Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

ERDOĞAN'IN 'KARA KUTU'SUNDAN BAŞBUĞ İDDİASI?

22.08.2013 00:33
"Ya başlar ve bütün cunta kalıntılarını temizler sahili selamete çıkarsınız ya da silahın vesayetinde yaşamaya razı olursunuz. Bir başka ifadeyle darbeyle '-miş gibi' mücadele edilmez."

'Başbakan Erdoğan'ın en yakınındaki birkaç isimden birisi' olduğuna dikkat çektiği Bakan Yazıcı'nın, "Yargıtay aşaması bir geçsin. (Başbuğ ile ilgili) Söyleyeceğim çok şey var yoksa. O davalar (AK Parti'yi kapatma davası) ısmarlama davalardı." ifadelerinin hafife alınmaması gerektiğini belirten Bugün'den Adem Yavuz Arslan, kamuoyunun Başbuğ ile ilgili resmin bütününü bilmediğini yazdı.

"Darbecilikle mücadele yarım bırakılacak bir şey değildir." diyen Arslan,Ergenekon'un şimdiye kadar çözülen kısmının ancak kılcal damarlar olduğuna dikkat çektiği analizinde, "Eğer yarın bir gün Gezi benzeri sokak olayları başlar ve sokakları kontrol edemezseniz elinde silah bulunduranların ne yapacağını öngöremezsiniz." uyarısında bulundu.

Arslan, "Bizimki gibi kırılgan demokrasilerde darbe ortamına sürüklenmek birkaç haftaya bakar. O yüzden Türkiye başladığı ve şu ana kadar iyi getirdiği temizlik harekâtını tamamlamalı." dedi.

İşte Adem Yavuz Arslan'ın o yazısı:

"Başbuğ ile ilgili çok şey söylerim ama..."

Başlıktaki ifade Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı'ya ait. Dün Zaman'da yayımlanan röportajında çok önemli şeyler söyledi.

Öncelikle şunu söylemek lazım: Hayati Yazıcı, Başbakan Erdoğan'ın en yakınındaki birkaç isimden birisi. Bir nevi 'kara kutu'.

Dolayısıyla kıyısından, köşesinden bile olsa anlattıkları şeyleri önemsemek lazım. Bir bakıma bildiklerinin azını konuşup çoğunu sustuğunu düşünebilirsiniz.

Dünya Mısır'da yaşanan vahşete tanık oluyor.

Canlı yayında katliamlar yapılıyor, siviller infaz ediliyor. Tutuklamalar, gözaltılar, faili meçhul cinayetler tam gaz gidiyor.

Yani bizim yakından bildiğimiz, her on yılda bir test ettiğimiz darbe Mısır'da fiilen yaşanıyor.

Malum olduğu üzere Türkiye uzunca bir zamandır darbeciler ve darbe zihniyetiyle mücadele ediyor. AK Parti'nin iktidara geldiği günden itibaren organize olan yapılar meşru hükümeti devirmek için her türlü atraksiyonu yaptılar.

Bakan, dünkü röportajında o döneme ait önemli bir itirafta bulunuyor.

2003 yılının hemen başında kendilerine darbe girişimleriyle ilgili ihbarların ulaştırıldığını ancak 'Bu devirde darbe olmaz' düşüncesiyle önemsemediklerini anlatmış.


Üstelik 2005 yılında darbe toplantısının tutanakları bile kendisine iletilmiş. O da Başbakan'a iletmiş. Yani Başbakan ve yakın ekibi 2005 sonu itibariyle aslında darbe planlarından haberdar olmuş.

Allah'tan birileri o ihbarları ve oluşumları ciddiye almış ve gerekli tedbirleri almış.

Kapatma davası siparişti

Bakan Yazıcı son dönemde ismi çok tartışılan Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ ile ilgili çok net ifadeler kullanıyor.

Bir bakıma polemiklere de noktayı koyuyor.

Şu ifadeler Bakan Yazıcı'ya ait: "Bir kişinin durumuna üzülmek ayrı bir şeydir, kişilerin isnat edilen fiili işleyip işlemediği ayrı bir şeydir. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almak az bir ceza değil. Böyle bir hüküm giymiş kişiyle ilgili konuşmak da çok kolay bir şey değil. Yoksa konuşacak malzemem var, yani bilgim var. Fakat şu anda konuşmayı etik bulmuyorum. Yargıtay aşaması bir geçsin. Söyleyeceğim çok şey var yoksa. O davalar (AK Parti'yi kapatma davası) ısmarlama davalardı."

Daha önce bu köşede birtakım duyumları paylaşmıştım. Bakan Yazıcı'nın bu ifadeleri o duyumları teyit eder nitelikte. Yani kamuoyu Başbuğ ile ilgili resmin bütününü bilmiyor. Kapatma davası da hâlâ sır.

Bakan'ın 'Konuşacak bilgim ve malzemem var' demesini hafife almamak lazım.

Kim bilir belki yakın bir gelecekte sürecin şahitlerinden birileri çıkar ve o yıllarda yaşananları, şahit olduklarını anlatır.

Bana kalırsa da o günü çok fazla beklememeliyiz. Çünkü darbecilikle mücadele yarım bırakılacak bir şey değildir.

Ya başlar ve bütün cunta kalıntılarını temizler sahili selamete çıkarsınız ya da silahın vesayetinde yaşamaya razı olursunuz. Bir başka ifadeyle darbeyle '-miş gibi' mücadele edilmez.

Geride daha ana yapı var

Derdim korku yaymak değil.

Ancak şunu unutmamak lazım; Ergenekon tarzı yapılanmalar hücre esasına göre örgütlenmiş, gizliliğin esas olduğu oluşumlar. Şu ana kadar çözülen, deşifre edilen yapılan olsa olsa kılcal damarlardır.

Geride daha ana yapı var.


Bence hâlâ Ergenekon davası eksik bir soruşturmadır. Ergenekon'un finans ayağına, bürokrasi ve özellikle de güvenlik bürokrasisindeki uzantılarına ulaşılmadı.

Eğer yarın bir gün Gezi benzeri sokak olayları başlar ve sokakları kontrol edemezseniz elinde silah bulunduranların ne yapacağını öngöremezsiniz.

Bizimki gibi kırılgan demokrasilerde darbe ortamına sürüklenmek birkaç haftaya bakar. O yüzden Türkiye başladığı ve şu ana kadar iyi getirdiği temizlik harekâtını tamamlamalı.

Bu haber toplam 1476 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri