Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

RAMAZANNAME 3

29.07.2013 18:45
Dr. Mehmet Bozkurt ramazanname YAZILARINA bir yenisini ekledi.

Dr. Mehmet Bozkurt

Değerli Okuyucu
Ramazan dolayısıyla yazdığım bu yazıda dua konusunu işlemeye çalışacağım. Yüce  Allah bizden kendisine dua etmemizi herşeyi  kendisinden istememizi istiyor, ayakkabı bağını  bile. Yani dua etmemiz Yüce Allahın emridir.  Dua etmeyenleri sevmiyor.
 Burada Merhum M. Es’ad Coşan (Rahmetullahi Aleyh) Hocamızdan dua konusunda naklettiğim sözleri sizlerle paylaşacağım.
‘’Dua etmekte iki fayda vardır: Bir, Allah dua ettiğiniz şeyi veya daha âlâsını verir. Bir de sırf dua edici kimse olduğunuzdan dolayı sevap alırsınız. Dua ibadet olduğundan ibadet sevabı alırsınız. Onun için Allah’a tevâzû ile şöyle dua edin: Sen beni görüyorsun, benim söylediklerimi biliyorsun! Söylemesem, içimden geçenleri biliyorsun!.. Sen alemlerin Rabbisin, ben senin kulunum... Sen her şeye kadirsin, ben senin lütfuna muhtâcım... Ben fakirim, ben muhtâcım, ben âcizim... Sen bana lütfedersen, benim halim iyi olur. Ben senin iyi kulun olmak istiyorum, bana yardım etmeni istiyorum. Bana yardım et de, ben de senin sevdiğin kullardan olayım, iyi kullardan olayım, iyi işler yapabileyim... Ömrümü rızana uygun geçirebileyim yâ Rabbi!.. Tevfikini refik eyle! Seni zikreden, sana şükreden iyi kullarından olayım...Sen erhamü’r-râhimin’sin. Ben senin kapına geldim, affet ya rabbi. Rahmetini istiyorum, sen affetmeyi seversin, sen bağışlamayı seversin, cömertlerin cömerdisin. Beni affet, bağışla ya Rabbi. Mağfiret eyle ya rabbi. Tut elimden ya rabbi. Beni kendi halime koyma ya rabbi. Beni şu nefsin eline bırakma ya rabbi... Helak olurum, bana yardım eyle ya rabbi. Tevfikini refik eyle ya rabbi... diye gözyaşlarıyla yalvarıp, yakarıp dua eyleyin, Allah’a iltica eyleyin... Her Yâ Rabbî sözü, kulu Allah’a yaklaştırır.
Neden?.. Dua edene Allah istediğini vereceğini bildiriyor da ondan... Rabbimiz buyuruyor ki Kur’an-ı Kerim’de :
"Ve kâle rabbüküm üd’ûnî estecib leküm" (Mümin,60): "Bana siz dua edin, ben sizin duanıza karşılık veririm, istediğinizi ihsan ederim."

Onun için isteyeceksin! Amma, İstedim de vermedi demeyeceksin. Neden? Çünkü, senin istediğin zamanda verecek diye bir şey yok...
Dua Mutlaka Kabul Olur
Allah duayı üç şekilde kabul eder :
1) Ya istediğinizi aynen verir.
2) Ya istediğinize daha uygun olanı verir. Sizin istediğiniz pek uygun değildir de...

Mesela, siz istersiniz ki: Bana bir külüstür eski araba olsa da razıyım dersiniz, Allah size mersedes verir. Mersedes daha iyi değil mi? Daha iyi. Demek ki, istediğim olmadı demeyeceksiniz; daha iyisini veriyor.
3)Ya da bu dünyada verilmeyecek bir şey istediyseniz, ahirette sevabını verir.
Meselâ, ben hatırlıyorum: Hocamız (Mehmed Zahid Kotku Hocamız) vefat edeceği zaman başucunda bekliyoruz. Canımız gidiyor, vefat etmesin Hocamız diye... Benim babam filân hatırlıyorum :
-Yâ Rabbi, benim ömrümü al, ona ver! Ben öleyim, o kalsın! diye dua ediyordu.

Allah senin ömrünü almadan ona ömür vermeye kâdir değil mi?.. Kâdir... İlle bir yerden alıp öbür tarafa ekleme mecburiyeti yok Allah için... Dilerse onun da ömrünü, diğerinin de ömrünü uzatabilir.
Çok dua ettik ama Hocamız öldü. Neden? Kader... Kader değişmez tabii, ömrü o kadar... Çare yok...

Peygamber Efendimizin ölümünü de kimse istemedi, inanamadılar. Hazret-i Ömer kılıcı çekti: Kim peygamber öldü derse, kafasını uçururum! dedi. Ölmedi! dedi. İnanamıyor bir türlü... Peygamber Efendimiz yatıyor orda, o: Kim öldü derse, keserim! diyor.
Ebûbekr-i Sıddîk Efendimiz ayet-i kerime okudu:
"Vemâ Muhammedün illâ rasûl" "Muhammed de bir rasuldür. "Kad halet min kablihi’r- rusül. Ondan önce nice peygamberler yaşadı, öldüler; o da bir peygamber, o da ölecek! Efein mâte eve kutilenkalebtüm alâ a’kâbiküm(Âl-i İmran,144) Eğer o ölürse, veya şehid edilirse, topuğunuzun üzerinde dönüp de eski hayatınıza mı gideceksiniz, vaz mı geçeceksiniz İslâm’dan?.. İslâm devam edecek!

Bu ayet-i kerimeyi okuyunca, Hazret-i Ömer sakinleşti. Bu ayeti evvelce biliyordum ama, hiç böyle düşünmemiştim, o mânâyı anlamamıştım diyor. O zaman anladı. Ne yapalım dediler, tedbir almaya filân başladılar.
Peygamber ölüyor, herkes ölecek. Sen ölmesin diye dua ediyorsun, çok yaşasın diye dua ediyorsun,. Ama kader... O zaman ne olur?.. Senin istediğin şey bu dünyada Allah’ın vermeyeceği bir şeyse, olmayacak bir şeyse; o zaman ahirette sevap verir.
Abdülkâdir-i Geylânî Hazretleri kitabında anlatıyor ki, o da hadis-i şeriften almış zâten... Ahirette kulun hesabı görülürken bakacakmış ki, yığın yığın sevaplar var... Şaşıracakmış ve soracakmış Allah’a :
-Yâ Rabbi bu sevapları nereden kazandığımı da bilemiyorum ben... nereden geldi bunlar?"

Allah-u Teâlâ Hazretleri buyuracakmış ki:
-Ey kulum, bunlar senin dünyada ettiğin duaların mükâfatıdır. O zaman istediğin şeyler benim kader-i ilâhime uygun olmadığından verilmedi; bugün bu mükâfat verilmiş oluyor sana... Duanın karşılığı bu olmuş oluyor.

O zaman kullar diyeceklermiş ki:
Keşke dualarımızın hepsi böyle olsaymış da, burada çok büyük sevap kazansaymışız.

Geniş zamanınızda Allah’a dua etmeyi unutmazsanız, darda kaldığınız zaman Allah yardım eder. Ama geniş zamanınızda, karnınız tok, sırtınız pekken Allah’a kulluk etmezseniz, sıkıştığınızda dua ettiğiniz zaman Allah kabul etmez. Bunu aklınıza iyice yazın. Sıkışınca dua etmek değil de; serbestken, rahatken dua etmek adetiniz olsun. Yemek yediniz elhamdülillah, su içtiniz elhamdülillah, aş buldunuz elhamdülillah... Yani böyle dualı olun, ağzınız dualı olsun.’’
‘’…Zikirleri yaptıktan sonra yana yakıla dualar edeceksiniz. Kendinize dua edeceksiniz, dünyanıza ahiretinize... Bu da bencillik değildir, normaldir, isteyebilirsiniz. Tavsiyem, kendinize dua ettiğiniz kadar kardeşlerinize de, arkadaşlarınıza da, Ümmet-i Muhammed’e de, sevdiklerinize, dostlarınıza, konu komşunuza, Müslümanlara, dünyanın her yerindeki mazlum ve mustad’af kardeşlerimize de dualar edin, hayırlarını murad edin; Allah’tan isteyin. Allah ondan dolayı da mükâfatlandırır. Çünkü bir Müslümanın başka bir Müslümana yaptığı dua makbuldür ve bir melek baş ucunda ona amin der. Allah sana da ona istediğin her şeyin aynısını versin diye dua eder. Binaenaleyh, arkadaşına istediği şeyi dua eden kimsenin, kendisine de verirler. Bu, Müslümanların birbirlerini sevsin diye Allah’ın koyduğu bir ödüldür, bir mükafattır. Bu zavallılar birbirlerini sevmesini bilmiyorlar diye, küçüklerin şekerle avutulması gibi bir sevap koyuyor, bir ödül koyuyor. Sen ona dua edersen sana da vereceğim diyor. Annenizi, babanızı duada unutmayacaksınız! Çünkü annesine babasına duayı terk eden kulu Allah sevmez. Ama insanın şeyhi peygamber vekili olduğu için, anne babasından önde gelir. Bizi de duadan unutmazsınız.’’
Değerli okuyucu  dualar çok ve çeşitlidir. Zikirden sonra dua, namazdan sonra dua, yemekten sonra dua, hacet(istek) duası, istihare duası (niyet edilen bir işin hakkımızda hayırlı olup olmadığını anlamak için yapılan dua), yatarken dua, kalkarken dua ve daha bir çok dua çeşitleri var. Ayrıca en makbul dualar da başta Peygamber’lerin  olmak  üzere Allah dostları veli zatların duası, ana babanın duası hacının duası mazlumun duası ve hastanın duası, devlet başkanının duası süratle gerçekleşir. Bu nedenle bu dua sahiplerinin hayır dualarını almaya çalışmak, beddualarından da sakınmak gerekir.
Bir de kulun Allaha en yakın olduğu zaman secde zamanıdır. O  zaman yapılan dualar da değerlidir. Üç kalbin bir araya geldiği zamanda yapılan dua da çok kıymetli ve değerlidir. Nedir o üç kalb: 1. Kuran’ın kalbi yani Yasin-i Şerif suresi, 2. Mümin kalbi ve 3. Gecenin kalbi yani teheccüt namazı kılınan (sahur yediğimiz imsak kesilmeden önceki vakit).
Duada da Yüce Allah zikirde olduğu gibi kulunu devamlı kendisi ile meşgul etmek istiyor. Günlük işlerimizin yoğunluğu, binbir çeşit meşguliyet arasında bu nasıl olacak diye aklımıza gelebilir. Bunlar alıştırma ile ve zamanla kendiliğinden olacak işlerdir.  Yani zikir ve dua aslında  bir Müslümanın günlük yaşamının bir parçası olması gerekir.      
Biraz tefekkür:
Peygamber Efendimiz(S.A.S.) devrinde Salebe diye bir adam vardı. Salebe beş vakit namazını cemaatle ve Efendimizin arkasında kılardı. Çok fakirdi. Bir gün ‘’ Ya Resulullah çok fakirim dua buyur da zengin olayım’’ diyerek Efendimizden dua etmesini istedi.  Efendimiz ‘’ Ya Salebe şükrünü eda edebileceğin az bir mal edemeyeceğin çok maldan hayırlıdır, benden bu duayı isteme’’ dedi. Salebe geri döndü. Bir süre sonra tekrar aynı şekilde dua istedi ve zengin olursa hayır yapacağını fakir fukaraya yardım edeceğine dair söz verdi. Efendimiz tekrar aynı cevabı verdi. Aradan bir zaman geçtikten sonra Salebe üçüncü defa tekrar aynı istekte bulununca Efendimiz  ellerini açtı ve‘’ Ya Rabbi Salebenin istediğini ver’’ diye dua etti. Salebenin iki üç koyunu vardı. Bu duadan sonra koyunları doğurmaya başladı beş altı kuzusu  oldu. Daha sonra dokuz on derken koyunları gittikçe çoğalmaya başladı. Salebenin de tabii işi artmaya başladı. İlk zamanlarda mescidde arka saflara düşmeye başladı. Daha sonra cemaate yetişemez oldu derken cemaate gelmez oldu. Bir gün Rasulullah S.A.S. etrafındakilere Salebenin nerede olduğunu sordu. Dediler ki ‘’ Ya Resulallah Salebenin sürüsü  o kadar çoğaldı ki Medine’nin otlakları yetmez oldu. Bu yüzden Salebe Medine dışına çıktı’’
O sıralarda Kuranı Kerim ayetleri  peyderpey nail oluyordu ve bir gün zekat ayeti indi. Peygamberimiz de zekat toplamak için memurlar tayin etti. Bu memurlardan biri de Salebe’ye zekat için gitti.  Salebe Peygamber Efendimizin gönderdiği memura  zekat vermeyip geri çevirdi. Memur da Efendimize durumu anlattı. Efendimiz Salebeye kırıldı. Bir süre sonra hayır yapmak için söz verip de sözünde durmayanlar hakkında bir ayet indi. Bütün sahabe bu ayetin Salebe için indiğini anladı. Gidip Salebeye söylediler. Salebenin aklı başına geldi fakat artık iş işten geçmiş ve geç kalmıştı.  Allah Rasulu kırıldığı için Salebenin zekatını kabul etmedi. Efendimizin ahirete irtihalinden sonra Hz. Ebubekir (r.a.) halife oldu. İlk zamanlarda aşiretlerde bir başıbozukluk oldu ve bazı kabileler zekat vermeyeceklerini ilan ettiler. Hz. Ebubekir zekat vermeyen kabilelere savaş açma tehdidinde bulundu. Bu sırada Salebe de zekatını vermek için Hz. Ebubekir’e başvurdu. Ebubekir Efendimiz de Peygamberimizin almadığı zekatı almam diyerek reddetti. Daha sonra Salebe Hz. Ömer (r.a.) halife olunca ona da zekat vermek için gitti. Hz. Ömer de aynı şekilde Salebenin zekatını almayı kabul etmedi.
Bu kıssadan çıkan ders, Salebe için zenginlik hayırlı değildi ve Efendimiz bunu bildiği için Salebeyi iki defa geri çevirdi. Üçüncü defa geldiğinde dua etti ama sonuçta Salebe cemaatten koptu, işi arttı ve verdiği sözü yerine getirmediği için de Allah Rasülünü kırdı. Sonuçta dua kabul oldu ama kendisi için helakin başlangıcı olmuş oldu.
İkinci kıssa:
Marufu Kerhi’nin duası: Bir gün Allah dostu büyük veli Marufu Kerhi Dicle nehri kenarında müritleriyle (talebeleriyle) geziyordu. O sırada bir grup genç nehirde bir kayıkta eğleniyorlardı. İçki içip saz çalıp şarkı söyleyip eğleniyorlardı. Onların bu günah işleyip eğlenmeleri üzerine talebelerinden biri o büyük Veli’ye ‘’Efendim bu gençler aleni içki içip günah işliyorlar onlara beddua etseniz’’ der. Marufu Kerhi Hazretleri de ‘’ Ya Rabbi bu gençler bugün nasıl böyle mutlu ve neşeli ise ahirette de onları mutlu ve neşeli eyle’’ diye dua eder. Talebeleri bu duaya şaşırırlar.  Biraz sonra kayık döner ve o eğlenen gençler Maruf Hazretlerini görünce o hallerinden çok utanırlar, ellerindeki içki şişelerini ve çalgıları atarlar, kıyıya çıkarlar. Maruf Hazretlerinin ayaklarına kapanırlar ve tövbe ederler. Maruf Hazretlerine bağlanarak onu talebeleri arasına  katılırlar.
Buradan çıkan ders Allah dostu dua ettiği zaman günahkarın tevbe edip doğru yola girmesi mümkündür. Beddua sık yapılacak bir dua değildir. Biz kafirlere de dua ediyoruz. Allahtan kafirlere hidayet etmesini istiyoruz. Hidayeti kabul etmezse kahru perişan et diyoruz. Yani önce hayır dua, olmazsa sonra beddua.    
Hz. Musa AS’ın cennetteki arkadaşının kim olduğu kıssasında da ana babanın duasını Hz. Musa başlıklı mektubumda okumuş olmalısınız.  Ayrıca hemen hemen çoğumuzun hayatımızda  kabul olduğunu gördüğümüz dualarımız çok olmuştur.
Kıymetli okuyucu Ramazan dolayısıyla  birkaç konuyu sizinle paylaştım. İslam’da zikir ve dua basit fakat çok sevaplı olduğundan üzerinde durdum. Tabii İslam’da daha başka pek çok ve önemli konu var.  Aslında yazdıklarım bilinmeyen veya yeni konular değil. Bazılarımız için yeni olsa da çoğu okuyucu bu hususları biliyor. Benim yazmış olmam bir hatırlatma,  bilgilerimizi tazeleme ve bilmeyenlere de öğrenme imkanı sunmaktır. Bu vesile ile Ramazanın kalan son günlerinizi, Kadir Gecenizi ve Ramazan Bayramınızı da tebrik ederim 

Bu haber toplam 3456 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri