Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Vural: Tecavüze uğramış gibi hissediyorum

17.02.2013 19:38
Elazığspor Teknik Direktörü Yılmaz Vural, verdiği röportajdaki ilginç açıklamalarıyla yine gündem olmaya devam ediyor. "Milli Takım'ı istiyorum isteyenin bir yüzü kara!" Vural, kaybettiği maçlar sonrası neler hissettiğini de ilginç bir benzetme ile açıkla

Taklalar atıyor, çimleri yoluyor, saha kenarında tuhaf hareketler yapıyor, neredeyse deliriyor! "Teknik direktörlük mü yoksa şovmenlik mi yapıyor anlayamıyoruz" diyorlar Yılmaz Vural için. O ise takımın motivasyonunun onun saha kenarındaki bu oyunculuğundan geçtiği konusunda ısrarlı. 

Birinci Lig'de doğuyu temsil eden tek takım olan Elazığ'ın başında bulunan Vural'la görüşmek için Elazığ'a gittim; yaşamını, Milli Takım ve üç büyükler hayallerini konuştum.
"Yılmaz Hoca saha kenarında şov yapıyor" diyen çok. Bu kendini gösterme, farklı olma durumu çocukluktan gelen bir şey mi? Siz küçükken de farklı mıydınız?

- Benim babam işçi, annem ev kadınıydı... Annem ilkokul mezunuydu ama çok moderndi. O zaman herkes uzun saça hayır derken bizimkiler bir şey söylemezdi. Sadece uzun saçla farklı olmak değil, hep bir lider yapım da vardı.
Twitter'a güzel şeyler yazıyor, ilginç fotoğraflar paylaşıyorsunuz. Orada da bir fenomen olma durumu var sanırım.

- Benim bilgisayarla aram iyi değil. Açma kapamayı biliyorum o kadar. Twitter hesabım da yok. Benmişim gibi bir başkası yazıyor.

Ama biliyorsunuz ki Obama'nın seçimleri kazanmasında sosyal medyanın rolü büyüktü. Hatta seçimi kazandığını bile Twitter üzerinden duyurmuştu.

- E tabii iyi tarafları da var ama ben sıkılıyorum. Twitter bütün sosyal hayatı öldürüyor.

KÜÇÜKKEN TUTTUĞUM TAKIMI SÖYLEMEM

Yılmaz Vural küçükken hangi takımı tutuyordu?
- Sakaryaspor.

Üç büyüklerden ilgi duyduğunuz?

- Vardı ama hiç açıklamadım. Açıklayınca o takımın hiçbir şeyi olamıyorsunız, Türkiye böyle. Sizi hep taraflı görüyorlar ondan sonra.
Sanatçıların bazıları da sizin gibi... Hangi takımı tutuyorsunuz diye sorulduğunda Milli Takım diyorlar!
- Türkiye'de insanın başına alakasız şeylerden dert açılabiliyor. Mesela şike olayında başıma şu geldi; Fenerbahçe kulubünün bir sorumlusu arkadaşım aradı sohbet için. Gittim, neredeyse maçı sattık olacaktı.
Nasıl kurtuldunuz sonra?
- Yok ki ortada bir şey. Ne telefon görüşmesi ne başka bir şey. Bu spor müsabakası yani, biri yenilecek.

ŞİKE AHLAKSIZ İNSANLARIN BAŞVURDUĞU BİR YÖNTEM

Şike olaylarından sonra ne değişti hayatınızda?
- Biraz daha düzgün antrenörlük yapma fırsatı bulduk.
Siz ne kadar şikayetçiydiniz bu konudan?
- Çok. Ben bu yüzden maçı bırakıp çıkmış, bu işe tepki koymuş bir antrenörüm. Rizespor-Akçaabatspor maçında oyuncu tavırları pek hoşuma gitmedi, bırakıp gittim. Bir gün sonra çok büyük bir alacağım vardı, onu bile bıraktım. FIFA, UEFA ve futbol federasyonu, ödül vereceklerine "koca camiayı zan altında bırakıyorsun" diye beni eleştirdi. Maalesef Türkiye böyle.
En şaşırdığınız şike olayı desem?
- Almanya-Avusturya maçının berabere bitmesi gerekiyor ve beraber kalırlarsa tur atlıyorlar. O iki takım berabere kaldı. Dünyaya örnek olması gereken bu iki ülke bile yaptığına göre herkes şike yapar. İhalelerde de şike yok mu? Her yerde var. Ahlaksız olan insanların başvurduğu yöntem şike.
Paradan başka şeyler de dönüyor mu şike olayında?
- Oluyor. Rica minnet, "yapma düşeriz" gibi şeyler de oluyor. Yaşamda ne varsa futbol sahasında da o var.

DAUM'LA AYNI OKULDAN MEZUNUZ ONU BAŞ TACI ETTİ BU ÜLKE!

Şikeyi bırakıp Yılmaz Vural'ın kariyerine bakalım. Adapazarı'ndan sonra ne yaptı Yılmaz Vural? Nasıl tırmandı merdivenleri?
- Adapazarı'ndan sonra profesyonel futbolculuk hayatım başladı, Sivas'a gittim. Ailem beni özgür bıraktı, önümü açtı. Tekirdağspor'da oynuyordum ki bir sakatlık geçirdim. Spor akademisinin sınavlarına girdim, kazandım. Spor akademisi bitirip de sporun içinde olan ender insanlardanım. Herkes başka mesleklere kaydı çünkü. 1974 gibi kuruldu, 1982 gibi de kapandı zaten. Amacından sapıp çok siyasallaştı. 1979 gibi bitirdim okulu, o dönem öğretim görevliliği sınavı açıldı. Ben de girdim ve kazandım. Sonra bir müzisyen arkadaşımla Avrupa'ya gitmeye karar verdik. Almanya'daki akamediyi de bitirdim. Üzüldüğüm bir konu var, hep onu söylüyorum, Christoph Daum da, ben de aynı okuldan mezunuz. Burada o baş tacı oldu. Bir ülke bu kadar yabancıya önem verir mi yahu? Bizim kavmin en büyük hatalarından biri bu.
Değişir mi sizce bu durum?
- Yok, değişmez.
Aslında siz buranın kültürünü, insanını daha iyi biliyorsunuz, daha fazla önemsenmeniz gerekiyor.
- Evet ama maalesef öyle olmuyor.

BAŞBAKAN OLACAKSAM SİYASETE GİRERİM

Ben halk kahramanı gibi görüyorum sizi. Sabah annem ve babama Elazığ'a, sizin yanınıza geleceğimi söyledim, annem "Selam söyle, ben onu çok seviyorum" dedi. Herkes seviyor sizi.
- Hakikaten böyle. Singapur'a gidiyorum, arkadan biri "hoca, hoca" diye bağırıyor.
Bu kadar seviliyorsunuz, siyasete girmeyi düşünmediniz mi hiç?
- Yok. Benim işim değil o. Başkabakan olacaksam isterim. Onun altındakiler çok söz sahibi olamıyor.
Hakan Şükür'ün milletvekilliğini nasıl buluyorsunuz?
- Hakan Şükür benim 18 yaşında bulup ortaya çıkardığım bir insan. Buraya gelmesinde çok emeğim var. Bugünkü halinden de kendime pay çıkarıyorum. Fakat o sonradan siyasallaşınca, ben öyle olmadığım için ilişkilerimiz biraz değişti. Ne yazık ki burada insanlar bir yere geldiğinde değişiyor. Birisini padişah yapmışlar, önce babasını kesmiş gibi bir durum var.

HEYECANI OLMAYAN ANTRENÖR OLMASIN

Sıkça sövüp saydığınızı duyuyorum...
- Ben çok küfürbaz bir adamım ama ettiğim küfürler kimseyi rahatsız etmez. Deşarj olmanın bir yolu, hep içine atmakla olmuyor.
Çocukların yanında da mı?
- Kim olursa olsun, hiç dinlemem.
Ağzınızdan en çok çıkan ve buraya yazabileceğim küfür hangisi?
- Ne diyeyim bilemedim.
Eşek kafalı gibi mesela?
- O küfür değil iltifat sayılır benimkilerin yanında!
Peki anlaşıldı! Tokat var mı hâlâ? Meşhur tokatlarınızdan?
- Yok ben öyle şiddetli bir insan değilimdir, hatta iyi huyluyumdur. Ama çalışırken başka. İki karakterliyim. Bazı antrenörleri anlamıyorum, "benim karakterim bu" diyor. Buysa antrenör olma kardeşim! O karakter çok farklı bir şey. Karakter alışverişi yapacak, teşvik edecek, motive edecek, üzülüp sevindiğini belli edecek. Bana şovmen diyorlar. Oyuncu sizin sevincinizi görmeli ama... Futbol heyecan ve motivasyon işi. Yoksa böyle bir heyecanınız, oturun evinizde ya da bakkal dükkanı açın.
Hayatınız film olsa adı ne olurdu?
- Hayatta insan ismini yaşarmış derler ya, bende durum aynen öyle. Bazıları için tereyağından kıl çeker gibidir hayat. Bense hep didinmek, hayatı tırmalamak zorunda kaldım. Adımın bana mirası işte. Film çekilecek olsa "Adım Yılmaz" olurdu adı herhalde.

FUTBOLCUDAN İYİ EŞ OLMAZ, ZAMANLARI YOK

Futbolcularda en sevmediğimiz şey nedir?
- O kadar zor bir iş yapıyorlar ki, sinir uçları hep uyarı halinde. Bir bakıyorsunuz sevecen, bir bakıyorsunuz nefret dolu. Bazen sizi baba gibi görürler, bazen ekmeğini çalan hırsız gibi. Çok değişiyor karakterler.
Size en çok kan kusturan futbolcu?
- Ben olara kan kusturuyorum (gülüyor). Hepsini çok seviyorum, sevmezseniz yapamazsanız zaten... Hataları ile sevmeniz gerekir.
Futbolcudan iyi eş olur mu?
- Çok zor. Eşine zaman ayırmayan iyi eş değildir bana göre. Ben çok mutlu futbolcu evliliklerini nadir gördüm. Hemen evleniliyor, lüks içinde yaşanıyor, para bitmeye başladığında ayrılıyorlar. Çocuklar o maddi gücü çok hoyratça kullanıyorlar. Bir işçi madende bütün gün çalışıyor, 1000 lira maaş alıyor. Bir futbolcu ise bir maçta 10 milyon prim kazanıyor. Ve içlerinde tutamayanlar oluyor bu paraları. Birçoğu da entelektüel anlamda pek iyi değil çünkü her gün antrenmandalar, gelişmeye zamanları yok. Oysa toplum psikolojisini etkileyen bir iş yapıyorlar. Kilit noktadalar.
"Ben çocuklarıma hiçbir zaman iyi bir baba olamadım" demişsiniz...
- Doğru, olamadım. Maddi imkan yaratmaksa sadece olay evet, doğru bir baba oldum. Yurtdışına yolladım, okuttum ama onları hayatımda ilk plana alamadım.
2,5 yaşındaki oğlunuz Yılmaz içinde mi durum aynı? Hâlâ iş mi ön planda?
- Evet iş ön planda hep. Ne yapayım, şu an burada Elazığ'dayım ve onu sık göremiyorum.
Ben en fazla hak eden ama buna rağmen bir türlü Milli Takım'ın başına geçemeyen teknik direktör olduğunuzu düşünüyorum. Bir insan bir işe hem bu kadar yakın hem de bu kadar uzak olabilir mi?
- Ben bugüne kadar herhangi bir siyasi görüşe ait olmak istemedim. Hep kendi başıma bir şeyler olmak istedim, öyle de yaptım. Ama Türkiye'de isim olmak için arkanda birilerinin olması ve itmesi gerekiyor. İki üniversite bitirdim, benim aldığım eğitim kimde var? Milli Takım'ı çok istiyorum ve isteye isteye 60 yaşına geldim. İsteyenin bir yüzü kara, vermeyen zenci!
Ben uğurluyumdur. İnşallah sizi bir gün milli takımın başında göreceğiz.
- İnşallah... maçkolik.com diye bir site var, oraya gir; dünyada 7 bin 300 antrenör var ve ben 34'üncü sıradayım bir Türk olarak. 670 tane resmi maç yönetmişim. Bu adamlar bunları görmüyor ve bize sinek 2'li muamelesi yapıyor, deli oluyorum!

FB'YE GOL ATINCA ÇOK SEVİNDİM DİYE AZİZ BEY BENİ İSTEMİYOR
Peki ya üç büyükler?

- Fenerbahçe bana değer verdi, iki kez gece antrenörlüğü verdi, sabah geri aldı. Ali Şen döneminde anlaştık. Metin Aşık döneminde de... Ergün Gürsoy aradı bir kez de hayırlı olsun, Galatasaray'ın teknik direktörüsün dedi. Hagi dönemiydi, sonra özür dileyip yola onunla devam ettiler. Yani hep köşeden döndük.
Aziz Yıldırım'ın sizi Fenerbahçe'ye gol attıktan sonra çok sevindiğiniz için istemediği doğru mu?
- Evet. Rizespor'daydım. Fenerbahçe takımını yenmesek küme düşeceğiz. Biz gol atınca 50 metre koşup futbolcuya sarıldım. Sevindim doğal olarak. Ama onun gücüne gitmiş.
Olabilir mi böyle bir şey?
- Gerçek ama, şaka değil. Alsın beni takımına, parande atayım. Çalıştığım takım adına sevinmek kadar doğal bir şey olabilir mi?

TİYATRO YAPIYORUZ VE SAHNEMİZ ÇOK BÜYÜK

Fatih Terim mi daha şovmen, siz mi?
- O da kendine has vücut dili olan birisi.
Siz bir yerde oyunculuk da yapıyorsunuz sanırım.
- Biz tiyatro yapıyoruz ve sahnemiz tiyatrodan daha büyük.
Maç öncesi ve sonrası Yılmaz Vural... Ne fark var?
- Maç biter ve ben kendim olurum. Ne oyuncuma tepki gösteririm, ne kızarım. Olan olmuştur. 90 dakika kazanılması adına ne varsa, ne gerekiyorsa yaparım. Bittikten sonra yapacağım bir şey yok.

ZENGİN AİLE ÇOCUĞU FUTBOLCU OLAMAZ

Kimler iyi futbolcu olur? Gençlere tavsiyeleriniz neler?
- Kendilerine en yakın kulübe gidip kendilerini göstersinler. Eğer o kulüp kabul ederse, çok çalışsınlar ve okullarını ihmal etmesinler. Durumu iyi olan ailelerin çocukları futbolcu olamaz, örneği yok. Çok zor ve meşakkatli bir iş futbolcu olmak. Mesela Seda'nın oğlu Oğulcan futbolcu olmak istedi ama olamadı. Altında arabası, bir sürü kız arkadaşı... Haliyle sıkıntıya giremiyordu, ben de "bırak" dedim. Para kazanmak için yapılır en başta futbolculuk.
Siz sporcunun nasıl olanını seversiniz?
- Ahlaklı, zeki ve çevik olanını. Zeki, çevik tamam da bugünlerde ahlak biraz sıkıntıda!
En sevdiğiniz tribün sloganı?
- Türkiye'deki sloganları hiç beğenmiyorum. Gürültüden başka bir şey değiller. Mesela İngiltere'ye gidin, o top kaleye gidene kadar müzik gibi yavaş yavaş yükselen bir ses vardır. Rahatsız etmez, motive eder. Elazığ'da taraftar gruplarını haftada bir gün toplayıp eğitim vereceğim. Takıma da çok faydalı olacağını düşünüyorum

MAÇ KAYBEDİNCE TECAVÜZE UĞRAMIŞ KADIN GİBİ HİSSEDİYORUM

En mutlu anınız?

- Maçın kazanıldığı an.
En mutsuz anınız?
- Kaybettiğimiz an. Tamamen tecavüze uğramış bir kadın gibi hissediyorum.
Futbol zeka oyunu mu güç oyunu mu sizce?
- Tamamen zeka oyunu. İngilizlerin bir lafı vardır, "Bir futbolcunun maçtan sonra adelesi ağrıyorsa aptaldır" diye... Başının ağrıması gerekiyor.
Bir kazanma formülünüz var mı?
- Var. İşin iyi yapılması anlamında çok mesai veriyorum. Buraya geleli 4 ay oldu ve İstanbul'a sadece 4 kez gittim. İşinizin başına olacaksınız. İşinizin başında kalacak ve kimseye güvenmeyeceksiniz. Ticaret yapıyor ama başında durmuyorsunuz, batarsınız. Doğru çalışacak ve iyi eğitilmiş olacaksınız. Almanya'da bu işin bütün püf noktalarının eğitimini aldım. Bütün bilimlerden istifade etmeli bir teknik adam...
En büyük pişmanlığınız?
- 1989 senesinde, ben Bursaspor'da antrenörken Şenes Erzik'ten Milli Takım için haber geldi. Piontek'i antrönör yaptılar, bana da yardımcısı olmamı teklif ettiler. "Yabancı varsa olmaz" demiştim, geri adım atmadım. Ben reddedince göreve Fatih Terim geldi. Şimdi geriye baktığımda anlıyorum ki Türkiye'de idealist olmanın pek faydası yokmuş!
KAFAMA SİLAH DAYADIĞIM DOĞRU
Antalyaspor küme düştüğünde "intihar edeceğim" deyip silah dayamışsınız kafanıza. Gerçek mi bu?
- Oldu öyle bir şey. Menderes Türel benim çok değer verdiğim biriydi. Onun tavrı beni çok üzdü. Oyunla alakalı değil intihara teşebbüs sebebim. Kişisel bir hayal kırıklığının sonucuydu.
Gider misiniz psikoloğa?
- Gitmedim hiç ama gidebilirim. Tam psikologluğum aslında. O olaydan beri geceleri uyumakta zorlanıyorum.
En çok kimden korkuyorsunuz?
- Tanrı'dan. 

Bu haber toplam 3904 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri