Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Erdoğan'dan ABD gezisi sonrası açıklamalar

21.05.2013 22:42
Erdoğan, yeni anayasa için referanduma gidilmesi halinde milletten evet oyu alabileceklerine inandıklarını söyledi.

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD'deki resmi temaslarının ardından geldiği Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi'nde basın toplantısı düzenleyerek, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Başakan Erdoğan, "Reyhanlı'daki bombalı saldırılara ilişkin yürütülen soruşturmada son aşama nedir? Hatay'a gidecek misiniz? Tarih belli mi?" sorusu üzerine, gözaltına alınan 18 şüpheliden 12'sinin tutuklandığını hatırlattı.

Başbakan Erdoğan, Hatay'a ne zaman gideceği konusunda bir tarih belirlenmediğini kaydederek,  "Arkadaşarımızla MKYK ve MYK toplantılarında görüşüp, tarihi belirleyeceğiz" dedi.

Bir gazetecinin, "Referandum konusunda yeni anayasa dışında bir seçenek olarak mevcut anayasada değişiklikler öngören bir paket söz konusu olabilir mi?" sorusu üzerine Erdoğan, bazı değişiklikleri öngören adım atılabileceğini söyledi.

Ancak burada da iki yol olduğunu aktaran Erdoğan, şöyle devam etti: 

"Bu yollardan biri 330'dur. Bir diğeri de anayasa değişikliğinde müşterek hareket edilmesi halinde dayanışmaya girecek muhalefet partisidir. Şu anda ana muhalefet bu işe sıcak bakmadığına göre, diğer muhalefet partileri sıcak bakmadığına göre o zaman sadece olsa olsa şu olabilir; muhalefet partileri kendilerini kilitlemez de bundan şunu açıkça kastediyorum, yani kendi milletvekilini parti genel merkezine kilitlemez serbest bırakırlarsa o zaman biz bir tasarıyı parlamentoya sunabiliriz."

Erdoğan, tasarılarının, muhalefet partilerinin milletvekillerinin serbest bırakılması halinde atılacak bir adımla belki referandum yolunu açabileceğini ifade ederek, "Referandum yolunu açması halinde ben milletimden 'evet' oyu alabileceğimize inanıyorum. Çalışmamız var ve bu çalışmamızı netleştirip böyle bir adımı da atabiliriz. Burada herhangi bir sıkıntı yaşayacağımızı zannetmiyorum. Ancak önümüz açık, şimdilik 'biz işimize bakalım' diyoruz. Sayın Meclis Başkanımızın anayasa çalışmalarıyla ilgili nihai kararı tabii önemli, o da parlamentonun şu anda dönem sonunu beklemek durumundayız. O karardan sonra da gerekli adımlar atılır" diye konuştu.

"Hepsi hayal"

Erdoğan, "2014 yılında sizin cumhurbaşkanlığına aday olacağınız, partinin genel başkanlığına da AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'un getirileceği yönünde iddialar var. Nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna karşılık, bunların hepsinin hayali şeyler olduğunu belirterek, "Bunlar, sağır duymaz uydurur, kabilinden şeyler. Sağır kardeşlerime tabii hakaret olmasın. Bizim burada partimizin yetkili kurulları var. Partimizin yetkili kuralları bu konuyla ilgili ne tür bir karar verirse bu karara uyulur. Partimizin derdiyle dertlenmeyenlerin bu konuda yapmış oldukları açıklamalar sadece durgun suyu bulandırmaktan başka bir şey değildir. Böyle bir şey de gündemimizde asla yok. Bunun vakti saati geldiğinde kim nereye aday olur veya kim nereye görevlendirilir, bizim partimizde biraz da bu ilkeler vardır ve partimiz yaptığı görevlendirmelerde de bugüne kadar hep başarılı olmuştur. Talip olmaktan çok matlup olmak çok daha isabetlidir. Yolumuz budur."

"Nereden girdiyseler bunlar oradan çıkacaklarını bilirler"

Başbakan Erdoğan, "PKK'nın 8 Mayıs'ta geri çekileceği açıklanmıştı. Başladığı da söyleniyor size gelen bilgiler ne yönde?" sorusuna ise şu yanıtı verdi:

"Bu tarih vesaire, bunları daha önce biliyorsunuz ben yanlış buldum. Bir defa bu tür şeyler, 'şu tarihte çekiliyoruz, şu yoldan çekiliyoruz, şuralardan çekileceğiz', bu tür açıklamalar bir defa tamamıyla bu uygulamanın ne denli yanlış olabileceğinin bir itirafıdır, ifadesidir. Nereden girdiyseler bunlar oradan çıkacaklarını bilirler. Bu aslında güvenlik güçlerimize karşı çok farklı bir spekülasyondur. İşte yavru muhalefetin yaptığı gibi de 'suç duyurusunda bulunuyoruz' filan gibi onlara zemin hazırlamaktır. Böyle bir tuzağın içerisine, böyle bir zemine bu iktidar düşmez. Biz hukuk devleti içerisinde yapılan ne ise sadece onu yapıyoruz. Yapmaya devam edeceğiz."

"Ziyaret isabetli oldu"

Bir gazetecinin, "ABD ziyaretinizin gündem maddesi Suriye'ydi. Görüşmeler sonucunda Suriye konusunda şu anda hangi noktaya gelindi?" sorusuna Erdoğan, şu yanıtı verdi: 

"Bunları daha çok ağırlıklı olarak uygulamada, attığımız adımlarda göreceğiz ve bununla ilgili şu anda bir çalışmanın içerisindeyiz. Şu ana kadar yaptığımız çalışma ağırlıklı, lojistik destek istikametinde olmuştur. Bu lojistik desteği de bugüne kadar nasıl sürdürdüysek aynı şekilde sürdürüyoruz ve sürdüreceğiz. Bu kararlılık devam ediyor ama bu lojistik destekte dahi dünyanın buna seyirci kalması doğru değil. Temennim odur ki; burada ABD gibi ülkelerin lojistik desteğe sahip çıkması, muhalif güçleri daha da güçlü hale getirecektir. Bu seyahatimizde bunun da ipuçlarını gördük. Bundan dolayı isabetli bir ziyaret oldu diyebilirim." 

"Çekirdekten geliyorum"

Başbakan Erdoğan, "Türk basınında Suriye konusunda Obama'nın çizgisine yaklaştığınız yorumları yapıldı. ABD'nin Suriye konusunda Türkiye'yi yalnız bıraktığını düşünüyor musunuz?" sorusunu, "Sayın Obama'nın bu konudaki çizgisi nedir? Onu da sormak gerekir o zaman. Onu da öğrenirsem, o zaman bizim o çizgiye yanaşıp yanaşmadığımız çok daha net ortaya çıkar" diye cevapladı. 

Türkiye'de Başbakanlık süresinin 10,5 yıl olduğunu, siyasetteki süresinin de 40 yılı aştığını anlatan Erdoğan, "Çekirdekten geliyorum. Kendimize ait olan çizgiyi de bugüne kadar değiştirmedik. O çizgimizi aynen koruyoruz. Bu tür yaklaşımlarda bulunanların benim çizgimi daha iyi tespit etmeleri lazım. Ona göre bu tür açıklamalarda bulunurlarsa daha isabetli olur" ifadelerini kullandı. 

"Aynen sizin gibi düşünüyorum" 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bir gazetecinin "Suriye'nin Kuseyr kasabasında çok ciddi çatışma var. İran Hizbullahı'nın da devreye girdiği biliniyor. Sizce bu dış müdahale değil mi?" sorusu üzerine, şunları söyledi: 

"Aynen ben de sizin gibi düşünüyorum. Türkiye'nin muhalif güçlere lojistik destek vermesini dış mühadale olarak yorumlayanlar, bizzat Suriye'nin içinde savaşa katılanlar hakkında aynı yorumu yapmıyorlar. Orada sadece Hizbullah yok. Hizbullah'ın dışında başka güçler de var. Şu anda bizzat Suriye'nin içinde savaşıyorlar, silahlı güçler olarak orada bulunuyorlar. Bunu ne ile izah edecekler? Bunu en güzel şekilde yansıtması gereken yazılı ve görsel dünya medyasıdır. Bunu açıklaması lazım. Suriye içinde hangi örgütler var veya hangi ülkelerin örgütleri var? Bunun açıklanması lazım. Türkiye'nin orada şu anda herhangi bir silahlı gücü varsa çıksınlar açıklasınlar." 

"Yargı ortaya çıkaracaktır"

Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanlığını yürüten bir insana, bu ülkenin siyaseti içerisinde yer alan veya almayan hiç kimsenin "katil" sıfatını yakıştıramayacağını kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu: 

"Bizim bu noktada abdestimizden şüphemiz yok ki, namazımızdan şüphemiz olsun. Bu konularda rahatız. Bu ülkede kimin katil olduğunu, kimin katillerle işbirliği halinde olduğunu yargı ortaya çıkaracaktır. Yani adeta PKK yandaşlarını, DHKP-C örgütünün içerisinde olanları ve onların yandaşlarını savunan ve onlarla ilgili çok açık net adeta 'Ben de gider oraya üye olurum, nerede o örgüt' diyen kişi kimdi? Ben değilim. Kılıçdaroğlu'nun kendisidir. Bunların hepsi kayıtlarınızda, arşivlerinizde var. Tablo bu... 

İşte bu adam kalkmış, bu tür hakaretlerde bulunuyor, tamamiyle şirazesinden çıkmış vaziyette. Bakın gidiyor Avrupa'da, bizleri oraya şikayet etme yoluna gidiyor ve sosyal demokratların oradaki lideri durumunda olan kişi de kendisine daha önce verdiği randevuyu iptal ediyor. Niye? 'Gelip buradaki tablonun önünde bir ülkenin Başbakanı hakkında bu tür yakıştırmalarda bulunamazsınız' diyor ve bu görüşmeyi iptal ediyor. Daha sonra 'Ben iptal ettim' diyerek, orada da dürüst davranmıyor. Onun üzerine Swoboda da geniş bir açıklama yaparak işin aslını ortaya koyuyor. Böyle bir insanın, bu tür yaklaşımlarını, açıklamalarını, kaale almak Türkiye'ye zaman kaybettirmektedir. Ben şu anda CHP'nin içine düştüğü durama üzülüyorum. Çünkü, Türkiye'de böyle bir muhalefet olmamalıydı. Zira demokrasi güçlü muhalefetlerle güç kazanır. Böyle zayıf muhalefetle demokrasi de zaafa uğruyor."

Bu haber toplam 1744 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri