: ‘’ Yâ Resûlallah, kıyamet gününde şefâat-i seniyyelerinize en ziyâde lâyık olanlar kimler olacak? suâline cevaben: (1/23)

"Sahîh bir i'tikadla evâmir-i ilâhiyyeye ittiba' ve nevâhîden ictinâbla beraber, şer-i şerifle âmil ve müstakim olduğu halde bütün kalbiyle lâ ilahe illallah diyenler, kıyamet günü şefâatımla en bahtiyar olacaklardır" buyurmuşlardır.

Düzgün bir inançla ilahi emirlere uymak ve yasaklarından kaçınmak sakınmakla beraber İslamı yaşayıp istikamet üzere olduğu halde bütün kalbiyle lâ ilahe illallah diyenler, kıyamet günü şefâatımla en bahtiyar yani mutlu olacaklar.

Müslimin rivayetinde ise, bir kimse (Lâ ilahe illallah) diye şehâdet getirirse Allâhü teâlâ o kimse üzerine Cehennemi haram kılar, buyurulmuştur.

Buhârî ile Müslim'in müttefikan rivayet ettikleri hadîs-i şerîfde ise, Efendimiz (s.a.s.)'in arkasında Muâz (r.a.) ile bir yere giderlerken, "Yâ Muâz ibni Cebel" diye üç kere seslenmişler, o da "Lebbeyk ve sa'deyk yâ Resûlallah" deyince, buyurmuşlar ki: (1/24)

(1/22) Et-Terğîb, 11,449 (1/23) Et-Terğîb, 11,412 (1/24) Et-Terğîb, II, 413

"Kim bütün kalbiyle inanarak Allahtan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah resulü olduğuna şehâdet getirirse, muhakkak Allâhü teâlâ Hazretleri o kulunu nâre ya'ni Cehenneme haram kılar." (1/25) Ve yine;

"Her kim ihlâs ile birlikte (lâ ilahe illallah) derse Cennete dâhil olur." "İhlâs nedir?" diye sormuşlar, O da: "Allâhü teâlâ ve tekaddes Hazretlerinin yasak ettiği şeylerden bu şehâdet sözünü uzak tutmasıdir"

4.Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.

"Kim, "Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr."duasını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere"Sübhânallahi ve bihamdihi" derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile." [Buhârî, Daavât 54, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Muvatta, Kur'ân 20, (1, 209); Tirmizî, Daavât 61, (3464) 

‘’Kim, sabah namazının peşinden 10 defa 'La ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehû'l-hamdü bi-yedihi'l-hayr ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' (Allah'tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O'nun elindedir. O her şeye kadirdir.) derse kendisine, Hz. İsmail evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır’’

(Burada dikkati çeken bir husus İslamın ilk devirlerinde mevcut olan kölelik düzenine karşı İslaın tedrici bir şekilde köleliği kaldırmak için köle azat etmenin sevaplı bir iş olarak teşvik edilmesidir.)

5. Sübhânallahi ve bihamdihi           

İki kelime vardır ki, dile gayet kolay, hafif, mizanda ise sevab bakımından gayet ağır, bununla beraber Rahman olan Hazret-i Allah'a da çok sevgilidir, onlar da: Sübhânallâhi ve bi-hamdihî sübhânallâhi'1-azîm sözleridir

Kim de bir günde yüz kere"Sübhânallahi ve bihamdihi" derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile."

 Ayrıca her kim, yüz kere Sübhânallâhi ve bihamdihî derse, Allâhü teâlâ o kuluna 124.000 hasene yazar

6.Lâ Havle ve Lâ Kuvvete İllâ Billâh'ın Fezâili(Faziletleri)

Ebû Mûsâ (r.a.) Hazretleri buyurmuşlar ki:   Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh'ı çok söyle. Çünkü bu Cennet hazînelerinden bir hazînedir.

Ebû Hureyre (r.a.) Hazretleri ise:  Bana Resûlallah (s.a.s.) Hazretleri buyurdular ki, "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyi'l-azîm" i çok söyle, çünkü bu Cennet hazinelerindendir diye rivayet etmişlerdir. Ve yine mûmâileyh tarafından, bu (Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh)'ı okumanın 99 derde deva olacağı ve en azından hüzün ve kederi gidereceği bildirilmiştir.

Mu'âz ibni Cebel (r.a.)'ın rivayetinde, Resûl-ü Ekrem (s.a.s.) Hazretleri;

-  Sana Cennet kapılarından bir kapıya delâlet edeyim mi? buyurmuşlar, o da:

- Evet yâ Resûlallah, nedir o? demişler. Efendimiz (s.a.s.) de:

-  (Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh)'dır, buyurmuşlardır. Ebû Zer (r.a.) Hazretlerinin rivayetlerinde, Resûl-ü Ekrem (s.a.s.) Hazretleri, "Allâhü teâlâ Hazretleri bir kuluna ni'met verir, o kul da o ni'metlerin elinde kalmasını isterse, (Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh)'ı çok söylesin" buyurmuşlardır. Binâenaleyh günde yüzden aşağı yapmamak evlâdır. Çünkü her gün yüz defa okuyan kimsenin kat'iyyen fakirlik yüzü görmiyeceği beyân buyurulmuşdur.

7.Sübhânallâhi ve bi-hamdihî sübhânallâhi'l-azîm ve bi-hamdihî estağfirullâh.

Cum'a namazının arkasından, hem de yerinden kalkmadan yüz kere:

(Sübhânallâhi ve bi-hamdihî sübhânallâhi'l-azîm ve bi-hamdihî estağfirullâh)'ı ve yatacağı vakit de üç kere:

(Estağfirullâh-ellezî lâ ilahe illâ hüve'l-hayye'l-kayyûme ve etûbü İleyh)'i okusa; Cenâb-ı feyyâz-ı mutlak Hazretlerinin o kimseyi mağfûrîn zümresine ilhak buyuracağı gibi, ana ve babasının da bir çok günahlarının afv buyurulacağı beyân buyurulmuştur.

8.Meclislerdeki Hatâ ve Kusurların Afvına Sebeb Olan Duâ

 (Sübhâneke allâhümme ve bi-hamdike, eşhedü en lâilâhe illâ ente, vahdeke lâ şerike leke estağfirüke ve etûbü ileyk) (1/21)

Her kim bu duayı, bulunduğu meclisten kalkarken üç kere okursa, oradaki günahların mahv ve izâlesine sebeb olacağı gibi, Cenâb-ı Hak'kı tesbîh ve tahmîd edib şehâdet kelimesini de okumasıyla, Hak celle ve âlâya istiğfar ve rücûunun ayrıca mükâfatını alacağı aşikârdır. Onun için her meclisten kalkarken (gerek bir iş için ve gerekse bir sohbet için buluşulan her toplantıdan) unutulmaması elzem olan bu duayı okumadan kalkmamanızı tavsiye ederim.

9.Çoğu insan kızdığı zaman ''La havle vela kuvvete illa billah'' der. Ne güzel bir alışkanlık. Bir kimse kızdığı zaman ağzına geleni söyleyip günaha girmektense böylece kızdığı zaman da sevap kazanıyor. Böyle çok esnaf şöfor görmüşümdür.

 Toplu Yapılan Zikrin Önemi

Toplu olarak yapılan zikrullâha melekler de iştirak ederler. Onlarla birlikte oturup, semâ ile yer arasını doldururlar. Bu şekilde Âdem oğlunun Hâlik-i zülcelâli zikri, onların da hoşuna gider. Âdem oğlundan sâdır olan zikrin, meleklerden sâdır olan zikirden eşref ve a'lâ (daha değerli) olduğu bildirilmiştir. Zira Âdem oğlundaki dünyevî meşguliyetlerle birlikte bir de şehvet ve nefis gibi azılı düşmanların tasallutlarını düşünürsek  hak vermemek mümkün değildir. Hattâ bu bahtiyar zâkirlerin arasında bir de başka niyyetle gelmiş, zikirden gafil, belki de onların ne yaptıklarını görmek veya tarassut etmek, gözlemek maksadıyla dahî gelmiş bir kimse bulunsa, onun da onlarla birlikte mağfiret-i İlâhiyeye mazhar olacağı beyan buyurulmuştur(Tasavvufi Ahlak cilt1 den alıntılar).

Dostlar bu zikirleri yaparsak ne olur yapmazsak ne olur? Yapmazsak hiçbir şey olmaz, Yüce Allah niye bu zikirleri yapmadın  diye sormaz  Ancak başladığımız zikirleri niye bıraktığımızı da sorar. Allah niye namaz kılmadığımızı sorar. Kılmadığımız namazın hesabını sorar.  Bu zikirler maneviyat hazinelerinin incileri yakutları mercanları gibidir. Bedava ve çok kısa. 100 defa Allah demek 100 defa Sübhanallahi ve bihamdihi demek   2-3 dakika ancak alır. Ama sevabı gördüğünüz gibi çok fazla. Ayrıca bu tesbihler farz namazların kılınmasını kolaylaştırır. Yüce Allah kendisini zikreden  müminleri elbette sevecek ve mükafatlandıracak. Bu zikirleri bilip de yapmamak hazine dairesine girip orada bedava mücevherleri almak varken eli boş çıkmak gibidir. Yüce Allah bu gibi kısa teşbihlerle bizim devamlı kendisini hatırlamamızı hatırımızdan çıkarmamamızı istiyor.

Bu zikirleri yapanlar Yüce Allah’ın koruması altındadır. Bedenen sağlıklı olur, kalbi huzurlu olur ve işleri rast gider vesselam.

Biraz da Tefekkür:

Hans’ın Müslüman oluşu:

Almanya’da çalışan dindar bir işçi çalışarak kazandığı ile kendisine haccın farz olduğu kanaatine varır ve o sene hacca gitmesi gerektiğini düşünerek çalıştığı fabrikanın müdürü Hans’tan izin ister. Hans izin vermez. Sonra gidersin der. İşçi ısrar eder. Hans neden ısrarla izin istediğini sorar. İşçi kendisine Haccın farz olduğunu ve hacca gitmesi gerektiğini söyler. Hans haccı tehir etmesini  çünkü işçinin kritik personel olduğunu ve fabrikada işlerin aksayacağını söyler. İşçi o zaman istifa etmek zorunda kalacağını çünkü hac farzını tehir edemeyeceğini söyler. İşçiden aslında memnun olan ve vazgeçemeyen Hans sonunda peki der ve işçiye izin verir. Hans hıristiyandır.   Giderken işçiye ‘’Muhammed’e benden selam söyle’’ der. 

İşçi hacca gitmek üzere ayrılır yola çıkar. Hansın selamı kafasına takılır. Bir taraftan Hans Hırıstiyan olduğu için Peygamberimize selamı söylemek doğru olmaz diye düşünürken bir taraftan da bu selam bir emanet, söylenmesi gerekir diye düşünür. Bu tereddütle Medinede Mescidi Nebevi’de Ravzai Mutahhara’da Peygamber Efendimizin  huzurunda ‘’Ya ResulAllah sana falanın filanın ve  bu arada Hansın da selamı var der. Hac vazifesini tamamlar ve sonunda Türkiye’ye dönerken Hansın Müslüman olduğu haberini alır.

Şimdi bu hadiseden çıkan  sonuçlar:

1.Hans nasıl Müslüman oldu? Hans Peygamberimize selam gönderince Peygamberimiz de ona mukabele eder ve vealeyküm selam  der. Bu maddi olarak değilse de manevi olarak böyledir. Peygamber Efendimiz (S.A.S.) Efendimizin vealeyküm selam dediği birisi küfürde kalamayacağı için o bahtiyar insan da İslam’la şereflenmiş oldu.

2.Hans hıristiyan olmakla birlikte önceden de zalim ve kötü birisi değildi. Çünkü Yüce Allah zalimlere hidayet etmez, onları doğru yola iletmez.

3.Burada çok önemli bir başka husus da işçimizin İslami yaşamadaki hassasiyeti ihlas ve samimiyeti de Hansı etkilemiştir. Hansa peki deseydi haccı tehir etseydi Hans selam göndermeyecekti.

Dostlar bu tür hidayet hikayeleri çoktur. Darısı diğer Hans’ların başına.  

Biraz da tebessüm:

İndirdimi indirdimi?

 Eskiden her nasılsa bir köy ağası Ramazanı 15 gün biliyormuş.  Bir sene Ramazan geldiğinde keyfi yokmuş. Ramazan 15 gün uzun gelmiş. Oğlunu Kadıya gönderip Ramazanı 15 günden 1 haftaya indirmesi için rica etmeye karar vermiş. Oğlu Kadıya  babasının selamını söylemiş ve ‘’bu sene babam rahatsız ve keyfi yok. Onun için Ramazanı 15 günden 7 güne indirmenizi  rica ediyor’’ demiş. Kadı ‘’  Ne dedin ne dedin? Siz orucu 15 gün mü tutarsınız?  Diye sormuş. Evet demiş delikanlı. Kadı ‘’Git  babana söyle Ramazan 15 gün değil bir aydır 30 gündür. 30 gün oruç tutulacak’’ demiş.  Genç köye geri dönmüş. Yolda babası uzakta gelirken oğlunu  görünce  heyecanla bağırarak sormuş: ‘’Oğlum kadı efendi indirdi mi indirdi mi?’’ Oğlu cevap vermiş: ‘’Yok baba bindirdi bindirdi.’’

Radara Yakalandık

Bir ilimizde renkli kişiliği ve sıradışı özellikleri ile ün yapmış ve cemaatı kendisine bağlamış olan bir Hocaefendi imamlık yapmaktadır. Bir Ramazan günlü birkaç rütbeli askeri zevat hocaya gelir ‘’Hocam teravih namazına geleceğiz ama bugünde çok önemli bir maç var. Nasıl yapalım’’ derler. Hoca ‘’Hiç merak etmeyin ben sizi maça yetiştiririm’’ der.   Teravih namazını hızla kıldırırken hoca birden yavaşlar. Sonuçta geç kılarlar ve maça yetişemezler. Namazdan sonra sorarlar ‘’Hocam ne oldu?’’ Hoca cevap verir: ‘’ Radara yakalandık. İl müftüsü camideydi.’’ Diye cevap verir.   

Kıymetli okuyucu gelecek yazının konusu inşallah dua olacak.     Bugünlük bu kadar Allaha emanet olunuz



Dr. Mehmet Bozkurt 

Kaynak:
Bu haber toplam 2650 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri