Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Erdoğan izin alabilirse Suriye'yi kendisi vurur!

11.05.2013 00:10
Çözüm sürecine yönelik bazı endişelerinin olduğunu söyleyen Kamalak, çözümün tek adresinin besmelede yattığını söyledi

Kamalak, çözüm sürecine ilişkin endişelerini dile getirdi…

Kamalak: Çözümün Tek Adresi Besmele...


Çözüm sürecine yönelik bazı endişelerinin olduğunu söyleyen Kamalak, çözümün tek adresinin besmelede yattığını söyledi. Milletin bin yıldır okullara besmele ile başladığını hatırlatan Kamalak, son dönemdeki uygulamalarla milletin arasının açıldığını söyledi…

“1994 yılında Hocamız, ‘Bre gafiller diyordu, Çanakkale’de vücutlarını birbirine siper eden şehitlerin torunlarını yanlış uygulamalarla birbirine düşürdünüz. Bu milletin çocukları bin yıldan bu yana okula başlarken besmele-i şerife ile başlardı. Siz bunu değiştirdiniz, yerine ırki kavramlar koydunuz, ayrımcılık yaptınız’ diyordu”

Başbakanımız dışarıdan izin alsa İsrail’den önce kendisi vuracaktır zaten. Tırnak içinde söylüyorum, izin alabilse kendisi vuracak”

“Meclisten beklediğimiz şey milletin de yıllardır beklediği yeni bir anayasayı çıkarması ve uzlaşmalarıdır. Ülkeyi yıllardır kana bulayan terör belasını def etmeleri için bir araya gelmeleridir beklentimiz. Yoksa kendi çıkarları için bir araya gelmeleri, milletin haklı olarak tepkisini çekiyor”

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, iki günlük strateji kampı sonrası dün yaptığı açıklamada, uygulanan ekonomik politikalar başta olmak üzere, Suriye politikası, çözüm süreci ve vekillere yapılacak olan yeni yasal düzenlemelere ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Partisinin Genel Merkez Konferans Salonu’nda konuşan Kamalak, çözüm sürecine yönelik partisinin endişelerini dile getirdi. Kamalak, “Duamız, arzumuz sürecinin başarıya ulaşması yönündedir. Ama endişelerimiz var. Çünkü, geçtiğimiz aylarda BDP’li vekiller PKK’lılarla kucaklaştı. Sayın Başbakanımız, gürledi, idamdan söz etti. Biz o günde söyledik, ‘Sayın Başbakan’ın esip gürlemesine bakmayın, onlara dokunamayacaktır, çünkü onlarla yeni anayasa yapacaktır. Şimdi BDP’den AKP’ye daha yakın grup var mı. Ne yazık ki dediğimiz çıktı” diye konuştu.

Kamalak, ‘tüm dileğimiz, arzumuz yanlış rotada yürünse de, kanın durması, annelerinin gözyaşının silinmesidir’ temennisini dile getirerek, “Peki İmralı’dan kanın durması çıkar mı! İmralı’dan PKK’nın meşrulaşması çıkar. Bir zamanlar bu ülkede terör yoktu. Bu noktalara getirilen terör, bizim kanaatimizce köklü tedbirler alınmadığı sürece, zaten sınırın öbür tarafından bekliyor. Gerçekten milli bir barış isteniyorsa, terörün silahlandıran güçler bertaraf edilmelidir” dedi.

Kamalak, sürece ilişkin görüşlerini şöyle devam ettirdi:

“Biz diyoruz ki bataklığa dikkat edin. Ciddi anlamda bu alanda en ağır bedeli ödeyen parti biziz. 1994 yılında Hocamız, ‘Bre gafiller diyordu, Çanakkale’de vücutlarını birbirine siper eden şehitlerin torunlarını yanlış uygulamalarla birbirine düşürdünüz. Bu milletin çocukları bin yıldan bu yana okula başlarken besmele-i şerife ile başlardı. Siz bunu değiştirdiniz, yerine ırki kavramlar koydunuz, ayrımcılık yaptınız’ diyordu. Aradan şu kadar zaman geçti, zaman yine Milli Görüş’ü doğruladı. Çünkü, Milli Görüş kendi çıkarı için, siyasi mülahazalarla hareket etmiyor”

ERDOĞAN İZİN ALABİLSE KENDİSİ SURİYE’Yİ VURUR

Kamalak, İsrail’in Suriye’ye geçtiğimiz hafta yaptığı hava saldırısını da kınadıklarını söyleyerek, Erdoğan’a yüklendi. Kamalak, “Başbakanımız dışarıdan izin alsa İsrail’den önce kendisi vuracaktır zaten. Tırnak içinde söylüyorum, izin alabilse kendisi vuracak. Kısacası Suriye’de, Irak’ta Ortadoğu’da BOP adım adım işlemektedir. Bunun nihai amacı da Büyük İsrail Devleti’dir. Tıpkı İttihat ve Teraki’de olduğu gibi Türkiye’nin bölünmesi için bir savaşa girmesi lazım. Suriye senaryosu bu maksatla hazırlanmış bir senaryodur. Eğer Türkiye böyle bir bataklığa saplanırsa bölünür Allah korusun. İsrail’in Suriye saldırıları tahrik içindir, bir savaş çıksın istiyor” uyarısını yaptı.

KENDİ ÇIKARLARINIZ İÇİN DEĞİL, MİLLETİN ÇIKARLARI İÇİN TOPLANIN

Milletvekillerine yönelik yapılacak yeni özlük hakları düzenlemesine de tepki gösteren Kamalak, vekillerin kendi sorunları için değil milletin sorunları için bir araya gelmeleri gerektiğini söyledi. Kamalak, “Türkiye’nin böylesine kritik bir dönemden geçtiği bir zamanda, milletvekillerinin kendi özlük haklarını artırıcı konuda kanun çıkarmalarını uygun bulmuyoruz. Bir gündem saptırması vardır. Meclisten beklediğimiz şey milletin de yıllardır beklediği yeni bir anayasayı çıkarması ve uzlaşmalarıdır. Ülkeyi yıllardır kana bulayan terör belasını def etmeleri için bir araya gelmeleridir beklentimiz. Yoksa kendi çıkarları için bir araya gelmeleri, milletin haklı olarak tepkisini çekiyor. Bu düzenlemeler kabul edilemez bir durumdur” eleştirisini yaptı.

ÇEVREMİZDE KOMŞU KALMADI

Ülkenin dış politikasına ilişkin de görüşlerini açıklayan Kamalak, “Hükümetin özgün bir dış politikası yoktur. Güdümlü bir dış politika vardır. Ana hatları Amerikan politikasına adapte edilmeye çalışılmaktadır. Bundan yüce milletimize hayır gelmeyeceği açıktır. Hükümetin dış politikası Suriye’de açıkça ortaya çıkmıştır. Komşularla sıfır problem diyerek yola çıkan iktidar ne yazık ki problemsiz komşu bırakmamıştır. Neredeyse düşman haline gelmediğimiz komşumuz kalmamıştır” dedi.

Ekonomik politikalara ilişkin de eleştiriler dile getiren Kamalak, “Nüfusun büyük bölümü gelirden yüzde 6’lık bir pay alırken, üst kesim geri kalan oranın büyük bir bölümünü alıyor. Bu durum anormal gidişin bir normal sonucudur. İktidar iş başına geldiği zaman işsizlik oranı yüzde 6’lardaydı. Şimdi ise yüzde 10.6’ya çıkmıştır. İşsizlik oranında sürekli bir artış söz konusu. Ne demek bu. İşsiz insan milli gelirden pay alamayan kişidir. Eşine mutfak harçlığı veremeyen kişidir. Ülkeyi tüketim ekonomisinden çıkarıp yatırım ekonomisine yöneltilmesi gerekiyor” dedi.

Kamalak, hükümet yetkililerinin ülkenin borcunun sürekli azaldığını söylediğini hatırlatarak, “Ne yazık ki borç da sürekli artmaktadır. 650 milyar dolara ulaşmış durumdadır. Bu da gelir dağılımını bozan bir diğer sebeptir. Vergilerin büyük bölümünü de fakir fukara vermektedir. Faizin temel sonucu da alt tabakadan üst tabakaya gelir aktarımı yapılıyor. Bu da gelir dağılımını bozuyor. Fakirler ile zenginler arasındaki mesafe açılmaktadır” eleştirini yaptı.

Bu haber toplam 1824 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri