Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Emre Uslu'dan çarpıcı CHP iddiası

19.06.2011 02:00
Taraf yazarı Emre Uslu, bugünkü yazısında CHP'de seçim sonrasında başlayan kavgayı analiz etti. Uslu, Süheyl Batum'un yaşananlar karşısında neden sessiz kaldığını da

Taraf yazarı Emre Uslu, bugünkü yazısında CHP'de seçim sonrasında başlayan kavgayı analiz etti.

Uazısında Kılıçdaroğlu'nun bir proje kapsamında CHP'nin başına getirildiğini belirten Uslu, Kılıçdaroğlu'na karşı başlatılan darbe girişimine Süheyl Batum'un neden sessiz kaldığını da sordu.

İşte Emre Uslu'nun o yazısı...

CHP’de darbe girişimi: Süheyl Batum neden suskun?

Beklendiği gibi seçim sonrasında herkes CHP’yi konuşmaya başladı. Herkes Kemal Kılıçdaroğlu’na yükleniyor, Gürsel Tekin göğsünü siper etmiş genel başkanını savunuyor. Benim gözlerim Süheyl Batum’u arıyor ama kendisi henüz ortalarda yok. Oysa Batum da en az Gürsel Tekin kadar bu partinin genel başkan yardımcısı ve Kılıçdaroğlu ile yönetime gelmiş biri. Dahası Tekin’in aksine Batum CHP geleneğinden de gelen biri değil. Onun CHP’ye gelişi tam anlamıyla Kılıçdaroğlu’nun inisiyatifi ile mümkün olmuştu. Şimdilerde kendisini o konuma getiren kişi saldırı altındayken nedense Batum ortalarda görünmüyor.

Bu hâl bana eski bir yazımı hatırlattı. Hani TGB’li gençleri İzmir Belediyesi’nin finansörlüğünde organize edip Başbakan’ın üstüne saldığını yazdığım yazı. O yazı çok ses getirmişti. O yazıda dile getirdiğim İzmir Belediyesi-TGB ilişkisi daha sonra yapılan bir operasyonla açığa çıkmıştı. Konunun bu kısmını 11 mayıs tarihli yazımda yazmıştım. (bkz. CHP’nin çılgın projesi: Her köftehora bir köfte)

Aynı yazıda, “Doğruluğunu tam teyit edemesem de seçimden sonra CHP içinde Kılıçdaroğlu’na karşı darbe girişimi başlatılacak” iddiasını da gündeme getirmiştim. Batum bu iddiamın üzerine yeri göğü inletmiş bana dava açmıştı. Şimdi gelinen noktada bakıyorum da Kılıçdaroğlu’na darbe girişimi had safhaya ulaşmış, iddialara göre 400 delegeden imza toplanmış ve Kılıçdaroğlu için tamtamlar çalınmaya başlanmış ama Batum’dan tıs yok. “Durun kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak,” diyemiyorsa bile insan kendisinden Ahmet Arif gibi “Vurun ulan, Vurun, Ben kolay ölmem. Ocakta küllenmiş közüm, Karnımda sözüm var” demesini bekliyor ama heyhat nerde o yiğitlik...

Diyemez de, çünkü benim gibi o da biliyor ki Kılıçdaroğlu o koltuğa bir proje kapsamında getirildi ve projenin ikinci ayağı da seçimden sonra yerine başkasının getirilmesiydi. CHP’yi iyi bilen dostlarım “Bu süreçte Batum’un da kellesi isteniyor” diyor. Haklı olabilirler. Ben Batum’un sessizliğini kendisine pozisyonlardan pozisyon belirleme sessizliği olarak okuyorum. Ayrıca tv’lerde Ergenekon avukatlığı yapmış değerli bir profesörün parti içi çekişmelere kurban verilmeyecek kadar önemli olduğunu ve “konsey”in de o anlamda vefalı olduğunu kayda geçirmek isterim. Bence tam da bu nedenlerle Batum CHP’de olan bitene ses çıkarmıyor.

Kılıçdaroğlu ve tabii ki Gürsel Tekin akıllı davranıp bu projeyi boşa çıkartabilirler ama işleri çok da kolay değil. Ben naçizane seçimden sonra valla billa Kılıçdaroğlu’na karşı bir planının içinde olmam mealinde beyanlarla hançeresini yırtan Süheyl Batum’dan cılız da olsa “Durun beyler adamcağıza bir şans tanıyın” tarzında bir itiraz bekliyorum tutarlılık adına...

CHP’de olanları, TGB’li gençlerin nasıl bir yeraltı operasyonuyla Başbakan’ın peşine salındığını ve bu gençlerin hangi belediye imkânlarıyla finanse edildiğini 11 şubat tarihinde yazmış ve yazdıkları daha sonra birer birer doğrulanmış bir yazar olarak sanırım şimdi CHP’de neler yapılmaya çalışılıyor konusunda iki satır söz söyleme hakkına sahibim.

CHP’nin başına Kılıçdaroğlu’nun getirilmesi aslında “havada ikmal” tarzında bir operasyondu. Kılıçdaroğlu kendisi de bunun farklındaydı. Havada ikmal doğası gereği hassas bir operasyondur ve son derece kontrollü bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekir. Uçaklardan biri koordinasyonu bozacak hamle yaparsa sonuç hüsranla bitebilir. Kılıçdaroğlu operasyonu “kontrollü” bir seçim stratejisini gerektiriyordu. Yani CHP’nin oyları arttırılacak ama CHP seçimde siyasi vaatler noktasında ileri gitmeyecekti. 600 liralık aile sigortası gibi ekonomik vaatlerle halk ikna edilmeye çalışılacak CHP’deki laiklik vurgusu düşürülecek ama bunun ötesine gidilmeyecekti.

Kılıçdaroğlu ve ekibi bu çerçevede bir süre kontrollü bir şekilde kampanyayı yürüttüler. Hatta Kılıçdaroğlu bu süre içinde “Kürt” ve “Alevi” kelimesini ağzına bile almadı. Bir ara “Horasan’dan gelen bir Türk boyundan olduğunu” bile iddia etti. Ancak seçimler sürecinde hızını alamayıp “özerklik” deyince “yeni anayasa taslağı” hazırlatınca ipi çekildi Kılıçdaroğlu’nun. Bütün planını “AKP az oy alsın ve Anayasa’yı değiştirmesin” üzerine kurmuş bir “konsey” Kılıçdaroğlu’nu referandumda Anayasa’daki değişimlerin karşısına dikmiş ve karış karış yurdu dolaştırmıştı. Referandum’da darbe anayasasını savunan Kılıçdaroğlu seçimlerde yeni anayasa sözü verince “konsey” ile ters düştü. Bu nedenle de gönderilecek. Gönderilecek çünkü onu o koltuğa getirenlerin temel bir isteği mevcut sistem ile oynanmaması hele Anayasa değişikliğine asla izin verilmemesi. Oysa Kılıçdaroğlu bunun tam tersini söylüyor ve Anayasa değişikliği konusunda “konsey”in tersine ama toplumun beklentileri yönünde tavır aldı. CHP’de olan tartışmalar yeni anayasa talepleri ile beraber okumazsak yanlış okuruz kanaatindeyim. Yeni anayasa istemeyenler sonunda CHP’ye gelecekler ve Kılıçdaroğlu’nun verdiği sözleri CHP tarihinden silecekler. Eğer Kılıçdaroğlu ve ekibi kazanır ve pozisyonunu korursa o zaman Türkiye ve CHP gerçek bir değişim sürecine girecek...

Kılıçdaroğlu bir nevi Adnan Polat sendromu yaşıyor. Onun evinde ve seçim arenalarında Başbakan ıslıklatıldı, Başbakan’ın peşine gençler takılıp yumurtalar attırıldı şimdi ise biraz da çizgiyi geçtiği için gönderiliyor. Durumun özeti budur. 

Bu haber toplam 2248 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri