Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Engin Ardıç'tan Hürriyet yazarına çok sert tepki

19.10.2015 16:57
Sabah gazetesi yazarı Engin Ardıç hükümetin Suriye politikasını eleştiren Hürriyet gazetesi yazarı Mehmet Yakup Yılmaz'a çok sert karşılık verdi.

Ardıç 'Damperli' başlıklı yazısında tarihte yaşananlardan da örnek vererekHatay sorunundan bahsetti...

İşte o yazı;

Damperli

Davutoğlu'na saldırıyorlar, birkaç yıldır hep yapıyorlar bunu: Türkiye'yi Ortadoğu'ya bulaştırmış!
Sanırsın ki Türkiye Karayip Adalarıdolaylarında bir yerdeymiş de almış buraya getirmiş...
'Atatürk zamanında ne güzel Ortadoğu'yu yok sayıyorduk, sırtımızı dönmüştük'diyorlar.
Evet, Hatay'ı hiç istememiş ve almamıştık mesela!... Atatürk hasta haliyle bizzat gidip Antakya dağlarında, yani o zamanki Suriye topraklarında bir gerilla savaşı başlatmayı da düşünmemişti. (Hatay'ı istememiş olan İsmet İnönü'dür, Fransa'yla papaz olmaktan korkuyordu. Bunu biliyor muydunuz milliyetçiler?)
O zamanlar Ortadoğu bir İngiliz ve Fransız sömürgesiydi, paylaşılmıştı. Bulaşmak, emperyalizmle yeni bir kavgayı göze almak demekti. (Hatay'ı ancak 'Fransa kötüleyince' koparabildik.)
Evet, o zamanlar Araplar'da bize yatırım yapacak milyarlarca dolar da yoktu, sırt çevirmek kolaydı.
Ortada bir İsrail de yoktu, Filistin meselesi de.
Bu Ortadoğu, o Ortadoğu değildir.
Bu arada, Davutoğlu'nu eleştirenler arasında 'Ermeniler'e yaptığımız gibi Kürtler'i de Suriye'ye sürelim' diyenler bile görüldü ama (Mümtaz Soysal) bu da İttihatçılık'ın şanından olsa gerekti! Adamlar 1915'ten 2015'e gelemiyorlar ki bir türlü... (Bu Ortadoğu'ya bulaşmak sayılmıyor.)
Oysa şimdi, imparatorluktan ayrılmak isteyen Arap milliyetçilerini 'üçer beşer sallandıran' adamın torunu, bu kez cumhuriyetten ayrılmak isteyen Kürt milliyetçilerini destekleyebiliyor... Bu Ortadoğu'ya bulaşmak sayılmıyor.
Davutoğlu'nu, Türkiye'yi Avrupa ile Ortadoğu arasında bir 'tampon devlet'yapmakla suçluyorlar.

Türkiye Cumhuriyeti hep bir tampon devletti.
Sovyetler'le Batı arasında...
Bu, 1946'dan sonra, hele NATO'nun kurulması (1949) ve bizim de girmemizden sonra (1952) iyice böyleydi. Bir savaş durumunda Amerika, Türkiye'den "ilk 24 saat dayanmasını" bekliyordu. Bize biçilen görev buydu.
Peki daha önce tampon değil miydi?
Daha 1923'te bile öyleydi.
Dönemin en büyük emperyalist gücü İngiltere, Doğu Akdeniz'de, çiçeği burnunda Sovyetler'le Avrupa arasında bir tampon istiyordu.
Bu göreve Yunanistan adaydı ve pek de gönüllüydü. Fakat Yunanistan, çapının yetmeyeceğini, bu işin "altından kalkamayacağını" kanıtladı.
İngiliz yönetiminde iki kanat vardı: Mutlaka Yunanistan'ı desteklemek isteyen hükümetle (Lloyd George), Türk milliyetçilerine de bir şans tanımayı düşünen gizli servis...
Savaşı Türkler kazandılar, tampon devleti de onlar kurdular. Anadolu da Boğazlar da bize kaldı. Böylece, Kafkaslar'da ayrıca bir tampon oluşturulmasına da gerek kalmadı ve Azerbaycan gibi ülkeler kaderlerine, yani Sovyet boyunduruğuna terkedildiler.

Çıplak karı resimlerine bakacağına tarih oku Mehmet Yakup.

 
Bu haber toplam 1022 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri