Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Erdoğan'dan Esad'a ve BDP'ye sert uyarı

15.11.2011 15:03
Başbakan Erdoğan TBMM Parti grubunda Milletvekillerine hitap etti. Van'da yaşananlar, KCK ve Suriye olayları Erdoğan'ın gündemindeydi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Üzülerek söylemeliyim ki belediyelerimiz bu kadar olumlu manzaraya rağmen imkansızlıklarla ve iktidar baskıyla cebelleşerek ayakta durmaktadır'' dedi.

Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Akdeniz kıyı şeridi boyunca ekonomik ve toplumsal gelgitlerin siyasal yönetimleri sarstığını ve iktidarların dayandığı temelleri peşi sıra aşındırarak istifa rüzgarlarına ivme kazandırdığını ifade etti.

Hem Türkiye'deki, hem de içinde bulunulan geniş coğrafyadaki gerilimlerin ve kaygı verici sürecin birçok şeyin habercisi olması bakımından son derece kayda değer olduğunu ifade eden Bahçeli, ''Elbette deprem felaketi, etnik bölücülüğün şirret eylemleri ve ekonomideki belirsizlikler kendi içimizde üzerinde kafa yormamız gereken bazı sorun alanları olarak dikkat çekicidir'' diye konuştu.

MHP'li belediyelerin faaliyetlerine de katıldığını anlatan Bahçeli, ''Gördüğüm kadarıyla ve aldığım bilgiler çerçevesinde diyebilirim ki MHP'li belediyeler yerel yönetimlerde bir marka olmuş ve partimize gönül veren insanımızı hiç yüz üstü bırakmamıştır'' açıklamasında bulundu.

Özellikle Manisa Belediye Başkanı'nın çalışmalarını memnuniyetle izlediğini anlatan Bahçeli, şöyle devam etti:

''Hükümetin çok konuşan ve gözünden yaşları hiç eksik olmayan bir bakanının, belediyemizin üç yılda yaptığı hizmetleri küçümseyen, önemsizleştiren tavırları, şüphesiz Manisalı kardeşlerim nezdinde itibar görmeyecektir. Bizim ziyaretimizden hemen sonra apar topar Manisa'ya gelerek, gıybet ve bühtanda ne kadar maharet sahibi bir şahsiyet olduğunu ispat eden bu siyaset meddahının, Manisa belediyemizle değil Deniz Feneri'nin sebep olduğu yolsuzluk batağıyla uğraşması kendisi açısından gayet yerinde olacaktır.

Başbakan'ın, onbirinci ayın onbirinde ülkemizin dört bir tarafında gerçekleştirdiği sanal yüzonbir tesisin açılış sayısına ulaşılmadıysa da belediyelerimizin gerçekçi, ayakları yere basan ve umut tacirliğine prim vermeyen çalışmaları bizim için onur vesilesi olmuştur. Hızını alamayan bazı AKP'li bakanların, tıpkı Başbakanları gibi, oturdukları yerden açılışlara devam edecekleri ve sırada da 98 tesisin bulunduğu anlaşılmaktadır. Başbakan Erdoğan ve arkadaşları; bırakın hayal pazarlamacılığına, ipe sapa gelmez vaatlere devam etsinler.''

''Üzülerek söylemeliyim ki belediyelerimiz bu kadar olumlu manzaraya rağmen imkansızlıklarla ve iktidar baskısıyla cebelleşerek ayakta durmaktadır'' diyen Bahçeli, ''belediye yönetimlerinin güçlüklerle sindirilmeye, caydırılmaya ve vazgeçirilmeye çalışıldığını'' öne sürdü. 

''MHP'li belediyelerin AKP'nin hücumuna uğradığını'' ileri süren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Takdir edersiniz ki bu tablo Türk milletinin tercihine, kararına açıkça saygısızlık ve hakarettir. Zannedersiniz ki, Türkiye AKP tarafından işgal edilmiş ve bundan dolayı AKP dışındaki her kesim düşman muamelesine tabi tutulmuştur. Nitekim, MHP'li belediyeler çalıştıkça AKP rahatsız olmaktadır. MHP'li belediyeler hizmet yarışında arayı açtıkça AKP iktidar silahını ahlaksızca üzerimize çevirmektedir. MHP'li belediyeler yörelerini eserlerle buluşturdukça AKP kıvranmaktadır. Bundan dolayı partili belediyelerimiz zulüm ve iftira oklarının hedefindedir. Ismarlama şikayetlerin, mesnetsiz ihbarların, hayali suç isnatlarının ve uydurma iddiaların odağındadır. Belediyelerimiz ilerledikçe; düzmece raporlar tanzim eden işbirlikçi, tetikçi ve köhnemiş AKP müfettişleri iftiralarla karşılarına çıkmaktadır. Organize suç teşekkülü varmış gibi belediyelerimize baskınlar düzenlenmekte, gözaltılar ve tutuklamalar hayâsızca yapılmaktadır.''

-''Çamur atarak...''-

''AKP, kendi yönetimi altında bulunan ve yolsuzluk çukuruna düşmüş belediyeleri görmezden gelirken hiç vicdanı dahi sızlamamaktadır'' ifadesini kullanan Bahçeli, ''Başbakan Erdoğan'ın yanaşmalarını, yakınlarını ve yandaşlarını koruyan yönetimi, MHP'nin duruşuna, varlığına ve elde ettiği başarılara küstahça tahammülsüzdür. Gözler kör, kulaklar sağır ve sezgiler kurumuştur'' dedi. 

''MHP'li belediyelerin mali haklarının gasbedildiğini, en tabii ve zorunlu ihtiyaçlarının karşılanmadığını'' ileri süren Bahçeli, şöyle konuştu:

''İş makineleri, itfaiye araçları gibi temini gerekli ve acil olan talepler hiç ciddiye alınmamakta ve bir sonuca ulaşmamaktadır. AKP Hükümeti, MHP'li belediyelere ayrımcılığın, tarafgirliğin en acımasız salvolarıyla saldırmaktadır. Partimizi mahalli idarelerde küçük düşürmek, başarısız göstermek ve yetersiz bırakmak için AKP olmadık komplolara, tuzaklara ve eziyetlere başvurmaktadır. Şayet bu yollarla, partimizin ve belediyelerimizin milletimizin gözünden düşeceği ve gönlünden ineceği düşünülüyorsa AKP, gün gelecek yanıldığını bedel ödeyerek ve pişmanlıklar içinde inşallah görecektir. Çamur atarak yakalarındaki usulsüzlük ve hırsızlık kirinden arınacaklarını hesap eden hükümet etme zihniyetinin, kendi dışındaki herkese yönelik bu sistematik mezalimi elbet cevapsız kalmayacak ve bırakılmayacaktır.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Suriye'de Türk bayrağına yönelik çirkin saldırıya ilişkin, ''Şunu buradan Esad yönetimine açık açık ifade etmek istiyorum; Tarih boyunca, yüzlerce yıldır ay yıldızlı Türk bayrağına uzanan her el hiç tereddütsüz biçimde cevabını almıştır, bundan sonra da alacaktır'' dedi.

Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, Suriye'deki gelişmelere değindi. Son günlerde bu ülkede önemli gelişmelerin yaşandığını dile getiren Erdoğan, Arap Birliğinin 16 Ekimdeki toplantısında, Suriye'deki yönetimden bazı şartların karşılanmasını istediğini, Suriye yönetiminin de bunu kabul ettiğini hatırlattı. ''Ne var ki tıpkı bize yapıldığı gibi Arap Ligine de Esad yönetimi tarafından samimiyetsiz bir tavır sergilendi'' diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

''Arap Ligine reformlar konusunda adım atacağız sözünü veren Esad yönetimi adeta operasyonlara, baskılara hız vererek kan akıtmaya devam etti. 12 Kasım'da Kahire toplantısında Arap Ligi, Suriye'nin bu dürüst olmayan, güven vermeyen tavrını değerlendirdi ve aldığı kararları dünya kamuoyuna duyurdu. Arap Ligi, talepler yerine getirilinceye kadar Suriye'nin toplantılara ve çalışmalara katılımını askıya aldı. Suriye'deki sivillerin korunması, şiddetin sona ermesi amacıyla Arap Ligi başta BM olmak üzere ilgili tüm kuruluşlarla ve Suriye muhalefeti ile temas halinde olma kararını da yine bu toplantıda aldı. Arap Liginin Kahire zirvesinde Suriye hükümetine karşı ekonomik ve siyasi tedbirlerin alınması, üye ülkelerin Şam'daki büyükelçilerini çekmesi, Suriye muhalefetinin tanınması da değerlendirildi. Türkiye olarak Arap Ligi'nin aldığı tüm bu kararları zamanlı ve sağduyulu kararlar olarak değerlendirdik ve desteklediğimizi ifade etti.''

-Türk bayrağına saldırı-

Erdoğan, Suriye yönetiminin Arap Birliğine karşı sergilediği samimiyetsiz tavırdan geri adım atmak, verdiği sözleri tutmak yerine maalesef şiddetin boyutunu ülkesindeki yabancı temsilciliklere yönetmek gibi yeni bir yanlışın içine girdiğini söyledi. Erdoğan, şöyle devam etti:

''12 Kasım gecesi, Suriye'deki Suudi Arabistan, Katar, Fransa temsilciliklerine saldırılar gerçekleştirildi. Türkiye'nin de Şam, Halep ve Lazkiye'deki temsilcilikleri, bu saldırılarda hedef alındı. Biz öncelikle bu saldırıları şiddetle kınadık. Suriye'deki diplomatik temsilcilerin güvenliğinin derhal sağlanması çağrısında bulunduk. Ankara'daki Suriye Maslahatgüzarı Dışışleri Bakanlığımıza çağrıldı ve Suriye'ye bir nota tevdi edildi. Ayrıca Şam Büyükelçiliğinde görevli personelin bir kısmı ile aile fertlerinden oluşan 60 kişiyi önceki gün itibariyle tahliye ederek, ülkemize ulaşmalarını sağladık. Bizi asıl üzen nokta, Lazkiye'de bazı kendini bilmezler tarafından kameralar önünde, Türkiye bayrağına yönelik olarak yapılan çirkin saldırı girişimi olmuştur. Şunu buradan Esad yönetimine açık açık ifade etmek istiyorum: Tarih boyunca, yüzlerce yıldır ay yıldızlı Türk bayrağına uzanan her el, hiç tereddütsüz biçimde cevabını almıştır, bundan sonra da alacaktır. Ben şuna da çok eminim, ay yıldızlı Türk bayrağı, Türkiye için milletimiz için ne kadar aziz ve kutsalsa, Suriye'nin kardeş halkı için de en az o kadar aziz ve kutsaldır. Bu, şu andaki Suriye yönetimi için bir anlam ifade etmeyebilir. Ama ben inanıyorum ki gerçek manada, Türkiye'yi kardeş bilen, bizim de onları kardeş bildiğimiz Suriye halkı, yönetimle aynı şeyleri paylaşmıyor. Nitekim karşıt gösterilerde bulunan muhalif kesimde ellerinde Türk bayraklarıyla onlar da meydanlarda dolaşıyor. Hata Türk bayrağının anlam ve önemini, barışın, kardeşliğin ve özgürlüğün sembolü olduğunu, yeryüzünde Türkiye kadar iyi bilecek milletlerden birisi hiç şüphesiz yine Suriye halkıdır. Türk bayrağına yönelik çirkin saldırı, ben inanıyorum ki Suriye'deki bir avuç kendini bilmezin, alçağın, kışkırtmalar neticesinde ortaya koyduğu bir eylemdir.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, ''Erciş il olmalıdır'' görüşüne karşılık, '''Anamuhalefetin Başkanı'nın, yapacağı bir şey yok. Tek şey var; ortalığı karıştırmak,  akılları bulandırmak. Ne diyor, 'Erciş il olmalıdır.' Böyle kolaycılık, böyle bir popülizm olmaz'' dedi. 

Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, Van'da yaşanan depreme değindi. Deprem üzerine bir çok spekülatif çalışma olduğunu belirten Erdoğan, ''Anamuhalefetin Başkanı, yapacağı bir şey yok ya... Tek şey var; ortalığı karıştırmak,  akılları bulandırmak. Ne diyor, 'Erciş il olmalıdır.' Yani il olduğu zaman, Erciş ne kazanacak, bunu filan düşünmüş değil veyahut da Türkiye'nin uygulamaları ortada. Böyle popülist yaklaşımlarla il yapacağız diyenlerin il yaptıkları yerlerin halini biliyoruz, görüyoruz. Ama ilçe dahi olsa, eğer başarılı bir yönetim varsa, oraların da nerelere taşındığını biliyoruz'' diye konuştu.  

Van'ın 2014'te büyükşehir olacağını ilan ettiklerini hatırlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Büyükşehir olduğu zaman mülki sınırlar içinde olacağı için Erciş de büyükşehirin bir ilçesi olacak. Dolayısıyla bugün İstanbul'un, Kocaeli'nin modernleşen, değişen ilçeleri neyse, yarın Erciş de böyle bir ilçe haline gelecek. Altyapısı, üstyapısı, herşeyiyle yoğun bir şekilde orada bir gelişimin olduğunu göreceğiz. Ama bunları hiç düşünmeden, hani ağzı olan konuşuyor ya.. Böyle bir şeye başvurmak suretiyle, 'Bak ben size gayet güzel bir proje ürettim, Erciş il olmalı.' Böyle kolaycılık, böyle bir popülizm olmaz. Nitekim biz bunu Erciş'te vatandaşımıza meydanda  söyleyince, vatandaşımız, ben söylemedim onlar konuştu, 'Başbakanım ağzı olan konuşuyor, siz bunlara bakmayın' dedi. 

Aynı şekilde bir başkası çıktı, 'Burası afet bölgesi ilan edilsin' diyor. Sorun afet bölgesi nedir diye bunu bilmez. Mevcut şu andaki mevzuatımızda siz bir yeri afet bölgesi ilan ettiğiniz zaman orada inşaat yapamazsınız. Oraya mevcut inşaatlarda herhangi bir restorasyona bir çivi dahi çakamazsınız. Ha nedir, belediyeler para kazandıracak ya, O para geldiği zaman ondan da ne yapılacağını biliyorsunuz. Şu anda Van merkezde biz belediyenin yaptığı çalışmaları görüyoruz. Neler yaptığı ortada. Sadece popülizm, sadece ideolojik yaklaşım tarzıyla bakıyorsunuz belediyenin imkanları oralarda kullanılıyor. Biz tabii bütün bunları bir kenara koyuyoruz, ne yapacağız onlara bakmamız lazım. Hamd olsun tüm kurum kuruluşlarla yoğun bir çalışma yürütülüyor.'' 

Erdoğan, mevsim şartlarının işleri zorlaştırdığını belirterek, ''Ama bütün bu zor koşullara rağmen elimizden geleni yapacağız ve inşallah Van merkez olsun, köyleri olsun, Erciş ilçesi ve köyleri olsun buraları çok kısa zamanda çok daha değişik bir yapıya kavuşturacağız. Arkadaşlarıma onu da söyledim; yani işi böyle çok da abartılı anlatmaya gerek yok. Ne yapacaksak bunu konuşalım, bunu anlatalım; herkes de bunu görsün, bunu bilsin. Onun için de şu anda ilk etapta sıkıntıları, çadırlar, konteynerle, prefabrik konutlarla inşallah aşacağız. Ama hedefimiz, Ağustos sonuna kadar kalıcı konutları yapmak, tamamlamak suretiyle, inşallah Van merkezde ve aynı şekilde Erciş'te çok daha farklı bir kentsel dönüşüm değişimi gerçekleştirmiş olacağız'' dedi.

-''Van depremi çok büyük bir imtihan...''-

Başbakan Erdoğan, Van depreminin gerek millet gerekse hükümet için çok büyük bir imtihan olduğunu, bu imtihanı aşmak, başarıyla geride bırakmak için çok büyük bir çaba içinde bulunduklarını vurgulayarak, ''Şunu samimiyetle ifade etmek durumundayım; Van'da bizzat müşahede ettim. Vanlı depremzedeler büyük bir vakarla, sağduyu ve sabırla oradaki çalışmalara yardımcı oluyorlar. Hem 74 milyonun hem de hükümetin çok büyük gayretle çalıştığını kendileri de görüyorlar ve bunun için o sabırlı göstermek suretiyle onlar da bu sürece yardımcı oluyorlar. Vanlı kardeşlerimizin yalnız olmadığını, yalnız bırakılmayacaklarını kendilerine hissettirmek için çok büyük bir çaba içerisindeyiz. Bu çabamız da Vanlı'lar tarafından takdir ediliyor. Gerek Van'da gerek Erciş'te bu hissiyat, heyetimize çok sıcak şekilde ifade edildi'' diye konuştu. 

Van'da yaşanan boyuttaki afetler karşısında eksikliklerde olabildiğine işaret eden Erdoğan, ama bunları aşmak için hızla müdahalede bulunduklarını, eksiklikleri de süratle tamamlamaya çalıştıklarını kaydetti. Erdoğan, son yüzyıl içinde Türkiye'de çok büyük depremler yaşandığını hatırlatarak, 1903'te Malazgirt'ten Van depremine kadar yaşanan büyük depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısını verdi. 

-''Tarihte örneği olmadığı kadar hızlı müdahale edildi''- 

Erdoğan, bu kez tarihte örneği olmadığı şekilde hızlı bir müdahale gerçekleştirildiğini, 252 kişinin, bir kaçının günler sonra enkazdan sağ olarak çıkarıldığını belirterek, ''Bunu sıfırlamak takdir edersiniz ki mümkün değil. Ancak biz her açıdan önlemlerimizi alarak kararlılıkla uygulayarak deprem öncesi ve sonrasına hazırlıklı olarak kayıpları asgariye indirmenin mücadelesi içindeyiz'' dedi. 

Depremde kendilerini farklı hüzünlere sevkeden olaylar da yaşandığına dikkati çeken Erdoğan, Japonya'dan Vanlı depremzedeler için yardıma gelen ama otel enkazında hayatını kaybeden Miyazaki'yi şükranla anarken, annesine, Japon devletine ve Japon halkına minnet ve taziye mesajlarını bir kez daha iletti. Aynı enkazda yaralanan Japon Konai ile kaldığı hastanede telefonla görüştüğünü, kendisinin bugün ülkesine döndüğünü belirten Erdoğan, kendisine de şükranlarını yinelediğini ifade etti. 

Otel enkazında hayatını kaybeden Doğan Haber Ajansı muhabirleri Sebahattin Yılmaz ve Cem Emir'e de Allah'tan rahmet, ailesine, yakınlarına, Doğan Haber Ajansı ve basın camiasına taziye mesajlarını tekrar iletti.    

Bu haber toplam 1556 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri